Durkeim sosyolojiyi biçimlendirerek sistematik bir disiplin haline getirmiştir. Düşüncelerini ve yapıtlarını incelemeye geçmeden önce özgeçmişi; yaşadığı dönem, eğitimi ve temel ilgilerine kısaca göz atalım:
1858 15 Nisan. Durkeim Fransanın Epinal kasabasında dünyaya gelmiştir. Din adamı olan babasını çocuk yaşta kaybetmiştir. Durkeim başlangıçta Epinal kolejinde eğitim almıştır. Başarılı bir öğrencilik hayatı olup ortaöğretim sonunda ki yarışmada ödül almıştır.
1877 Ecole Normale Superieure girmiştir.
1882 Felsefe diplomasını alarak Parisin çeşitli liselerinde (Sens-Saint Quentin) öğretmenlik yapmaya başlamıştır.
1885-1887 Bu yıllar arasında Almanyaya bir bursla giderek araştırmalar yapar. Wilhelm Wundtun laboratuarında çalışır, Schaeffle, Lilienfeld gibi Alman düşünürler ile tanışma fırsatı bulur. Döndüğünde iseAlmanyada Ahlakın Pozitif Bilimi,Alman Üniversitelerinde Felsefe veToplumbilimde Yeni İncelemeler adlı makalelerini yayımlamıştır.
1887 Bordeaux Üniversitesi Edebiyat Fakültesine pedagoji ve sosyal bilim profesörü olarak atanır. Bu dersin bir özelliği Fransız Üniversitelerindeki ilk sosyoloji dersi olmasıdır.
1891 Sosyolojinin öncüleri olarak gördüğü Aristo, Montesquieu ve Comteu anlatmak üzere felsefe öğrencilerine ders açmıştır.
1893İşbölümü veSosyal Bilimlerin Oluşmasında Montesquieunün Katkısı adlı çalışmaları yayımlanır.
1895Sosyolojik Metodun Kuralları adlı eseri yayımlanır.
1896 Üniversitede kendisine sosyoloji dersleri için kürsü açılır, Sosyoloji Yıllığını çıkarmaya başlamıştır.
1897İntihar adlı sosyal sapma ile ilgili kitabı yayımlanır.
1900Totemizm Üzerine adlı çalışması yayımlanır.
1902 Sorbonne Üniversitesi Pedagoji Kürsüsüne atanır, burada sosyoloji ve pedagoji derslerini okutmaya başlamıştır.
1912Dinsel Yaşamın Temel Biçimleri adlı çalışması yayımlanır.
1913 Sorbonne Üniversitesindeki kürsüsü Sosyoloji ismini alır.
1917 15 Kasım Pariste ölür.
Durkeim düşüncelerini incelemeye sosyal olgu kavramını inceleyerek başlamak uygun olacaktır çünkü Durkeim bu kavram ile neredeyse özdeşleşmiştir denilebilir. Modern terimlerle ifade ettiğimizde Sosyal olgu; bireylerin/aktörlerin zorunlu olarak uymak zorunda oldukları, dışsal olarak nitelenen değerler, kültürel normlar ve sosyal yapılar olarak tanımlayabiliriz. Örn Bir üniversite öğrencisinin eğitimi esnasında üniversite bürokrasisine uyması gerektiği güncel yaşamdan bir örnek olarak verilebilir. Benzer sosyal olgular sosyal yaşamın tüm alanlarında insanları uyum sağlamaya mecbur etmektedir.
Durkeimın niçin sosyal olgu kavramı üzerinde durduğunu açıklayabilmek için yaşadığı dönemdeki entelektüel ortamı incelemek gerekmektedir: Durkeim a göre sosyoloji Fransada 19.yüzyılda ortaya çıkmıştır. Sosyolojinin kökenleri uzak geçmişte Platon ve Aristotelese kadar uzanmaktadır. Yakın geçmişteki öncüleri ise Montesquieu ve Condorcetdir. Durkeim Montesquieuyü sosyal bilimlerin temel ilkelerini bulan kişi olarak nitelendirir. Ancak Durkeima göre Montesquıeu ve Condorcet yeni bir disiplin oluşturmak yerine sosyal olgular konusunda yeni yorumlar yapmakla yetinmişlerdir. Durkeim Sain-Simona sosyal dünyanın bilimi kavramını oluşturması nedeni ile bir ayrıcalık vermektedir ama onun fikirlerini dağılmış ve kusurlu olarak görmektedir. Durkeima göre bu fikirler Comte tarafından mükemmelleştirilmişlerdir. Durkeim Comteun bu çabasını toplumun pozitif bilimini kurmak üzere tutarlı ve metodolojik bir çaba olarak değerlendirir.
Sosyoloji önceden Comte tarafından adlandırılmış olmasına rağmen Fransada hemen hemen 19. Yüzyılın sonlarına kadar sosyoloji adında bir disiplin, departman ve profesör yoktur. O dönemde var olan diğer disiplinler ise sosyolojinin kapsadığı alanlarla ilgilenmekte ve yeni çıkan bu bilim dalına şüpheli yaklaşmaktadırlar. En fazla tepki ise felsefe ve psikolojiden gelmektedir. Durkeim için bu dönemde en önemli sorun sosyolojiye ayrılmış bir yer bulmaktır.
