İzlenimleri Bütünleştirme - Aöf Sosyoloji Dersleri

Son güncelleme:
  • sosyal psikoloji konu özeti - izlenimlerin bütünleştirilmesi - kişilik izlenimleri - affetme tutarlılığı nedir - kişilik değerlendirmeleriİnsanların görünümleri ve davranışlarının gözlenmesinden edindiğimiz bilgilerle onların kişilik özelliklerine ilişkin çıkarımlar elde ederiz. Bu tek tek çıkarımları genel bir izlenim olarak nasıl birleştiririz? Aşağıda bu soruların yanıtlarını bulacaksınız.

    Kişilik İzlenimleri, Karşıdakinin Temel Özellikleri Yardımıyla Şekillenir

    İzlenim oluşturmanın erken aşamasında kolayca gözlenebilen fiziksel ve sözel olmayan görüntüleri kullanırız. Ancak kişilere ilişkin bilgilerimiz arttıkça; değerlendirmelerimiz daha soyut ve karşımızdakinin gösterdiği davranışların niteliğine daha az bağlı hale geliriz. Daha betimleyici olan bu niteliklerin bir kısmı; "zeki", "kibar" ve "vicdansız" gibi sabit kişilik özellikleridir. Özellikleri izlenim edinmede çokça kullandığımız için, sosyal psikologlar, bunların insanların anlamlı fotoğraflarını oluşturmak üzere nasıl birleştirildiklerini anlamaya çalışmışlardır.

    Toplam Alma Veya Ortalama Modeli

    İnsanlar bir kişi hakkında birçok bilgi parçasına sahip olduklarında; o kişi hakkında nasıl bir izlenim oluştururlar. Buradaki temel sorun, bildiklerini toplama eğiliminde mi yoksa ortalamasını alma eğiliminde mi olduklarıdır. Örneğin "içtenlik" genellikle çok olumlu bir özellik olarak düşünülür ve insanlar, buna bağlı olarak içtenliğe en yüksek olumlu değeri (+3) verirler. Kararlılığa ise orta derecede olumu (+1) bir değer verirler. Şimdi, "içten" ve "kararlı bir kişi, ortalama modeline göre 3 + 1 = 4 : 2 = 2; yani orta derecede olumlu bir kişi olarak değerlendirilecektir.

    Bu ne demektir? Daha önce içtenliği nedeniyle çok olumlu bildiğimiz bir kişi; daha sonra öğrendiğimiz orta derecede olumlu bir özeliği nedeniyle, genel değerlendirmemizi çok olumludan orta derecede olumluya düşürmektedir. Buna karşılık toplama modelinde iki bilgi parçasına ilişkin değerler toplanır ve sonuç, her bir toplanan değerden daha yüksek olur. Yani 3 + 1 = 4. Bu konuda yapılmış pek çok araştırma, kesin bir yargıya varmamızı engellemektedir. Bir kişinin genel izlenimi, toplam ve ortalama almanın bir bileşimince belirlenmektedir. Ancak çoğu durumu da, ortalama almanın açıkladığı görülmektedir.

    Değerlendirmenin Merkeziliği

    İlk izlenimleri tutarlı yargılar olarak özetleyen zihinsel süreçler arasında en önemlisi değerlendirmedir. Yapılan bir araştırma sonunda uzmanlar, insanların izlenimlerinin üç ana boyut (değerlendirme, güç ve etkinlik) açısından betimlenebileceği sonucuna varmışlardır. Bu üç boyut arasında değerlendirme; ötekilere oranla çok daha önemli ve güçlüdür. Kişileri algılamanın temelinde yatan en önemli boyut değerlendirmedir. Bir kişiyi değerlendirme boyutu (iyi-kötü) üzerinde bir yere yerleştirdiğimizde, ona ilişkin algılarımızın çoğu kendiliğinden ortaya çıkar. Bir kişiye ilişkin algılamalarımızda; kimi özelliklerinin başkalarına göre daha fazla şey ifade etmesi, değerlendirme boyutunun merkeziliğinin ilginç bir doğurgusudur. Merkezi özellik kavramı; çok sayıda başka özelliği çağrıştıran, ya da çok sayıda başka özellikle ilişkili olan bir özellik anlamına gelmektedir.

