Soğuk rüzgarlar,yüzümün ağrısını içimin Maltalarına savururken;
Tutuklu adımlarla voltalıyorum,yargısız hüküm giydiğim karanlıkları
Ardımda kanlı cam kırıkları ve ıslak hüzünlerde büyütülmüş
o kadar ayrılığım var ki,
Suskunluğuma kilitlediğim
Üstü çizilmemiş iri puntolu hafler duruyor gözümün önünde ,
onarılmayı bekleyen
ONARIYORUM
Neresi zordu ki sevmenin;
Eğer duyulmasaydı kalbimin atışları
Çatlarken sevimsizliğin ardamarı,acemi bir işkenceci kesiliyor hayat
Oysa yıkılması zor değildi,yüreğime ördüğüm duvarın
Kİ O DUVAR EN ÇOK KENDİ İÇİNDE YIKILMIŞTIR
Şimdi ;
Her okuduğumda kırık-dökük güncemi ,en çok beni vuruyor,
Büyük yıkımlardan devşirdiğim,içe zalim-dışa can cümlelerim
Hangi sularda yüzdürsem kağıttan gemilerimi,
soğuk bir rüzgara yenik düşüyor düşlemler
"DÜŞTÜM BATTIM DERİNLERE"
Dipteyim
Yunus'un karnında,Yusufi sancılarla,sabır tesbihleri çekiyorum
Duaya açılıyor mücrim ellerim,
Gecenin yarısı,duvarlarında küfür yazılı odamda
İhbar ediyorum sevda kaçakçısı duygularımı,
Durmadan üşüyorum geçmişin karanlıklarında
Usul usul dolaşıyorum düştüğüm duvarların gerisinde
İzi duran yaralarımdan biriktirdiğim bir başkaldırının,
hesapsızca çöreklendiği,kıştan kalma bir ayazım şimdi,üşüten
"ZATEN BEN HİÇ BAŞEDEMEDİM Kİ,
OLUMSUZ SATIRLARIN,BOŞLUĞA DÜŞÜREN ÜNLEM İŞARETLERİYLE"
Her parantez bir yanılışım,
Her satır başı bir umut ve her nokta bir ölüm oldu ,
gecenin çıldırtan sessizliğinde
Oysa ben seni,her gece duvara astığım acılarımdan süzüp bağrıma aldım
Hüzün büyüğü gözlerine yaslanmanın,
ne büyük bir onur olduğunu bilmedin
Artık içimin ağıtlarına dokunma ey kelepçesi hükümlü rüzgar !..
Kaç ölüm düştü tutsak günceme
Geçmişine sövülmüş bir hükmün infazında ertelendi gülüşlerim
Şimdi her gülüşümde yüzüm kirli
Koşarken yırtıldım işte..