aöf uluslararası ilişkiler dersleri - iktisat ve ekonomi - azgelişmiş ülkelerde pazar yapısı - azgelişmiş ülkelerin ikili özelliğiBir ekonomide pazar yapısı, kurumsal yapı tarafından belirlenir. Ekonomide kaynak kullanım mekanizması olarak pazar yapısı, bir düzen politikası aracıdır. Başka bir deyişle pazar yapısı, bir ekonomide kaynak kullanım tercihlerini etkileyen ve geçmişteki tercihleri yansıtan bir araç değişkendir. Pazar yapısından, ekonomide faaliyette bulunan girişim ve işletmelerin hukuksal yapısı, mülkiyet yapısı, bunların sayıları, büyüklükleri, çalışma koşulları anlaşılır. Böylece pazar yapısı, pazara giriş koşullarını (serbest giriş ya da kayıtlı giriş), rekabet koşullarını, fiyat oluşum koşullarını, karar birimlerinin niteliğini, teknolojik düzeyi ve genel üretim koşullarını yansıtır.
Azgelişmiş ülkelerde rekabete dayanmayan işletme yapısı, pazar yapısının temel özelliklerinden biridir. Bunun en önemli nedenlerinden biri, ölçek yetersizliği, buna bağlı olarak da geri teknolojidir. Kimi pazarlarda bunun yanında, işletme sayısının kısıtlı olması da bir özelliktir. Rekabete dayanmayan işletme yapısı devletin pazar fiyatlarına müdahale etmesiyle de ilgili olabilir.
Bir ekonomide pazar yapısının kendinden beklenilen işlevi sağlıklı bir biçimde yerine getirebilmesi, pazarlara giriş serbestisine, fiyatların serbestçe oluşumuna ve etkin bir rekabetin bulunmasına bağlıdır. Başka bir deyişle bu gerekler, kaynak dağılımında pazar mekanizmasının etkinliğini belirler. Oysa azgelişmiş ülkelerde, -bu ortam için gerekli hukuksal çerçeve bulunsa bile-, sayılan bu gereklerin gerçekleşmesini önleyen birçok faktör vardır.
Bu kısıtlayıcıları üç grupta toplayabiliriz:
1. Pazar koşullarını olumsuz kılan geleneksel davranışlar. Bu davranış biçimi, paralı değişim sürecini önleyen bir dizi olumsuz sosyal mekanizmalar, kurallar ve kurumlarla azgelişmiş ülkelere özgü bir pazar yapısı yaratır.
2. Bizzat özel girişim ve işletmelerin pazarı yönlendirici ve rekabeti önleyici davranışları. Başka bir deyişle az sayıda büyük yabancı ya da yerli girişimin tekelci eğilimleri.
3. Son olarak devletin gerek mal gerekse faktör pazarlarına çeşitli gerekçelerle müdahalede bulunması.
İkili Yapı Özelliği
Azgelişmiş ülkeler ikili özelliği olan ülkelerdir. Bu ülkelerde bir yandan ileri gelişmişlik düzeyindeki ülkelerin pazar yapısına, ileri teknolojisine, gelişmiş sosyal ilişkilere, ileri kurum ve organizasyonlara rastlanabileceği gibi, öte yandan geri kalmışlığın tipik özelliklerinden aile ekonomisi, geri ve ilkel teknoloji, durgun bir sosyal yapı, geleneksel kurum ve organizasyonlara rastlanabilir. Sayılan bu niteliklerden birincileri, azgelişmiş ekonomilerin modern kesimini, ikincileri ise geleneksel kesimi temsil eder.
Modern kesim, üretim ve tüketimin birbirinden bağımsız birimlerce yapıldığı, paralı, hatta kredili değişimin yapıldığı, pazarların uluslararası boyutlara ulaştığı kesimdir. Modern kesim ihtiyaç duyduğu işgücü ve hammaddeyi geleneksel kesimden sağlar. Sermaye mallarını genellikle dış ülkelerden ithal eder. Bu kesimde yabancı ortaklı yerli girişimcilik oldukça yaygındır. Oldukça ileri üretim tekniklerinin kullanıldığı bu kesimde üretim organizasyonu da modern bir niteliktedir.
Geleneksel kesim ise, kapalı bir ekonomi görümündedir. Üretim ve tüketim genellikle aynı birimlerde toplanmıştır; dolayısıyla pazar yapısını oluşturacak değişim süreci gelişmemiştir. Bu kesimde işgücünün marjinal verimliliği sıfır ya da sıfıra çok yakındır. Geleneksel davranış biçimlerinin egemen olduğu bu kesimde sosyal akıcılık yok denecek kadar azdır. Nüfus artışı sürekli ve hızlıdır. Sermaye birikiminin yetersiz oluşu ve doğal kaynakların azlığı, artan nüfusun istihdam edilmesini engeller ve gizli işsizlik büyür.
Bu konuda yapılan daha sonraki çalışmalar iktisadi ikiliğin, yerinde bir tanıyla, faktör ve mal pazarları ile teknolojik hareketsizliklerden kaynaklanan belirli kurumsal uyumsuzlukların bir sonucu olarak açıklanabileceğini ortaya koymuştur. Buna göre modern kesimin tersine geleneksel kesim, büyük ölçüde faktör hareketsizliği, fiyatların katılığı, düşük işbölümü derecesi, pazar koşulları ve şanslarının bilinmemesi ve üretim yapısının uyum yeteneğinin azlığı gibi nitelemelerle tanımlanmaktadır. Her iki kesimdeki üretim tekniği de birbirinden temelde farklılık gösterir. Bu, teknolojik bir ikiliğin bulunması demektir. Şöyle ki, geleneksel sektörde değişen teknik üretim katsayılarının bulunmasına, yani üretim faktörlerinin birbirlerini hemen hemen sınırsız bir biçimde ikame edebilmelerine karşın, modern kesimdeki üretim sabit üretim katsayılarıyla yapılmaktadır.
Bu konuda son olarak gerçek anlamda ikili yapının, sanayileşme sürecinde görülen bir olgu olduğunu belirtebiliriz. Esasen geleneksel bir yapıya sahip olan ekonomi, sanayi (modern) yapısına dönüşümü gerçekleştirirken, yani yapısal değişimi yaşarken, bu ikili özelliği göstermek durumundadır. O halde ikilik, bir yapı değişmesinin doğal sonucudur. Buna göre, henüz sanayileşme (kalkınma) sürecine girmemiş, geri kalmış ekonomilerde bu anlamda bir ikili yapı görülmeyecektir. Sanayileşme sürecindeki ekonomilerde ise, bu ikili yapının sanayileşmenin ileri aşamalarında giderek önemini yitireceği -tümüyle ortadan kalkmasa bile- ve artık ilgili ülke için bir "karakteristik" olmayacağı söylenebilir.