Giriş
Giriş
Üye Ol
Main-Board
22 Yıl 7 Ay 23 Günden beri Online
Konu
İçerik
Üye
Giriş
Giriş
Üye Ol
Ana Sayfa
Müzik
Türkü Sözlüğü M ve N
Türkü Sözlüğü M ve N
345
Son güncelleme:
24.12.2011 20:32
MiSS-FENER
Türkü Sözlüğü M Harfi İle Başlayanlar - Türkü Anlamları - Türkü Sözlüğü N Harfi İle Başlayanlar - M Harfinden Türkü Sözlüğü - Türkü Sözlerinin Anlamları - Türkü Kelimeleri Anlamları - N Harfinden Türkü Sözlüğü
Mağrib: Mağrip, batı.
Mah: Ay.
Mahbup: Sevilen, sevgili.
Mahı: Balık.
Mahıtaban: Parlayıcı, parlak ay.
Mahi göz: Mahveden göz.
Mahi: Mahveden.
Mahim: Ay yüzlü sevgilim.
Mahpara: Mahpare, ay parçası, ay benzeri.
Mah-pare: Ay parçası gibi olan sevgili.
Mahraba: Büyük mendil, erkek mendili.
Mahrama: Mendil.
Mahzun: Üzgün, üzüntülü.
Mahzun: Üzüntülü, kederli, tasalı.
Mail olmak: Meyli olmak, ehli olmak.
Mail: Ehil, meyil.
Malamat: Ortaya çıkarma, açıklama.
Malı: Çapı, yağlık, başa sarılan örtü.
Mamur: Bayındır, bakımlı.
Man: Bana.
Mar: Yılan.
Marağa dügüsi: Marağa pirinci.
Maral bakışan: Dişi geyik gibi bakışına.
Maral: Dişi geyik.
Marifet: Hüner.
Masiva: Ondan gayrısı (Allah'tan) başka her şey hakkında kullanılan tabirler. Dünya ile ilgili şeyler.
Maslahat: Uğraş.
Maş: Baklagillerden yenilebilen bir bitki, taneleri ufak bir tür börülce. 2.Mercimek.
Maşrık: Doğu yönü.
Maşuğun: Sevgilini.
Maşuk: Sevgili.
Mat etmek: Satranç oyununda yenmek.
Mat kılmak: Mat etmek.
Mat: Satranç oyununda uğranılan yenilgi.
Mavu: Mavi, göl.
Mayıl olmak: Meyil vermek, sevmek, gönül vermek.
Mayıl salmak: Meyil salmak, gönül düşünmek, sevdalanmak.
Mayılam: Meylim var, istekliyim, özlemliyim.
Mecal: Güçlük, dinçlik, derman, takat.
Mecnun: Leyla ile Mecnun hikayesinin erkek kahramanı.
Medet: Yardım çağrısı.
Mefta: (Meftah) Hazine,
Mehhr-i mübüvvet: Peygamber mührü.
Mehle: Mahalle.
Mehr-i muhabbet: Muhabbetin şefkati.
Mehriban: Dost, seven, güler yüzlü, sevecen.
Meknun: Örtülü, gizli, saklı,
Mektep uşağı: Okul çocuğu, öğrenci.
Melaik: Melekler.
Melhem: Merhem, acıyı giderecek, iyileştirecek em.
Melil: Üzgün, üzüntülü.
Melul: Üzgün, üzüntülü.
Memat: Ölüm, ahrete göç etmek.
Memir: Bayındır, mamur.
Men aref: Kendini bilme, kendini kötülüklerden koruma. Menend: Benzer.
Men: Ben.
Menal: Ele geçirilen, sahip olunan varlık; mal, mülk.
Menem: Benim.
Menemşe: Menekşe.
Menevşe: Menekşe.
Meni: Beni.
Menim tekim: Benim gibi.
Menim: Benim.
Mennen: Benden.
Mensiz: Bensiz.
Menzil: 1. Yolculukta dinlenmek amacıyla konaklanılan yer, konak, konak yeri. 2. İki konak yeri arasındaki uzaklık.
Menzil: Mesafe, ulaşılması amaçlanan yer.
Meraga[Maraga]: Batı İran'da, Sahand dağının güney eteğinde Urmiye gölüne yakm şehir.
