Ayrılmıştık..
Birden sen beni aramıştın, hatırlıyor musun? 26 Haziran 2009 Gece 04 civarıydı.
Titreyen ellerimle ekranda ismini gördüm, hee adın yazmıyordu hala aşkım yazıyordu ayrılmamıza rağmen cünkü sen ayrılmıştın ben hala ayrılmamıştım kendime hala tek taraflı olarak sana sırılsıklam aşıktım. Herneyse telefonu açtığımda titrek bir sesle
-Efendim.
Demiştim. Sende hic bir ses yok yine eskisi gibi.. Neyse en sonunda konustuk sen, -Nasılsın? diye sordun bana?
Bu soruyu sormak icin cok düşündün be kadın? Senden sonra ben nasıl olabilirim?
Yalnızdım, mutsuzdum en kötüsü icim aciyordu hatta yüreğimin tam ortası.
- Dayanamıyorum senin sesini duymaya hala beni ne diye arıyorsun?
Dediğimde,
- Bir saniye dinle artık aramıyacağım. demiştin. Ve seni dinliyordum..
- Fazla uzatmıyacağım, rüyalar görüyorum dayanamıyorum. Hakkını helal et!
Afallamıştım. Nereden cıktı bu diye..
Kendi kendime " yâr ben sana hic ah etmedim ki, ne helalliği istiyorsun simdi sen benden.. Ama ona söyleyemiyordum. Cünkü beni sebepsiz yere bırakıp gitmen ağrıma gitmişti.. Çevreme belli etmiyordum belki senin yokluğunu ama gece odamın duvarları beni boğuyordu, yatağım dar geliyordu, uyumak istiyordum ama kabuslardan korkuyordum.. Telefonumun çalmıyacağını bildiğim halde, Ha aradı Ha arayacaksın diyordum, Durmadan senin kokunu duyuyorum, sesini duyuyorum, bir çok şarkı dinliyorum hepsi seni hatırlatıyor..
Eminönündeki balıkçıklar varya, önünden geçemiyorum.
Kadıköy iskelesine gidip beraber otururduk ya, hafif bir rüzgar eserdi hani tüylerimiz diken diken olurdu birbirimize bakıp sırıtır sonra sarılırdık, hatırladın mı? İşte oraya gittim tekrar, yine oturdum, yine o hafif rüzgar esti, benim tüylerim yine diken diken oldu, ben yine gözümde ufak bi gözyası ile yine sırıttım.. Ama sarılacak sen yoktun..
En güzelide ne biliyor musun?
İlk buluştuğumuz o yer. Dolmabahçe..
Hatırlıyor musun?, tam Dolmabahçe sarayanın karşısında ufak bir büfe vardı oturup çay içmiştik. İşte ben o gün o yerde sana daha çok aşık olmuştum. Ne ilginc değil mi yârim sana daha çok aşık olduğum, bağlandığım yer o büfe..
Sen bilmiyorsun aslında, ben ogün çok çabaladım seni sevdiğimi nasıl söyleyeyim diye, başardımda..
Hani sen kalkalım dediğinde, ben birden pat diye " seni seviyorum " demiştim birazda titriyordum.. Kıpkırmızı olmuştum "- eyvah, ben ne yaptım!?" diyordum kendi kendime.. Ama sen beni şaşırtıp birden sarılmıştın, he işte o an benden mutlusu yoktu biliyor musun?
-Yemyeşil gözlerin artık benim, dalgalı saçların, güzel yüzün... Artık benim. Ne bileyim kendimden çok seni sahiplenmiştim işte. Herşey film şeridi gibi gözümün önünden geçmişti, evlenmeyi bile geçirmiştim o an gözümün önünden.. Herneyse.. Elde var kocaman bir ( 0 ) sıfır.. Keşke benim değilde kendi hatalarını görseydin belki bende cok kıskandım, sıktım, bunalttım... Ama ben senin hataların olduğunu bile bile görmüyordum, göremiyordum... Çünkü aşkından gözüm kördü yâr gözüm kördü... Keşke seni bu kadar sahiplenmeseydim, keşke bu kadar sevmeseydim. Oldu bir kere ne yapalım, aşk laftan alamaz, gönüle söz geçiremiyorsun işte..
