Ben diye ne varsa gördüğün, işte o senin yokluğun

Son güncelleme: 25.05.2011 17:04
  • noimagenoimagenoimageBenden yazmamı istiyorsun günlerdir, sana yeniden yazmamı istiyorsun benden tek kanatlı, solgun düşlerimi, yüzünde kanayan o kutsal ışıkla aydınlatan sonsuzluk meleğim. sana neyi anlatayım? ruhumu yaktıktan sonra, artık damarlarımda dolaşan sensizliğin etimi yakan acısını mı? o acıyı uyutsun diye sığındığım, ama sevgini orada da hep ama hep kaybettiğim soğuk rüyalarımı mı? odamın tavanındaki,yoksulluğumu ve kimsesizliğimi harç yapıp içine doldurduğum o derin, o sonsuz çatlakların altında, sen diye her gece koyununa girdiğim o zamansız ölümlerimi mi? gözlerinden özgürlüğe akan mavi nehirlerde boğulduğum,canım sevgili, söyle sana neyi anlatayım? şimdi burda değilsin ama beni duyuyorsun, biliyorum.kapat gözlerini benim için ve dinle n'olur: bak, yoksun bunun anlamını biliyor musun? yokluğun, yüreğimdeki bu yıldızsız, bu dipsiz karanlık gece yokluğun, odamın duvarlarına astığım suretlerine bakarken,gözlerinde unuttuğum dalgın gözlerimyokluğun, gönül bahçenden kopartıp verdiğin için soldurmayıp,kuruttuğum ve tıpkı sevdam gibi sonsuzluğa mahkum ettiğim bu kırmızı güllerinsırf kalemini değdirdiğin için atmaya kıyamadığım bu kağıtlarher an gözümün önünde sakladığım mektuplarınpeçetelere yazdığın şiirlerinhediyelerini sardığın paket kağıtların.sen gidince, hala sen kokuyordur,diye üzerime giydiğim ve derin derin soluduğum giysilerin. yokluğun, elinin, kokunun, soluğunun değdiği herşeyi dünyanın en değerli hazinesi gibi saklayan, bu yarı deli, bu hayattan kopuk ruhumkapat gözlerini ve bana bak. ben diye ne varsa gördüğün, işte o senin yokluğun söyle, sana neyi anlatayım? sabaha karşı çalan telefonumun ucunda, "ne olur bana hayattan daha kötü davran" diye sayıklayan o kırgın,o kendine çarpan sesini mi?yüzünde yara izleriyle gelirdin bana vücudunun her yeri morluklar içinde gelirdino solgun, o savrulmuş teninde açan mor renkli kötücül çiçeklerle ağlatırdın beni hayal kırıklıklarıyla örselenmiş ruhunu,acı bir sevdanın gölgelediği gözlerini alır gelirdin ben sana tutkundum, sense vücudundaki o morluklaraöfkeni değil, yaşadığın kırgınlığı anlatırdın banao hep çok uzağımdaki, yüzü bir başkasına dönük aşkını anlatırdındehşetle izlerdim seni bir annenin karşılıksız şefkatiyle dinlerdim, tek söz etmeden. sarardım yaralarını; o morlukların ve yara izlerinin acısını dudaklarımla alır kalbimin yokluğunla kanayan, karanlık odalarında saklar; elinin, kokunun ve soluğunun değdiği herşey gibi onları da biriktirirdim ve sonra giderdin. beni, ay ışığının rutubet kokulu duvarlarıma vurduğu, tek odalı sensizliğimde,aşkımla, deliliğimle, bu hayata hep yabancı ruhumla bir başına bırakır;masanın üzerinde senin için bıraktığım o tek sigarayı yakar ve giderdin hep giderdin şimdi benden sana hayattan daha kötü davranmamı istiyorsunsırf sana, seçimlerine ve hayatına duyduğu saygıdan,neden biraz olsun da kendinemerhamet duymuyorsun, diyerek