Allerjik Hastalıklar

Son güncelleme: 17.03.2011 13:53
  • Allerjik Hastalıklar

    Hastane Rehberi
    Doktor Rehberi
    Eczane Rehberi
    Hastalık Rehberi
    Tıp Sözlüğü
    Şifalı Bitkiler
    İlaç Rehberi
    Saglik Haberleri




    Allerjik Hastalıklar
    Aerolizer (İnhalasyon Kapsülü)
    Akupunktur ve Alerji Tedavisi
    Alerjik Hastalık Gelişiminde Genetik Nedenler
    Alerjik Kişilerin Dikkat Etmesi Gereken Konular
    Allerjen Nedir?
    Allerji Genetik Bir Hastalık mıdır?
    Allerji Nedir?
    Allerji Sözlüğü
    Allerji Tanısı
    Allerjik Rinit Nedir? Nasıl Oluşur?
    Allerjik Rinitlerde Şikayetleri Artıran Faktörler
    Allerjik Rinitlerde Tedavi Prensipleri
    Anafilaksi (Anafilaktik Şok)
    Anafilaksi Tanım, Tarihçe, Sıklık ve Mekanizma
    Anafilaksi: Tedavi ve Koruma
    Arı Alerjisi Olanlara Öneriler
    Arı Allerjisi
    Aspirin İntoleransı
    Astım (Bronşiyal Astma): Astım nedir?
    Astım Tedavisi
    Astım: Tanı (Teşhis)
    Aşı Tedavisi (İmmunoterapi)
    Atopik Dermatit: Genel Bilgiler
    Atopik Dermatit: Tedavi
    Çocuk Alerjik Hastalıklarının Tedavisinde Hekim-Aile İşbirliği
    Çocuk ve Alerji
    Çocuk ve Alerjik Rinit
    Diskus
    Doğal Salisilatlar
    Egzema
    Fiziksel Etkenler ve Ürtiker
    Fotokontakt Dermatit
    Gebelik ve Bronşiyal Astma
    Gıda Allerjisi: Tanı ve Tedavi
    Gıdalardaki Doğal Salisilatlar
    Hava Kirliliği Alerji ve Bağışıklık Sistemi
    Hazne (Chamber-Spacer)
    İlaç Allerjileri: Sorular ve Cevaplar
    İlaç Allerjileri: Tanımlama ve Klinik Bulgular
    İlaçlarla Birlikte Oluşan Alerjik Reaksiyonlar
    İrritan Kontakt Dermatit
    Kaç Çeşit Allerjik Rinit Vardır?
    Kontakt (Temas) Allerjenleri
    Kontakt Dermatit
    Kontakt Dermatitler: Tanı ve Tedavi
    Kortikosteroidlerin (Kortizon) Yan Etkileri
    Kurdeşen
    Küf Mantarları
    Lateks (Doğal Lastik) Allerjisi?
    Lateks Alerjisinde Hangi Tür Reaksiyonlar Görülür?
    Metamizol (Novalgin) Allerjisi
    Nebül ve Nebülizatör
    Ölçülü Doz İnhaler (MDI)
    Rinit (Nezle) Nedir?
    Sistemik Lupus Eritematozus (SLE)
    Solunumsal Alerjenler
    Sulfonamid (Bactrim) Allerjisi
    Temas Dermatiti
    Turbuhaler
    Ürtiker - Anjioödem Nedir?
#17.03.2011 13:36 0 0 0
  • Aerolizer (İnhalasyon Kapsülü)

    Aerolizer astım tedavisinde kullanılan inhalasyon cihazlarından bir diğeridir.
    Uygulanacak olan ilaç cihazın içine yerlestirilen bir kapsül içindedir.

    İlaç ile birlikte taşıyıcı madde olarak laktoz (bir çeşit şeker) bulunmaktadır.

    Kortikosteroid ve bronkodilatör (hava yolu genişletici) ilaç içeren formları vardır.

    Nasıl çalışır, nasıl kullanılır ?

    İlacın kutusundan bir cihaz (aerolizer) ve blister formda bir ambalaj içinde ilaç kapsülleri çıkacaktır.
    Bu kapsüller ağız yoluyla kullanmak için DEĞİLDİR !
    Aerolizerin koruyucu kapağını açınız ve çevirerek açınız.
    Aerolizerin içinde kapsülü yerleştirmek için bir boşluk vardır.

    Kapsülü burya yerleştiriniz.
    Aerolizeri kapatınız ve iki yanındaki mandalları aynı anda bastırınız. Bu işlem ile kapsülün iki yanında delikler açılacaktır.

    Öncelikle nefesinizi boşaltın, cihazı dudaklarınız arasında boşluk kalmayacak şekilde ağzınıza yerleştirinve sonra HIZLI ve DERİN bir nefes alın.

    Solunum hareketi ile (derin nefes alma) kapsülün kenarlarında açılan deliklerden ilaç dışarı çıkacak ve akciğer hava yollarına (bronşlara) ulaşacaktır.

    Bu esnada kapsülün aerolizer içinde dönme sesini duyacaksınız ve ağzınıza laktoz tadı (tatlı) gelecektir.
    Kullanım sonrasında kapsülü kontrol ederek ilacı tam olarak alıp almadığınızı anlayabilirsiniz.