Merah: I.Bilmek isteği; 2.Kaygı, tasa. [merak]
Merd-i peleng: Erkek kaplan, erkek panter.
Merduvan: Merdiven.
Mesgen: Mesken, barmak, yuva.
Meskenet: Miskinlik, uyuşukluk, bitkinlik, yoksulluk.
Mesnevi: Her beyti ayrı uyaklı -başlı başına uyaklı- bir Divan Edebiyatı koşuk biçimi. Bu türdeki yapıtların genel adı.
Mest müdam: Heraman, devamlı sarhoş.
Mest: Sarhoş, aklı başında olmayan.
Mestan: Esrik, sevgi esriği, gözleri süzgün.
Mestan: Sarhoşlar.
Mestur: Sınırlanmış, çizilmiş, yazılmış, örtülü.
Meşrig: Doğu yönü.
****: Sermaye, satılacak mal,
Metederem: Överim.
Metel: Şaşkın.
Mevla: Tanrı.
Mey: İçki.
Meyil: Meyil vermek, gönül vermek, ilgi yöneltmek, ilgi duymak.
Meyit (Meyyit): Ölü.
Meyli: Gönlü, isteği, dileği.
Mezat: 1. Artırma ile yapılan satış. 2. Artırma ile satış yapılan yer.
Mezer: Mezar.
Mezet: Mezat, artırma ile satış yapılan yer.
Miheng: Altının ayarını anlamaya mahsus bir taş. Ölçü. İyiyi kötüyü ayıran ayar aleti. Bir insanın kıymetini ahlakını anlamaya yarayan vasıta.
Mihman: Misafir.
Mihnet: Sıkıntı, çile.
Mihr-i muhabbet: Sevgi ve aşk, aşk güneşi.
Mihrap: Sevgilinin kaşları, mihrabın girintili yapısının bir yaya benzetilerek, kutsallığa yönelmiş bir övgü ile sevgilinin kaşlarının anlatılmasında kullanılması.
Milağ: Elma, armut, ayva hevengi.
Minasip: Uygun.
Minekaş ayvan: Alınlığı mavi çinilerle süslü ayvan, balkonlu konak.
Miner: Biner.
Mirze: Soylu, saygın kişi, mirza.
Misk: Güzel kokulu bir madde.
Misk-ü-amber: Çok güzel koku.
Mizan: Terazi, ölçü, tartı, akıl, idrak, muhakeme. Mahşerde herkesin amellerini tartmaya mahsus bir adalet ölçüsü olup hakiki mahiyeti ancak ahrette bilinecektir.
Mor menevşe: Mor menekşe, menekşe.
Möhebbet: Muhabbet, sevgi" aşk, dostluk.
Mufassal: Netice, sözün kısası,
Mugallit: Taklitçi.
Muhannet: Korkak, soğuk davranışlı, uzak.
Muhip: Seven, sevgi besleyen.
Muhkem: Sağlam, metin, sıkı sıkıya kuvvetli, tahkim edilmiş, sağlamlaştırılmış.
Mukaddem: Zaman ve mekan cihetiyle daha evvel olan.
Mukadder: Kader , kısmet. tayin olunmuş.
Mulla: Molla.
Murtat (Mürted): Dönek.
Musahip: Yol kardeşi, birlikte olan, arkadaş.
Muş: Muş ili.
Muştu: Sevindiren haber, müjde.
Muştuluk: Muştucuya verilen armağan, muştuluk, müjdelik.
Muy: Saç.
Muzu: Engel.
Mübah: İşlenmesinde sevap ve günah olmayan şey.
Müdam: Devam eden, süren, sürekli.
Müddei: İddia eden. İddiacı. davacı.
Müheyya: Hazırlanmış olan.
Müjgan: Kirpikler.
Mülevves: Kirli, pis, bulaşık, alıkoyulup sonraya bırakılmış veya durdurulmuş olan. Karışık, intizamsız.
Mülk ü meleküt: Maddi olmayan alemin varlığı, varlık melekler.
Münaci(müncü): Kurtaran.
Münezzeh: Arınmış.
Münkir: İnkar eden.
Müptela: Bir şeye tutulmuş, düşkün, aşık.
Mürayi: Riyakar, iki yüzlü.
