Bir kimsesizlik sardı içimi. Hayatımı düşününce ürperdim birden.
Tüm bu düşüncelere bir telefon konuşması sebep oldu aslında. Kendimizi bu dünyada ne kadar yalnız bıraktığımızı anladım. İlerleyen teknoloji ile birlikte kendimizi yalnızlaştırdığımızı, yine daha geride kalmış bir teknolojiyle; telefon ile anladım.
Uzun zamandır konuşmadığım bir arkadaş Uzun zamandır konuşmadan hala eskisi gibi nasıl arkadaş kalabilmişiz şaşırdım doğrusu! Hala bıraktığımız yerden devam ediyordu sohbetlerimiz. Ama bir sorun vardı Yüz yüze görüşmek istediğimizde ya ikimizin de işi çıkıyordu ya da tembelliğe vuruyorduk işi. Sosyal bir varlık olan insanın içgüdüsel yapısını nasıl değiştirebilmiştik. Hayatımızın hangi noktasında asosyal olmaya başlamıştık? Bu sorular takıldı kafama.
Çocukken misket oynardık, ip atlardık, şarkı söyleme yarışmaları yapardık aramızda. Bu yarışmaları yaptığımız çocukluğumuzun geçtiği bahçemizi yıkan belediye miydi suçlu yoksa başka şeyler mi vardı? O küçücük halimizle daha sosyaldik sanki
Şimdi ne oldu da bu duruma geldik? İş hayatı mı? Bence değil.
İş hayatı öncesi de sosyal değildik. Peki, hayatımızın hangi dönemi değiştirmişti bizi? Ben bulamadım cevabını ne yazık ki. O kadar tozlanmış ki kafamın içi; hangi dönemde asosyal olduğumu hatırlayamıyorum. Bu kadar bilinçsizce kaptırmışım işte kendimi
Şimdi ne oldu da bu duruma geldik? İş hayatı mı? Bence değil.
İş hayatı öncesi de sosyal değildik. Peki, hayatımızın hangi dönemi değiştirmişti bizi? Ben bulamadım cevabını ne yazık ki. O kadar tozlanmış ki kafamın içi; hangi dönemde asosyal olduğumu hatırlayamıyorum. Bu kadar bilinçsizce kaptırmışım işte kendimi
insan yaşarken fark edemiyor ama fark ettigindede alinden bişi gelmiyor