    Kortikosteroid içeren aerolizer kullandıktan sonra (Miflonide) MUTLAKA su ile ağız çalkalanmalı ve gargara yapılmalıdır. (BU SUYU YUTMAYINIZ)
#17.03.2011 13:38 0 0 0
  • Akupunktur ve Alerji Tedavisi

    Alerjik hastalıkların tedavisinde faydalanılan bir başka metod ise akupunktur tedavisi olmaktadır. 1979 yılında Dünya Sağlık Teşkilatı bir dizi hastalık yanında alerjik hastalıkların da akupunktur ile tedavi edilebileceğini açıklamıştır.

    Akupunktur tedavisini seanslar halinde uygulanır. Örneğin astım hastalığı için ilk 1-2 ayda 15-20 seans uygulanır. Sonraki dönemlerde de klinik seyre göre haftada bir tedaviye alınır. Bu uygulamayla, astımlı hastalarda,15-20 seans sonunda diğer mevcut tedavilere göre oldukça iyi hatta kortizon kullanılmamışsa çok daha iyi neticeler elde etmekteyiz. Uygulanan tedaviden sonra, hasta nefes darlığından kurtulmakta, 3 ayda bir krize yakalanıyorsa, bu üsre 6 ay ila bir yıla kadar gecikmektedir. Gelen krizin şiddeti de oldukça azalmaktadır. Çocuklarda ise lazer ile akupunktur tedavisi uygulanmakta, böylece çocuklarda iğne kullanmadan bu tedaviyi yapma şansımız bulunmaktadır. Çocuklarda elde ettiğimiz başarı ise, 8-10 seans sonunda diğer tedavilerle kıyas kabul etmeyecek derecede mükemmeldir. Hastaların steroid kullanmış olmaları tedavimizin başarısını oldukça etkilemiştir. Tecrübelerle görülmüştür ki, daha önce kortizon almamış hastalar tamamen iyileşebilmektedir.

    Akupunktur nasıl etkili oluyor?

    Akupunkturun nasıl etkili olduğu konusunda çeşitli araştırmalar yapılmıştır. Bu çalışmalarda şu sonuçlar elde edilmiştir.

    1- Akupunktur vücudun bağışıklık sistemini güçlendirterek direnci arttırmakta, hasta enfeksiyona daha az yakalanmaktadır. Daha az enfeksiyon daha az kriz demektir(Bardağın taşmasını engellemiş oluyor).

    2- Hastanın duygusal durumu kontrol altına alınmakta stres ,sıkıntı depresyonu önlemekte var ise tedavi edilmektedir. Dolayısıyla bardak taşmayacak ve reaksiyon oluşmayacaktır.

    3- Vücudun kendi steroidini salgılaması sağlanmakta ve böylece yara içeriden tedavi edilmektedir. Dışarıdan alınan steroid çocukların büyümesini engellediğinden, steroidi bıraktırarak bu zarardan çocukları kurtarmış oluyoruz.

    4- Alerji reaksiyonlarını oluşturan salgıların akupunktur tedavisiyle azaldığı tespit edilmiştir.

    5- Alerjik reaksiyonda en önemli rolü üstlenen immünoglobülin-E'nin akupunktur tedavisi sonunda azaldığı, örneğin 900 üniteden 200 üniteye düştüğü tespit edilmiştir.

    6- Bütün bunlarla beraber akupunktur tedavisiyle vücudun genel dengesi düzelmekte, diğer hastalıklarla beraber alerjik rahatsızlık görülme oranı da azalmaktadır.

    Ayrıca akupunkturun felsefi temellerinin olduğu, kendi mantığı içerisinde hastalığı iyileştirme açıklamalarının olduğu, (vücudun Qi enerjisi artar, meridyenlerdeki tıkanıklık giderilir Yin-Yang dengesi sağlanır vs.) unutulmamalıdır.

    Akupunkturun hiçbir yan etkisinin olmadığını, ilaç kullanımını büyük ölçüde azalttığını, hatta ilaçların kullanımının kesildiğini düşündüğümüzde akupunkturun önemli olduğu ve neden akupunktur tedavisini tercih ettiğimiz anlaşılmaktadır.

    Bu arada özellikle, 1994 yılınca ilaçların zararlı etkilerinden dolayı dünyada 144 bin kişinin hayatlarını kaybettiklerini, 2 milyon kişinin de sakat kaldığını (sağırlık, görme bozukluğu, böbrek yetmezliği, siroz vb.) dikkate alınmalıdır.

    Sonuç olarak şunu belirtelim ki, alerjik hastalar alerjiyi kendilerine dert etmesinler. Asla korku ve paniğe kapılmasınlar. Her şeyin bir çaresi olduğunu düşünüp ümitsizliğe kapılmamaları bile bazen rahatlatır. Gerçekten her şeyin bir çaresi olduğu gibi alerjinin de çaresi vardır.
#17.03.2011 13:39 0 0 0
  • Alerjik Hastalık Gelişiminde Genetik Nedenler

    Tüm hastalıklarda olduğu gibi alerjik hastalıklar da uygun genetik yapıda yeterli çevresel faktörler oluşmuşsa ortaya çıkmaktadır. Eğer anne babadan alınan kromozomlarla elde edilen genetik yapımızda alerjik bir yatkınlık varsa ve çocuğun yaşadığı çevrede de yatkınlık olan allerjenden yeterli miktarda varsa alerjik hastalık ortaya çıkar. Örneğin doğan çocuğun vücudunda zeytin poleni alerjisi yatkınlık geni vardır. Ama yaşadığı çevrede zeytin ağacı yoksa alerjik hastalık oluşmaz.

