Türkiye Vergi Sistemi Sorunları

Son güncelleme: 22.11.2011 19:58
  • vergi yasaları - vergi yasalarının sık sık değiştirilmesi - vergi gelirleri - yetersiz vergilendirme - vergi kaçakçılığıVergi yasalarının sık sık değiştirilmesi ve seçim kazanmaya endkes-lenen popülist politikaların uygulanması nedeniyle, tamamen adaletsiz bir yapı ortaya çıkmıştır. Bu adaletsiz vergi sisteminin oluşmasında katkısı olan önemli uygulamaları şöyle özetleyebiliriz:

    1. Tüketim Vergilerinin Artan Payı: Uzun yıllardan beri devam eden bir uygulamaya göre, Türkiye'de vergi gelirlerinin yarısından daha fazlası tüketim vergilerinden elde edilmektedir. Harcanabilir gelir düzeyinin çok yüksek olduğu gelişmiş ülkelerde bile, tüketim vergileri gelirinin toplam bütçe gelirleri içindeki payı oldukça düşük orandadır. Bilindiği gibi, tüketim vergilerinin mükellefin geliri arttıkça giderek azalan bir orana dönüşmesi nedeniyle, gelir dağılımı üzerinde son derece olumsuz bir etkisi bulunmaktadır. Örneğin, zorunlu gıda maddeleri için aynı oranı ödemelerine karşın, düşük gelirli bir kimsenin ödediği verginin toplam gelirine olan oranı, yüksek bir gelirliye göre oldukça yüksektir. Bu nedenle, hükümetlerin bütçe açıklarını kapatmak amacıyla sık sık gaza, şekere ve diğer temel gıda maddelerine yaptıkları zamlar ya da tüketim vergilerindeki artışlar, doğrudan doğruya gelir dağılımını bozucu etkiler yaratmaktadır.

    2. Sermaye Kazançlarının Yetersiz Vergilendirilmesi: Bilindiği gibi, 1983 yılından beri repo, overnight, banka faizi ve diğer sermaye kazançlarının önemli bir bölümü; ya %5 ve %15 gibi oldukça düşük gelir vergisi oranlarıyla vergilendirilmişler, ya da uzun bir süre boyunca hiç vergilendirilmemişlerdir. Böyle bir uygulama nedeniyle, bozuk olan gelir dağılımı daha da bozularak, günümüzdeki en kötü duruma gelinmiştir. Sermaye kazançları (capital gains) nın diğer gelir unsurlarına göre daha az vergilendirilmesi ya da hiç vergilendirilmemesi ise, vergilemenin ayırma ilkesini tamamen uygulamadan kaldırarak, sistemin adaletsizliğini en üst düzeye çıkarmıştır.

    3. Yatay ve Dikey Adaletin Ortadan Kalkması: Bilindiği gibi, bir vergi sisteminin adaletli olup olmadığı yatay ve dikey adalet ilkelerinin uygulanabilirliği ile test edilmektedir. Yatay adalet ilkesine göre, eşit gelir elde eden mükelleflerin aynı vergiyi ödemeleri gerekirken; dikey adalet ilkesine göre, farklı gelir elde edenlerin farklı vergilendirilmesi gerekir. Ne var ki her iki adalet kriteri de Türk vergi sisteminde tersine çevrilmiş bulunmaktadır. Şöyle ki, yasal olarak aynı gelir dilimine girip de, aynı oran üzerinden vergilendirilmesi gereken mükelleflerden bir kısmı, yararlandıkları aşırı vergisel teşvikler, hızlandıran amortisman yöntemleri ve vergi harcamaları (tax expenditures) gibi ayrıcalıklar nedeniyle daha az vergi öderler. Öte yandan farklı gelir elde eden iki mükelleften birisi gelirini vergisiz devlet tahvilleri ya da repodan elde eder ya da yukarıdaki örnekte olduğu gibi, sembolik bir oranda vergi oranına tabi olursa; düşük gelirli diğer mükellefe göre son derece az bir vergi ödemektedir. Türk vergi sisteminde yatay ve dikey eşitliğin bozulduğuna ilişkin daha sayısız örnekler verilebilir.

    4. Kayıtdışı Ekonominin Büyüklüğü: Türkiye'de gelir elde edip te kayıtdışında kaldığı için vergilendirilmeyenlerin ya da götürü oldukları için sembolik miktarda vergi ödeyenlerin sayısı önemli boyutlara ulaşmıştır. Yapılan hesaplamalara göre, ülkemizdeki kayıt dışı ekonominin büyüklüğü ulusal gelirin yarısına yaklaşmaktadır. Vergi sisteminde ortaya çıkan bu kaçak nedeniyle, bir yandan vergilemede adalet ilkelerinden sapıtırken, öte yandan devlet kayıtdışından almadığı vergiler yerine borçlanma zorunda kalmaktadır. Böylece, kayıt dışında kalanlar bir yandan vergi ödemediklerinden reel gelirlerini artırarak, vergi ödeyen firmalara göre haksız rekabet durumu yaratırlarken, öte yandan devlete verdikleri borç nedeniyle de ayrıca faiz geliri elde ederler. Bu son durumda ise, vergilemede adalet ilkesinden de önemli ölçüde sapmaya yol açılmaktadır.

    5. Yaygın Vergi Kaçakçılığı: Maliye Bakanlarının da açıkladıkları gibi, ülkemizdeki vergi kaçakçılığı o kadar artmıştır ki, toplanması gereken vergilerin neredeyse yarısına yakın bir bölümü büçteye girmemektedir. Bu önemli fark ise, vergi kaçakçılığının yaygınlığından kaynaklanmaktadır. Vergi kaçakçılığını teşvik eden faktörlerin başında, mükelleflerde vergi ödeme bilincinin yerleşmemesi gelir. Batı'daki vergi mükellefleri vergiyi sosyal hizmetleri bedeli ya da "medeniyetin maliyeti" olarak değerlendirdiklerinden, bu ülkelerde vergi kaçırma olayları daha az görülmektedir. Ülkemizde ise, her yıl giderek daha da artan yolsuzluk ve rüşvet olayları nedeniyle, mükellefler vergi vermekten kaçınırlar. Öte yandan, devletin sayısız savurganlıkları da mükelleflerde ödeyecekleri vergilerin boşa harcanacağı biçiminde olumsuz bir duygu oluşturur. Bütün bunlara ek olarak, devletin de gerekli denetim ve kontrolleri yapmaması ya da % 2 gibi sembolik bir oranda oranında yapması nedeniyle, ülkemizde vergi kaçakçılığının artması kendiliğinden kolaylaşmaktadır.

    alıntı
#22.11.2011 19:58 0 0 0