Şimdi, hakkımı helal ediyorum, sana hiç bir zaman ah etmedim. Hep sevdim.. Gözümden bile sakınıyordum seni. Gözlerimi kör edecek kadar sevmişim demekki seni..
Sende hakkını bana helal et...
Bu kadar basitmiydik? Bu kadar basitmiydi aşkımız?
Bitti! diyebilecek kadar kolay mıydı?
Hemen unutulacak kadar önemsiz miydi?
Umursamıyacak kadar gereksizmiydi?
Yaşadıklarımız bir film miydi yoksa o an izlenip biten?
Yada gönül mü eğlendirdik?
Yoksa sen yoktun, ben yoktum, herşey bir rüya mıydı?
Rüya ise yıllarca neden uyanamadık ki biz?
- - -
Boş versene, biz kendimizi kandırıyoruz.. Hatta sen kendini kandırıyorsun..
Bu kadar basit değildik, yılları unutacak, yaşadıklarımızı unutacak kadar basit değildi bizim aşkımız... Bizim diyorum pardon biraz ağır oldu, "BENiM aşkım"..
- - -
Sen bitti dediğinde bitmedi aşkımız.. Sen içindeki sesi, önyargılarını hatta ve hatta çevrendeki aptallıkları dinleyerek yılları kağıt parçası gibi buruşturup çöpe attın. Geçen güzel günleri, yaşadığımız güzel şeyleri çöpe attın. Hemde hiç tereddütte kalmadan...
- - -
Hemen unutulacak kadar önemsiz değildi BENiM aşkım... Sen şu anda bile rahatca uyuyabiliyorsundur sevmediğin için belki, ama ben uyuyamıyorum.. Bir kaç saat bari uyuyayım diyorum, beceremiyorum.. Ne zaman uykuya dalsam seni görüyorum, kokunu duyuyorum, sesini duyuyorum.. Dayanamıyorum sıçrıyorum terler içinde.. Deriiiin bir iç çekiyorum bir sigara yakıyorum, sanki herşey unutulacak gibi.. Bizim değil, benim aşkım unutulacak kadar önemsiz değildi.. Sen uyuyabiliyor, gezdiğimiz yerlerde rahat rahat gezebiliyorsun belki, ilk buluştuğumuz yere bir çok arkadaşınla gidebiliyorsundur belkide.. Ama ben yapamıyorum yâr.. Ben yapamıyorum! Bu kadar umursanmayacak, önemsenmeyecek kadar değildi gerçidiğimiz günler,aylar,yıllar..
- - -
Yaşadıklarımız film değildi, hepsi gerçekti. Sen arkadaşlarına gidip "bir aptallıktı veya film gibi bi ilişki gerçidik, ayrıldığım iyi oldu".. Diyebilirsiniz. Seni üzmek istemem ama senin beğenmediğin benim uğruna ölebileceğim o yaşadıklarımızın hepsi gerçekti..
- - -
Gönülde eğlendirmedim. En azından ben gönül eğlendirmedim, gönülden sevdim.. Senin ne yaptığını sormuyacağım bile belli zaten koca yılları neye kullandığın..
- - -
Ve bu rüya değildi. Ama rüya olmasını isterdim.. En azından en mutlu yerinde, araya ayrılık girmeden biri uyandırırdı beni...
Ah senin o yeşil gözleri yâr..
O yeşil gözlerin yâr..
Bakıyordum, baktıkça bakıyorum o yeşil su gözlerine..
Ama söyleyemiyordum seni ne kadar sevdiğimi..
Bakıyordum, baktıkça çırpınıyordum o yeşil su gözlerinde..
Artık seni sevdiğimi anla diye..
Bakıyordum, baktıkça batıyordum o yeşil su gözlerinde..
Belkide benim olmayacaksın kaygısı içinde..
Bakıyordum, baktıkça boğuluyordum o yeşil su gözlerinde..
