Bel soguklugundan korunmak için
bel soguklugu cinsel yolla bulasan, Neisseria gonorrhoeae adi verilen bakterinin yol açtigi bir enfeksiyon hastaligidir.
Nasil bulasir?
Ana bulasma yolu cinsel temastir. Etken hastalikli kisinin mukozalarinda (vajina, penis, bogaz, rektum) bulunur. Penisten vajinaya, agiza, rektuma; vajinadan penise, agizdan vajinaya bulasma olur. Hasta erkekten kadina bulasma riski yüzde 50?ken, hasta kadindan erkege bulasma riski yüzde 20?dir. Diger bir bulasma yolu da, dogum esnasinda anneden bebegedir. Bebekte göz enfeksiyonuna yol açar. Dogum sonrasi kullanilan koruyucu göz damlalariyla (gümüs nitrat) gonorenin bulasmasi engellenir.
Ne tip rahatsizliklara yol açar?
Erkeklerde kuskulu cinsel temastan sonra 10 Gün içinde, aniden ortaya çikan idrar yaparken yanma ve idrar disinda sarimsi – krem rengi bol bir akintiya yola açar. Ancak erkeklerin yüzde 10?unda herhangi bir yakinmaya yol açmayabilir.
Kadinlarda vajinal akintiya (sari veya kanli), adet disi kanamalara, adet sirasinda her zamankinden daha fazla kanamaya, cinsel temas esnasinda kanamaya ve idrar yaparken siziya neden olur. Hasta kadinlarin yaklasik yarisinda herhangi bir yakinmaya yol açmaz. Bulasma açisindan bu yakinmasiz kisiler önemlidir.
Bel soguklugu tanisi nasil koyulur?
Akintinin boyanarak incelenmesi ve kültürüyle etken gösterilerek tani koyulur..
Bel soguklugu nasil tedavi edilir?
Bel soguklugunun tedavisi kolaydir. Hekimin önerecegi antibiyotiklerle kisa sürede ve kesin olarak tedavi edilebilen bir enfeksiyon hastaligidir. Tedavide diger önemli bir nokta, hastanin birlikte oldugu kisilerin de bulunup tedavi edilmesidir.
Tedavi edilmezse ne olur?
Tedavisiz kisiler hastaligi bulastiran önemli kaynaktir. Toplum içinde hastaligin yayilimina neden olurlar. Ayrica tedavisiz kisilerde hastaligin komplikasyonlari gelismeye baslar. Kadinlarda siklikla servikste, pelviks inflamatuvar hastaliga (etkenin uterus, tuba ve overlere yayilmasi sonucu ortaya çikan karin alt bölgelerde agri, akinti, ates gibi yakinmalarla seyreden tablo), dis gebeliklere yol açabilir. Ayrica kadinlarda Kisirliga kadar giden tablolara neden olabilir. Erkeklerde testislerde agri ve sismeye (epididimit), her iki cinste eklem iltihabina ve deri enfeksiyonlarina yol açabilir.
Bulasma nasil önlenebilir?
Cinsel yolla bulasan hastaliklari engellemek için alinan önlemlerle, bel soguklugunun bulasmasi engellenir. Bunun için sunlara dikkat edin:
· Kuskulu cinsel temaslardan uzak durun
· Kondom kullanin
· Tek eslilik veya arkadasligi seçin
· Birlikte oldugunuz partnerlerin sayisini azaltin
· Alkol ve uysturuculari aldiktan sonra kuskulu ve tanimadiginiz kimselerle cinsel temastan uzak durun
· Cinsel yolla bulasan hastaliklar yönünden düzenli olarak kontrollerinizi yaptirin.
Cilt uzmanlari cildimiz soguktan mutlaka korumamizi öneriyorlar. Uzmanlar, cildini soguk havalardan korumak isteyenlere, kuruyan ciltleri, daha Saglikli ve daha güzel hale getirebilmek için basta turunçgillerle, palamut ve lüfer gibi yagli balik tüketilmesi gerektigini söylüyor.
