Ses kısıklığını önemseyin

Son güncelleme: 24.10.2008 15:50
  • Ses kısıklığını önemseyin

    Pek çok farklı sebebe bağlı olarak ortaya çıkan ses kısıklığı, uzun sürdüğü takdirde normal olarak algılanmaması gereken bir problem. Bu durumda kısıklığın altında yatan sebeplerin mutlaka bir KBB uzmanı tarafından belirlenmesi gerekiyor

    Bir insanın normalde her zaman çıkardığı sesten daha farklı ses çıkarmasına genel olarak ses kısıklığı deniyor. Buna daha ince, daha kaba, çatallı, çabuk yorulan, sürekli kısılabilen, bazı enfeksiyonlarda hatta hiç çıkmayan seslerin hepsi dahil.

    Sesi oluşturan mekanizma aslında oldukça basit.Ses telleri denilen kas sistemi, kıkırdaklar ve sinirlerle uyarılarak açılıyor ve kapanıyor. Açıldıkları zaman nefes alıyoruz.

    Kapandıkları zaman ise aşağıdan, yani akciğerlerden gelen hava, iki ses telinin arasından geçerken bir vibrasyon oluşturuyor. Bu da sesin oluşmasını sağlıyor. Boğazımızdaki yani burnumuzun arkasındaki geniz boşluğumuz ve ağız boşluğumuz bunun rezonansını verirken, dilimiz de karakterini veriyor. Sesin ana mekanizması olan ses tellerinde oluşabilecek herhangi bir oluşum, hastalık ya da problem ses kısıklığına yol açabiliyor.

    Ses kısıklığının nedenleri
    Üst solunum yolu enfeksiyonları: Ses kısıklığının en sık görülen nedeninin üst solunum yolu enfeksiyonları olduğunu belirten Acıbadem Hastanesi Bakırköy KBB Hastalıkları ve Baş Boyun Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Ferhan Öz, bu gibi durumlarda sesin birkaç gün kadar hiç çıkmayabildiğini söylüyor: "Üst solunum enfeksiyonu yaşayan örneğin sinüziti olan bir kişi, ses tellerine doğru akıntısı olduğu için öksürmek zorunda kalır. Öksürük travması, seste daha çabuk yorulmayı getirdiği için ses kısıklığı yaratan başlıca sebeplerden biri."

    Sesin yanlış kullanımı: Prof. Dr. Öz, günümüzün modern dünyasında sesin yanlış kullanımına bağlı ses kısıklıklarının da sıkça görülmeye başlandığını vurgulayarak, "Sesini daha profesyonel kullanan insanlar yani öğretmenler, doktorlar, avukatlar, çağrı merkezleri çalışanları veya pazarcılar gün içinde çok sık veya çok yüksek tonda konuşmak durumundalar. Bunların bir kısmı yoğun ve gürültülü ortamlarda çalıştıkları için sesini yanlış kullananlar daha çok bu gruplardan çıkıyor" diyor.

    Sesi yanlış kullanmak aslında normal ses tonundan daha yüksek tonda konuşmak ve yüksek tonda uzun süre konuşmak anlamına geliyor. Çevresel faktörler nedeniyle sesi yükseltmek, sesin kısılmasına yol açacak kadar sesi yanlış kullanmaya sebep olabiliyor. Uzmanlar sesini yoğun kullanmak zorunda olan kişilere özellikle bol su içmelerini öneriyor. "İnsanlar konuşurken su içtikleri ve ses tellerini ıslak tuttukları sürece, ses telleri çok daha rahat çalışır. Islak bir ortamda, kaygan bir zeminde, aşağıdan gelen havayla çok daha iyi titreşirler" diyor Prof. Dr. Öz.

    Nemli, klimalı veya basınçlı ortamlar da ses kısıklığına sebep olabilen faktörler arasında.Örneğin uçakta bağırarak konuşmak sesi yoran bir yanlış ses kullanımı.

