iktisat nedir - iktisatın temel kavramları - iktisat bilimi - iktisatın ilgi alanlarıEkonomi ile ilgili konular, hemen hemen bütün ülkelerde yoğun ilgi görmesine rağmen birçok kişi için ekonomi, çocuklarının eğitim giderlerini karşılama ve şu anda çalıştıkları işlerini kaybetme korkusundan ileriye gitmeyebilir. Bir başka deyişle ekonomi, günlük yaşamda önemli olmasına rağmen, bir bilim dalı olarak iktisat hakkında çok az şey bilinmektedir. Bununla birlikte günümüzde artık birçok insan, günlük ekonomik yaşamlarının ve alışverişleri karşılığında ödedikleri paranın; işsizlik, fiyatlar genel düzeyi ve ekonomik büyüme gibi makro büyüklüklerle yakından ilişkili olduğunun daha çok farkına varmaktadırlar.
Ekonomik konulara yoğun ilgi ve çeşitli ekonomik göstergeler konusundaki artan kaygılara rağmen, çok az kişi gerçekte ekonominin nasıl çalıştığını algılayabilir. Ancak, bundan dolayı insanları suçlamak da oldukça zordur. Özellikle, ekonomik olayların ve ekonomi biliminin ülkemizde ve bütün dünyada ulaştığı boyut ve karmaşıklık, ekonominin herkes tarafından anlaşılmasını güçleştirmektedir. Çoğumuzun bir milyar TL'yi bir arada görmediği bir ortamda, Türkiye'nin milli geliri katrilyonlarla ölçülmektedir. Bu türden büyük rakamları algılamak ve bunları yorumlamak birçoğumuz için oldukça zordur. Çünkü aylık ev kirasını nasıl ödeyeceğinin yollarını bulmaya çalışan bir insan için, milli gelirde ortaya çıkan, örneğin iki katrilyonluk değişimi anlamak hayli güçtür.
İktisat bilimi, toplumdaki bireylerin birçoğu için soyut kavramlar gibi görünse de, günlük yaşamımızın bir parçası olma özelliğini devam ettirmektedir. Yaşamımızın büyük bölümünü, fabrikalarda veya farklı işyerlerinde mal ve hizmet üretmek; bir bölümünü mal ve hizmetleri tüketmek ve kalan kısmını da ne üretip ne tüketeceğimize karar vermekle geçiririz. Kitap okumanın, okula gitmenin, sınavlara girmenin ve hatta yatağa uzanıp dinlenmenin bile bir ekonomik yönü vardır. Ekonomide ortaya çıkan ve bizi etkileyen çeşitli olaylar, iktisat öğrenmeye olan ilgiyi artırmaktadır. Örneğin, bir kişinin işini kaybetmesi işsizliğin nedenlerini, okul ve kitap paralarının artması enflasyonun nedenlerini, yüksek ev kiraları konut arzı ile talebi arasındaki ilişkiyi düşünmemize neden olur.
İşte, değinilen bütün bu konular ve daha niceleri iktisat biliminin ilgi alanına girer. İktisat öğrenimi gören öğrenciler, günlük olayları ve birbirleriyle ilişkisini anlayacak, ekonomik düşünme biçiminin ne kadar değerli olduğunu kavrayacaklardır. İktisat öğrencileri, iktisat bilimiyle bu ilk tanışmalarından sonra, iktisadi terimleri ve göstergeleri anlamak ve yorumlamakta bir ölçüde yol almış olacaklardır.
