Dişlerin Dokusu Hakkında - Dişlerde Çürüme - Diş Bakımı - Diş Yapısı
Diş Dokusu
Dişin esas yapı taşı dentin dokusudur. Kireçli bir doku olan dentinin yüzde 30'u su ve organik maddelerden, yüzde 70'i de anorganik maddeler ve kemik dokusunun esasını oluşturan bir kalsiyum fosfat olan hidroksiapatitlerdir. Dentin, odontoblast adı verilen ve kireçli dentinin üzerinde kalıntı halinde bulunan özel hücrelerden yapılmıştır. Bu kalıntı sayesinde yeni dentin yapılması olanakladır. Diş kronu, yüzde 96'sı apatitten oluşan, kalsiyum bakımından zengin ve çok sert bir madde olan mine ile örtülüdür.
Odontoblastlann aksine kalıntı bırakmayan ameloblastlardan oluşur. Bu nedenle mine yenilenemez. Dentinin kök kısmı sement adı verilen ve mineden çok daha yumuşak olan bir tabaka ile örtülüdür. Sement, kendisi ile çene kemiği arasında bulunan periyodont (zar) yoluyla dişi kökünü kökü çevreleyen kemiğe bitiştirir. Periyodont, diş kökünü diş yuvasına sıkıca bağlar. Dentinin ortasında pulpa boşluğu adını alan boşluk, kronda da pulpa boşluğu ve kökte kök kanalı adını alır. Pulpa boşluğu yumuşak bir bağ dokusu ile doludur (diş pulpası); bu boşluktan sinirler, kan ve lenf damarları geçerek kök kanalının ucundaki delikten bedene bağlanırlar. Dişlerin çevresinde çene kemiği, kök sementi, periyodont ve ayrıca dişeti (gingiva) de içeren bir destek dokusu (paradontium) bulunur. Dişlerle dişetleri arasında, alt kısmı diş yüzeyini manşet gibi saran küçük bir oluk vardır, dişeti oluğu.
Diş Çürümesi
Diş çürümesi, dişin sert dokusunun bir hastalığıdır. Dişin organik maddesi kireçten (kalsiyum) yoksun kalır, organik madde ise erir. Diş çürümesi bir tür uygarlık hastalığıdır denebilir zira et ve çiğ sebze gibi doğal besinlerin alındığı topluluklarda diş çürümesi çok ender görülür. Bunun nedeni, bu tür gıdaların sert oluşunun çiğnemeyi gerektirmesi, çiğneme işleminin de ağızdaki yemek artıklarının kolayca erimesini sağlayan tükürük salgılanmasını arttırmasıdır. Çürüğün oluşmasında ağızda bulunan bakterilerin yanı sıra, yemek artıklarının da büyük payı vardır. Diş yüzeyinde bakterilerin, yemek artıklarının, "ölü hücrelerin, tükürüğün yapışkan maddesinin hep birlikte oluşturdukları organik bir tabaka oluşur (plak). Bakteriler şekerli yiyecekleri dişlere zararlı olan asit maddelere çevirir. Çürük başlıca plağın çıkarılması zor olan yerlerde meydana gelir. Plakta oluşan asit maddeler minenin kalsiyumunu ve yumuşak dokuyu eritirler. Minedeki bu kalsiyumsuzluk önce beyaz bir benek olarak görülür. Çürük, mine ile dentini ayıran sınıra erişince geniş bir bölgeye hızla yayılır ve mineyi zayıflatır. Bakterilerin pulpaya kolayca erişebildiği küçük kanalcıklar (dentin kanalları) oluşur. Diş hekimleri minede ortaya çıkan önemsiz görünen bir değişikliğin ardında genellikle büyük bir çürük bulurlar. Tüm çabalara karşın pulpanın giderek iltihaplanması (pulpa iltihabı) kaçınılmazdır. Sonuçta pulpa boşluğunda basınç hayli artar büyük bir ağrıya neden olur. Basıncın daha da artması ile kan akımı durur ve pulpa ölür. Dişin rengi koyulaşır ve diş daha kolay kırılabilir bir hale gelir. İltihap, kök ve çevresine de yayılabilir. Bu olaya periyapikal iltihap veya periyodontal zarın iltihaplanması adı verilir. Çene kemiğine doğru patlayıp akabilen İltihap şişme yapar ve zonklayıcı ağrıya yol açabilir. Periyostun alt tarafında bir cerahat biriktiğinde (subperiyostal apse) hasta batıcı bir ağrı duyar. Apse bir iki gün içinde patlar. Çevre dokulara yayılan cerahat ağrının durmasına neden olursa da bu defa yanak şişmesi baş gösterir. Sonuçta cerahat ağız boşluğuna, bazen kendiliğinden açılan bir yol (fistül) ile dökülür, ancak genellikle diş hekiminin müdahalesi gerekir.