Kis mevsiminde insanlarin ciltlerini koruyabilmek, güzellestirmek için neler yapmalari gerektigini de anlatan Cilt hastaliklari uzmani Dr. Betül Sengör, havalarin sogumasiyla birlikte kurumaya baslayan cildin bakiminin zor oldugunu, nemlendirilmesi gerektigini belirterek sunlari söyledi:
“Kurumayla birlikte çatlaklar ve lekeler olusan cildin nemlendirilmesi gerekir. Bunun için de ilk önerim isin uzmanlarina basvurulmasi olacaktir. Kliniklerde uygulanacak kimyasal soyma yöntemi, cildi nemlendirmede en etkili yönetimdir. Bunun yani sira yine uzmanlik merkezlerinde uygulanacak maskelerle isik tedavileri araciligiyla cildin dis etkenlere karsi savunmasi artirilabilir, hücre üretimi hizlandirilabilir.”
Dr. Sengör, maddi yetersizlikler nedeniyle evinde cilt bakimi yapmak zorunda kalanlara da eczanelerde satilan nemlendirici kremleri tercih etmelerini önererek, “(Bitki, her ilacin ana Maddesi) dememek lazim. Çünkü hangi Bitkinin neye iyi geldigi konusunda bilimsel bir veri yok. Bitkiyi cilde yararli hale getireyim derken, tam tersine zarar görebilirsiniz. Yan etkileri olusabilir” dedi
Cildiniz için bunlari yiyin
Dr. Sengör, daha güzel ve daha saglikli bir cilt için soguk havalarin hüküm sürdügü zamanlarda tüketilmesini önerdigi besinleri ve faydalarini da söyle siraladi…
Turunçgiller (portakal, greyfurt, Limon, mandalina): Içerdikleri A ve C vitaminleri, kis günesinin olumsuz etkilerini yok eder. Hücrelerinin yeniden yapilanmasina katki saglayarak cildin lekelenmesini engeller.
Koyu yesil sebzeler: Salatalik, roka gibi koyu yesil renkli sebzeler, ciltteki ter bezlerini çalistirir, bol vitamin ve madeni madde vererek cildin taze ve pürüzsüz olmasini saglar.
Kekik ve nane: Kan dolasimini canlandirdigi cildin saglikli bir görünüm kazanmasina katki saglar.
Bitki çaylari (ada çayi, kusburnu ve yesil çay): Bunlar da kan dolasimin yani sira sindirim sisteminin düzenli çalismasina yardim ederek cilde saglik görünüm kazandirir.
Yagli baliklar: Özellikle lüfer ve palamudun içerdikleri Omega-3 yag asitleri cilt hücrelerini saran zari güçlendirir, kirisikliklari önleyen kusursuz dengeler olusturmaya katki saglar.
Degisik fizyolojik mekanizmalar ve giyilen kiyafetler normal Sicakligi 36-37 derece arasinda olan insanin vücut sicakliginin dis ortamin artan veya azalan isisina karsin bu sinirlar içinde tutulmasi saglanmalidir. Donma gibi durumlarda insan yasami için bu noktaya özellikle dikkat edilmesi gerekir.
Genel hipotermi
Dis ortam isisinin asiri düsmesi ve buna karsin vücudun normal sicakligini sürdürememesi sonucunda, "genel hipotermi' tablosu ortaya çikar.
Hipotermi durumu, sistemik nörolojik bulgularla seyreden ve soka giden bir tablodur. Bu konudaki bilgilerimizin çogu maalesef Ikinci Dünya Savasi sirasinda toplama kamplarinda Nazi doktorlarin esirler üzerinde yaptigi "hipotermi deneyleri' sonucunda elde edilen bilgilerdir.
Genel hipotermi tablosundan baska, soguga maruz kalmanin düzeylerine göre farkli klinik durumlar ortaya çikar.
- Kisi nemli soguga (donma derecesine yakin) maruz kaliyorsa "soguk çalmasi' ve "siper ayagi' tablolari olusur.
- Eger kuru soguga (donma derecesinin altinda) maruz kaliyorsa "soguk isirigi' durumu ortaya çikar.
