Resimlerde BiR Demet HuzuN

Son güncelleme: 12.05.2011 19:00
  • noimagenoimageEn kötü ihtimalle ben bir yalnızlığının saçına dolar ellerimi

    kaybolurum salkım saçak...
    Kalabalık bir yalnızlıkta

    baş başa sakin sessiz bir öksüz edayla dolaşırım.
    Aşkın affına sığınsam da affedilmem biliyorum

    döner dururum pervane gibi kapısında dilenişim olur...
    Vazgeçip yıldızlardan aya değdi ellerim bu gece
    Geceye değer gözlerin hüzün irkilir...
    Hüzün de düştü ellerimden tenhadayım üşüyorum...


    Süslü yalanlar yalandan bozma hikaye...

    Sevdası kadar sahtedir pişmanlığı bu kentin
    Yoksul hayallere yardım toplanır ruhumdan habersiz
    Oysa benim uyku denizinde yüzerken bir rüya ayaklarımı kanattı
    Kalbinin ellerindeyim zifiri karanlık zindanındayım
    Sen kadar anlamlı bir yalnızlıkla düşüyorum yüreğinin coğrafyasına
    Hangi hayalin elinden tutsam kırılır buzdan parmakları
    Adını yalnızlık makamında hecelerimle gecenin sessiz varlığında alırım yerimi...

    Hep bekleyen olmak ne acı; "bekleme salonu yalnızlığındayım"
    Çığlıklarımı duymak için kulak kesilmiş yaratıklar şimdi nerdeler?
    Bedenimde ki yara izlerini daha mı kanatmak isterler?

    Asimile bir vurgun kırgınlıklar kadar saçmalık...

    Özlemler kırık dökük bir cami avlusunda biriktirilir ki dualara değer can kırıkları
    Gece sinmiş; yalnızlığımın geleceği silinmiş geçmişi izsiz...
    Şiddetli telkinlerle kapıyı açmaya çalışanların elleri düşmez mi geceye?
    "Kapıyı açamadığım için üzgünüm"...

    Yalnızlık; çok basit; "yalnız bir yalnızlık" hepsi bu...
    Son basamağındayım yalnızlığın düşüyorum...
    İfadesi alınmış yalnızlığın bertaraf edilmiş sol kesiğiyim...
    Düşlerimi ateşe veriyorum bir kibritin ucunda;
    Güle güle yalnızlığım güle güle masalımda ki son yalan...

    Güle güle...noimage
#24.04.2011 15:17 0 0 0
  • noimage noimageKayboluyorum

    Sabah ezanıydı...
    Aklımın bütün kuşları buz kesmiş,

    kanatları sancılı bir sessizliğe kapanmıştı.

    Uçsuz bucaksız uçurumlar sarmıştı derinliğimi,

    hangisinden atlasam yüzün tutuyordu beni.
    Keder de yüzünü çok sevmiş olmalıydı...

    Dokunmak ne zamandır günahtı ki

    sevişmelerimizin parmak izi tenimize düşmüyordu!
    Avuç içlerimde uyuttuğum bir yalan olabilir miydin?
    Fısıltıyla söylediğim ninniler,

    bilmediğim gözlerden damlarken
    Fondaki hüzün seni görmüyor olabilir miydi?

    Hazin bir rengi vardı bütün sabahların...

    Ve iliklerimden geçiyordu sert rüzgarlar...
    Ya da gözlerim hep yorgun olmalıydı
    Belki de ağzımdaki tadın ağırlığından yanıyordu canım...
    Ama yanıyordu işte...

    Sana gelen yollara çığ düşmüştü
    Ve ayaklarımdan geçiyordu cesaretsizliğim
    Ya da ben yol yordam bilmez olmuştum
    Belki de gözlerindeki iklimlerin kara kışlarında kalıyordum
    Ama gelemiyordum işte...

    /... Tarifsizdim .../

    Senin huzurlu yalnızlıkların vardı ve bana düşmandı!
    Ne zaman gelse,

    beni incitmeden tutar,

    aklının en uzak odasına götürürdün
    Kapanan kapı incinen huzurun olurdu bilmezdin...



    Bütün duvarları kana boyardı öfkem

    ve ben de kırmızıya düşmandım!

    Yüzümde en koyu ağıtı yakıp,

    ses çıkarmadan çıplak ayakla dolaşırdım düşüncelerinde...
    Her köşe başında seninle karşılaşır,

    gözlerinin tam içine bakmaktan alıkoyamazdım kendimi.
    Bakışlarımın ayazı bütün yaprakları dökerdi

    ama üşümene asla izin vermezdim
    Yağmurlarım senin toprağına yağmazdı çünkü, bilirdim..

