Uzun süren baş, boyun,bel ,sırt ve omuz ağrıları kişilerin yaşam kalitesini etkilemekte, hayatlarını zindan etmektedir. Bu insanlar şikayetlerine çare aramak için doktor doktor dolaşmalarına rağmen, verilen ilaçlardan ve yapılan tedavilerden fayda görememektedirler.
Çünkü verilen ilaçlar ve yapılan tedaviler sadece ağrıyı ortadan kaldırmaya yöneliktir. Ağrıyı yaratan sebep bulunamadığı için tedaviside semptomatik olmaktadır.
Asıl kaynağına müdahale edilemediğinden şikayetleri daha da ağırlaşmaktadır. Ve daha sonrada şikayetleri geçmeyen hastanın sorununun psikolojik olduğu söylenip, hastalık antidepresanlar la baskılanmaya çalışılmaktadır.
Çoğu kez modern tıbbın açıklayamadığı ya da adını koyamadığı ve hastanın psikolojik durumu ile ilgili olduğu söylenen rahatsızlıkların temelinde ,hastanın zorlanan vejetatif sinir sisteminde düzensizlik vardır
Geçirilmiş olan ameliyatlar, geçirilmiş hastalıklar,kullanılmış ilaçlar,barsak florasındaki bozulmalar, yaptırdığımız diş tedavileri , dolgular, trafik kazaları, kırıklar, yanıklar , yaşadığımız ev, içtiğimiz su, kullandığımız cep telefonu,giydiğimiz elbiselerin dokusu, doğum, küretaj,özelliklede sezaryen ile yapılmış doğumlar ve bunlar gibi vücudu etkileyen tüm olaylar, vücudun zayıf olduğu yerde hastalık ortaya çıkartabiliyor. Bu bazen migren, bazen bel, boyun ve sırt ağrısı gibi tanımlanamayan ağrılar olabiliyor.
Nöral terapi bir regülasyon tedavisidir. 1920'li yıllarda iki Alman doktorun, daha önceleri uygulanan ancak unutulmaya yüz tutmuş olan, lokal anesteziyle uygulanan bir tedavi yöntemini tekrar kullanmak istemeleri üzerine gündeme gelmiştir
Nöral terapi lokal etkisinin yanı sıra bugün kibernetik etkileşim ile birlikte tüm sinirsel, hormonal, hücresel , psişik bir düzenleme sistemi ile etki yaptığı kanıtlanmış durumdadır.
Avrupa'da tüm ağrı tedavi merkezlerinde nöral terapi en sık uygulanan bir tedavi metodu olmuştur.
Kronik baş ağrısı ve diğer ağrılı hastalıkların düzensizliklerin çoğu kez aniden ortadan kaybolması kullanılan preparatın İ.V olarak kan dolaşımına katılmasından olmayıp bu enjeksiyonun damarın çok yakınındaki dokulara yapılmasından kaynaklandığı ispatlanmıştır.
İyileşmenin prokainin organizmada emiliminden çok önce görülmesi bize sistemdeki elektriksel iletişimin varlığını hatırlatır. Sadece istem dışı çalışan OSS böyle süratli bir iletiyi gerçekleştirebilir.Bu otonom sistem (Nörovejetatif Sistem) bedenimizdeki tüm yaşam faaliyetlerini kontrol eder, solunum ,dolaşım sistemini, vücut ısısını, sindirim salgı bezlerini, metabolizmayı, hormonal faaliyetleri ve salgılanmalarını ayarladığı gibi, uyku halinde de kalp ve dolaşım sistemini kontrol eder ve yaşamı otomatik olarak düzenler.
Prokain ve ve diğer nöralterapide kullanılan preparatlar sorunlu bölgelere doğru yöntemlerle uygulandıklarında otonom regülasyon bozuklukları sonucu ortaya çıkan ağrıları ortadan kaldırırlar, hasta sağlıklı fonksiyonlarına ve yaşantısına geri döner.Hastalıkta vücut bir bütün olarak kontrol dışı kalır. Bir organ veya eklem tek başına vücuttan izole edilmiş bir şekilde hastalanmaz.
Gerçekte hekimin görevi sadece basit olarak ilgili organ veya ekleme müdahale etmek olmayıp, aynı zamanda bütün bedeni düzenli fonksiyon yapar hale getirmek olmalıdır