Çoktandır tanıyorum bu duyguyu bazen bir acı bazen sadece kimliksiz bir bulut sayesinde
yirmi dokuz harfle burun buruna gelmek… hadi yanındayız demeleri bana… bizi hale yola
sok, şekillendir, içindekilerden bir fihrist yap, sırala, yarala…
Aslında komikler. Her şeye çare olabileceklerini sanıyorlar.
Oysa beyaz kağıt üstünde bazen çaresiz lekelerden başka bir şey değiller.
Mesela şu “a” harfini ele alalım. Üçünü bir araya getiriyorsun şaşkınlık oluyor.
On tanesini yan yana diziyorsun çığlık kıvamına erişiyor.
Harfler kendilerini bir şey zannediyor.
Yazmakla ilgili ne söyleyebilirim ki, zamana karşı harf zayiatı.
İç yerlerinde beliren gri bir bulutu başkalarının da anlayabileceği hale getirme uğraşı.
Oysa ne gerek var bilmiyorum. Kime anlatıyorum ?
Niçin ? hüzne fiyakalı bir edebiyat giydirmekten başka nedir ki yazmak?
Ya da okuyanı gıdık yerinden dürtmek.gülsünler diye.
Üzülsünler diye… anlasınlar, anlaşsınlar diye.
Ve en kimseyle anlaşamayanların işiyken yazmak…
Anlatabilseydim yazmazdım.
Bir tek senden korkuyorlar şu aralar.
Bak şimdide lafı sana getirdiler gördün mü?
Ne zaman seni görsem etrafta kimsecikler olmuyor.
Harflerim zavallı seslerin gölgelerine saklanıyorlar.
Oysa herkese seslerini gere gere bağırıyorlardı.
Kendilerini arayıp ta bulamadıkları bir cakayla bir araya getiren bir dimağ bulmuşlardı ve
havalarından geçilmiyordu.
Biz istesek bir araya gelir gülmekten öldürürüz hepinizi yada göz pınarlarınızı kanatırız
istesek diyorlardı.
Onlar benim dilimin kayganlığını aşıp meşhur olmuşlardı.
Herkesi etkileyebileceklerini düşünüyorlardı.
Harflerim beni her şeye alet ediyordu.
Gözlerin olmasa yazmazdım ve gözlerin yokken ben iyi bir yazardım.
Bozdun harflerimin fiyakasını.
İşte bu yüzden sürekli bana “ seni seviyorum ” dedirtiyorlar.
Tekrara düşme, sıkıcı olma ya da anlamı aşındırma kaygısını bir yana bıraktılar.
Çünkü onlar çok iyi biliyor ki iyi filmlerde çok az söyletilir “seni seviyorum” cümlesi.
Esas adam, yani sapına kadar insan yürekli, karizmasında fırtınalar barındıran ama işte
Allah kahretsin ki sevgisini gösteremeyen adam filmin sonunda, ölürken söyler bazen.
Hatta cümle “seni hep sevdim” e dönüşür.
Hep sevmiştir, gizli gizli ağlamıştır ama o cümleyi söyleyememiştir işte…
Ama ben esas adamları sevmem.
Esas adamlar sıradan insanlar içindir.
Sırayı bozmasaydım yazmazdım.
Şimdi harflerim sana, bütün cesaretlerini toplayıp, kendilerine çeki düzen vererek ve “beğenmezse bozulmayalım arkadaşlar” cümlesinin ardına saklanıp, sahip oldukları sesleri titrete titrete bir cümle hediye etmek istiyorlar ;
Merhaba, seni seviyorum, seni sevmeseydim yazmazdım…( DİYEREK )
yazarken korkarak kullanırız harfleri okuayacak kişi çok özeldir anlatmak istediklerimizi süsleriz hep hislerimizi büyüterek dökeriz kelimelere ki okuyan anlasın onun için neler düşlediğimizi oysa zavallıdır harfler okuan anlamak istemedikten sonra seni yükler tüm suçu kelimelere neyseee zavallı yürekler anlayamaz sevildiğini harflerin suçu yoktur oysa tek suçlu sevgiyi hissedemeyen yürektedir...
emeğine sağlık El-Keyf güzel ve anlamlı bir paylaşım olmuş...
Gülüm;
Yılmaz Erdoğan'dan seçim yapman beni sevindirdi.
Çünkü beğenerek okuduklarım arasında yer alır.
Çok güzel bir sunum olmuş, emeklerine sağlık
Candan teşekkürler
Dilaram eksik olma,duygusal yürek,yorum yazan ellerine sağlık
Ben de çok severim Yılmaz Erdoğan'ı ve severek ekledim..Teşekkür ederim değerli yorumun için