Tüm insanların, bütün isteklerinin anında ve tamamıyla karşılandığı bir dünyayı hayal etmek bile oldukça zordur. Çünkü toplumu oluşturan birey ve kurumların, insanlara haz ve tatmin veren farklı mal ve hizmetleri kullanma ve elde etme istekleri sınırsızdır. Buna karşılık insanların isteklerini karşılamaya yarayan mal ve hizmetlerin üretiminde kullanılabilecek kaynaklar ise sınırlıdır. Dolayısıyla her toplum belirli derecelerde kıtlık sorunu ile karşı karşıyadır. İşte her toplumun değişik derecelerde karşı karşıya kaldığı bu kıtlık sorunu iktisadın uğraşı konusudur. Hemen hemen bütün bilimler, bazı temel gerçekler ve kavramlar üzerine kurulup şekillenir. Örneğin, hareket ve güç kavramları olmaksızın bir fizik bilimini, yaşayan canlılar olmaksızın bir biyoloji bilimini düşünmek olanaksızdır. Benzer şekilde kıtlık, yani insan ihtiyaçlarının sonsuz ancak bu ihtiyaçları karşılayacak kaynakların sınırlı olması, kavramı olmaksızın da bir iktisat biliminin olması düşünülemez. Özetle, iktisat bilimi kıtlık gerçeğine dayanır. Bu açıdan baktığımızda iktisat kıtlık bilimidir biçiminde tanımlanabilir.
Bilindiği gibi doğada var olan çeşitli kaynakların tümü, doğada bulunduğu biçimde insanların ihtiyaçlarının tatmininde kullanılamazlar. Bu kaynakların çoğunluğunun, belirli bir üretim süreci sonunda insanların kullanımına sunulmaları gerekir. Ayrıca, bu mal ve kaynaklara sahip insanların, bütün ihtiyaçlarını bu mal ve kaynaklarla karşılamaları olanaklı değildir. Yani, bazı durumlarda insanların sahip oldukları kaynaklar, hem miktar, hem de çeşit olarak ihtiyaçlarını karşılamaya yetmezken; bazı durumlarda da, insanlar ihtiyaçlarından fazla mal ve kaynak sahibi olabilirler. Bir taraftan insanların ihtiyaç duydukları kadar mal ve kaynaklara sahip olmamaları, diğer taraftan bazı insanların ihtiyaçlarından daha fazla kaynak ve mal sahibi olmaları; bu mal ve kaynakların takas edilmesi zorunluluğunu gündeme getirir. Bu yönüyle iktisadı, insan ihtiyaçlarının karşılanabilmesi için malların üretim ve değişimini içeren faaliyetlerin incelenmesi olarak da tanımlamak mümkündür.
İnsan ihtiyaçlarının sonsuz olması ve bu ihtiyaçları karşılayacak kaynakların ihtiyaçlara oranla sınırlı olması nedeniyle; insanlar çeşitli alternatifler arasında bir tercih yapmak zorunda kalırlar. Bu nedenle iktisat, bir tercih bilimidir denilebilir. Dünyada var olan toplumların tümü, kıtlık sorunu ile uğraşırlar. İnsanlar, ihtiyaçlarını karşılamak için ülke içerisinde nasıl birbirleriyle mal ve hizmet değişiminde bulunuyorlarsa, aynı şekilde uluslararasında da mal ve hizmet değişimi olabilir. Çünkü dünyada bazı ülkelerin sahip oldukları kaynaklara, üretim teknolojisine, bilgi ve beceriye diğer ülkeler sahip olmayabilir. Ayrıca, bazı malların üretiminde bazı ülkeler çok daha uzmanlaşmışken, diğerleri de başka bazı malların üretiminde benzer üstünlüklere sahip olabilirler. Bütün bu nedenler, ülkeler arası ticaretin, tüm ülkelere değişik ölçülerde yarar sağlayacağını gösterir. Bu tür faaliyetler de iktisadın konusudur ve bu anlamda iktisadı, ulusal ve uluslararası temelde ticaretin incelenmesi olarak da tanımlamak mümkündür.