    Ama bu aileden olan bir başka çocuk zeytin ağacı olan bir yerde doğar da büyürse o çocukta zeytin alerjisi gelişir. Çocuğun ve erişkinin genetik yatkınlık oluşturan genlerinin ürününü içeren vücudumuzla çevrenin etkileşimi hastalığın şiddetini ortaya koymaktadır. Buna şöyle bir örnek verilebilir. Bir çocukta ev tozu akarı alerjisine bağlı astım vardır. Çocuk eğer Orta veya Doğu Anadolu bölgelerinde yaşarsa çevrede akar az olacağı için alerjik astım bulguları y açok az görülür yada görülmez. Ama çocuk Ege yada Marmara bölgesine gelirse astım bulguları çıkabilir. Bir yönüyle alerjik hastalıkta bu şeklide “gen-çevre etkileşimi” olmaktadır. Ki bu yönüyle alerjik hastalıklar çevre ve genetik yapının ortaklaşa oluşturduğu “eko-genetik” bir fenomen olarak tanımlanabilir.

    Alerjik hastalıklarda genetik yatkınlık vardır. Bu genetik yatkınlık öncelikle aile ve ikiz çalışmaları ile ortaya konulmuştur. Daha sonra ileri genetik teknikler bu yatkınlığın nedenini çözmeye çalışmıştır. Bunun en basit örneği toplum taramalarında görülebilir. Genel olarak toplumda alerjik hastalık sıklığı ortalama % 20 kabul edilir. Annenin alerjik hastalığa sahip olduğu bireylerde çocuğun alerjik olma rsiki % 50 ye, babanın alerjik hastalığa sahip olduğu bireylerde % 40 a, ancak her iki ebeveynin alerjik hastalığa sahip olduğu durumda bu % 70 e çıkmaktadır. Genetik yapımızı oluşturan kromozomlarımızda yalnızca bir görev gören maddeyi yapan bölümüne “ gen” denir. Allerjik hastalıklar çok fazla genin bir arada bulunması nedeniyle oluştuğu için tek veya sadece birkaç gen etken olarak gösterilememiştir.

    Alerjik hastalıklardaki aile çalışmaları ve ailesel genetik yatkınlık ilk kez 1916 da Cook ve Vander isinli bilim adamları tarafından yapılmıştır. Bu araştırıcılar 500 ün üstünde ailede, alerjik aile içindeki olguların fazlalığı ve özelliklerini göz önüne alarak, alerjik duyarlılıkta alerjik yatkınlığın Mendelian kurallar dediğimiz klasik genetik geçişe göre geçtiğini savunmuştur. Ancak bu şekilde bir geçişin ancak % 30 allerjik hastada gösterilmesi, aile öyküsü net olmayan hastaların da olması ve belirgin bir genetik özelliğin çözülmemesi çoklu genetik geçiş özellikli (multigenetik) yatkınlığın ortaya atılmasına neden olmuştur. Bu teori alerjik hastalığın ortaya çıkmasındaki temel antikor olan IgE sentezinin alerjik bireylerde yüksek olduğunun gösterilmesinden sonra yeniden yapılandırılmıştır. Ancak IgE seviyesinin hastalığın şiddeti ile paralel olmadığı saptanmıştır. Çünkü alerjik hastalık tam ve tek olarak vücutta IgE yapılmasına bağlı değildir. Bütün bu aile çalışmaları alerjik yatkınlığın ve hastalığın klinik şiddetinin bir çok gen ile ilişkili olduğunu göstermektedir.

    Alerjik hastalıkla ilgili olarak ikizlerin incelenmesi genel alerjik hastalıklarda genetik yatkınlık olduğu tezini daha da güçlendirmektedir. Bunun en iyi örneği ikizlerden birisinde alerjik hastalık varsa diğerinde de sıklıkla olmasıdır, hatta bu sıklık tek yumurta ikizlerinde allerjik hastalık çift yumurta ikizlerine göre daha yüksek olmaktadır. Ancak yine de genetik yalnız başına alerjik hastalık etkili değildir. Çünkü ikizlerin ikisi de her zaman aynı alerjene allerjik olmamaktadır. Bu da çevresel etkenlerin (beslenme, hava kirliliği, atmosfer özellikleri…..) önemini göstermektedir.

    Ancak her halukarda alerjik hastalığın her tipinde aileden gelen genetik yatkınlık en önemli nedendir. Alerjik astım, alerjik saman nezlesi, alerjik egzemada da böyledir. Ancak astım da çevresel faktörler (hava kirliliği, sigara…) öne geçebilir. Ancak hepsinde neden olan ortak bir gen bulunamamıştır. Fakat bağışıklık hücreleri, bronş yapısı, sinir sistemi, hücre zarı vs gibi bir çok vucud yapısına giren bir çok maddeyi üreten bir çok gen suçlanmaktadır. Alerjik hastalıkların genetik temelleri çözüldükçe teşhisi ve tedavisi konusunda çok daha ileri uygulama ve kesin çözümler mümkün olacaktır.
#17.03.2011 13:41 0 0 0
  • Alerjik Kişilerin Dikkat Etmesi Gereken Konular
    ___________________________________________________

    ALERJİK kişilerin dikkat edeceği EN ÖNEMLİ konu alerjik oldukları maddelerden SAKINMAKTIR.