    Reflü ve alerji: Ses kısıklığına sebep olan hastalıkların başında ise reflü yer alıyor. Yapılan araştırmalara göre ses kısıklığı nedenlerinin yaklaşık yüzde 64'ü reflü nedeniyle oluşuyor. Midedeki asidin yemek borusuna kadar gelmesi ve bu asit salgısının yemek borusunun dışına çıkıp ses telleri üzerinde zehirleyici (toksik) bir etki yapması ses kısıklıklarına sebep oluyor. Buna larengofarengeal reflü deniyor. Bu durumlarda hasta sürekli olarak sesini temizlemek zorunda kalıyor. Ses kısıklıklarına neden olan bir diğer faktörün alerji olduğunu belirten Prof. Dr. Öz, alerjik bir insanın özellikle alerjenle karşı karşıya kaldığı dönemde sıkıntılar yaşadığını vurgulayarak, "Bahar aylarında kişinin sesinde yorgunluk, ses tellerindeki ödemden dolayı bir kabalaşma olur. Bu dönemde sesini yorması ve ona daha fazla güç vermeye kalkışması yanlış bir kullanımdır" diyor.

    Nodül ve polipler: Tüm bu yanlış kullanımlardan bir ya da birkaçı birleşerek ses telinde nodüle neden oluyor. Her iki ses telinde de simetrik olarak oluşan nasırlaşma gibi kabarıklıklara nodül deniyor. Nodül tamamen yanlış kullanma sonucunda oluşuyor. İnsanların kendilerini ses kısıklıklarından korumalarının en önemli yolu seslerini doğru kullanmayı öğrenmeleri. Nodül çok uzun zamanda gelişiyor. Örneğin bir öğretmenin işe başladıktan hemen sonra sesinde nodül oluşmaya başlarsa, belirtisi olan ses kısıklığı bir hafta sonra değil en az 3 ay sonra ortaya çıkıyor.

    Polip ise yine sesin yanlış kullanımına bağlı olarak gelişen akut bir travma. Bilinçsiz bir şekilde yapılan ani bir bağırmaya bağlı olarak oluşan küçücük bir kanamayla ses telinde polip oluşuyor. Bağırırken sinirli olmak ve aşırı gerginlik de polipe neden oluyor. Oldukça sık görülen polipler bir günde ses kısıklığı yaratıyor. Hastalar genelde, maça gidenler, sinirli bir şekilde çocuğuna bağıranlar veya pazarcılardan oluşuyor.

    Kist ve papillom: Ses kısıklığını yaratan bir diğer faktör ise kist. Ses telinin içinde yer alan kist, oradaki salgı üreten bezlerin tıkanmasıyla oluşuyor. Kist en fazla öksürükle birlikte görüyoruz. Örneğin yoğun bir üst solunum yolu enfeksiyonu sırasında öksüren bir kişide kist oluşabiliyor. Kist oluştuktan sonra ise, seste yorgunluk ve çatallanma oluyor. Özellikle çatallık kistin çok tipik bir örneği.

    Selim lezyonlar da ses kısıklığına yer açabilen faktörlerden. Selim lezyonların hiçbiri kanser değil ve dikkatli muayene edilip doğru tanı konulduğunda cerrahi tedavi sayesinde gayet başarılı sonuçlar almak mümkün.

    İyi huylu bir tümör olan papillom hastalığı da ses kısıklığına sebep açan faktörlerden biri. Bu hastalığın en büyük özelliği ise sürekli tekrar etmesi. Bu yüzden tedavisinde kullanılan lazer cerrahiyi de tekrar etmek gerekiyor. Erişkin kişilerde kanserleşme riski olan papillom, hep kontrol altında tutulması gereken bir hasta grubu. Çünkü sağlıklı dokuda bile hücrelerin içinde bu virüsü bulabilmek mümkün. Cerrahi tedavi başarısı ses kalitesi açısından bakıldığında çok yüksek oranda olmayabiliyor.

    Reinke ödem: Ses kısıklığına neden olan bir diğer hastalık, ses tellerinde oluşan ve Reinke adı verilen ödem. Özellikle sigara içen kadınlarda görülen bu hastalık, kadınlarda erkek gibi kalın sesle konuşma şeklinde kendini gösteriyor. Reinke, çok konuşan, reflüsü olan, günde bir paketin üzerinde sigara içen kadınların hemen hepsinde oluşan bir problem.

    Diğer sebepler: Ses kısıklarının nadir görülen sebeplerinden biri de doğumsal bozukluklar. Bunların arasında en sık görülen, ses tellerinin yapışık olması ve birbirlerinden ayrılmamış olması. Doğumsal bozuklukların tedavisinde çok küçük yaşlarda çok iyi sonuçlar elde edilmese de, daha ileri yaşlarda bu başarıyı yakalamak mümkün. Hipertansiyon ilaçları, doğum kontrol hapları gibi östrojen ilaçları da ses tellerinde kuruma yaptığı için ses tellerinin daha çok yıpranmasına neden olabiliyor.