Sosyolojiyi felsefeden ayırmak için Durkeim, sosyolojinin deneysel araştırmalara yönelmesi gerektiğini ileri sürmüştür. Bu başlangıçta basit görülebilmektedir ancak Durkeimın düşüncesine göre, sosyoloji bizzat kendi içindeki felsefi okul tarafından tehdit edilmektedir. O'a göre kendini sosyolog olarak adlandıran o devrin önde gelen kişileri olan Comte ve Spencer soyut teoriler oluşturma ve felsefi konularla daha çok ilgilenmiş, bunun yanında deneysel sosyal dünyaya daha az ilgi göstermişlerdir. Eğer bu alan-sosyoloji- Comte ve Spencerın yönünde devam etmiş olsaydı Durkeima göre felsefenin bir kolu olmaktan öteye gidemeyecekti. Sonuç olarak şu söylenebilir ki Durkeim Comte ve Spencerı eleştirmeyi gerekli görmüştür. Her ikisini de gerçek dünyanın olgularına önyargılı davranmalarından dolayı eleştirmiştir. Comte teorik olarak toplumun evrilerek mükemmele doğru gittiğini, farklı toplumların değişen doğasını gerçek hayata dayalı çalışma yapmadan yorumlamış olduğu için Durkeim eleştirmiştir. Buna benzer olarak Spencerı da toplumda uyum olup olmadığını araştırmak yerine toplumda uyum olduğunu söylemesi nedeni ile eleştirmiştir.
Durkeim sosyolojiyi felsefeden ayırmak ve onu diğer bilim dallarından ayıran bir kimlik kazandırmak için; sosyolojinin ayırt edici konusunun sosyal olguları incelemek olduğunu ileri sürmüştür. Sosyal olgu kavramı ile sosyolojiyi felsefeden ayıran temel düşünce; sosyal olgularınşeyler gibi incelenmesidir. Sosyal olgular şeyler gibi incelendiğinde ise, felsefi olarak değil deneysel yöntem kullanılarak incelenmiş olacaktır.
Durkeim bu düşüncesini şöyle izah etmektedir; Ona göre fikirler içebakış yöntemi ile bilinebilmektedir amaşeyler hakkındaki bilgilerin tamamiyle zihni faaliyetlerle tasarlanamamaktadır. Sosyal olgularınşeyler olarak deneysel yöntemle incelenmesi ile Durkeimın sosyolojisi Comte ve Spencerın içebakışçı teorileştirmelerinden ayrılmaktadır.
Sosyal olgularınşeyler gibi incelenmesi felsefeden gelen tehlikeleri önlese de psikolojiden gelen tehlikelerin bir kısmını önlemektedir. Durkeimcı sosyoloji gibi psikoloji de hai hazırda deneysel bir temel dayanmaktadır. Sosyolojiyi psikolojiden ayırmak için Durkeim sosyal olguların dışarıdan etki ettiğini ve zorlayıcı özelliklerde olduklarını ileri sürmüştür. Sosyoloji sosyal olguları incelemelidir, bunun yanında psikoloji ise, psikolojik temelli olan olgularla ilgilenmelidir, bunlar ise içsel olan olgulardır.
Bu bağlamda şu da söylenmelidir ki Durkeim sosyolojiyi felsefe ve psikolojiden ayırmak suretiyle sosyolojiye kendine özgü konusu olan bir alan yaratmıştır ancak bu sefer sosyolojiyi sadece sosyal olgularla ilgilenen bir bilim dalı olarak sınırlamak durumunda kalmıştır.
Buraya kadar sosyal olgularınşeyler olarak ele alınması gerektiğini, dışsal olduklarını ve zorlayıcı bir etkileri olduklarını görmüş olduk, ancak sosyal olguların diğer özellikleri var mıdır, varsa nelerdir? Durkeim sosyal olguları ikiye ayırmıştır: Maddi (material) ve maddi olmayan (non material) olgular. Maddi sosyal olgular gerçek maddi bütünlükler olmaları nedeni ile daha açık olarak ayırt edilebilirler. Ancak genel olarak bakıldığında Durkeimın çalışmasında daha az yer kapladıkları görülmektedir. Mimarlık ve hukuk maddi sosyal olgulara örnek olarak verilebilir. Ancak Durkeimın çalışmasında merkezi rolü maddi olmayan sosyal olgular almaktadır. Durkeimın maddi olmayan sosyal olgular grubuna örnek olarak da norm ve değerler verilebilir.
Ancak bu düşünce bir problem ortaya çıkarmaktadır; maddi olmayan olgular norm ve değerler- nasıl oluyor da bireyi/ aktörü zorlayıcı bir etki oluşturmaktadırlar? Olguların dışsal özellikte oldukları hatırlanacak olursa bu durumda maddi olmayan sosyal olgular insan zihninin dışında nerede bulunuyorlar ve eğer aktörün/ bireyin zihninde iseler dışsal olmak yerine içsel olma özellikleri ortaya çıkmıyor mu?
Bu sorunu aydınlatmak için Durkeim; sosyologların değerler ve normları incelerken psikologların ise bunları içgüdüsel özellikleri açısından incelemeleri gerektiğini ileri sürmüştür.