    Olumluluk Yanlılığı

    İnsanın algılanmasındaki genel bir değerlendirme yanlılığı, insanları olumlu olarak değerlendirmedir. Bir başka şekilde söylersek; başka insanlar hakkında olumsuz değerlendirmelerden çok, olumlu değerlendirmeler yapma eğilimimiz vardır. Bu fenomene (olguya) olumluluk yanlılığı denilir. Örneğin üniversitelerde öğretim üyelerini değerlendiren öğrenciler, onlara genellikle ortanın çok üzerinde notlar verirler.

    İnsanların böyle olumlu değerlendirilmelerinin sebebi hakkında birçok hipotez vardır. Bir tanesi Poliyannacılıktır. Bunu savunanlar, insanların iyi şeylerin olduğu ortamlarda kendilerini daha iyi hissettiklerini öne sürerler. Bu ortamlarda hoş yaşantılar memnun edici deneyimler, iyi insanlar, güzel hava vardır. Sonuç; çoğu olay "ortalama üzeri" olarak değerlendirilir; çoğu zaman hoş olayların hoş olmayanlardan daha yaygın olduğu düşünülür; iyi haberler kötülerden daha sık ve kolay iletilir ve hoş sözler hoş olmayanlardan daha çok hatırlanıp daha hızlı tanınırlar. Sonuç olarak, pozitif sözcükler geniş bir yelpazedeki kültürlerin ve bağlamların içinde negatif olanlardan daha yaygındır.

    Olumsuzluk Etkisi

    İzlenim oluştururken, olumsuz bilgiye özel olarak dikkat etmeye meyilliyizdir ve bir insan hakkında genel bir izlenim oluşturmaya kalktığımızda, bu olumsuz bilgi daha ağır bir etki gösterir. Yani, olumsuz bir özellik; bir izlenimi, olumlu olandan daha fazla etkiler. Buna olumsuzluk etkisi denilmektedir. Olumsuzluğun izlenim oluşturmada daha etkili olması şöyle açıklanıyor: Olumsuz özellikler, o kadar yaygın değillerdir. Bu yüzden daha ayırıcıdırlar. Alışılmadık bir çarpıklık, parlak giysiler veya büyük boyutlu bir nesne hemen fark edilir. İnsanlar basitçe bu negatif niteliklere daha fazla dikkat eder ve bunlara daha büyük bir ağırlık verirler. Negatif bilginin etkisi, kısmen, bir insan hakkında ne tür bir yargının verildiğine bağlıdır. Negatiflik eğilimi, ahlaki özellikler için çok güçlüdür. Sözgelimi, eğer bir insan sahtekârlık yaparsa; bu, o insanın ahlaki altyapısı hakkında oldukça bilgi verici varsayılır. Pozitif davranışlar ise zaten olması gereken, doğal davranış ve tutumlardır; dolayısıyla dikkat bile çekmezler.

    Tutarlılık

    İnsanlar başkalarında, biri birleriyle tutarlı özellikler görmek eğilimindedirler. Bu bakımdan insanların algılanması nesnelerin algılanmasından farklıdır. Örneğin bir arabaya baktığınızda arabayla ilgili olumlu ve olumsuz özelikleri birlikte görebilirsiniz. Dolayısıyla nesneler özellikleri bakımından tutarlı olmak, tutarlı olarak algılanmak zorunda değillerdir. Ama insanları hep tutarlı olarak görme eğilimi vardır.

    Bir kişi aynı zamanda hem iyi, hem kötü; ham namuslu, hem namussuz, hem cana yakın, hem soğuk olarak algılanmaz. Öyle ki, o kişiyle ilgili çelişik bilgiler bile olsa, kişi genellikle tutarlı bir biçimde algılanacaktır. Tutarsızlıkları (varsa) en aza indirgemek için, bize gelen bilgileri çarpıtır ya da yeniden düzenleriz. Elbette bizim başka insanlara ilişkin bilgilerimizin ille de tutarlı olması koşulu yoktur. Bazen çelişik bilgiler o kadar güçlüdürler ki, bunları tutarlı bir çerçeveye yerleştiremeyiz. Burada demek istediğimiz; insanlarda, başkaları hakkında tutarlı bir izlenim oluşturma konusunda güçlü bir eğilim vardır.