    Muayene ve tanı
    Ses kısıklığı olan bir hastanın yapması gereken ilk şey vakit geçirmeden bir KBB uzmanına başvurmak. Ses tellerinin muayenesinde eskiden sadece ayna kullanılırken günümüzde artık mikro kameralı endoskoplar ve stroboskop kullanılıyor. Aynalar ise bugün hala ses tellerinin gerçek rengini ve hareketliliğini görebilmek için kullanılan araçlardan biri. Ancak mikro kameralı endoskopların avantajları oldukça fazla. "Kameralarla elde ettiğimiz görüntüleri bilgisayarda saklayabildiğimiz için hastayı defalarca muayene etmek yerine, kaydı defalarca seyredip değerlendirebiliyoruz. Bu hastaların tedavi sonrası ve öncesi durumlarını rahatlıkla karşılaştırabiliyoruz. Ses tellerinin yavaşlatılmış hareketlerini izleyebilmek için ise stroboskop kullanıyoruz. Stroboskop sayesinde bir ses telinin diğerinden farklılığını, ses tellerindeki dalgalanmayı izliyoruz. Bu dalgalanma bize ses teli içinde veya dışındaki kitle, lezyon veya hastalık konusunda fikir verebiliyor" diyor Prof. Dr.Öz.

    Uygulanan bir diğer muayene yöntemi hastalığın sesiyle ilgili akustik analizler, yani ses değerlendirmesi. Ancak bu analizler, kişinin sesi gününe, psikolojisine ve duygusal durumuna göre değiştiği için birkaç kez tekrarlanmayınca sağlıklı sonuçlar vermiyor.

    Tanıdaki en önemli unsurlardan biri, hastanın kanserle mi yoksa kanser dışı bir durumla mı karşı karşıya olduğunu belirlemek. Prof. Dr. Öz deneyimli bir KBB hekiminin muayene sırasında nodülü, polibi, kisti hatta papillomu bile birbirinden ayırt edebildiğini belirtiyor. Prof. Öz şöyle konuşuyor: "Ancak şüphelendiğimiz bir durumda mutlaka dokudan biyopsi alıyoruz. O kadar çok birbirine benzeyen, birbirini taklit eden unsur arasından ayrım yapamama riski her zaman var. Araştırmalar muayenede konulan tanının, ameliyathanede mikroskopla bakıldığı zaman yüzde 31 oranında değişebileceğini gösteriyor bize."

    Tedavi yöntemleri
    Nodüller: Nodülün tedavisinde sesin düzelmesi için hastaya ses terapisi uygulanıyor ve sesini düzgün kullanması öğretiliyor. Öncelikle nodüle yol açan ve sesini yanlış kullanmasını etkileyen faktörler belirleniyor. Daha sonra hastayı bunlardan arındırma çalışmaları başlıyor. Nodülde, cerrahi tedavi en son düşünülen yöntemlerden biri. Ancak nodülün dışındaki polip ya da kist gibi tüm hastalıklarda cerrahi tedavi uygulanıyor. Bu hastalıkların altında da sesin yanlış kullanımı olduğu için, bu hastalara da operasyon öncesi ya da sonrasında mutlaka ses terapisi öneriliyor.

    Ses terapisi, bir kişinin sesini düzgün bir şekilde kullanabilmesini hedefleyen bir tedavi yöntemi. Bu yöntemde hastanın sesini kullanırken, postürü, boynunun yapısı, ağzının açılması, dilini kullanma şekli, diyaframı ve nefes alışı ile ilgili her şey öğretiliyor.
    Eğitimli ses terapistleri tarafından uygulanan bu yöntem, gırtlak kanseri gibi hastalıkların da rehabilitasyonunda önemli bir rol oynuyor.

    Reflü: Reflü ise medikal tedavi ve hastanın yaşamında gerekli değişimlerin yapılmasıyla tedavi ediliyor. Hastanın kilo almaması; çikolata, çay ve kahve tüketiminden kaçınması; çilek ve domates yememesi; egzersiz yapması ve stresten, yağlı yiyeceklerden ve sigaradan uzak durması gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. Öz, ses sanatçılarının da performansını düşürebilecek bir hastalık olan reflünün tedavisinin öncelikle hastanın hayatını düzene sokmaktan geçtiğini söylüyor.