    KESİNLİKLE SİGARA İÇMEYİN ve SİGARA İÇİLEN ORTAMDA BULUNMAYIN.

    Polenlere alerjikseniz;

    Çiçek açma mevsiminde çiçek tozları ile temastan (piknik yapmak gibi) kaçının,
    Çayır, ot, ağaç gibi yeşilliklerin çok yoğun olduğu bölgelerden uzak durun.
    Ilık havalarda gece yarısından sabaha kadar pencerelerinizi kapalı tutun. Çünkü, polenlerin en fazla olduğu zaman sabahın erken şafak vaktidir. Özellikle güneş doğarken uçuşmaya başlarlar,
    Bahçede ve ev dışında çalışmaktan ve spor yapmaktan kaçının,
    Çiçek tozlarının saçlarınızda kalmasını önlemek için yatmadan önce saçlarınızı yıkayın,
    Günlük giydiğiniz elbiseyi yatak odasında tutmayın, havalandırın,
    Otomobil kullanırken pencereyi ve havalandırmayı kapalı tutun.
    Ev tozu akarları ve küf mantarı sporlarına alerjikseniz;

    Yatağınızda organik yapılmış herşeyi sentetik olanlarla değiştirin. Pamuk, yün, at kılı, kuş tüyü, çayır atu gibi malzemelerden yapılmış yatak, yorgan, yastık, çarşaf ve örtüleri kullanmayın. Bunların yerine naylon, elyaf, sünger gibi sentetik malzemeden yapılmış olanları kullanın,
    Yatağınızı, fermuarlı, sentetik bir kılıf içinde tam olarak koruyun, sık sık bu kılıfı yıkayın ya da yatağın kendisini vakumla (elektrik süpürgesi) temizleyin,
    Battaniyeler yıkanabilir olmalıdır ve nevresime geçirilerek kullanılmalıdır,
    Çarşaf ve yatak örtülerini her gün güneşte havalandırın ya da silkeleyin,
    Yastık yüzü ve çarşafları her hafta değiştirin ve 60° C ısıda yıkayın,
    Toz tutan her eşyayı yatak odasından çıkartın. Özellikle halı ve kilim kullanmayın. Yatak odasındaki gömme dolaplarda battaniye,yünlü şeyler,keçe şapka ya da diğer toz tutan eşyaların depolanması uygun değildir. Dolap kapılarını kapalı tutun,
    Hava kirliliğinin yoğun olduğu dönemlerde pencereleri açmayın,
    Evinizde kalın kumaş veya kadife perde veya bunlarla kaplı mobilya bulundurmayın. Yer döşemesinin tahta olması, mobilyaların tahta ya da metalden olması önerilir. Odaların, özellikle yatak odasının boydan boya halı kaplanması kesinlikle sakıncalıdır,
    Yıkanabilir pamuklu perdeler ya da jaluzi tipi perdeler tercih edilmelidir,
    Alerjik hasta kumaş kaplı mobilya, divan, halı ya da kilim üzerinde uzun süre oturmamalıdır. Pamuk, naylon ya da sentetik kaplı, kauçukla desteklenmiş eşyalar en iyisidir,
    Özellikle yatak odasının rutubetsiz ve 18° C olması gerekir,
    Temizliği elektrik süpürgesi ile yapın veya haftada 1 ya da 2 kez odayı nemli bir bezle temizleyin, yerleri ıslak bezle silin. Eğer mümkünse, hasta temizlik esnasında ve temizlikten sonraki 3-4 saat süresince odalardan uzak kalmalıdır,
    Toz deterjan yerine sıvı deterjan kullanın,keskin kokulu temizlik maddelerinden sakının.
    Kesinlikle evcil hayvan (kuş dahil) beslemeyin ve evde bitki yetiştirmeyin,
    Her türlü sprey, naftalin, ağır kokulu maddeleri kullanmayın. Sigara içmeyin ve evde sigara içilmesini yasaklayın,
    Eğer varsa klima ve kalorifer aralarını sık sık temizleyin,
    Toz alma veya silkeleme gibi işleri mümkünse başka birisi yapsın, değilse maske kullanın.
    Astımınız varsa;

    Alerji testi ile saptanan allerjenden sakınmalısınız,
    Yakınmaların olduğu dönemlerde;
    Derin soluk alma,
    Koşma,
    Egzersiz ve
    Çeşitli sportif aktivitelerden sakınmalısınız,
    Aşırı gülme de bazen yakınmalara neden olabilir.
    Ağız değil burundan nefes almalısınız.
    Nemli ve küflü ortamlarda bulunmayın.
    Balgamınız varsa bol su için.
    Yeterince dinlenin ve uyuyun.
    Çok soğuk ve hava kirliliğinin olduğu dönemlerde sokağa çıkmamalı; çıkmak zorunda kalırsanız, ağız ve burununuzu kapamalısınız,
    Nonsteroid antiinflamatuvar (romatizma ilaçları), aspirin ve propranolol grubu ilaçlar kullanmamalısınız,
    Aşırı su buharı ve kokulu, uçucu kimyasal maddelerden (çamaşır suyu vb.) sakınmalısınız,
    Üst solunum yolu enfeksiyonu geçirmekte olan kişilerden uzak durmalı ve bu tür enfeksiyonlardan korunmalısınız,
    SİGARA İÇMEMELİ VE İÇİLEN YERDE BULUNMAMALISINIZ.
    Ürtikeriniz (kurdeşen) varsa;

