Çıkmaz bir sokaktı kaldırım taşlarıyla kaplı,yedi on yaş arası tam çocukluğumuzun en güzel anları..nede güzel yaşadık samimi insanlar herkez komşu annne teyze bile denmezdii..toz toprak içinde kalırdık ama annelerimiz hiç birşey demezdi..akşam olsun istemez saklanbaçlar. kapı önlerinde evcilikler.. misafir olurduk birbirimize..annelerde katılırdı zaman zaman bizlere mis gibi kekler pastalar annelerden hediye..
Kandil geceleri özel vede çok güzeldi.. sokak başlarını karşılıklı tutulan iplerle keser,ya mum ya para derdik,nasılda eğlenirdik..Böyle bir kandil gecesi topladığımız bütün paramızla doğru mahallemizin Şaban bakkalına gittik ve alabildiğimiz kadar mum aldık ve çıkmaz sokağımızın kaldırım taşlarına abartısız hemen hepsine yapiştırdık ve bunları yaktık... olağan üstü bir manzaraydı bütün mahalle bu manzarayı seyrine doyamadık.
Bizler bez bebeklerle oynadık onları kendi diktiğimiz elbiselerle giydirdik..yün ipliklerle saçlar ekledik..belki daha ozaman öğrendik yoktan var etmeyi..
Erkek çocukların boş makaralardan tekerlekleri olan arbaları ..kalın tellerle çekerler kurdelelerle süslerlerdii..ay nasılda güzeldii..
Oysa şimdi öylemi ?
Onların var sindi bebeklerii, çeşit çeşit elbiseleri hatta kurulu evlerii..
ama yokki hiç misafirleri..
son model arabaları uçakları tirenleri..ve en kötüsü envayi çeşit silahları..belkide ektik içlerine kin çiçeklerini ..
birşeyleri uğraşarak elde etmediler..herşeyin hazırına ve en güzeline alıştılar...hep birileriyle yarıştılar..
Bilmiyorum ama çocuklarımızın oyunlarını ve oyuncaklarını hayata dair çabalarını birileri çaldı..onlara mutsuz ve doyumsuz bir dünya bıraktı...
MALESEF;engel olamadık..
çocuklarımıza yaşadıklarımızı aktaramadık...