Agirlastiran etkenler
Soguk yaralanmalarinda sogugun siddeti disinda tabloyu agirlastiran etkenler sunlardir:
- Açlik
- Kansizlik
- Yorgunluk
- Sivi kaybi
- Asiri Alkol alimi
- Damarsal hastaliklar
- Polisiteminin (kanda sekilli elemanlarin asiri üretimi) varligi
- Kalp-damar hastaliklarina bagli dolasim bozukluklarinin olmasi
- Diger kronik bir hastaligin varligi.
Soguktan bebekler, çocuklar, hamileler ve yaslilar daha çabuk ve daha fazla etkilenirler
Asiri dozda soguk alginligi ilaci kullanmak öldürebilir
Cerrahpasa Tip Fakültesi Ögretim Üyesi Prof. Dr. Ahmet Rasim Küçükusta, öksürük ve soguk alginligi ilaçlarina karsi uyararak "Bunlarin tavsiye edilen dozlar asilmadiginda emniyetli olduklari ileri sürülmekle beraber, sik veya yüksek dozlarda kullanildiklarinda yan etki ve ölüm ihtimali de o nispette yüksek oluyor' dedi.
Istanbul Üniversitesi Cerrahpasa Tip Fakültesi Ögretim Üyesi Prof. Dr. Ahmet Rasim Küçükusta, öksürük ve soguk alginligi ilaçlarinin özellikle de nezle, farenjit, tonsillit, Sinüzit, bronsit gibi solunum yollari enfeksiyonlarinin çok görüldügü su günlerde tüm dünyada en çok satilan ilaçlardan oldugunu söyledi.
6 yasindan küçüklere yasaklanmasi tavsiyesi
Amerikan Gida ve Ilaç Dairesi'nin (FDA) geçtigimiz aylarda yayinladigi raporu hatirlatan Prof. Dr. Küçükusta, "Yayinlanan rapor ile 6 yasindan küçük çocuklara ‘öksürük ve soguk alginligi ilaçlarinin yasaklanmasi' tavsiye edildi' dedi.
Rapora göre, hem bu ilaçlarin etkili olduklarini gösteren kesin bilimsel kanitlar bulunmadiginin hem de çok ciddi hatta ölümcül de olabilen yan etkilere sahip olduklarinin Altini çizen Prof. Dr. Küçükusta, sunlari söyledi:
"Amerika'da son 35 yil içinde en az 125 çocugun reçetesiz satilan ve ‘tezgah üstü ilaçlar' adiyla bilinen bu ilaçlar yüzünden öldükleri belirlenmistir. Bunlarin tavsiye edilen dozlar asilmadiginda emniyetli olduklari ileri sürülmekle beraber, sik veya yüksek dozlarda kullanildiklarinda yan etki ve ölüm ihtimali de o nispette yüksek oluyor. Bizde de Saglik Bakanligi öksürük ve soguk alginligi ilaçlarini ödeme kapsamindan çikarmisti.'
Soguk alginliginin ilaci yok
Soguk alginliginin ilaci olmadigini söyleyen Prof. Dr. Küçükusta, "Soguk alginligi tedavisinde Antibiyotik kullanmak da gereksiz, hatta zararli. Çünkü virüslere Antibiyotiklerin hiçbir etkisi yok. Antibiyotikler, sadece orta kulak iltihabi, sinüzit, bronsit gibi komplikasyonlar için doktor önerisiyle kullanilmalidir' dedi.
Prof. Dr. Küçükusta, özellikle C vitaminin soguk alginligini önledigine yaygin sekilde inanildigini belirterek "Hatta buna doktorlar da dahildir. C vitamininin saglikli yasam için gerekli oldugu, antioksidan özelligi bulundugu elbette dogrudur; ama bunun ne nezleyi ne gribi önleyebilecegine dair kesin bir kanit da yoktur' dedi.
Her vitaminin fazlasinin zararli olacagina isaret eden Prof. Dr. Küçükusta, "Gerçek vitamin eksikligi tablolari disinda, vitaminler ilaç olarak degil dogal olarak, yani meyve, sebze, süt, yogurt gibi besinlerle alinmalidir' diye konustu.