Günümüz ekonomilerinin en önemli özelliklerinden birisi, para ekonomileri olmalarıdır. Yani, ekonomide paranın değişim aracı olarak kullanılmasıdır. Para ekonomilerinde, özellikle bankacılık kesimi önem kazanır. Çünkü günümüzün gelişmiş ekonomilerinde, paranın en fazla ilişkilendirildiği kesimlerin başında, bankacılık kesimi gelmektedir. Ayrıca bankacılık kesimi, ekonomide kullanılan paranın belirli bir kısmını yarattığı için ekonomiye büyük etkisi vardır. Genelde bir ekonominin gelişmişlik düzeyi, hem ekonomideki çeşitli sektörlerin gelişmişliğine, hem de ekonomide var olan sermaye ve servet miktarına bağlıdır. Dolayısıyla ekonomilerin daha iyi anlaşılabilmesi, bu önemli konuların incelenmesini zorunlu hale getirir. Bu açıdan iktisadı, para, bankacılık, sermaye ve servetin incelenmesi olarak tanımlamak mümkündür.
Yukarıdaki tanımların sayısı arttırılabilir. Tanımlarda değinilen çoğu kavramları göz önünde tutarak; İktisat, bireyler ve toplumların sınırlı kaynaklarını, sınırsız ihtiyaçlarını karşılamak için nasıl dağıttıklarının incelenmesidir, biçiminde genel bir tanım yapabiliriz. Bu çok genel tanımdan iktisadın şu temel özellikleri çıkarılabilir:
İktisat bir sosyal bilimdir: İktisat, toplumla bağlantılı olarak, insanların ve insan gruplarının davranışlarını inceler. İktisat, diğer sosyal bilimlerde olduğu gibi doğal bilimlerden farklıdır. Doğal bilimlerin en önemli özelliği, laboratuar ortamında ve koşullar kontrol edilerek yapılan deneylerle bilimsel yasaları kanıtlayabilmesidir. Buna karşın iktisat biliminin ve iktisatçının laboratuarı bütün toplumdur. Üstelik herkesçe bilindiği gibi toplumsal olaylarda hiçbir şey kesin değildir ve kontrol edilemez. İktisatçı ortaya koyduğu ilkelerini, insanlar ve insanların yarattığı kurumlar hakkındaki gözlemlerine dayandırır, deneylerle kanıtlayamaz. Örneğin iktisat, insanların para harcama ve tasarruf eğilimlerini gözler veya özel mülkiyet, merkezi planlama gibi kurumları inceler. Fakat elde ettiği genel kuralları kontrollü deneylerle kanıtlayamaz. Sonuç olarak, her ne kadar oldukça teknik yöntemler de kullansa, iktisat bir sosyal bilimdir.
İktisat analitiktir: İktisatçı, işsizlik ve enflasyon gibi çeşitli iktisadi sorunları değişik yönleri ile anlamak ve bu sorunlara çözümler önermek için iktisat ilkelerini kullanır ve bunlara ilişkin verileri analiz eder. Bunu yaparken, tek bir çözüm yolu önerip ve onu tek çözüm yolu olarak göstermek yerine, alternatif çözüm yolları önerir ve her bir çözümün de olumlu ve olumsuz yönlerini açık olarak ortaya koyar.
İktisat, insan davranışının sadece iktisadi yönünü seçip inceler: İktisat, ahlâk, politika, sosyoloji, psikoloji ve antropoloji gibi çeşitli sosyal bilimlerle yakından ilişkili olmasına rağmen, insan davranışlarının sadece iktisadi yönünde yoğunlaşarak, bu bilim dallarından ayrılır. İktisat, sınırlı kaynaklarla insanlara maksimum tatmini sağlayacak olan alternatifi seçmeye çalışır. Bunun yaparken iktisatçı, bugün ne üretilip ne tüketildiğini gösteren rakamları inceler ve gelecekte bu rakamların nasıl değişeceğini kestirmeye çalışır. Ancak burada unutulmaması gereken nokta, iktisadın sadece rakamlarla uğraşmadığıdır.
İktisat, malların tüketimi ile olduğu kadar üretimi ve dağıtımıyla da ilgilidir: İktisat, temelde insanların gereksinimlerinin nasıl karşılanacağı sorunu ile ilgilendiği için, genelde bu gereksinimleri karşılayacak malların üretim sorunuyla da ilgilenir. Bunun yanında, üretilen malların toplumun farklı bireyleri arasında nasıl dağıtılacağı sorununun incelenmesi de iktisatçının temel ilgi alanlarından birini oluşturur.