Müzikli Şiir Sunumunda Tablo Kullanımı

Son güncelleme:
  • mrb
0 0 0
  • kollayın bakalım birbirinizi mahserin 3 atlıları =))
0 0 0
  • :D hemende sıfatlandır,gerçeklerimizi
0 0 0
  • kuzeyy bu dönem çok çalışmalısın tabloyu sular seller gibi olacak ona göre
0 0 0
  • peki hocam sınavlara kadar çalısır hallederim =))
0 0 0
  • aferim sunumlarına ders geçme notu verecemm bundan sona
0 0 0
  • Çok karmaşık geldi daha doğrusu okumayı yarıda bıraktım alak bulak oldum videolu sunum olsa daha iyi olurdu sanki :D ama gayret edip paylaşım için teşekürler sanırım şimdiden bütünlemeye kaldım :D
0 0 0
  • Emeklerinize sağlık...
0 0 0
  • fon müziklerinde 102 numaralı 'gece' müziğinin gerçek ismini veya internette bu müziği indirebileceğim bir site var mı ? Benim için çok önemli bir cevap yazabilirmisiniz ?
0 0 0
  • el-keyfe katılyorm cidden bi şy anlamadm ama bilgi verici şeyer
0 0 0


  • salih

    sınıfı geçti



    samet

    sınıfta kaldı



    sedat

    sınıfı geçti








    resim üzerine tablo yapamadım. denedimde olmadı
0 0 0
  • resim üzerine yapılamaz zaten, ancak resimleri tabloya yerleştirebiliriz.
0 0 0
  • ben tablo içinde farklı bı arka fon istyorum nasıl yapacagım
0 0 0



























0 0 0
  • Olmuş olmuş canım ha gayret :D
0 0 0
  • yok yaw olmamış pes ediyorum bu işler bana göre deeel
0 0 0
  • pes edersen olmaz işe basitten başla, zamanla öğrenirsin. Sor bana istediğini her konuda yardımcı olurum
0 0 0












  • noimage
    Bu günlerde herkes gitmek istiyor.
    Küçük bir sahil kasabasına,
    Bir başka ülkeye, dağlara, uzaklara...
    Hayatından memnun olan yok.
    Kiminle konuşsam aynı şey...
    Herşeyi, herkesi bırakıp gitme isteği.

    Öyle "yanına almak istediği üç şey" falan yok.
    Bir kendisi...
    Bu yeter zaten.
    Herşeyi, herkesi götürdün demektir.
    Keşke kendini bırakıp gidebilse insan.
    Ama olmuyor.
    Hadi kendimize razıyız diyelim,
    Öteki de olmuyor;
    Yani herşeyi yüzsütü bırakmak göze alınmıyor.
    Böyle gidiyoruz işte.
    Bir yanımız "kalk gidelim",
    Öbür yanımız "otur" diyor.
    "O"tur" diyen kazanıyor.
    O yan kalabalık zira...


    noimage

    İş, güç, sorumluluk, çoluk çocuk, aile,
    Güvende olma duygusu...
    En kötüsü alışkanlık...
    Alışkanlığın verdiği rahatlık,
    Monotonluğun doğurduğu bıkkınlığı yeniyor.
    Kalıyoruz...
    Kuş olup uçmak isterken, ağaç olup kök salıyoruz.
    Evlenmeler,
    Bir çocuk daha doğurmalar,
    Borçlara girmeler,
    İşi büyütmeler...
    Bir köpek bile bizi uçmaktan alıkoyabiliyor.
    Misal ben;
    Kapıdaki Rex'i bırakıp gidemiyorum.
    Değil bu şehirden gitmek,
    İki sokak öteye taşınamıyorum.
    Alıp götürsem gelmez ki...
    Bütün sokağın köpeği olduğunun farkında.
    Herkes onu, o herkesi seviyor.
    Hangi birimizle gitsin?
    "Sırtında yumurta küfesi taşımak" diye bir deyim vardır.
    Evet, sırtımızda yumurta küfesi var hepimizin.
    Kendi imalatımız küfeler...
    Ama eğreti de yaşanmaz ki bu dünyada.
    Ölüm var zira!
    Ölüme inat tutunmak lazım,
    İnadına kök salmak lazım.



    Bari ufak kaçışlar yapabilsek.
    Var tabi yapanlar, ama az.
    Sadece kaymak tabakası.
    Hepimiz kaçabilsek...
    Bütçe, zaman, keyif denk olsa...
    Gün içinde mesela;
    Küçücük gitmeler yapabilsek.
    Ne mümkün?
    Sabah 9 akşam 18...
    Sonra başka mecburiyetler...
    Sıkışıp kaldık...
    Sırf yeme, içme, barınmanın bedeli bu kadar ağır olmamalı.
    Hayatta kalabilmek için bir ömür veriyoruz.
    Bir ömür karşılığı bir ömür yani...
    Ne saçma...
    Bahar mıdır bizi bu hale getiren?
    Galiba..
    Ben her bahar aşık olmam
    Ama her bahar gitmek isterim.
    Gittiğim olmadı hiç, ama olsun...
    İstemek de güzel.



    noimage
    Can Yücel



    [main-arkaplan-muzik]243[/main-arkaplan-muzik]
0 0 0
  • yaptım çok ugrastryor resımlerın boyutu yanına altına yazı fılan :)
0 0 0