    Nedeni kesin olarak saptanıncaya kadar,

    Deniz ürünleri,
    Çerezler,
    Yumurta (özellikel beyazı),
    Çilek,
    Bütün hazır, boyalı, katkılı yiyecekler (konserve, şekerleme, çikolata),
    Baharat ve turşular,
    Bütün ticari içecekler (kola, hazır meyve suları ve renkli gazozlar),
    Sucuk, salam, sosis vb.,
    Mayalı yiyecek ve içecekler,
    Sakatatlar,
    Aspirin ve diğer ağrı giderici ilaçlardan sakınmalısınız.
    İlaç alerjiniz varsa;

    Bu durumunuzdan tüm çevrenizi (aile ve iş ortamı) haberdar edin,
    İlaç allerjiniz olduğunu belirten bir belge taşıyın. Bu belgeye, alerjik olduğunuz bütün ilaçların adını yazan bir liste ekleyin.
    Herhangi bir nedenle ilaç tedavisi veya operasyon gerektiren bir durumda, oluşturduğunuz bu listeyi tedavinizi yapacak olan doktora gösterin
    ve ayrıca Alerji Bilim Dalı' na danışın,

    Adları farklı olsa da bir çok ilacın içinde aynı etken madde vardır. Bu nedenle doktora danışmadan ilaç kullanmayın.
    Arı alerjiniz varsa;

    Yazın pazar alışverişi yapmayın, bahçede dolaşmayın,
    Açık yerlerde yemek veya meyva yemeyin, hoş kokulu meyva suyu, gazoz içmeyin,
    Piknik yapmayın,
    Parfüm, deodorant, kolonya sürmeyin,
    Güzel kokulu sabun, şampuan kullanmayın,
    Parlak renkli, çiçekli elbise giymeyin,
    Çiçek toplamayın, çiçek takmayın,
    Tatile gittiğinizde etrafta arı kovanı olup olmadığını araştırın,
    Yaban arısını kovanı civarında öldürmeyin, bu arıdan salınan kokular diğer arıları üzerinize çeker,
    Çıplak ayakla yürümeyin, mümkünse dışarıda uzun kollu ve paçalı giyisiler giyin ve kahverengi giyisileri tercih edin, arılar kahverengini sevmez. Bahçe ile uğraşmanız gerekiyorsa şapka ve eldiven kullanın,
    Terli olmak bütün böcekler için çekicidir, riskli bölgelerde terli olmamaya özen gösterin,
    Eşek arısı saldırgan, bal arısı sakindir; ancak, sıcak havalarda her ikisi de saldırgan olacağı için bu havalarda dikkatli olun,
    Sizi bal arısı sokarsa iğnesini büyüteç ve çımbızla almaya çalışın, veya başka birinden yardım isteyin.
    Antiallerjik ilaçları devamlı yanınızda bulundurun.
    Arı sokması halinde;

    Sokma yerinin üstünden bandaj uygulayın, bu bandajı her 10 dakikada bir 3 dakika kadar gevşetin,
    Sokma yerine soğuk uygulayın,
    Anti alerjik ilaçları uygulayın,
    Elinizde adrenalin varsa kullanın,
    EN KISA ZAMANDA DOKTORA ULAŞIN.
#17.03.2011 13:43 0 0 0
  • Allerjen Nedir?

    Organizmada kendisine karşı özgün antikor (bağışıklık anti maddesi) oluşturan maddelere antijen denir.Bu antijen, allerjik bir durum geliştirirse, o zaman antijene allerjen adı verilmektedir.

    Allerjenler normalde çoğu insan için zararsız partiküllerdir. Ancak atopik yani "allerji gelişimine yatkın" bünyeli kişilerde allerjik hastalıklara neden olurlar.

    Polenler

    Polen bitkilerin erkek tohumudur. Çıplak gözle görülemeyen taneciklerdir. Bu tanecikler genellikle rüzgar yolu ile geniş alanlara dağılırlar.
    Polenler, çayır-ot (grass) polenleri, ağaç (tree) polenleri ve yabani ot (weed) polenleri olmak üzere genel olarak üçe ayrılır. Bu polenlerin bahar mevsimi içinde belli bir dağılımları vardır.
    Polen allerjisi olan hastaların şikayetleri de genellikle bu dağılımla uyumlu olmaktadır

    Mantar sporları (küf)

    Mantarların sporları allerjeniktir. Genellikle orta ısıda ve bol rutubetli yerlerde çoğalırlar.
    Ev dışında (bitkiler, hayvan artıkları ve toprak üzerinde) ve ev içinde (ıslak zeminler, duşlar, banyo örtüleri, klima ve nemlendirici cihazlar üzerinde) bulunabilirler.
    Bunların kesin bir mevsimsel periyodu olmamakla birlikte ilkbaharda sıcakların artmasıyla çoğalırlar ve ilk soğuklarla kaybolurlar.