    Öncelik-Sonralık Etkisi

    İzlenim oluşturmada kullanılan bir başka temel faktör, öncelik-sonralık etkisi olarak bilinmektedir. Öncelik-sonralık etkisi bir kimsenin genel değerlendirilmesinde, ilk edinilen bilginin, sonradan edilenlerden daha etkili olduğudur. Bunun bir nedeni, ilk edinilen bilgilerin sonradan edinilenlerin değerlendirilmesinde kullanılabilecek bir bilişsel şema ya da zihinsel bir çerçeve oluşturmasıdır. Eğer sonradan edinilen bilgi ilkiyle çelişirse, zihin o bilgiyi yok saymaktadır.

    Her ne kadar toplumsal algıda öncelik etkisi düzenli olarak ortaya çıksa da, belli bir kişi hakkında uyarıldığımızda, onunla ilgili kararımızın yanlış olduğu ve düzeltilmesi gerektiği söylendiğinde bu işleme biçimi tersine dönmektedir. Bu durumda son öğrenilen bilgi ilkinden daha ağırlıklı olarak değerlendirmemizde kullanılmaktadır.

    Anlam Yükleme

    Algılayıcılar, her yeni bilgi parçasını, tek tek öğrenmek yerine, insanlar hakkında bütün olarak, anlamlı bir izlenime ulaşmaya çalışırlar. Herhangi bir yeni bilgi parçasını nasıl anlayacakları kısmen o insan hakkında sahip oldukları diğer bilgilere bağlıdır. Bir insanın "sıcak, şefkatli bir terapist olduğunu" biliyorsak, bu bağlamda "zeki"nin anlamı pozitiftir. Ama zekinin anlamı "soğuk, acımasız, bir ajan için" oldukça negatif olabilir, o insanın daha da tehlikeli görünmesine neden olur. Yeni bilginin etkisini tahmin etmek için bağlamı bilmeliyiz. Çünkü bağlam anlamı etkiler yani, başkasının kişisel nitelikleri konusunda kavrayışımız yeni bir bağlam içerisine koyulunca bir anlam kaymasına uğrar.

    Soğuk acımasız bir insandaki "zekâ" tehditkâr, gizli düşmanı, yok edici olabilir. Sıcak, şefkatli bir insandaysa, zekânın; empatiye ve diğer insanlara vericiliğe katkıda bulunması beklenebilir.

    Atfetme Tutarlılığı (Halo Etkisi)

    İnsanlar, sadece birkaç parça bilgiye sahip olduklarında bile, diğerleriyle ilgili tutarlı değerlendirmeler yapmaya eğilimlidirler. Değerlendirme insan algılamasında en önemli boyut olduğu için, insanları hem iyi, hem kötü olarak değil, iyi ya da kötü olarak kategorize etme eğilimindeyiz. Sonra diğer özellikleri bu temel değerlendirmeye uygun olarak algılamaya devam edebiliriz. Bu değerlendirme eğilimine halo etkisi denir. Eğer bir insan beğeniliyorsa; onun aynı zamanda çekici, zeki, cömert olduğunu varsayarız. Eğer kötüyse, sinsi, çirkin ve yeteneksiz olduğu düşünürüz.

    Bazen diğer insan hakkında sahip olduğumuz bilgi kendiliğinden tutarsız olabilir. Örneğin oda arkadaşınızın nazik ve cömert bir insan olduğu izleniminde olabilirsiniz ve ortak bir tanıdık size, arkadaşınızın züppe ve kendini beğenmiş olduğunu söyleyebilir. Uyuşmayan bilgi genel izlenimlere nasıl dâhil edilebilir? İzlenimlerimizde uyumsuz olan bilgi, genellikle hatırlanır. Tanıdığınızın, oda arkadaşınız hakkındaki negatif izlenimini kısa zamanda unutmazsınız. Bu neden olur? Çünkü bu bilgiyi genel izleniminize entegre etmek için çok uğraşmanız gerekir. Uyumsuz bilginin neden oluştuğunu, tanıdığın verdiği bilginin güvenilir olup olmadığını, bu belirli olayda oda arkadaşınızın neden öyle davrandığını ve benzerlerini düşünmelisiniz.
    Şemalar