    Gırtlak (Larenks) kanseri: En çok 40 ve 60 yaşları arasındaki erkeklerde görülen gırtlak kanseri, kadınlarda daha genç yaşlarda görülen bir hastalık. Gırtlak kanserinde, koruyucu hekim anlayışının çok önemli olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Öz, hastalara ilk olarak eğer sigara içiyorsa mutlaka bırakması, içmiyorsa hiç başlamaması gerektiğinin önerildiğini söylüyor.

    Sigara içmeyen insanların neden gırtlak kanseri olduğuna dair yapılan araştırmalar da var. Bu araştırmalar reflünün gırtlak kanserinin altındaki en önemli etken olduğunu kanıtlıyor. Reflünün ardından ise alkol kullanımı geliyor. Alkol tek başına kanser yapmasa da reflüyü artıran, tetikleyen bir etkiye sahip. Alkolün etkisi sigarayla birleştiği zaman ise gırtlak kanseri oluşumu riski artırıyor. Pek çok kanser türünde olduğu gibi gırtlak kanserinde de erken teşhis çok önemli. Çünkü tanı ne kadar erken koyulursa tedavi başarısı ve 5 yıllık yaşam şansı o kadar yüksek oluyor. Hastalık erken evrede yakalanırsa, cerrahi tedaviden de radyoterapiden de aynı sonucu elde etmek mümkün. İki tedavi yöntemi arasında da bazı farklılıklar mevcut. Cerrahi tedaviden sonra ses kalitesinde biraz bozulma ve kısılma olabiliyor. Çünkü ses telinden kanserli bölge tamamen çıkartıldığı için ses telinin gücü azalıyor ve iki ses telinin karşı karşıya gelişi olması gerektiği gibi olmuyor. Radyoterapi de ise ses kalitesinde bu bozulma yaşanmıyor. Ayrıca cerrahi tedavi çok kısa bir sürede yapılırken, radyoterapi haftalarca sürebiliyor. Hastalık eğer ileri evredeyse o zaman cerrahi tedavi ön plana çıkıyor ve radyoterapi destekleyici rol oynuyor. Erken evredeki tedavi başarısı yüzde 99'lara yakınken, bu oran hastalığın evresi ilerledikçe düşüyor. Bu yüzden yaşanılan ses kısıklığı problemi bir haftanın üzerine çıktığı zaman, mutlaka bir KBB hekimine başvurmak gerekiyor. Çünkü ses kısıklığı normal bir şey değil ve mutlaka nedeninin belirlenmesi gerekiyor.
#05.10.2006 08:34 0 0 0
  • verdigin bilgiler için saol arkadaşım.ses kısıklıgı iki haftadan uzun sürerse mutlaka doktora muayane olmalı sebebleri araştırılmalıdır
#05.10.2006 10:14 0 0 0
  • Paylaşım için teşekkürler..
#05.10.2006 17:19 0 0 0
  • Soğuk algılığının bir bulgusu olarak ortaya çıkan ses kısıklığını çoğu zaman önemsemiyor ve günlük tempomuza devam ediyoruz. Hatta az çıkan sesimizi duyurabilmek için aşırı efor sarfedip bağırarak sesimizi duyurmaya çalışıyoruz.

    Bu aşamada yapılan zorlama iyileşmek için dinlenmesi gereken ses tellerimizin daha da kötü zedelenmesine ve hatta kalıcı ses teli hastalıklarına neden olabilir. Ses telleri karşılıklı birbirine çarparak ses çıkaran yapılardır. Bu tip bir hastalık sırasında değil bağırarak konuşmak, normal ses yüksekliği bile örselenmelerine neden olabilir.

    Peki ses kısıklığımızın soğuk algınlığından değil de daha ileri bir hastalıktan kaynaklandığını nasıl anlayacağız?

    Öncelikle soğuk algınlığına bağlı ses kısıklıkları eğer larenjit dediğimiz gırtlak enfeksiyonlarına dönüşmemiş ise 3-4 gün içinde iyileşir. Bu sürede gırtlağımızı dinlendirmemiz ve mümkün olduğunca konuşmaktan kaçınmamız, hatta fısıldayarak konuşmamız gerekir.

    Zorlanan ve gerektiği gibi tedavi edilmeyen ses tellerinin üzerinde kalıcı olan ve ancak cerrahi girişimlerle tedavi edilen et büyümeleri oluşabilir. Sesini yanlış kullanan kişilerde ve daha çok ses sanatçılarında görülen nodüller de bir tür et büyümesidir. Ancak nodüller kimi zaman ses tedavileriyle de iyileştirilebilirler.

