zaman gazetesi cumaertesi eki - suavi söyleyişisi - ergenekon haberleri - gerçek solcu
Şu sakalı kesemeden öleceğim galiba!
Özgün müziğin önemli seslerinden Suavi, uzun bir süredir hasta olan İzmir'deki annesinin yanındaydı. İstanbul'a döner dönmez ayağının tozuyla stüdyo çalışmalarına başladı. Birkaç ay içinde yeni albümünü piyasaya çıkaracak olan sanatçı, aralarında Drama Köprüsü, Allı Turnam, Çanakkale ve Dersim'in de bulunduğu 15 anonim türkü seslendirecek.
***
Uzun bir süredir hasta olan annenizin yanındaydınız. Şimdi sağlık durumu nasıl?
Yaşına bağlı olarak bazı sorunları var. Maalesef şu an yatalak durumda. Dilerim tez zamanda kendini toparlar.
Her evlat için 'anne' farklı bir yerdedir. Siz annenizi nasıl bir yere koyuyorsunuz?
Benim annemle ilişkim bir sırdaş, bir yoldaş, bir arkadaş ilişkisi oldu hep. Babamı kaybettiğimde çok gençtim ve polis tarafından aranıyordum. Annemin evi sürekli basılır, darmadağın edilirdi.
Sık sık ev mi değiştiriyordunuz o yıllarda?
Zaten eve uğrayamıyordum. Annemle Ankara'nın farklı parklarında buluşurduk. O bankın bir ucuna oturur, ben diğer bir ucuna otururdum. Birbirimizin yüzüne bile bakamazdık. Ben nereye gittiğimi, nerede kaldığımı anneme hiç söylemezdim.
Neler yaşadınız 12 Eylül öncesinde?
Darbe öncesi sürekli şehir değiştirmek zorunda kalıyordum. Gün geldi Konya'ya gittim, gün geldi Eskişehir'e gittim. Kütahya'da yaşadım. Bir taraftan müzik hayatıma devam ediyordum. Her konserimde takma ad kullanıyordum. Sendikacılık faaliyetlerine de ara vermiyorum. Geriye dönüp baktığımda, bizim o gün yaşadıklarımız bugün bazılarına 'dinozor anlatıları' olarak geliyor.
Darbe olduğunda neredeydiniz?
12 Eylül'de ben askerdim. Sakıncalı bir askerdim. Hem sosyal hem de çalışkan biriydim. Aynı zamanda ilkeliydim. Bazıları bu insan tipine karşıydı o günlerde. Ben tam bağımsızlıktan yana taraftım. Bunu bir Kemalist kaygıyla söylemiyorum. Bugünkü siyasî çizgi itibarıyla isimlerini saymak istemediğim ama bir sapkınlığa doğru eğildikleri konusunda hiç kuşkum olmayan insanların söylemlerine atıfta bulunmak için de tekrarlamıyorum.
Ulusalcılıktan mı bahsediyorsunuz?
Altını kalın kalın çizerek bir şey söylemiyorum. Derdimi çok iyi anlattığımı düşünüyorum. O günkü tam bağımsız Türkiye sloganı bugünkünden çok daha anlamlıydı.
Bugünkü ulusalcılık akımının farkı ne?
Eğer bir ideoloji evrensellikten yana tavır almıyorsa giderek ırkçılık çizgisine doğru kayma tehlikesinden kurtulamaz. Ulusalcılık bugün cilalanarak pompalanıyor. Darbeye tekrar gelirsek. 21 Eylül 1980'da sürpriz bir şekilde tezkeremi verdiler. Dışarıdakilerle uğraşmaktan bizi gözden kaçırdılar sanırım! Hemen o akşam Kütahya'yı terk ettim ve Ege'de bir sahil kasabasına yerleştim.
Yurt dışına mı kaçmayı planlıyordunuz?
Kesinlikle. Annemi aradım. Bana, 'Sakın buraya gelme.' dedi. Ben mesajı aldım tabii. Uzun bir süre Ankara'ya adım atmadım.
12 Eylül referandumu sonrasında darbecilere yargı yolunun açılması sizi rahatlattı mı?
Ben, 'Yetmez ema evet'çilerden hiç olmadım. Amacım bir polemik oluşturmak değil. Toplumun lehine olan maddeleri göz önünde bulundurduğumda pembe bir tablo gözlemlemiyorum. O yüzden 'hayır'cılardan oldum ve hâlâ bu görüşteyim.
Darbecilerin yargılanacak olması çok somut bir gelişme değil mi demokrasi adına?
Ben olaya buradan bakmıyorum. Ben niyete bakıyorum. Yapılan değişiklikler bana göre sistematik bir aldatmacanın ürünü.
Çok tersten yapılmış bir niyet okuması değil mi bu yorumunuz?
12 Eylül'le hesaplaşmak demek antidemokratik tüm kavramlarla hesaplaşmak demektir. Bu iş bugün azıcık bundan, azıcık şundan demekle olmaz. AK Parti'nin meşruiyetini sorgulamıyorum. Benim buradaki eleştirim aynı zamanda sol partilere de. Kendimi de sorguluyor, eleştiriyorum.
Nasıl bir eleştiri bu?
İnsanların matematiksel anlamda AK Parti'ye niçin bu kadar oy verdiği noktasında kendimi eleştiriyorum. Ne yaparsak tekrar solun oylarını artırabiliriz meselesini sorguluyorum. Sol hâlâ paramparça. Yan yana gelip çoğalamıyoruz. Hâlâ küçük küçük yapılarız.
Bu yorumunuzu göz önünde bulundurarak CHP'nin durumunu nasıl değerlendiriyorsunuz?
Vahim buluyorum. En büyük kanıtı parti içi demokrasinin bulunmaması. İl başkanlarını, milletvekili adaylarını, parti kadrolarını ve genel başkan yardımcılarını özgür ve demokratik olarak seçemeyen bir CHP var.
Asla cumhuriyet mitingi takipçisi olmadım Neden sürekli kaynıyor sizce CHP?
Kemalizm ve elitizme dayanan açmazlar var. Elitist bir kadro oturdukları yerden halkı anlayamıyor. Ben hiçbir yere ait değilim. Benim çerçevem evrensellikten yana. Türbanın üniversitelerde serbest bırakılması eylemlerinde de vardım. Ama türbanın iktidara gelme tehlikesi karşısında düzenlenen eylemlere de katıldım.
Cumhuriyet mitinglerinden mi bahsediyorsunuz?