Mürşit: İrşad eden, doğru yolu gösteren, gafletten uyandıran, Peygamber varisi olan kılavuz. Tarikat piri, şeyhi.
Mürur etmek: Ulaşmak, varmak.
Müsahip: Yol kardeşliği.
Müstecap: Hoş görülen, istediği kabul edilen, icabet olunmuş.
Müşerref: Şereflendirilmiş, şerefli.
Müşg-ü amber: Misk-ü amber.
Müşteri: Müşteri yıldızı, Jüpiter. Erendiz.
#24.12.2011 20:32
0
0
0
MiSS-FENER
Naciler: Kurtulmuşlar, esenlik ve saadete kavuşanlar.
Naçar: Çaresiz, umarsız.
Naçaram: Çaresizim, umarsızım.
Naçarımı: Çaresizliğimi.
Nadan: Cahil, bilmez, haddini bilmez, kaba, terbiyesiz.
Nail olmak: Erişmek. Kavuşmak, ulaşmak.
Nail: Erişme, ulaşma.
Nakkaş: Süsleme sanatkarı, usta.
Nale: İnilti.
Name: Mektup, kitap, mecmua.
Namert: Mert olmayan, alçak.
Nan: Ekmek, yiyecek.
Nar: Ateş, tamu. [Mec.] Meme.
Nara çalmak: Ateşe atmak.
Nara salmak: Ateşe atmak.
Narh: Fiyat.
Nar-ı hicran: Ayrılık ateşi.
Nar-ı miran: Zalim, kumandanın belası.
Narınç: 1. Turunç meyvası. 2.Mec.Meme
Nasip: Düşerlik, pay.
Naşi: Hain, kötü kişi.
Natuvan: Natüvan, güçsüz, argın.
Natüvan: Güçsüz.
Nazan: Nazlı.
Nazar: Bakış.
Nazen(nazende): Nazlı, naz edici, naz yapan.
Nazenin: 1. Cilveli, oynak. 2. Çok nazlı yetiştirilmiş.
Nazeninnen: Nazeninle.
Nazınnan: Nazından.
Nazik: İnce, zarif, güzel.
Nebat: Bitki.
Necaset: Pislik, murdarlık.
Nece bir: Nasıl da.
Nece: Nice, nasıl.
Nedür: Nedir.
Ne-düşüpsen: Niçin düştün, niye düştün?
Nef eylemek: Fayda etmek.
Nef: Fayda.
Nefsi emmare: İnsanın çirkin ve şeytanın teşviklerine itirazssız ve mücadelesiz tabi olması hali.
Ner: Erkek deve.
Nerban: Deveci.
Nerde: Nerde.
Nerduvan: Merdiven.
Nergiz: Nergis çiçeği.
Nerye: Nerye, nereye.
Nevcivan: Taze, genç, delikanlı.
Nevruz: Eski bir İran takvimine göre yeni yılın ve ilkbaharın başlangıç günü, 22 Mart.
Neynerem: Neylerim, istemem.
Neynin: Neyleyeyim.
Nezereyıe: Nazarkıl, bak.
Nigar: Nigar, özel ad.
Nihan etmek: Gizlemek.
Nihan: Gizli, saklı, bulunmayan, görünmeyen, sır.
Nikap: Yüz örtüsü, peçe.
Nikap: Yüzörtüsü.
Nişana: Nişane, belirti, im, kanıt.
Niyaz: Dilek, istek, dua.
Niza: Çekişme, kavga.
Nize: Kargı, mızrak.
Nöker: Köle, hizmetçi.
Nuş eylemek: Zevk ve sefa etmek.
Nuş: İçen, içici, tatlı şerbet gibi içilecek şey, zevk ve sefa.
Nübüvvet: Peygamberlik, nebi olmak, nebilik, Allah'ın emriyle görevli olarak insanları doğru yola çevirmek.
Nüsha: Yazılı, yazılmış şey, yazılı bir şeyden çıkarılan suret.
#24.12.2011 20:32
0
0
0
Önceki Konu:
Türkü Sözlüğü K ve L
Sonraki Konu:
Türkü Sözlüğü O ve Ö
Main-Board 2004 - 2026
Üyeler
Toplist
Gündem
Hakkımızda
Kurallar
İletişim
Main-Board