ötgütsel davranış - örgütsel davranışın ilgi alanları - örgütsel davranış dersini neden okumalıyız - örgütler ve örgütsel davranış biçimleriDünyayı saran örgütler insanları bir amaç etrafında bir araya getirmek için çalışmaktadırlar. Her örgüt içindeki birey de bu amaçları yerine getirmek için çaba göstermektedir. Buna ilaveten çalışanlar, çeşitli biçimlerde etkileşim kurarak birbirlerini etkilemekte ve diğer çalışanların da bu amaçlara katkılarını arttırmaya çalışmaktadırlar. Bütün bu faaliyetler örgütlerin yapıları, amaçları, değerleri ve politikaları tarafından desteklenerek benimsenmekte veya kısıtlanmaktadır. İşte bütün bu örgüt içindeki faaliyetler sonuçta örgütsel davranış disiplinini oluşturmaktadır. Örgütsel davranış, bu nedenle örgüt içindeki ve çevresindeki bireylerin duygu, düşünce, davranış ve ne yaptıklarının bilimsel ve sistematik olarak incelenmesidir. Bundan dolayı örgütsel davranış birey ve grupların hareketlerinden ve etkileşimlerinden oluşur. Yönetim alanının bir disiplini olarak ele aldığımız da ise örgütsel davranış, örgüt içinde çalışanların tutum, davranış ve performanslarıyla ilgilidir. Örgütsel davranış bilimcileri yaptıkları araştırmalarla örgüt içindeki insan davranışlarını anlamaya çalışarak, geleceğe dönük yordamalarda ve tahminlerde bulunur bu yolla örgütün başarısını arttırırlar.
Neden Örgütsel Davranış Çalışmalıyız?
Genelde örgütsel davranış okuyanlar bu dersi eğitimlerinin bir parçası olduğu için alırlar. Ancak bir diploma almanın dışında neden bu dersi okumalıyız ve bilgi sahibi olmalıyız? Bunun temel nedeni hepimizin yaşamı örgütlerin içinde geçtiğindendir. Yaşamımızı çalıştığımız örgütler şekillendirmekte ve hayatımızın üçte ikisini çalışarak doldurmaktayız. Bu nedenle çalıştığımız örgütleri ve içinde geçen olayları anlamak, olacakları yordamak ve çalıştığımız insanları etkilemek zorundayız. Nasıl pazarlama okuyan insanlar pazarlama konusundaki kavramları bilmek, bilgisayar öğrencileri yazılımları ve elektrik devrelerini öğrenmek zorundalarsa, bizlerin de yani işletmelerin insan boyutu üzerinde çalışanların bu disiplini bilmek zorunluluğu vardır. Çünkü ne okursak okuyalım yaşamımız insanlarla iç içe geçmekte ve insanlarla ilgili konular yaşamımızı çevrelemektedir. Nasıl dünyayı tanımak gibi bir gereksinimimiz varsa, yaşamımızı saran ve bizi etkileyen örgütler konusunda da bilgiye gereksinimimiz bulunmaktadır. Bu nedenle örgütsel olayları anlamak, daha gerçekçi bir biçimde gelecekteki olayları yordamak zorundayız.
İşte bize bu bilgiyi sağlayan örgütsel davranış bilimidir. Çünkü örgütsel davranış disiplini yaptığı bilimsel araştırmalarla örgütlerle ilgili olayları anlamamızda ve doğru tahminlerde bulunmamızda bizlere yardımcı olmaktadır. Ancak örgütsel davranış bize herşeyi sunan, her şeyi görmemizi sağlayan kristal bir küre de değildir. Çünkü örgüt içindeki insanların karar biçimleri, hareketleri ve davranışları birçok karmaşık faktör tarafından etkilenmektedir. Bu nedenle bu disiplin bağımsız bir bilim değildir. Birçok disiplinin etkileşimiyle oluşmaktadır. Ancak bu bilim sayesinde örgüt içindeki insanların davranışlarını anlamamız, farklı koşullardaki insanların bunlardan nasıl etkilendiklerini görmemiz ve yordamalar yapmamız mümkün olmaktadır.
Örgütsel davranış disiplinin diğer disiplinlerden ayrı olarak ortaya çıkışı 1940′lı yıllara dayanmakta ise de tarihi çok eskiye hatta ünlü Yunan düşünürü Plato’ya kadar gitmekte olduğunu söyleyebiliriz. Çünkü, Plato daha o yıllarda iş ilişkilerindeki eşitlikten bahsetmekteydi. Aynı şekilde Aristo da ikna edici iletişimin önemine değinmekteydi. Onaltıncı yüzyılın ünlü İtalyan filozofu Niccola Machiavelli de ünlü eserinde örgütsel politika ve güç üzerinde çalışmıştır. Özellikle kişilik ve güç konularında Machiavelli üzerinde tekrar duracağız. 1776′da ünlü İngiliz iktisatçı Adam Smith iş bölümüne dayanan yeni bir örgüt yapısı ileri sürmekteydi. Ondan yüz sene sonra ünlü Alman sosyologu Max Weber, akılcı bürokrasi ve bürokratik örgütler üzerinde durarak karizmatik liderlik biçiminin önemini tartışmaktaydı.
Daha sonra 1900′lerin başlarında Bilimsel Yönetim modelinin kurucusu Frederick Winslow Taylor’u ve onun ünlü motivasyon yaklaşımını görüyoruz. 1920′lerde ise Hawthorne araştırmalarıyla ortaya çıkan informal örgüt yapısı ve Elton Mayo’nun çalışmaları bizlere yansımaktadır. Görüldüğü gibi ÖD konusundaki çalışmalar çok eskiye dayanmakla birlikte, bu disiplinin organize bir biçimde ortaya çıkışı II. Dünya Savaşı’nın sonunda gerçekleşmiştir.
Örgütler ve Örgütsel Davranış Disiplini
Örgütlerin tarihi insan nesli kadar eskiye dayanmaktadır. Arkeologlar M. Ö. 3500 yıllarında yapılmış çok büyük mabetler bulmuşlardır. Bu mabetlerin önemi, o tarihlerde bile çok sayıda insanın ortak çabalarıyla yapılmış olmalarındandır. Bu tarihi varlıklar bize çok eskilerden beri büyük organizasyonların varlığını göstermenin yanı sıra, insan örgütlenmelerinin de ne kadar iyi bir biçimde olduğunu vurgulamaktadır. Günümüz örgütleri de aynı ölçüde etkileyici ve büyüktürler.
Örgütlerin büyüklüğü ve etkileyiciliğinin yanında en temel özelliği bir amacının olmasıdır. Bu nedenle örgüt veya organizasyon, bir grup insanın birbirine bağımlı bir biçimde bir amaca hizmet etmeleridir. Diğer bir deyişle örgütler bina veya fiziksel yapılar değillerdir. Birlikte bir takım amaçlara ulaşmaya çalışan varlıklardır. Örgütlerde çalışanlar birbirleriyle belirli kalıplar içinde etkileşimde bulunarak, koordineli veya organize bir biçimde işlerini yürütürler. Örgütlerin bu ortak amacı, çalışanlar tarafından tam anlamıyla anlaşılsın veya anlaşılmasın örgütün varlığının devamında çok önemli bir rol taşır.