sözcükte anlam - sözcükte gerçek anlam - sözcükte soyut anlam - sözcükte somut anlam - sözcükte mecaz anlam - sözcükte yan anlamSözcüklerin anlamlarını, anlam türleri ile sözcükler arası ilişkileri inceleyen bilgi koluna anlambilim denir. Türkçedeki sözcükler anlamları bakımından incelenirken, ayrı bir bakış açısı gerekir.
Her sözcüğün bir gerçek anlamı vardır, bir de tümce içinde kullanıldığı yere göre anlamı vardır. Ayrıca bir sözcüğün gerçek anlamı dışında mecaz anlamı, yan anlamları, terim anlamı olabilir. Kimi sözcüklerde anlam daralması olurken kimi sözcüklerde anlam genişlemesi olur. Kimi sözcüklerin de sesteşleri vardır.
Gerçek Anlam
Sözcüğün sözlük anlamıdır. Herkesin bildiği en yaygın anlamıdır. Gerçekte hiçbir sözcük, hiçbir maddenin gerçek anlamı olamaz; fakat gerçek anlam sözcüğün bilinen en eski anlamıdır. Her sözcüğün başlangıçta bir tek varlığı karşılamak için kullanıldığı sanılmaktadır. Bir sözcüğün dildeki bu ilk anlamına gerçek anlam, temel anlam ya da sözcüğün sözlük anlamı denir. Bir anlatım birliğindeki bir sözcüğün yerine başka bir sözcük konulamıyorsa o sözcük gerçek anlamındadır. Söz gelimi, Türk Dil Kurumunun Türkçe Sözlük’ünde “baş” sözcüğü için 15, “tutmak” sözcüğü için 53 anlam verilmiştir. Bunlardan yalnızca ilkleri gerçek anlamındadır. “baş: İnsan ve hayvanlarda beyin, göz, kulak, burun, ağız gibi organları kapsayan, vücudun üst veya önünde bulunan bölüm.” “tutmak: ele almak, elde bulundurmak.”
Somut Anlam
Beş duyu organımızla algılayabildiğimiz kavramları karşılayan sözcükler somut anlamlıdır: çocuk, okul, sarı, soğuk, ışık, koku, ekşi… gibi.
Soyut Anlam
Beş duyu organımızla algılayamadığımız, ancak var olduğunu kabul ettiğimiz kavramları karşılayan sözcüklerdir: sevinç, akıl, iyi, güzellik, sevgi vb… Dilin tarihi akışı içinde kimi somut sözcükler soyut anlamlar kazanırken, kimi soyut sözcükler de somut anlamlar kazanmışlardır.
Örnek
“Bu işte senin parmağın var.” tümcesinde “parmak” somut anlamlı iken soyut anlamda kullanılmıştır.
“İki kafadar dağlara keklik avına çıkmış.” tümcesinde “kafa” sözcüğü somut iken soyut anlamda kullanılmıştır.
“İyilerde ham süt olmaz” -Karacaoğlan tümcesinde hem “iyi” hem de süt sözcükleri soyutlaşmıştır.
“Onunla konuşmaya yürek ister.” örneğinde “yürek” somut bir sözcük olduğu halde “cesaret” anlamı ile “yürek” sözcüğü soyutlaşmıştır.
Yan Anlam
Sözcüğün gerçek anlamı dışındaki bütün kullanımlarına yan anlam denir (bkn Aksan, Doğan, Anlambilim ve Türk Anlambilimi, s. 50,51.). Dildeki ilk türetilen sözcüklerin anlamları gerçek anlamlarıdır; tek bir varlık ya da kavramı karşılarlar. Zamanla sözcüğe başka anlamlar da yüklenir, başka varlık ya da kavramları da karşılar olur. Sözcük zamanla anlam genişlemesine uğrayarak yan anlamlar kazanır fakat gerçek anlam ile yan anlam arasında mutlaka bir anlam bağı kalır. Türk Dil Kurumunun Türkçe Sözlük’ünde “baş” sözcüğü için 15, “tutmak” sözcüğü için 53 anlam verilmiştir. Bunlardan yalnızca ilkleri gerçek anlamında olduğuna göre diğerleri yan anlamdır.
