Unutulan Yazısı - Unutulan Kahraman Tazeoğlu - Kahraman Tazeoğlu Yazıları
Kolay unutanlardır unutulmayanlar. Ama kimse unutulduğunu bilmez. Herkes herkeste biricik olduğunu zanneder. Her unutanda unutulmadığını sandığın bir parçan kalır. O parça seni hayata bağlayan bir avuntudur. Ama sen çoktan 'herkes' olmuşsundur bile. Nazım Hikmet'in dediği gibi 'bence artık sen de herkes gibisin'.
Herkes herkestir işte. Sen kendinleştikçe onlar herkesleşir git gide.
Yine de hatırlanmamak değildir unutulmak. Nasıl unutulduğu değil, neyle hatırlanacağı önemlidir insanın. Geçmişin senden temizlenmesidir belki. Hemen fark edilir unutan gözdeki karanlık. İnsan unutulduğuna değil, unutanına verdiği değere üzülür. Servet-i varlığını ona adamışlığına
Ağacın gölgesi yalnızca sıcak havalarda hatırlanır. Soğuklarda ise hiç akla gelmez. Ne acı bir unutulmadır böylesi. Hep'ten hiç'e evrilmek yavaş yavaş. Ölümün sondan bir önceki basamağı. Sanılanın aksine iz bırakmadığından değil, iz bırakılmadığından unutulur insan. Çünkü insan bıraktığı izde hatırlar bıraktığını. Ve herkes değerini kendi belirler.
Önce dil unutur, sonra göz, sonra zihin. Sonra hiç varolmamış gibi yaşamaya devam eder insan hafızada. Unutulmak bir şey kaybettirmez, unutulmazlık bir şey kazandırmamışsa eğer
Kabullenmeli insan unutulduğunu. Kopan bir uçurtmanın ipini hala birilerinin tutması neyi geri getirir ki?
Tüm kayıp ilanlarının altına adını yazarsın. Kimin zimmetine geçtiğin meçhuldür artık. Unutulmak, kim olmadığını değil, kim öğretir olduğunu insana. En azından unutulacak kadar vardım onda dersin. Gidersin Gitmenin de hakkını vermeli insan. Geride pişmanlık bırakmadan Geri dönecekmiş gibi gidilmez zaten. Kendinden bir parçayı zamana bırakıp, ezberlerden vazgeçerek unutulan olup gidebilmektir aslolan. Ya kendine saklayacaksın ya da kendinden saklayacaksın bu kabullenmişliği. Ve unutmayacaksın: Unutmak, unutulmanın geçmişidir.
Zaten ne kalacaktı ki sana; kalpten silinmenin, kağıttan silinmek kadar kolay olduğu bu dünyada