Dinimizde vaizlik, Peygamberimizle başlamış; sahabe ve daha sonraki nesiller tarafından, aralıksız olarak günümüze kadar devam ettirilmiştir. Vaaz, Peygamberimizin hiçbir zaman terk etmediği bir irşad metodudur.[1]
"Va'z" ya da "vaaz" Arapça bir kelimedir.
وَعَظَ يَعِظُ (وعْظ عِظَة : Nasihat etmek, öğüt vermek, uyarmak, tembih etmek anlamlarına gelir.
İnsanların kalplerini yumuşatacak sevap veya ceza türünden hatırlatmalar yapmak, korkuyla karışık karışık nasihat vermek anlamına gelen وعْظ sözcüğü hakkında el- Halil der ki: وعْظ (Vaaz), insanın kalbini yumuşatacak hayırlı işleri hatırlamak demektir.[2]
Vaaz: Sözle iyiliğe teşvik, nasihat, öğüt. İbadet yerlerinde dinin emir ve yasaklarının anlatılması esasına dayanan konuşma, mev'ize.[3]
Dinleyenlere öğüt ve bilgi vermek veya bazı konularda cemaatı uyarmak amacıyla yapılan dini içerikli konuşmalar. Vaaz eden kişiye "vaiz" denilir. İbadethanelerde bu tür konuşmalar için kürsüler yapılmıştır. Eskiden cemaatın da katılımı söz konusu iken daha sonra cemaat tamamen pasif, dinleyici konumda kalmıştır. Buna, yapılan vaaz konularının cemaatın istek ve beklentilerine uygun olarak seçilmemesi gibi nedenler de eklenince toplumsal açıdan büyük bir fonksiyon görmesi söz konusu olan vaazlardan beklenen marjinal faydanın çok düşük düzeyde kaldığı söylenebilir. Son yıllarda kitle iletişim araçlarının kullanılmasıyla vaazlar mabetlerin dışına taşmıştır.[4] Ancak cemaatın istek ve beklentilerine uygun olarak ve de diksiyon eğitimi alarak güzel konuşma sanatını bilen vaizler daha çok cemaata hitap edebilmektedir. Bunda vaizin ve de o çevredeki insanların dindarlığı da etkili olmaktadır. Halkı dindar olmayan ve cami cemaatı az olan yerlerde de vaaza ilginin az olacağı bilinen bir etkendir. Kitle iletişim araçlarının artması ve yaygınlaşmasıyla özellikle radyo, televizyon ve internet aracılığıyla cami dışında da vaazlar verilmektedir. Bu sebeple medya vaizi kavramı ortaya çıkmıştır.