Yan anlamda kendi içinde bölümlendirilebilir. Şimdi bunları sırasıyla görelim:
1. Yakın Anlam: Sözcüğün yan anlamlarından biridir. Sözcüğün gerçek anlamı ile ilişkili olarak sonradan kazandığı anlama yakın anlam denir. Söz gelimi, ‘baş’ın yakın anlamı bir topluluğa baş olmak, topluluğu idare etmekle ilgilidir. “bir topluluğu yöneten kimse; cumhurbaşkanı, kol başı, on başı, oymak başı” … gibi. ‘ tutmak’ın yakın anlamı “ele geçirmek, yakalamak”tır.
tutmak: ”O hep dolu tuttu, boş atmadıydı.”
Ağıt’tan -Behçet Kemal ÇAĞLAR
2. Yakıştırma Anlam: Bir tür yan anlamdır. Kendi adı olmayan varlıklar, sonradan icad edilen teknoloji araçları özelliklerine, işlevlerine göre ya da yakıştırma yolu ile adlandırılır; bilgisayar, biçerdöver vb… teknoloji araçlarının adları işlevlerine göre yakıştırılmış adlardır. Uçağın kanadı, pencerenin kanadı; dolabın gözü, iki göz oda; ayakkabı burnu, Anamur burnu; edebiyat kolu, makinenin kolu vb… adlar yakıştırma adlardır. Yakıştırma adlar da sözcüğün yan anlamları ya da mecaz anlamlarıdır.
3. Terim Anlamı: Yan anlamlardan biri de sözcüğün terim anlamıdır. Bir sözcük ya da sözcük öbeği bir bilim, sanat ya da meslek dalı ile ilgili bir kavramı karşıladığında terim anlamındadır. Terimlerin yan anlamları yoktur. Bir anlamları vardır ve kullanım alanları azdır. Yapı olarak basit, türemiş ve birleşik sözcükler olabilirler.
Örnek
Uyak (kafiye), edebiyat terimi; tümce, dilbilgisi terimi; üçgen, geometri terimi; artı, matematik terimi; enlem, coğrafya terimi; yüzyıl, tarih terimi… gibi.
4. Mecaz Anlam: Yan anlamın sanatlı olanıdır denilebilir. Tanımlanacak olursa; mecaz anlam, sözcüğün ilgi ya da benzetme sonucu gerçek anlamı dışında kazandığı yeni anlamıdır. Mecazlı anlatımda sözcük anlam genişlemesine uğrar. Kimi sözcükler kullanıldıkları tümcelerde zamanla anlam kaymasına uğrayarak gerçek anlamlarından uzaklaşırlar. Yeni varlık ya da kavramları karşılayacak özel anlamlar kazanırlar. Bu anlamların çoğu soyuttur ve anlatımı sanatlıdır. Söze canlılık ve güzellik katar. Sözgelimi; ‘ak’ bir renk adıdır. ‘Yönetim aklandı.’ya da ‘Kara parayı aklıyorlar.’ tümcelerinde mecaz anlamda kullanılmıştır ve sanatlı anlatım vardır.
ecaz anlamda kullanılmıştır ve sanatlı anlatım vardır.
Örnek
baş: bir şeyin ucu (mecaz anlamlarından biri)
“Avcumuzun içinde sakladığımız sigaraların yanmış ucu ile fitillerin başını yaktık.”
Falih Rıfkı Atay
tutmak:
1. yönelmek (mecaz anlamlarından biri)
“Oyuncular ağır ağır soyunma odasının yolunu tuttular.”
Haldun Taner
2. kaplamak (mecaz anlamlarından biri)
“Hey başları duman tutmuş dağlar hey!”
Halk türküsü
3. ağrımak (mecaz anlamlarından biri)
“… poker oynuyor. Yenilirse kızıyor. Başı tutuyor, komşu doktorun hizmetçisine çenesini ovduruyor.”
Memduh Şevket Esendal
4. herhangi bir durumda bulunmak:
“Yas tutmada yaslar bile her zerrede yas var”
Büyük Yas’tan Ömer Zeki DEFNE.