    /... Kırmızıydım .../



    Altı üstü üç gündü ömrüm,
    Seni beklerken tükettiğim kaç ömürde (s)akladım günahımı?
    Sığdırabildim mi?
    Aşk çok mu mühimdi ki,

    ölümlerden ölüm beğenemediğimizden bütün suçu biz üstlendik?
    Acısını ciğerlerimizde hissedip,
    Sigaradan sandık,

    idam ettik dumanını son arzusunu sormadan...

    /... Ya şimdi? .../

    Akşam ezanı...
    Aklımın bütün kuşları göç etmiş olmalı
    Uçsuz bucaksız uçurumlar sarmış derinliğimi,

    hangisinden atlasam aşka düşüyorum yüzüstü



    Sersemim, başı dönüyor duygularımın
    Hatta tutmasam kendimi aşkın tam üstüne kusabilirim ...

    Kelimelerimde isyan var,

    dudaklarım açısını şaşırıyor
    Adını mırıldansam,

    harf harf dişlerime çarpıyorsun
    Tarifsizliğimi alıp,

    öfkeme gizliyorum kırmızı nabzımı tutuyor
    Belki de,

    bu ağıt yakışmadı yüzüme ondan yanıyor canım ...
    Ama yanıyor işte, yanıyor...



    ... Kayboluyorum ...noimage
#24.04.2011 15:20 0 0 0
  • noimage noimageiyi ihtimalleri masallara
    büyük aşkları romanlara bırakıp
    özlemeyi seçtik biz seninle
    kabullendik
    kalplerimizin hüzün tiryakiliğini
    en küçük kalp çarpıntısında koşup saklanacak
    yalnızlıklarımız vardı bizim
    güvenli
    ve kullanışlıydı
    öyle tedirgin sokuluyorduk ki aşka
    en ufak bir kanat sesinde, telaş
    en tatlı bahar esintisinde, koşarak
    kalplerimizi kafeslere tıkıp
    sarıp sarmaladık
    ve bırakmadık
    onu başka bir için gökyüzüne
    biz seninle ;
    ömürlük bir aşkı,
    biz ikimiz ;
    son nefeste sayıklanan bir adı
    biz ;
    ikiden bir olmayı
    göze alamadık
    ne el ele
    ne de
    ayrı ayrı...noimage
#24.04.2011 15:22 0 0 0
  • noimagenoimageKara çalınmış günlerin ertesinde,
    Ellerinde güneşlerle gelen yar.
    Huzuru içirdiğin yüreğim,
    Şimdi hüznü içiyor ellerinden bilesin ...

    Yüreğine kanatlanan yüreğin,
    Kanadı kırıldı kanıyor.
    Göğe uçurduğum umutlarım vuruldu bir bir
    Hüzün ki yokluğuna katık ettiğim
    Yine dolandı eteğime peşimi bırakmıyor ...

    Adının her harfini gözyaşıma çizdim
    Ve titrek bir yürekle yokluğuna ektim
    Sen avazın çıktığı kadar susarken,
    Ben taze çığlıklar yeşerttim sana
    Nefes nefes acıyı yonttum adınla
    Yokluğuna buladım ellerimi
    Yüzüme bölük pörçük diktiğim,
    Yamalı gülüşlerdeyim şimdi ...

    Ah yar ...
    Ah yoluna can diye diye benden geçtiğim
    Ah suskunların şahı
    Bir çözebilsem,
    Boynuma doladığın sessizliğin düğümünü
    Bir yudum harf düşse hisseme alfabenden
    Yalın ayak çıktığım yokuşlarında,
    Düşmeden bir yürüyebilsem ...

    Öyle bir acı ki bu nasıl anlatılır bilmem
    Kırsan kırılmaz büksen bükülmez
    Ateşler yakmaz sular söndürmez ...

    Söylesene yar
    Hasretini adımlasam kaç adımda biter ?
    Özlemin kaç nefestir saysam ?
    Bilemezsin ki
    Akla sığdıramazsın bu denklemi
    Nasıl anlatayım ki daha hal-i pür-melâlimi ...

    Sen yine sükutu giyin yar
    Dilersen hiç konuşma
    Ben kelamlarımı çürüttüm yolunda
    Çarpsada bir tokat gibi yüzüme,
    Her harfi yoluna heceledim ...

    Ve bilesin üstüne aşkı giydirdiğim
    Bu yüreğe ben söz verdim
    Hiçbir harfi,
    Sensiz bir cümleye kurban etmedim !!!noimage
#24.04.2011 15:24 0 0 0
  • noimagenoimageBir düştün sen siyah elbisenle.
    uyandım düştün.
    Kanadın kanadı,
    Sonra bir baktım ardından
    Kanadım.

    Kirpiğime battı damlalar.
    Ağladım.

