Sensizliğin ne tuhaf koktuğunu bilir misin?
Gerçi nereden bileceksin?
Yokluk kokar sensizlik; küfle karışık nem gibi
Bekar evlerinin uzun süre yıkanmamış yorganlarına sinen
eski sigaraların kokuları gibi
Sensizlik bedenimi sardığında,
ben de sensizlik gibi kokarım.
Geçmişten,
sanki bir filimin en acıklı sahnesinden kopup gelmiş gibi.
Zaman sensizlik!
Ne tuhaf aslında senin olmadığın bir boşluğa zaman demek;
oysa zaman seninle başlamamış mıydı?
Milat sen değil miydin?
Ölüm, doğum, ecel, sen değil miydin?
Garip!
Öyle saçma geliyor ki,
senin olmadığın bir yerde hala nefes alıyor olmak...
Hala inanmak varlığına aşkın;
hala öylesine geçirip tırnaklarımı aşka,
asılı kalmak gökyüzünde bir buluta..
Aklımın bir oyunu musun acaba?
Belki de hiç var olmadın.
Öyle ya;
benden başka gören oldu mu?
Oldu!
Oldu ama ya onlar da benim düşümse?
Aklımın içinde kurgulanmış tuhaf,
anlamsız bir oyunun parçalarıysanız hepiniz?
Ya aslında hiçbiriniz var olmadıysanız?
Dostlarım dediğim kişiler, sen, ailem,
hatta şu sokakta yürüyen adam bile yoksa?