Soguk alginliginda hemen ilaca sarilmayin
Çocuk Sagligi ve Hastaliklari Uzmani ve Antalya Tabip Odasi Merkez Delegasyonu Üyesi Dr. Fuat Altay, soguk alginligi ilaçlarinin, içerdikleri etken Maddeler nedeniyle, ABD ve Ingiltere’de iki yasin altindaki çocuklarda kullaniminin yasak oldugunu belirtti.
Dr. Fuat Altay, soguk alginligi ilaçlarinin kullanilmamasi gerektiginin Altini çizdi. Altay, soguk alginligi ilaçlari yerine tavuk suyuna çorba ve bol Sivi alinmasini önerdi.
Oguk günlerde sagligimizin kurtaricilari turunçgiller ...
__________________________________________
Soguk günlerde sagligimizin kurtaricilari turunçgiller
Turunçgiller, içerdikleri zengin C vitamini ile kis boyunca vücudumuzun dogal bekçileri gibidirler. Özellikle portakal ve mandalinanin sihirli güçlerini yakindan tanimak ister misiniz?
Portakal
Portakal, kolesterol, mide ve yemek borusundaki Kanser riskini düsürüyor. B vitamini damarlari güçlendirerek Damar Sertligi ve kireçlenmeyi önlüyor. Varislerin iyilesmesini sagliyor. B vitamini ise sinir sistemini düzenliyor.
Dogal parlatici
Çanta, ayakkabi ve deri esyalarinizi portakal kabugu ile ovup kuru bir bezle silerseniz, ilk günkü kadar parladigini fark edeceksiniz.
Mutfakta kullanimi
- Portakalin meyvesi, Suyu ve kabugunu her türlü tatlilarda, et, çorba, pilav, makarna ve sebze yemeklerinde kullanabilirsiniz.
- Portakalin kabugunu kurutup robotta ezin, pasta ve sütlü tatlilarda kullanin.
- Portakal kabugu reçeli karaciger, mide ve bagirsaklari çalistirip Gazi önlüyor. Bagirsak sistemini düzenleyerek vücudun zehirlenmesini engelliyor.
Mandalina
Mandalina kabugundaki bol miktarda P vitamini sayesinde, damar setligi ve felç geçirenler için çok yararli bir meyve.
Mutfakta kullanimi
- Mandalinanin kabugu, meyvesi ve suyunu çesitli tatlilarda ve yemeklerde kullanabilirsiniz.
- Mandalina kabugunda bulunan kokulu bir yag, özellikle likör ve pastane ürünleri yapiminda kullaniliyor.
Avrupa Acil Tip Birligi Baskan Vekili Uzman doktor Ülkümen Rodoplu, yaptigi açiklamada, evsizler, sokak çocuklari, yaslilar, bebekler, evlerinde yeterince isinamayanlarin, soguga daha az dirençli oldugunu belirtti.
Kis aylarinda etkili olan soguk Hava geçislerinde yasanacak hipoterminin, soguk olan Kars, Ardahan, Sivas, Erzurum gibi illerden çok Istanbul, Izmir, Samsun, Trabzon gibi sahil bölgelerinde daha çok ölüme yol açabilecegini öne süren Dr. Rodoplu, karasal iklimde nemin, kiyi illere göre daha az oldugunu, bu açidan soguk Havanin kiyi bölgelerinde daha fazla hissedildigini ve insanlari çok daha fazla etkiledigini söyledi.
Dr. Rodoplu, su bilgiyi verdi:
“Normal vücut isisi 37 °C civarindadir. Ancak kis aylarinda çevre Sicakligi nadiren bu kadardir. Vücudumuz, yedigimiz besinleri yakarak isisini sabit tutmaya çalisir. Donma ya da donmaya yakin isilarda vücut isisinin düsmesine, hipotermi denir.