    Koştum tutmak istedim
    sözden ökselere tutuldum
    Ağzımı açtım bağırmak için.
    Boğuldum.

    Iskaladı sesim kulaklarını
    Uyusam dedim uyanmamacasına
    Dalsam yeniden uykuya
    Cam kırıklarını toplasam
    Kanatsa da alsam yüreğime
    Uyuyamadım.
    Düştün sen
    Ben kırıldımnoimage
#24.04.2011 15:26 0 0 0
  • noimagenoimagebuzdan zırhımı delip geçecek
    bir kardeleni beklemekti bütün ömrümün hikayesi
    ve faydasızdı ne yapsam
    tükenmedi üşümüş yüreğimin kendi beyazındaki esareti
    şimdi her mutsuzluk kıpırtısı
    yeni bir çığ olup düşüyor kalbime
    ve şimdi her çiçek, buz kesiği
    kanayıp duruyor
    hüznümde

    üç noktası bol cümlelerde unutulup kalıyorken
    yaşan/ma/mışlığı sevgilerin
    boyuna çizgili özlemler kuşanıyordum ben hayali aşklarda
    uzun gösteriyor sanıyordum sevdaları
    sonra ne zaman saçları savrulan bir kadınla, bir deniz kıyısı
    sonra ne zaman bir bankın kullanılmamış eskiliğiyle, çakılı yalnızlığı
    ve ne zaman sonbaharın sağanak yaprak yağmuruyla, rüzgar
    ilişse ve sokulup gözlerimden yol tutsa içime
    bir günlük ömrünü ziyan etmiş kelebekler gibi
    yakalanıveriyordum hüzünlerin ağına bir anda öylece
    ve dudaklarımda sırılsıklam bir ah'la
    bir dilek hakkımı daha yakıyordum hiç düşünmeden
    tek kişilik yemin törenlerimde ;
    "aşka aralanacak ilk kapı ben olayım
    ve ilk kanat açan kırlangıç
    bir sonraki mevsime "

    ellerimi siper edip
    uzaklara bakıyordum sürekli bir yolcuyu beklermiş gibi
    oysa yakınımdan hızla geçip gidiyordu zaman
    ve hayat
    ve umut
    yani ne varsa geçip gidebilen
    bense düşlerimi budayıp duruyordum
    onlar kuruyup durdukça uçlarından
    ve sebebi oluyordum
    tek kişilik ayak seslerinin yankı yankı sokaklarda
    sokulmuyordu gerçeğime benim dileklerim
    yada hiçbir yıldızın vakti yoktu
    kayıp giderken benim dileklerimi duymaya
    kim bilir, belki de bendim asıl suçlu
    sesimi gökyüzüne yetiremiyordum...

    kolay olmuyordu vazgeçmesi insanın hayallerinden
    ki uzun süren meydan savaşlarında,
    yine kendime yeniliyordum
    ta ki en nihayetinde bir gün, ağrıyla sızı
    en nihayetinde bir gün, isyanla yazgı
    ve en nihayetinde bir gün, güzle zemheri arası
    son kuşu da vurulunca içimin,
    anladım, artık ruhumun bütün kanatları kırık
    ve kalbim ;
    her düşünün yaraya dönüşünü izleyenim
    ve ben ;
    şimdi öyle yoksuluyum ki her şeyin
    ne terk edilebilecek bir parçam kaldı içimde
    ne de harcanacak bir yerim
    ve öyle ıssızım ki
    tek bir kibritin yanma umuduna kapılıp
    hiç yanmayan bir kibritle söner giderim artık
    bir sonraki hayata
    bakışlarımda ertelenmiş aşkların küskünlüğü
    ve erken vurulmuş düşlerin, mateminde

    buzdan zırhımı delip geçecek
    bir kardeleni beklemekti bütün ömrümün hikayesi
    ve faydasızdı ne yapsam
    tükenmedi üşümüş yüreğimin kendi beyazındaki esareti...
    şimdi her mutsuzluk kıpırtısı
    yeni bir çığ olup düşüyor kalbime
    ve şimdi her çiçek, buz kesiği
    kanayıp duruyor
    hüznümde noimage
#24.04.2011 15:28 0 0 0
  • noimagenoimagean beni



    kibritim bir sigara daha yakıyor
    tütünümün bütün nemi hüznümden
    birazdan ilk nefesimle birlikte yine yalpalayacak koca bir şehir,
    içimin
    kederinden noimage
#24.04.2011 15:31 0 0 0
  • noimage
#24.04.2011 21:36 0 0 0
  • sayfanın her bir köşesi,şiirlerin her bir cümlesi ve resimler o kadar uyumlukı
    hayatı anlatıyor ınsana özlemini duydugu aşk canlanıyor belleginde
    paylaşım için saol
    tşk
#24.04.2011 22:47 0 0 0
  • noimagenoimageYâr(en) demişim sana