    Sosyal biliş başlığı altında geniş olarak açıklanan şemalar, karmaşık bilgi gruplarını, basitleştirip organize ederek, işlememize yardım edebilir. Detayları hatırlama, bilgi işleme sürecini hızlandırma, bilgilerimizdeki noksanları tamamlama, yeni bilgileri yorumlama ve değerlendirmemiz; sahip olduğumuz şemalar sayesinde; kolayca ve hızlı bir şekilde yapılabilmektedir. İnsan şemaları, insanlar hakkında yapılardır. Belirli bir insan üzerinde odaklanabileceği gibi; belli insan tipleriyle (içedönük, heyecanlı, korkak vb. ) ilgili şemalarımız da var. İnsanların, aynı zamanda rol şemaları vardır. Bunlar belli bir roldeki insanlar için elimizde olan, organize edilmiş kavramlardır. Milletvekili, profesör, sadık âşık gibi. Bazen bu şemalar, gerçekçi değildir. Eğer "sadık âşık" şemamız, her zaman anlayışlı, destekleyici, hiçbir zaman kızgın olmayan gibi unsurlar içeriyorsa sorun yaşayabiliriz.

    Diğer şemalar gruplar üzerinde odaklanır. En tanıdık olanı grup kalıp yargılarıdır ve belli bir insan grubuna belli özellikler atfeder. Dolayısıyla bir insan hakkında izlenim oluştururken, onun ait olduğu gruba ilişkin kalıp yargıları kullanabiliriz. Yine insanlarla ilgili izlenimlerimiz için prototipleri kullanırız. Prototip bir şemanın en tipik elemanıdır. Karşılaşılan kişinin özellikleri prototipin özellikleriyle kıyaslanarak yargıya varılır. Görüldüğü gibi insanları ve davranışlarını sınıflandırmak ve tanımak için oldukça karmaşık yollar var. Çok az bilgi sahibiysek, belirli kategorilerin prototiplerine dönebiliriz ve bunlar anlamamıza yardım etmede kullanırız. Çokça bilgi sahibi olduğumuz kategoriler için, olasılıkla daha iyi gelişmiş ve biçimsel şemalarımızı kullanırız.

    Kişilik Değerlendirmeleri, Amaç ve Duygulardan Etkilenir

    Buraya kadar, algılamayı, diğerleri hakkında bilgi edinme ve bunu belirli prensiplere göre sınıflandırmanın görece rasyonel süreci olarak irdeledik. Diğer insanlarla ilgili hislerimiz ve amaçlarımız da onlar hakkında topladığımız bilgileri etkiler. Diğerleri hakkında bilgi toplamamızı etkileyen bir faktör, onlarla etkileşime girerken düşündüğümüz amaçlardır. Bir çalışmada katılımcılara, bir oyunda bir başka öğrencinin onların partneri veya rakibi olacağı söylenmiştir. Öğrencinin partner olmasını bekleyenler, onu son derece yetenekli olduğunu düşünürken, rakip olacağını düşünenler, onun düşük yeteneğe sahip olduğuna karar vermeye motive olmuşlardır. İnsanlar birisiyle gelecekte etkileşime girileceğini sezdiklerinde, o insanla ilgili bilgiyi farklı organize etmekte ve daha fazla hatırlamaktadırlar. Öte yanda bir başkasıyla etkileşimde bulunurken belli bir amacı bulunan insanlar, o kimseyle ilgili amaçlarına uygun çıkarımlar geliştirir.

    Bazen bir insanın sevgilimiz olup olmaması konusunda kesin bir izlenim oluşturma; kimya dersi için özel ders alıp almama ya da matematik dersinde kalıp kalmama kararını vermeye çalışıyor olabiliriz. Kesin olma ihtiyacı, bir insan veya olay hakkında daha kapsamlı ve tarafsız bilgi toplamayı gerektirir. Bazen içsel durumumuzu diğer insanları yargılarken kullanırız, bu sistematik hatalara yol açabilir. Örneğin kendileri hakkında uyarı aldıklarımızı, uyarı almadıklarımıza oranla daha özenli algılarız. Sıkı bir tenis maçını yeni bitirmişseniz duş için soyunma odasına giderken size hafifçe çarpan birini algılamanız, sözgelimi kitap okumaktan gelirken yaşayacağınız hafif çarpmadan daha dikkatli olacaktır.

    Ruh hali, başka bir insanı algılamada etkili olabilen başka bir faktördür. Negatif bir ruh hali insanları kategorik işlemeden çok parça parça işlemeye yatkın hale getirir.

    alıntı
0 0 0