Yalnizca ayaklar, eller, kulaklar veya burun ucu gibi uç kisimlarin sogugun etkisiyle yaralanmasina donuk denir. Vücut isi kaybini metabolizmayi artirarak (titreme) dengelemeye çalisir. Soguk ortamdan uzaklasarak, rüzgârdan korunacak yer aramak da isi kaybini azaltmanin bir yoludur. Giysi katlari arasindaki kuru ve durgun Hava, iyi bir isi izolatörüdür. Sapka giymek de isinin korunmasina yardimci olur.”
Hipotermi olusmasi için isinin donma noktasinda olmasina gerek olmadigini, kisin evsiz kisilerde veya evlerinde yeterince isinmayanlarda da görülebilecegini ifade eden Dr. Rodoplu, yaslilar, bebekler ve hastalarin soguga daha az dirençli olduklarini, kisilerin soguk Havada uzun süre kalmasi, suya düsmesi veya batmasi durumlarinda da hizla hipoterminin gelisebilecegini söyledi.
Isi 35 °C derecenin Altina inerse hipotermi baslar
Dr. Ülkümen Rodoplu, sözlerini söyle sürdürdü:
“Vücut isisinin birkaç derece düsmesi telafi edilebilir. Ama yasamsal organlarda isi 35 °C derecenin altina inerse hipotermi olusmaya baslar. Hipotermi gelistiginde birinci evrede titreme görülür. Artmis kas aktivitesiyle hasta isisini yükseltmeye çalisir. Bu evrede, vücut isisi 32-35 °C derecenin arasindadir. Ikinci evrede, 32 °C derecenin altinda titreme durur, kas hareketleri azalir. Öncelikle küçük, ince kas hareketleri sona erer. Uyku egilimi görülür. Nabiz yavaslar ve zayiflar, solunum yavaslar, kalp ritmi bozulabilir, dolasim ve solunum bu evrelerde durabilir.”
Ilk yardim olarak hastanin 20 °C derece civarinda oda isinina alinmasini öneren Dr. Rodoplu, islak giysilerin çikartilmasi, kuru ve Sicak battaniye ile kisinin örtülmesi ve en kisa sürede hastaneye ulastirilmasi gerektigini kaydetti.
Lokal soguk yaralanmalari kangrene yol açiyor
Soguk nedeniyle yaralanmalarin çogunun vücudun açikta kalan yerlerinde olustugunu ifade eden Dr. Rodoplu, lokal yaralanmalarin siddetini etkileyen faktörlerin de “maruz kalinan isi, rüzgarin hizi, siki giysi, ayakkabi ve dolasimi kisitlayan nedenler” oldugunu bildirdi.
Dr. Rodoplu, en ciddi lokal soguk yaralanmasinin “donuk” oldugunu, donukta dokularin gerçekten dondugunu ve hücrelerin öldügünü, kangrenin gelismesi durumunda da ölü dokularin cerrahi müdahale ile alindigini belirtti.
Soguk havalar depresyonun bas sebebi
Havalarin sogumasiyla birlikte ortaya çikan bazi Saglik problemlerinin is kaybina ve Depresyona neden oldugu belirtildi. Soguk Havanin vücut direncini azalttigini belirten Il Saglik Müdürü Kadir Çetinkara, bedenin hastaliklara karsi zayif düstügünü ve insan sagligini olumsuz etkiledigini söyledi.
Özellikle kisinin sagliginin ve vücut direncinin yeterli olmadigi durumlarda soguk havalarin insan direncini daha da düsürerek çok basit etkenlerin bile insanin hasta olmasina sebep oldugunu ifade eden Çetinkara, “Soguk havalarin gelmesiyle birlikte kronik akciger ve kalp hastaliklari, romatizmal hastaliklarda artis görülüyor. Bu hastaliklarin yani sira depresyon gibi psikolojik bozukluklarda da artis yasaniyor.” dedi.