    Sen bir kitap kapağı gibi kapamışken adımı,
    Ben her sözcükte seni okuyorum harf harf
    Tümcelerimin boyun büküşlerine aldırma yar!
    Gözü yaşlı satırlarımın k( c )an döküşlerinde büyütüyorum keşkeleriminoimage
#24.04.2011 22:50 0 0 0
  • noimagenoimageGittiğinde, hiç düşünmemiştim onu özleyeceğimi

    Sevda yarıda kalmış meğer..
    Sonbahara emanet edilmiş güvercinler..
    Yerden yere düşmüş gururum..
    Adını ,bahara saklanan bir yaprağa vermişim..
    Suyunu tüketmiş ben görmeden.

    "Kuş tüyü ruhum ağırlaşıyor..
    Çekemiyorum bir ben daha..
    Tek sillede atıyorum seni üzerimden..
    Bir daha gelme düşlerime..
    Gülüşlerime..
    Hüzünlerime.."

    - Bu gidişinin kaçıncı günü?noimage
#24.04.2011 22:55 0 0 0
  • gideceksen
    sevdanıda alda git
    gölgenide
    sende geriye
    bir şey kalmasın
    adınıda
    ve sana dair neyin varsa
    alda
    git
    keramet sende deyil
    keramet yürekde
    yüregim benimle
    sensiz yaşarım am yüreksiz asla
#24.04.2011 22:56 0 0 0
  • noimagenoimageson dansındı bu ömrüm,
    usul usul süzülmene izin verdiğim...
    ellerinin zerafetiyle gizlediğin yüzün
    yalandı... yalan!
    gördüm dediğime inanma, siyahtı tenin...
    dokundum doğru!
    içim dışım kopkoyu bir renge verdi kendini...
    senin değilim ama aldanma..!

    çare değilsin çok yazık!
    hazin bir tadın var nefesimde
    bomboş, tekdüze solukların bir kışı üşütür gibi...
    ne gecemsin ne gündüzüm...
    zamansızsın, zamansız!noimage
#24.04.2011 22:57 0 0 0
  • noimage
#24.04.2011 22:57 0 0 0
  • noimage
#24.04.2011 22:58 0 0 0
  • noimage
    : emeklerine sağlık tatlım..:)
#24.04.2011 22:59 0 0 0
  • noimage noimagegittiniz
    yıkıldı dilimin köprüsü,
    konusamadım

    elimi tuttugunuz gecede kaldı aklım
    sesinizden dökülen nagmeler,
    gözlerimden aktı
    siir mi onarmıstı kırılan yüreklerimizi,
    yoksa aska tutkulu iki günahkâr mıydık?

    gittiniz,
    içinden çıkamadıgım bir sessizlik düstü payıma

    ıslandıgımız yagmur
    dibini gördügümüz kadeh
    kim bilir kaç intihar düstü yolumuza,
    yürümeye devam ettik
    siz mi yasınızı almıstınız,
    yoksa yasam dolu olan ben miydim?

    gittiniz,
    devrik bir sızı kıvrıldı dudagıma

    sevistigimiz sarkılar dogum yaparken,
    yatagında nöbet tutardık çıplak kavusmaların
    simdiyse bilmiyorum
    kahkahanız mı ısıtırdı içimi,
    yoksa kollarınızda müjdelenen bahar mı?

    gittiniz,
    isimsiz bir sehir oldum haritanızda

    merhaba sevgilim
    hosça kal yâlnızlık
    daha kaç gece sürer bu heyecan diye,
    düsünmeden sarıldım

    nerdesiniz,
    karanlıktan korktugumu nasıl bilmezsiniz?

    ama gittiniz,
    agır veda havası çaldı sokak ortasındanoimage
#24.04.2011 23:00 0 0 0
  • noimagenoimageMevsimlerden sonbahardayım...
    Resimde sapsarı yapraklar, kurumuş dallar, yılgın bir rüzgar
    Ve ne yapacağını bilmeyen bir çocuk var.
    Aslında sana söylemek istediğim çok şey vardı:
    Mesela keşke bu kadar büyük sevdirmeseydin kendini.

    Neyin bedelini ödediğimi bilmiyorum
    Herşeye rağmen sana da kızmıyorum, kızamıyorum
    Acım durulduğunda bir şarkı söylerim belki
    Belki o zaman anlarsın.
    Bunca hüzün bizde iyi durmadı
    Ve bu ayrılık bu aşka hiç yakışmadınoimage
#24.04.2011 23:02 0 0 0
  • Pelin Onay,sevdiğim değerli bir yazar şair ve ruh.. teşekkürler canım.
#24.04.2011 23:04 0 0 0