"Yine bir son hafta, karınlar ağrımaya başladı.. Çok ama çok zor bir 90 dakika var. Ya çok mutlu olacağız ya çok üzüleceğiz.. Ama bir kez daha Fenerbahçe'yi tutkuyla, müthiş bir aşkla sevmeye devam edeceğiz.."
Yorumsuz başlıyorum..
· Son 17 maçta 16 galibiyet, 1 beraberlik: 49 Puan
· Son 21 maçta 19 galibiyet, 1 beraberlik, 1 mağlubiyet: 58 Puan
· 33 maçta atılan 80 gol, 2.42 ortalama ile Avrupa'nın Barcelona ve Porto'dan sonra en golcü 3. takımı
· Son 9 iç saha maçında gol yemeyerek İtalyan Napoli takımını geride bırakan Avrupa'nın kendi sahasındaki en iyi savunma takımı
· Spor Toto Gol ve Asist Kralı: 27 Gol Alex de Souza, 12 Gol Alex de Souza
· ...
Televizyon kanallarının, gazetelerin, dergilerin, internetin kısacası yazılı, sözlü tüm yayın organlarının Fenerbahçe destekçisi olduğu söyleniyor ya çokça.. Fenerbahçe'nin 36 puan gerisindeki Galatasaray'ı mı, 26 puan gerisindeki Beşiktaş'ı mı yazmalı basın Son 5 yılda neredeyse hep zirveye oynayan, sadece futbol takımıyla değil diğer spor branşlarıyla da zirveye ambargo koyan bir spor kulübünü mü yazmalı... Hadi bırakın yukarıdaki göz kamaştırıcı istatistikleri -o kadar göz kamaştırıcı ki bu yüzden göremiyor olabilir bazı insanlar- Avrupa'da bile Fenerbahçe'yi büyüyen ekonomisi ve yatırımlarından dolayı manşetlere taşımış Fransızlar... Ama onlar da olaya Fransız değil mi, taraf tutuyor olabilirler...
Tutamadım kendimi ve gazetelere göz attım Ankaragücü maçından sonra. Özellikle 'haklı' 3 penaltıdan sonra neler yazılacağını merak ettim. Keşke etmeseydim, bir kez daha bu kadar basit bir sporu ne kadar kirlettiğimize şahit oldum..
Ne demiş Şenol Güneş; ''Medya tarafsız olamadı, nedense bizim maçlardan sonra lehte ve aleyhte kararlar konuşuluyor''..
Ne demiş AKP Trabzon Milletvekili Kemalettin Göktaş: ''Emre Belözoğlu menajeri aracılığıyla 3 Ankaragücü oyuncusunu ayarttı, aynısını Buca maçında da yaptılar, Emenike'nin Karabük maçında oynamaması tesadüf olamaz''
Trabzon Yerel Basını: "Senaristler çok usta", "Figüran da hakemler", "Trabzon sahada kazanıyor, ama masa başında kaybediyor", "İşte alın teri, Fener'e hakem eli"
Atılacak her çamura verilecek bir cevap var illa ki.. Herkes işini yapsa keşke değil mi, antrenör sadece antrenörlük yapsa,milletvekili sadece milleti için çalışsa, basın biraz daha objektif olabilse, en azından biraz da olsa saygı duysa..
Bucaspor'un yediği 2. gol ya da Belediye'nin yediği ilk golde başrolde Trabzon değil de Fenerbahçe olsaydı neler olacağını siz düşünün..
Cüneyt Çakır'ın 2 hafta önce Trabzonspor-G.Antep maçında verdiği kararları konuşmayıp, Ankaragücü maçını 8.5 gözlemci puanı alıp 3 penaltı kararında da haklı olduğu bir maçı manşetlere çıkarmak da neyin nesi, Ankaragücü'nün 2 forvetinin bile maçın 15. dakikasında ikişer faul yaptı bir maçta üstelik..
Kirliliği yazılarıma bulaştırdığım için özür dilerim.. Bu kadar kirli değil çünkü futbolumuz... Fenerbahçe kazandığında da kirli olmadı, kaybettiğinde de olmadı hiç... Benim kafamdaki futbol sadece sahada oynanıyor, sahaya çıkan her futbolcu, antrenör, hakem, taraftar elinden gelenin en iyisini yapıyor... Ötesi yalan...
Güzeli sona bıraktım..
Aykut Kocaman'ın Fenerbahçe'nin başında olması ve bugün Fenerbahçe'yi getirdiği durum (kastettiğim topladığı puanlar ya da üst üste kazandığı maçlar değil, kazandırdığı kimlik!), Beşiktaş'ın Tayfur Havutçu ile devam etmesinde, Galatasaray'ın 3. kez Fatih Terim ile görüşme cesaretini göstermesinde o kadar etkili oldu ki... Yine, bir kez daha örnek oldular her konuda olduğu gibi, öncülük ettiler, cesaretlendirdiler..
Yine bir son hafta, karınlar ağrımaya başladı.. Çok ama çok zor bir 90 dakika var. Ya çok mutlu olacağız ya çok üzüleceğiz.. Ama bir kez daha Fenerbahçe'yi tutkuyla, müthiş bir aşkla sevmeye devam edeceğiz..
Ne güzel diyor Fenerbahçe taraftarı;
"Aşkınla olduk derbeder, bu sevgi bir ömre bedel, Fenerbahçeli olmanın, gururu bizlere yeter.."