konuşma ve yazma eğitimi - anlama ve anlatma - anlatımın yönleri - konuşma ve yazma ilişkisiDuygu, hayal, düşünce, bilgi ve gözlemlerimizi başkalarıyla paylaşmak istediğimizde, anlatma yöntemini kullanırız. Anlatma olayına anlatım denir. Öyle ise anlatım; duygu, hayal, düşünce, bilgi ve gözlemlerimizin başkalarına söz ya da yazı ile açıklanması diye tanımlanır.
Anlama olmadan anlatma da anlaşma da olmaz. Anlamayı öğrenmeden, anlatma öğrenilemez. Yaşanan, duyulan, okunan olayların, bilgilerin kavranmasına anlama denir. Anlatım ise; bellektekilerin başkasına söz ya da yazı ile aktarılması işleminin adıdır. Anlama edilgin bir eylemdir, anlatma ise etkin bir eylemdir. Anlamada; ilgilenilen konunun neye işaret ettiğini sezebilmek; özünü, gerçeğini kavramak; benzer konular arasında ilişki kurarak bütünü görebilmek; neden-sonuç ilişkilerinden yola çıkarak geleceği görebilmek; sorunları, güçlükleri kolay ve doğru çözebilmek vardır.
Anlatımın kaç yönü vardır?
Anlaşma da bu verici ve alıcı arasında gönderilen ile alınanın uyuşmasıdır. Öyle ise anlatımın olmazsa olmaz iki yönü vardır. Birincisi, kişi duygu ve düşüncesini söz ya da yazı ile anlatır, buna verici kanal diyebiliriz. İkincisi, kişinin söz ya da yazı ile anlattıklarını bir diğer kişi ya da kişiler dinler ya da okur, buna da alıcı kanal denir. Verici kanalda yer almak sorumluluk ister. Bunun önemini belirtmek için, olayı konuşan olarak değerlendiren Aristo “Konuşma sanatını bilen bir kişi düşündüklerinin hepsini söylemez, fakat söylediklerini düşünerek söyler.” der.
Bir başka deyişle, anlatım sözlü ise konuşma, yazılı ise yazma adını alır. Konuşma ve yazma eylemleri arasında sıkı bir ilişki vardır. Konuşmada amaç dinletmek, yazmada okutmak olduğuna göre aynı sıkı ilişki dinlemek ile okumak arasında da vardır.
Günümüzdeki yoğun iletişim ağı içinde çabuk anlama ve kolay anlatım bir zorunluluktur. Birçok meslek var. Bir meslekle uğraşan pek çok kişi var. Meslekler arası ilişkiler var. Bu ortamda kişinin kendi bilgisini, önerisini, çalışma projelerini başkalarıyla paylaşması, başkalarının bu türlü açıklamalarını kavraması gerekmektedir. İş yerindeki yönetenin, iş görevlendirmelerini sağlıklı yapabilmesi için, yönetilenin görevlendirmeleri iyi anlayabilmesi ve çalışmalarını sözlü ya da yazılı raporlaştırabilmesi için kişinin sözlü ya da yazılı anlama ve anlatma da başarılı olması gerekir.
Çabuk anlatma ve kolay anlatım niçin zorunluluktur?
İnsan; şu anda yeryüzünde düşünen ve konuşan tek varlık olduğuna göre konuşarak, yazarak, dinleyerek, okuyarak anlaşmak; iyi anlaşmak aynı zamanda bizim insanlık görevimizdir. İyi anlaşmanın gizi, anlatılanı iyi anlatmak ve doğru anlamaktadır. Bunun için; hem vericinin hem de alıcı ya da alıcıların söz varlığı zengin olmalı; her iki taraf da duyarlı olmalı ve her ikisinin de hayal gücü zengin olmalı. Ayrıca her iki tarafın da çevresi, bu özelliklerini geliştirecek, destekleyecek durumda olmalıdır. Bu destek; ne yalnız gözlemlemekle ne dinlemekle ne de okumakla olur. İnsanım diyen herkes bu anlama deneyimlerini arttırmalı; anladıklarını sözlü ya da yazılı anlatarak anlatma becerilerini geliştirmelidir. Anlatma ile anlamanın başarılı olması, kişinin öğrenmedeki başarısını ve öz güvenini arttırır.
Anlama, öğretilebilir bir davranış mıdır?
Anlama öğretilebilir bir davranıştır. Anlamanın da yöntem ve teknikleri vardır. Anlamadaki gizler çözüldükçe kişi anlamayı kavrar, bu konuda eğitilmiş olur. Fakat doğru anlama ve etkili anlatma için yalnız eğitim almış olmak yetmez, kişinin kendi çabası da gerekir. Kişinin, konuşmadaki ya da yazmadaki anlatımı kişiliğinin de göstergesidir. Kendini iyi yetiştiren kişinin anlatımı kendine özgü olur. Anlatım kişiye özgü olmakla birlikte anlatımın ortak araçları, gereçleri vardır.