    Ev tozu akarları (mite)

    Akarlar gözle görülemeyen, çevre koşullarına oldukça dayanıklı olan, sıcak ve nemli ortamlarda kolaylıkla çoğalabilen, ev tozu içinde yaşayan canlılardır. Akarların vücut proteinleri ve dışkıları allerjenik özelliktedir. Akar allerjenleri yastık, yatak, halı ve kumaş kaplı mobilya gibi toz tutan ev eşyalarında yüksek oranda bulunmaktadır. Bu allerjenlerin solunum yolu ile alınması, hastada allerjik yakınmaların başlamasına neden olmaktadır.

    Akarlar insan deri döküntüleri ile beslenmektedir ve insanların bulunduğu ortamlarda yaşarlar. Akarlar insanları ısırmaz, hastalık bulaştırma ve taşınmasına neden olmaz ve genellikle insanların üzerinde barınmazlar. Sadece kişi akarlara karşı duyarlı ise sorun oluşturan canlılardır.

    Klasik ev haşare ilaçları akarları öldürmemektedir.Bir gram ev tozu içinde 100-500 adeti canlı olmak üzere, yaklaşık olarak 19.000 adet akar bulunmaktadır. Yetişkin akarlar ortalama 6 hafta yaşarlar. Dişi akarlar bu süre içinde 40-80 yumurta bırakır. Bir akar yumurtası 4 hafta içinde yetişkin akara dönüşür.

    Hayvan allerjenleri

    Önceleri hayvanlara ait allerji vakaları daha çok kırsal kesimlerde görülürken, evde hayvan besleme alışkanlığında artış nedeniyle bugün şehirlerde yaşayan insanlarda da hayvan orijinli allerjenlere duyarlılık önemli ölçüde artmıştır. Kedi ve köpek allerjenleri en sık karşılaşılan allerjenlerdir.

    Hayvan orijinli antijenlerinden en önemlisi kedi allerjenleridir. Kedi beslenmeyen evlerde bile bu allerjenler yaygındır. Kedi allerjenleri asıl olarak hayvanın salyasında bulunmakta ve tüyleri üzerinde taşınmaktadır. Bu allerjenler oldukça yapışkan özelliktedir ve ev içinde duvarlarda ve diğer yüzeylerde bol miktarda bulunabilirler. Hayvanın uzaklaştırılmasından aylar sonra bile allerjenlerin etkileri devam etmektedir.

    Kuş tüyü allerjilerinin bir zaman çok önemli olduğu sanılıyordu. Ancak kuşlar daha çok tüyleri arasında mantarlar ve akarlar için uygun üreme ortamları sağladıkları için allerji gelişimine ve şikayetlerin ortaya çıkmasına neden olurlar. Kuş tüylerine ait olan allerjenik vasıf tüyler eskidikçe kaybolmaktadır.

    Önceleri at kılına allerji sıkça rastlanmaktaydı. Ancak günümüzde bu olay sadece at binenlerde veya at bakıcılarında gelişmektedir.

    Hamamböceği allerjenleri

    Özellikle eski binalarda ve birden fazla ailenin yaşadığı apartman türü yapılarda hamamböceği allerjenlerinin bulunması kaçınılmaz bir gerçektir. Hamamböceklerinin tamamen ortadan kaldırılması da çoğu kez mümkün olmamaktadır.
    Hamamböceği allerjenleri ile duyarlılaşmış bir kişi hamamböceklerinin yaşadığı bir ortama girdiğinde allerjik şikayetleri ortaya çıkmaktadır.
    Bu haşarelerin yaşamlarını sürdürmelerinde iki temel gereksinim ortamda nem ve gıda artıklarının bulunmasıdır.
#17.03.2011 13:45 0 0 0
  • Allerji Genetik Bir Hastalık mıdır?

    Aynı ortamda bulunan iki kişiden, allerjik olanının çevredeki allerjene anormal bir yanıt verirken diğerinin vermemesi allerjik kişinin genetik yapısıyla açıklanabilir.

    Genetik yatkınlık taşıyanlarda, bebeklik döneminden itibaren çevredeki allerjenlere karşı vücut duyarlı ve tepki verir hale gelmekte, daha sonra yineleyen karşılaşmalar nedeniyle allerjik hastalık gelişimini tamamlamaktadır. Hastalık gelişiminin tamamlanmasında yaşanılan çevrede yeterli allerjen konsantrasyonu varlığının olması önemli bir diğer faktördür. Dolayısıyla allerjik hastalıklar, genetik yatkınlık ve çevresel etkenlerin bir arada bulunması ile gelişen ve yaşam boyu belli zamanlarda nüks eden ataklarla seyreden hastalıklardır. Bu nedenle, örneğin grip ve soğuk algınlığından farklı olarak insandan insana bulaşmazlar.

    Ailesel yatkınlık için en önemli gösterge, allerjik hastalığa sahip olan anne babanın çocuklarında allerjik hastalığın normal toplumdaki çocuklara göre daha yüksek sıklıkta görülmesidir. Örneğin, genel olarak bir toplumdaki allerjik hastalık sıklığı %20 olarak gözlenirken, allerjik bir ebeveyne sahip olan çocuğun riski %45’e, eğer hem anne hem de baba allerjik hastalığa sahip ise bu risk %70’e çıkmaktadır. (Ayrıca, bir kişi ev tozu akarına karşı allerjik iken, diğer bir kişinin niçin sadece polene karşı allerjik olduğu da genetik yatkınlıkla açıklanmaktadır.)