Özellikle solunum yolu enfeksiyonlarinin okul, kisla ve fabrika gibi toplu yasanilan yerlerde salginlara neden olarak ciddi toplumsal sikintilari ve is kaybini beraberinde getirdigine dikkat çeken Çetinkara, yine kisin Kar ve buzlanmaya bagli olarak artan trafik kazalari, düsme, çarpma gibi olaylarin sonucunda da ölüm ve sakatlanmaya kadar varan travmalar ile karsilasildigini bildirdi. Önleyici basit tedbirlerin alinmasiyla kis hastaliklarindan korunabilecegini belirten Çetinkara, insanlarin hastalanmadan önce belirli araliklarla saglik kontrollerini yaptirmasi gerektigini açikladi. Kalp ve akciger hastalari ile çocuk ve yaslilarin çok soguk havalarda mümkün oldugu kadar disari çikmamasi gerektigini uyarisinda bulunan Çetinkara, yeterli ve dengeli beslenmeye de özen gösterilmesi gerektigini vurguladi.
Soguk alginligina karsi sarimsak ile korunun
Gaziantep Üniversitesi (GAZÜ) ögretim üyesi Yard. Doç. Dr. Erkan Karatas, soguk alginligini önlemek için bol bol C vitamini, mentol, Sarimsak ve çinko alarak vücut direncinin ve savunma mekanizmasinin güçlendirilebilecegini söyledi.
GAZÜ Tip Fakültesi Kulak Burun Bogaz Ana Bilim Dali Ögretim Üyesi Karatas, yaptigi açiklamada, soguk alginliginin aslinda dört mevsim görülebildigini, daha çok kis aylarinda ortaya çikan, hapsirma, burun akintisi, bogaz agrisi ve burun tikanikligi ile kendini gösteren, hafif kirginlik olusturan, çesitli virüslerin yol açtigi, hafif seyirli bir hastalik oldugunu animsatti.
Hastaliga yakalanmamak için öncelikle soguk ve yagisli havalarda soguga maruz kalmamaya önem verilmesi gerektigini ifade eden Karatas, “Soguk ve yagisli Hava, soguk alginligi virüsünü getirmez. Daha çok soguk alginligi olan bir kisinin burun akintisinin aksirik, öksürük veya elden ele bulasmasi sonucunda virüslerin aktarilmasiyla hastaligin yayildigina inanmamiz gerekir. Hapsiran ve öksüren kisilerin elleriyle veya maske ile agizlarini kapatmasi gerekir” dedi.
Soguk Havada insanlarin kapali mekanlari tercih ettigini, bu tür ortamlarda virüsün bulasmasinin kolaylastigini anlatan Karatas, kapali ortamlarin sik sik havalandirilmasi gerektigini söyledi. Karatas, soguk alginligi yapan virüslerin, saatlerce ellerde ve çesitli esyada (havlu, mendil, masa) Canli kaldigini, kirli hava, sigara kullanimi, yetersiz ve dengesiz beslenmenin soguk Hava ile birlesince, vücudun direncinin daha çok düsürdügünü ve virüslerin bulasmasinin kolaylastigini belirtti.
Bu nedenle ellerin yikanmasi, çevrenin temiz tutulmasi gerektigini dile getiren Karatas, söyle konustu:
“Portakal, Limon ve mandalina gibi C vitamini içeren yiyecekler ile birlikte yüksek dozda C vitamini kullanimi, esansiyel yaglardan olusan mentol, içinde bir sülfür bilesigi olan sarimsak ve çinko alinarak vücut direncimizi ve savunma mekanizmamizi arttirabiliriz. Ayrica istirahat edilmesi ve stresten uzak durulmasi da vücut direncinin yeniden kazanilmasina yardim eder. Soguk alginligi hastaliklarinda organizmanin Sivi ihtiyaci önemli ölçüde artar.
Düzenli biçimde bolca sivi tüketilmelidir. Sigara savunma sistemimizin çalismasini yavaslatir ve daha kolay sekilde hasta olmamizi saglar. Toplumda Alkolün soguk alginligina iyi geldigi sanilir ama Alkol damarlarda genislemeler yaparak geçici rahatlama saglar ve koruyucu tedavide yeri yoktur. terleme geçici olarak kendinizi iyi hissetmenizi saglayabilir, çünkü burun ve bastaki dolgunluk hissini giderir. Vücut 3-4 Gün içinde virüsleri yok edebilecek antikorlar üretir ve ancak o zaman soguk alginligindan tamamen kurtulabiliriz.”