seni koruma hakkını bile kendinde göremeyen o yaralı ruhumdan sana kötü davranmasını istiyorsun her gece sen diye koynunda uyuduğum ölümün o soğuk nefesi gözlerimi kapatmadan önce, artık şahidi olamadığım hayatının vücudunda bıraktığı o yaraları, morlukları, savruluşları iyileştirmesi için, seçimlerinle mutlu olman için tanrı'ya dualar eden benden, sana kötü davranmamı istiyorsun, öyle mi. şimdi burda değilsin ama beni duyabiliyorsun, biliyorum kapat gözlerini benim için ve dinle n'olur bunu sana ancak bir kez söylemeye cesaretim var: aşk, hala yüzünde taşıdığın, o derin, o bir türlü iyileşmeyen yara izi değildir sevgili o iz hırstır o iz bencilliktir o iz sana değil, kendine tapan bir ihtirastır o iz senin o sonsuz ve hep kendini kanatan merhametin gibi değil o iz sen gibi değil sevgili sen hep sana hayat kadar kötü davrananları sevdin sakın benden de bunu isteme n'olur yapamam sen beni hiç tanımadığım bir kentin, tek odalı ve rutubet kokan bir evinde,aşkıma ve ölümüme bıraktınbeni soluksuz, umutsuz, sensiz bıraktınbenim o kırılgan öfkem yalnızca kendi yüreğimi kanattı; senin yüzündeki o kutsal, ama o artık durmadan kanayan ışığı değilİsyanlarımın çığlığı bu kimsesiz ömrüme saplandı hep, senin özgürlüğüne değilfırtınalarında sürüklendi aşkımız korkularının, yaralı geçmişinin, savruk benliğinin dalgalarında beni kaybedip kaybedip sonra yeniden buldun seni hep uzaklara çağıran o yalnızlık rüzgarının alabora ettiği parçalanmış düşlerimi yeniden topladım sensizlik sürgünlerimdekanayan sevdamı, vurgunu olduğum yüzündeki o kutsal ışıkla sardımsığındığım bu huzurun bedelini hayatımla ödedim hepbilmediğim yollardan geçtim, kanatarak kendimi ve şimdi sorular cevaplarını buldu sükunetin ve güvenin o bilge dinginliğinde süzülüyor aşkımartık, biliyorsun ki, sevgimin inadı hiç kırılmayacak yüzümde gördüğün, o bu dünyaya ait olmayan iyilik ve en zor anlarımda ortaya çıktığını söylediğin o "yasadışı gülümseyiş" bir kez olsun sönmeyecekbenim sonsuzluk meleğim.... affet ama, bedeli ebedi sensizlik olsa da,sana hayattan daha kötü davranmayacağım günlerdir sana yeniden yazmamı istiyorsun benden".. sana neyi anlatayım her sarnıç küflü bir yağmuru, her sevda bir ayrılığı yaşar...

    noimagenoimagenoimage[main-arkaplan-muzik]036[/main-arkaplan-muzik]
#24.05.2011 19:03 0 0 0
  • Sen her zaman bunu yapıyorsun be arkadaşım,yine ve yine ve yine,ne deyimki ben sana.Bu güzel paylaşımlarınla herdaim varol emi.Hissettiren yüreğine sağlık.
#24.05.2011 23:51 0 0 0
  • Emeğine sağlık mon_coeur ...çok güzeldi...
    ****
    Yokluklarda saklıdır heceler... Yokluklarda yaşar hiç varolmayanlar...

    ve

    "her sarnıç küflü bir yağmuru, her sevda bir ayrılığı yaşar..."
#25.05.2011 01:51 0 0 0
  • ben tsk ederim begenin icin
#25.05.2011 09:35 0 0 0
  • emeğine sağlık çok güzeldiii
#25.05.2011 10:37 0 0 0
  • tsk canim
#25.05.2011 10:41 0 0 0
  • SUPERSİN..Gülüm...Öpdüm..
#25.05.2011 17:00 0 0 0
  • sende tatlim supersin
#25.05.2011 17:04 0 0 0