    Genetik yatkınlık ve çevredeki allerjenin bir araya gelmesi ile bebeklik döneminden itibaren bir duyarlılaşma oluşur. Bu duyarlılık sonucu bağışıklık sistemi, normalde bu maddeye karşı salgılamaması gereken IgE adında bir antikor salgılar. Bu antikor, kan dolaşımı ile vücudun her tarafına dağılarak bağışıklık sistemi hücrelerine yapışır. Eğer allerjenle bir kez daha temas edilirse, vücut onu hemen tanır ve çok şiddetli bir yanıt verir. Bu reaksiyon esnasında bağışıklık sisteminden salgılanan binlerce madde, allerjenle karşılaşılan organda anormal şiddette bir allerjik cevap oluşturur ve hastalığa ait bulgu/belirtilerin çıkmasına neden olur.

    Allerjik cevap;

    burunda ise; hapşırma, burun akıntısı, burun kaşıntısı, gözlerde yanma sulanma ile seyreden ”saman nezlesi” veya “yıl boyu süren allerjik nezle”ye
    akciğerde bronşlarda ise; hırıltılı nefes alıp verme, nefes darlığı, öksürük ve göğüste baskı hissi ile seyreden allerjik astıma
    deride ise; kaşıntı, kızarıklık ve kuruluk gibi belirtiler veren allerjik egzema’ya, kaşıntı, kızarıklık, kabarıklık ve yaygın döküntüler gibi belirtiler veren ürtiker’e veya ürtiker belirtilerinin derinin derin katmanlarına inmesi ile özellikle yüzde ve dilde ağrılı şişkinlik ile belirti veren anjiyoödeme
    barsaklarda ise; karın ağrısı, ishal, kusma ve barsaklar dışında birçok bulguya neden olan besin alerjisine neden olur.
    Allerjiye neden olan bağışıklık sistemi hücreleri kan dolaşımıyla vücudumuzda her yere ulaşabildiği için, allerji belirtileri yalnızca o organda değil, aynı anda birçok farklı organda görülebilmektedir.
#17.03.2011 13:48 0 0 0
  • Allerji Nedir?


    Allerji, normalde zararsız olan maddelere karşı anormal ve zararlı bağışıklık sistemi cevapları vermektir.

    Bu karmaşık cümle ne anlama gelir? Bir örnekle açıklayalım: Bitki polenleri normalde insanlar için zararlı olmayan taneciklerdir. Ancak bazı kişilerde polenlere maruziyet nezle şikayetlerinin ortaya çıkmasına neden olur. Bu olay “allerji”, böyle kişiler de “atopik bünyeli” olarak adlandırılmaktadır.
    Atopi; normalde zararsız olan maddelere karşı, “İmmunglobulin E” adı verilen bağışıklık sistemi maddelerinin aşırı miktarda yapılması özelliğidir.

    Bu özellik genetik olarak kazanılmaktadır. Diğer bir deyişle atopik bünyeli bir kişi, allerjik hastalık gelişimine neden olan bu özelliğini anne ya da babasından geçen genlerle almaktadır.

    Kişinin allerjik olup olmaması sadece genetik faktörlere bağlı değildir. Kalıtıma ek olarak “çevre”nin de allerji gelişiminde önemli bir rol oynadığı görülmektedir.

    Belli bir zaman süresince belli bir allerjenle yüksek düzeyde karşılaşan bir kişinin o allerjene karşı duyarlılık kazanma şansı, daha az karşılaşan kişiye göre daha fazladır. Örneğin, erken yaşlarda yüksek miktarda ev tozu akarıyla karşılaşmanın, daha sonra ev tozu akarına allerjik olma riskini dramatik olarak arttırdığı kesin olarak gösterilmiştir.

    Ayrıca, özellikle sigara dumanı başta olmak üzere bazı irritanlara maruziyet allerjenlere duyarlılaşmada önemli rol oynamaktadır.
#17.03.2011 13:50 0 0 0
  • Allerji Sözlüğü

    Allerjen: Çevremizde bulunan ve vücudumuzda allerjik yanıt oluşturan maddelere "allerjen" denir. Allerjenler vücudumuza solunum, sindirim, enjeksiyon yani iğne batırılması veya cilde temas ile alınabilmekte ve allerjik tepkilerin ortaya çıkmasına neden olabilmektedirler. Solunum yolu ile alınan alerjenler ev içi ve ev dışı ortamlarda bulunurlar. Ev içi allerjenlere en iyi örnek "ev tozu akarları" ve nemli ortamlarda üremiş olan "küf mantarları"dır. Ev dışı allerjenlere en iyi örnek ise "polenler"dir.

    Allerji testi: Allerjik kişilerin özel olarak hangi allerjene karşı reaksiyon verdiğini tespit etmek amacıyla yapılan testlerdir. Allerjik hastalıkların tanısında kullanılan çeşitli allerji testleri vardır. Bunların en sık başvurulan ve en güvenilir olanı cilt testleri olup daha az oranda hastadan kan alınarak da allerji testleri yapılır.

    Allerjik konjonktüvit: Göz küresinin şeffaf, en dış tabakası olan konjonktivanın allerjik nedenli iltihabıdır. Gözde kızarıklık, yanma, sulanma, kaşıntı ve batma hissi eşlik eder.

