Kaderin En Büyük Sürprizi

Son güncelleme:
  • Kaderin En Büyük Sürprizi Yazısı - Kaderin En Büyük Sürprizi Ayşe Sönmez Bulut - Ayşe Sönmez Bulut Yazıları

    Küçük çalıkuşu,memleketinden kilometrelerce uzağa gitti bir gün.Merak ettiği o büyülü şehri gezdi..boğazı en güzel görebileceği yerlere gitti.Büyülendi her gün,her an biraz daha..Martılar,vapurlar,mavilikler.Hayran olmuştu hepsine.Ama adını daha yeni duyduğu bir şey çıktı karşısına.Yabancıydı,her şeyiyle ama küçük çalı kuşu yabancılığına aldırmadan bıraktı kendini duygularının rüzgarına,kader, ona öyle bir sürpriz yapmıştı ki dünyası değişti...

    Tanımadığı ,bilmediği bu çiçek onu büyülemişti.Aşık oluyordu,bu öyle bir aşk ki Bülbülün güle duyduğu aşktan daha büyük,daha güzeldi.Çiçek Çengelköy ve Kandilli civarında yetişiyordu.Bazen Nakkaştepe civarında da görülürdü.

    Bu güzel çiçek,kayıtsız kalamadı çalı kuşunun aşkına..oda bıraktı kendini aşkın sıcacık kollarına.Ama unuttukları bir şey vardı...Çiçek deniz havasına alışkındı,çalıkuşu ise gölünü özlemişti.Çiçek kalkıp gidemezdi kuşla,kuşta kalamazdı deniz kıyısında.kisininde yüreğine ateş düştü.Düşünmemişlerdi böyle olacağını.Aşkları büyüktü öyle mutluydular ki herkes imrenir olmuştu onlara.El ele tutuşup gezemiyor,birlikte konuşamıyorlardı belki ama hissediyorlardı hemde aynı duyguyu..

    Günler geçti,çalıkuşunun dönme vakti geldi.İşte o an anladılar dünyalarının ayrı olduğunu.Çözüm aradılar ama yoktu.Ağladılar,en çok ağlayan Çalıkuşuydu.Çiçek çok mağrur ve gururluydu..Üzülse de belli etmiyordu.Küçük çalıkuşu veda etti yüreği kan ağlayarak sevdiğine.Düştü yollara.Göz yaşlarından nereye gittiğini görmüyordu.Kanatlarını hissetmeyinceye kadar durmadan uçtu.Bir ara kanatları tutmadı yere doğru düşmeye başladı.Başka bir şehirdeydi.Şöyle bir etrafına baktığında şehrin çok güzel olduğunu seçti ağlamaktan şişen gözleriyle.Ve o an sevdiğini yanında istedi.Ama yoktu,olamayacaktı da.Son gücüyle tekrar havalandı.Bir süre sonra gölünü gördü uzaktan.Çok özlemişti ama mutlu olamadı.Çok sevmişti çiçeği hem de çok.Yuvasına girdiğinde çok halsiz ve bitkindi.Yumdu gözlerini uyumasa da,çekti başına yorganını sesleri duymak istemedi,Çiçek kokularını da...

    Çalıkuşu üç gün kafasını çıkarmadı kapıdan.Üzerinden kamyon geçmiş gibi dökülüyordu her yeri.Kolu kanadı kırılmıştı.Çok sevdiği gölün kıyısına bile inmiyor,arkadaşlarının kendisini çağıran seslerini duymuyordu.Hatta balkona çıkıp çiçeklerine su bile vermiyordu.

    Bir gün dayanamadı ,son gücünü toplayıp indi göl kıyısına.Kanadını açamıyordu bile.Önce bir ağaç dalına kondu,oradan da yarısına kadar suya batmış taşın üzerine.Göl çok güzeldi,rengi gözünü alıyordu ama onun mutlu olacak hali yoktu.Eğdi başını bir yudum su içmek istedi başaramadı.Sudaki yansımasına baktı ,tüylerini görünce gözleri doldu.Çok perişan görünüyordu.Tekrar eğdi başın suya düştü bu kez.Ağlıyordu ama düştüğü için değil,başını üstünde uçan martılar ona uzak şehri ve sevdiğini hatırlatmışlardı.Bir martı geçti yanından uçmasını bilmiyor diye alay etti çalıkuşuyla.Ama kuşun gözlerindeki hüznü görünce yanına geldi.Ağladığını gördü ve kanadını uzattı ona.Çalıkuşu zorda olsa tutundu martıya,başka çaresi yoktu.Kıyıya çıktıklarında çalıkuşu hıçkırıyordu.Martı gagasıyla su getirip içirdi.Ve çalıkuşunu yaslayıp omzuna derdini sordu.Ağlayacak bir omuz bulmanın huzuruyla anlattı her şeyi martıya.Martı üzüldü.'Öyledir 'dedi' bizim şehir'.'Buralara benzemez.Farklıdır her şey..Aşklar ,sevgiler....Suyu bile farklı...Gölün suyuna bak,rahatca içebiliyoruz.Ama denizin suyu içilmez.Sen yapamazdın oralarda.Hem güzelim güller dururken neden bir çiçek için üzüyorsun' Martı sözünü bitirdiğinde çalıkuşunun gözlerinin dolu dolu uzaklara daldığını gördü.Halsizdi,acı dolu bir sesle konuşmaya başladı:' bülbüle sorulur mu neden güle aşıksın diye...Aşk bu.Kader bana en büyük süprizini yaptı.Evet ayrılık acısı yaksa da yaşadıklarımdan asla pişman değilim.Bir kez daha gelsem dünyaya yine yaşamak isterim aynı şeyleri.Ama çok acıtıyor'son sözleri bitince başını eğdi.
    Yine ağlıyordu.Küçülmüştü sanki..Bitkindi.Martı yuvasına dönmesine yardım etti.Çalıkuşu yine tek başınaydı.Ama yüreğinde sevdiği vardı.

    Şimdi ne yapmalı çalıkuşu.Söküp atmalı mı yüreğinden bu sevgiyi.Yoksa kendi kendine yaşamalımıydı,her şeyi?Sevdiği çiçek onu kabul etse hiç düşünmez giderdi suyu tuzlu denizin kıyısına.Ama çiçek istemedi asla onu..Oysa seviyor gibiydi başlangıçta.Tüyleri daha güzel,sesleri daha hoş pek çok kuş vardı Çengelköy sırtlarında.'Beni ne yapsın 'dedi. ve ağladı hıçkıra hıçkıra.Ömrünün bu en güzel ve en acı süprizine...
    Ve anladı çalıkuşu,aşkın dili,dini,ırkı rengi olmaz derler ya aslında varmış.Her canlı kendi dünyasında mutluymuş...Bu bir çalıkuşu olsa da...

    Çalıkuşu,aldı boyayı fırçayı eline,geçti tuvalin başına hayatının en güzel tablosunu yapmaya.Mona Liza gibi bir yanı hüzün ,bir yanı mutlu bir dünya çizdi.Aşkı yüreğinde hep yaşadı.Gördüğü her çiçek ona sevdiğinin kokusunu getirdi.Hep sevgiyle andı adını.Ve unutmadı ,kaderin en güzel sürprizini.

    Ayşe Sönmez Bulut
0 0 0