Sadece hayal olduğunu bile bile..
Soğuk bir akşamda yine seni düşünerek uzandım
Cam kenarındaki o soğuk yatağıma..
Cam soğuktan buğulanmıştı yine
Ve ben yine camın buğusuna senin adını yazıyordum
ve siliyordum..
Bi an camdan baktım sokak lambasına doğru
Bir gölge gördüm, yine sen sanıp heycanla camdan baktım sen değildin..
Zaten ben herkezi, herşeyi sana benzetiyorum, tıpkı gördüğüm gölge gibi..
Dön deseler döner misin hâla ona? deseler..
Hiç düşünmez dönerdim ona herşeye rağmen..
Seviyor musun onu hâla? deseler..
Hic unutmadım ki sevmiyeyim..
Ben istesem o istemez, o istese ben isterim. Biz istesek... biliyorum bir engel cıkacak yine.
Yine tam benim oluyor yeşil gözleri derken biliyoum bir engel çıkacak..
Yine ben bi aptallık yapacağım herşey bozulacak..
Ama yinede bir umut besliyorum içinde yine BiZ olacağız diye..
Ne demişler, %1 gerçekleştiği zaman %99dan daha büyüktür.
Yani sevgili, o yüzde 1i gel gerçekleştirelim 99un bir değeri kimsenin bir değeri kalmasın hayatımızda.
Sadece sen ve ben olalım..
Gitti.. Gelmeyecek diyorlar..
Bir umut besliyorum ha geldin ha geleceksin diye.
Inandıramıyorum kimselere geleceğini..
Cünkü herkez biliyor onun gelmeyeceğini.
Cünkü herkez biliyor kendimi avuttuğumu..
Gözden ırak olan gönülden ırak olur demişler, ama gözden ırak olsan ne fayda sevgili
Kalbimdeyken ırak olsan ne değişecek ki?
Şimdi başkasının kollarındasın.
Başkasının omzuna başını yaslıyor, derdiniz, tasanı başkasıyla paylaşıyorsun.
Üzüldüğünde neden üzüldüğünü, mutlu olduğunda neden mutlu olduğunu başkasına anlatıyorsun.
Sevgi sözcüklerini ona kullanıyor, her gece onun hayaliyle uyuyorsun.
Sabahları onun mesajlarıyla uyanıyorsun.
El ele tutuşup onunla yürüyorsun, beraber yürüdüğümüz yolları..
Sinemaya onunla gidiyor, birbirinize sarılıp izliyorsunuz filmleri.. Seninle gittiğimiz sinemada..
Deniz kenarında romantik bir yürüyüş yapıyorsunuz eminim, keşke kaldırım taşları dile gelse..
O başkası öpüyor, benim öpmeye kıyamadığım yanaklarını.
O başkası bakıyor, benim bakmaya kıyamadığım yüzüne.
O başkası tutuyor narin ellerini, benim tutarken titreyen ellerim yerine.
O başkasının yerinde hala ben olmalıydım sevgili ben olmalıydım..
Ne diyeyim, herşey gönlünce olsun...
Geceleri gözümü uyku tutmuyor.
Seni ve kendimi düşünmekten..
Geceler sabah olmuyor.
Zor uyuyorum kolay uyanıyorum.
Bir o kadar nefret ediyorum ama bir o kadarda seviyorum seni..
Herkesi, herşeyi sana benzetiyorum.
Bir sesi, bir kokuyu..
Herşey üstüme geliyor derin bir nefes alıyorum.. yok o bile faydasız..
Unutmaya çalıştıkça daha çok yaklaşıyorum sana..
İçiyorum, içiyorum, içiyorum. Kendimi kaybedene kadar iciyorum..
Evet seni unutuyorum! ama bir kaç saat..
Tekrar başa dönüyorum daha sonra.
Sevgilim, Ben seni çok seviyorum.
gökyüzünde uçan bir kuş misali
kanat çırpmk lazım hayata
kimi zaman fırtına,kimi zamaman daha zorluklar
hayattan yılmamak lazım
kanat çırmak lazım sevgiye..