    Anaflaksi: Anafilaksi vücutta yaygın ve ciddi bir allerjik reaksiyondur. Allerjenle teması takip eden dakikalar içinde aniden gelişir. Nefes almada zorluk, bilinç kaybı hatta ölümle sonuçlanabilir. Anafilaksi acil tedavi gerektiren bir durumdur. Sonrasında ise bir allerji immünoloji uzmanının takibi gerekir. Anafilaksi belli maddelere karşı şiddetli allerjisi olan bazı kişilerde, o maddeyle temas sonrası gelişir. Anafilaksiye en sık neden olan maddeler; besinler, ilaçlar ve böcek sokmalarıdır.

    Antihistaminik: Histamin, insanlarda allerjik yanıtın gelişmesinde önemli bir rolü olan bir aracı maddedir. Antihistaminikler, histamini bloke ederek allerjik yanıtı kontrol altına alan ya da gelişmesini engelleyen ilaçların genel adıdır.

    Astım: Astım, solunum yollarının ataklarla seyreden kronik bir hastalığıdır. Astımda solunum yollarının şişmesi, solunum yolunu çevreleyen kasların kasılması ve sekresyonlardan oluşan tıkaçlar nedeniyle havanın akciğerlere girip çıkması engellenir.

    Atopi: Çevresel allerjenlere allerjik yanıt vermeye ve bu yolla çeşitli allerjik hastalıklara yakalanmaya genetik olarak yatkın olma durumudur.

    Atopik dermatit: Atopik dermatit döküntü ve kaşıntıya neden olan kronik ve alevlenmelerle seyreden bir deri hastalığıdır. Genellikle ailesinde astım, allerjik rinit gibi atopi (allerji) öyküsü bulunan kişilerde görülür.

    Egzema: Erken dönemde deride kızarıklık, kaşıntılı küçük kabarıklıklarla, uzun dönemde cildin kuruma, çatlama ve sertleşmesi ile seyreden cilt rahatsızlığıdır.

    Ev tozu akarı: Ev tozu içinde yaşayan, gözle görülemeyecek kadar küçük canlılardır. Akarların dışkıları, ev tozuyla birlikte yayılır ve allerjik yanıta neden olur. Tüylü halılar, yün yatak, yorgan ve yastıklar, pelüş oyuncaklar bunları bol miktarda içeren yüzeyler olduğundan ev tozu akarına allerjik kişilerin yaşadıkları ortamlardan uzaklaştırılmaları istenir.

    Polen: Bitkilerin üreme zincirinde görevli olan tozudur. Polen taneleri genellikle mikroskobik boyutlardadır. Polen tozu binlerce polen tanesi içerir.

    Ürtiker: Kurdeşen olarak da adlandırılan, etrafı kızarık ortası soluk, yüzeysel ve kaşıntılı cilt döküntüleridir. Döküntü birden başlar. Kaşıntılı, ciltten kabarık, 2 milimetreden, 30 santimetreye ulaşabilen değişik boyutlarda ve şekillerde döküntüler söz konusudur.
#17.03.2011 13:52 0 0 0
  • Allerji Tanısı

    Allerjik kişilerin özel olarak hangi allerjene karşı reaksiyon verdiğini tespit etmek amacıyla yapılan testlerdir. Allerjik hastalıkların tanısında kullanılan çeşitli allerji testleri vardır. Bunların bir kısmı serumda (kan tetkiki), bir kısmı da doğrudan hastanın vücudunda uygulanır.

    Allerji testi yaptırmanın amacı, kişide allerjik hastalığa yol açan özgül allerjenin belirlenmesi ve hastalık belirtilerinin daha etkin bir şekilde kontrol altına alınmasıdır. Bir kişide bir ya da daha fazla sayıda allerjene karşı duyarlılık söz konusu olabilir.

    Epidermal Test (Prick test)
    Allerjik rinit, astım, gıda allerjisi ve arı alerjisi, ilaç allerjisi gibi hastalıkların tanısında kullanılır. Hastaya ağrı ya da acı vermeyen, kısa sürede neticelenen bir testtir. Bu test uygulanmadan en az 7 gün öncesinde allerji ile ilgili "hap" şeklinde ilaçların (antihistaminikler) bırakılması gereklidir. İlaçların kullanılmaya devam edilmesi test sonuçlarını yanıltabilir.

    Prick testinde hastanın önkolunun iç yüzeyine küçük iğnelerle allerjenler damlatılır. Uygulamadan 15 dakika sonra hastada hangi allerjenlerin deride kızarıklık ve kabarıklığa neden olduğuna bakılarak sonuç yorumlanır.

    Intradermal Test (Deri içi)
    Bu testte allerjenler bir şırıngayla deri içine uygulanır. Prick teste göre daha hassas bir yöntemdir ve Prick testin sonuç vermediği hastalarda uygulanır.

    Kan Testi (RAST)
    Genellikle cilt testlerinin uygulanamadığı hastalarda tercih edilir. Sonuçları deri testleri kadar hızlı çıkmaz ve daha pahalı bir tetkiktir.

    Kimler Test Olabilir?
    Yetişkin ya da çocuk her yaştan allerji hastasına testler uygulanabilir. Her hastada allerjinin şiddeti ve allerjen farklı olduğundan; allerji immünoloji uzmanı tarafından en uygun yöntem seçilir. Anafilaksi, astım, konjonktüvit, dermatit, ilaç, besin allerjileri, böcek allerjileri, allerjik nezle, sinüzit, ürtiker ve anjioödem hastalarına allerji testi uygulanabilir.
#17.03.2011 13:53 0 0 0