    Eğer bir ses kısılması yedi günden fazla sürüyorsa ve her gün daha da kötüye gidiyorsa bu mutlaka bir KBB uzmanı tarafından detaylı gırtlak muayenesi gerektiren bir hastalık alarmıdır.

    Yoğun çalışma temposunda işyerinden uzaklaşmadan ne gibi önlemler alabiliriz:

    - Ses kısıklığı düzelene kadar mümkün olduğunca telefonla konuşmayın.

    - Klimayı mümkünse kapatın, değilse rüzgarın dan uzaklaşın.

    - Tozlu ya da kimyasal kokuların olduğu işyerlerinde odayı bolca havalandırın ve mümkünse maske kullanın.

    - Bir bardak sıcak su içine eczaneden alabileceğiniz bir buğuyu koyup ağzınızdan derin nefes alıp vererek soluyun.

    - Ses kısıklığınız tamamen geçene kadar kesinlikle sigara içmeyin ve yanınızda içirtmeyin.

    - Ses kısıklığı yalnızca soğuk algınlığının bulgusu olmayıp son derece önemli ve erken tanı gerektiren "gırtlak kanserinin de en önemli ve erken bulgusudur. Özellikle uzun süre sigara içmiş, alkol kullanan, kimyasal madde kokularına maruz kalan kişilerde ses kısıklığı şikayeti önemsenmelidir. Kanserler arasında gırtlak kanseri sıklıkla erken bulgu verdiğinden dolayı oldukça şanslı bir kanser türüdür. Hemen her zaman ses kısıklığı ilk bulgudur ve erken dönemde doktora götürür.

    Sigara konusunda söylenecek çok fazla şey var ve sanırım yalnız başına bir yazı konusu olmayı hak ediyor. Burada sadece tüm bu tatsız hastalıkların en büyük nedeninin sigara kullanımı olduğunu ve benim başıma gelmez düşüncesiyle kendimize ve çevremize zarar verici savunma mekanizmaları geliştirmememiz gerektiğini vurgulamak istiyorum.

    Ses kısıklığı gerçekten önemli bir bulgu ve vücudumuzun erken uyarı sinyallerinden birisi.Bu alarmı duymazdan gelmemeli ve önemsemeliyiz.

    Unutmamalıyız ki günümüzde elimizdeki imkanlar ne kadar iyi olursa olsun, zamanında uygulanmadıktan sonra birer teknolojik şovdan öteye gitmeleri mümkün değildir.

    Op.Dr. A. Göksel

    noimage

    Ses Kısıklığı Neden Oluşur?

    Ses kısıklığı oluşturan pek çok sebep vardır. Bunlar arasında çok basit ve kendiliğinden iyileşebilecek sebepler olduğu gibi ciddi ve tedavisinin büyük ameliyatlar gerektirdiği hastalıklar da olabilir.

    Ses kısıklığına sebep olabilecek hastalıklar arasında şunlar sayılabilir:

    - Larenjit (Gırtlak iltihabı)
    - Ses tellerinde nodül, kist veya polip gibi iyi huylu kitleler

    - Akciğer hastalıkları

    - Ses teli hareketini sağlayan sinirlerin felci

    - Alerji veya iltihaplara bağlı geniz akıntısı

    - Mideden yukarı doğru asit kaçağının olması (reflü) ve şiddetli kusmalar

    - Gırtlak ve çevresindeki dokuların tümörleri

    - Ses telleri çevresine gelen darbeler

    - Psikolojik sebepler

    - Şeker hastalığı veya sinir sistemi hastalıkları gibi vücudun diğer bölgeleriyle birlikte ses telini de tutan hastalıklar

    - Sigara, duman ve kimyasal gazlar gibi tahriş edici maddelere maruz kalmak

    - Yanlış ses kullanımları(bağırma, çığlık, şiddetli ağlama ve öfke durumları)

    - Birtakım cerrahi travmalar(gırtlağa yada üst solunum yoluna yönelik yada genel anestezi için solunum yoluna tüp(entübasyon tüpü) yerleştirilmesine bağlı olarak.
#22.10.2008 15:18 0 0 0
  • paylaşımın için teşekkürler
#22.10.2008 16:04 0 0 0
  • teşekkürler
#23.10.2008 10:55 0 0 0
  • Paylaşımın için teşekkürler.
#23.10.2008 16:03 0 0 0
  • paylaşım için çk teşekkür
#24.10.2008 15:50 0 0 0