Beslenme ve öğün planlamasıyla ilgili prensipler diyabet tedavisinin en çok tartışılan konusu olmakla birlikte, beslenme tedavisi başarılı bir diyabet tedavisinin en önemli parçasıdır.
*Beslenme Tedavisi:
Tıbbi tedavinin yanı sıra diyabet hastalarının tedavilerinde önemli yeri olan beslenme ile ilgili hedeflere ulaşabilmeleri ancak bir diyabet ekibinin kontrolü ve bu ekibin vereceği eğitimle mümkündür. Beslenme konularının zorluğu sebebiyle diyet tedavisi hakkında bilgili ve deneyimli, konusunda uzmanlaşmış bir diyetisyen bu ekibin önemli bir üyesidir. Beslenme ile ilgili kendi kendini idare edebilme eğitiminin etkili olabilmesi için diyabetli kişinin tedavi hedeflerine ve kişisel yaşam tarzına uygun bir yaklaşım gereklidir.
Beslenme programı kişiye özeldir. Diyabet tipine, yaşa, cinsiyete, boya, ağırlığa, fiziksel aktiviteye, çalışma koşullarına, özel durumlara (çocukluk, gençlik, hamilelik, loğusalık gibi), eğitim düzeyine, sosyo-ekonomik ve kültürel duruma, diğer hastalıkların varlığına ve bunlara ait tedavilere, beslenme alışkanlıklarına yönelik hazırlanan programın kişiden kişiye farklılık göstermesi doğaldır.
*Beslenme Tedavisinin Amaçları:
"Aktivite düzeyi + oral diyabet ilaçlar veya insülin + dengelenmiş bir beslenme programı ile";
-kan şekerini mümkün olduğunca normal seviyede tutmak,
-kandaki yağ seviyesini uygun düzeyde tutmak,
-erişkinleri ideal vücut ağırlığına ulaştıracak ve onu koruyacak, çocukların normal gelişimini sağlayacak, gebelik ve loğusalık döneminde artan metabolik ihtiyaçları karşılayacak, yıkıcı hastalıklarda iyileşmeyi sağlayacak düzeyde enerjiyi sağlamak,
-insülinle tedavi edilen hastaları hipoglisemi (kan şekerinin düşüklüğü) gibi istenmeyen olaylardan korumak,
-egzersizde ortaya çıkabilecek hipoglisemi (kan şekerinin düşüklüğü) gibi istenmeyen olaylardan korumak,
-böbrek, sinir, kalp-damar sistemi hastalıkları ve hipertansiyon gibi diyabete özgü uzun vadede gelişebilecek komplikasyonlardan korumak ya da komplikasyonları geciktirmek,
-diyabetli kişinin tüm hayatı boyunca uygulayabileceği kişiye özel beslenme düzenini sağlayarak, yaşam kalitesini yükseltmek,
*Diyet Önerileri:
-İdeal ağırlığı koruyabilmek için günlük enerji alımı ve harcamasını dengelemek,
-Toplamdaki yağ alımını azaltmak, kızartmalardan sakınmak,
-Kompleks karbonhidratların (doğal karbonhidratlar) alımını arttırmak, rafine olanların (örn. sanayi tipi şeker) miktarını azaltmak,
-Posa alımını günde 20-30 gr'a yükseltmek, kuru baklagil ve tohumlara diyette yer vermek,
-Taze sebze ve meyve tüketimini arttırmak, hardallı sebzelere (karnabahar, lahana, ıspanak, brokoli gibi) yer vermek, A, C, E vitaminleri, karoten ve selenyum alımını arttırmak,
-Sarmısak, soğan, nane, maydanoz gibi yiyecekleri yemek hazırlamada ihmal etmemek,
-Alkol, sigara ve katkı maddelerinden uzak durmak,
-Tuz ve tuzlu yiyeceklerden kaçınmak, salamura ve tütsülenmiş besinleri mümkün olduğunca az tüketmek.
*Oral Antidiyabetik İlaçlar (haplar):
Bu hastalık sonucu olarak ortaya çıkan hiperglisemi, dengeli beslenme ve düzenli egzersiz uygulamaları ile kontrol altına alınamazsa tedaviye oral antidiyabetik (OAD) ilaçların eklenmesi gündeme gelir. OAD grubu ilaçlar etki mekanizmalarına göre çeşitlilik gösterir:
-İnsülin salgılatıcı haplar:
İnsüline karşı vücudun duyarlılığını arttıran haplar
-Glukoz emilimini yavaşlatan haplar:
İlaçların seçimi ve günlük kullanım şekilleri uzman doktorlarca belirlenmelidir.
*İnsülin Tedavisi:
Ağızdan alınan ilaçların yetersiz kaldığı ya da kullanılamadığı durumlarda tedaviye ek olarak ya da tek başına insülin uygulaması gerekir. Diyabetli hastalarda insülin tedavisinde, son yıllardaki gelişmelerle yeni geliştirilen insan insülinleri ve kan şekeri seviyesinin taşınabilir araçlarla saniyelerle ölçülebilen kısa sürelerde saptanmasının önemli rolleri bulunmaktadır. Bu hastalarda günlük insülin ihtiyaçları kan glukoz düzeyine göre kolaylıkla ayarlanabilmekte ve özellikle yoğun insülin tedavisinde başarılı sonuçlar alınmaktadır. Tedavi yönteminin başarısını değerlendirmede, hastanın günde tek bir kez ölçülen kan glukoz düzeyinin normal olması yeterli bulunmamakta, günün çeşitli saatlerinde ölçülen glukozun normal düzeylerde bulunmasının yanı sıra, kan glikolize hemoglobin düzeylerinin de normal değerlere yakın saptanması gerekir. İnsülinin günlük doz ayarı da bu ölçümlerin sonuçlarına göre belirlenir.
Günümüzde tıpta büyük ilerlemelere rağmen diyabet hala her zaman iyi tedavi edilemeyen, pek çok insanı olumsuz etkileyen, sıklığı giderek artan bir hastalıktır. Bunun esas sebebi tedavi yollarının ve klinik çalışma sonuçlarının hastaya uygun, kabul edilebilir, anlaşılabilir şekilde anlatım yetersizliğidir. Bununla beraber, hastanın kendisinin de bu hastalık konusunda bilgi düzeyini her geçen gün arttırması kendi sağlığı için yapabileceği en önemli şeydir.
*İnsülin Tedavisinde Dikkat Edilmesi Gereken Konular:
Diyabet hastasının tedavisinde en önemli nokta hastanın ihtiyacına göre insülin miktarının ayarlanmasıdır. Çocuklarda ve insülin kullanan büyüklerde aşağıdaki noktalara dikkat edilmesi gereklidir.
-Hastanın kullanacağı günlük insülin miktarı doktorunuz tarafından belirlenmelidir. Hastaneden çıkışta doktor tarafından belirlenen miktarda ve şekilde insülin yapınız. İnsülin tipini, dozlarını hatta enjektörlerinizi doktorunuza danışmadan değiştirmeyiniz.
-İnsülini enjektöre çekerken ve yaparken daha önce anlatılan kurallara titizlikle uyunuz. İnsülini her seferinde farklı bir bölgeye yapmayı unutmayınız.
-Hastalığınızın dönemlerine göre ve bazı hastalıklara bağlı olarak insülin dozu değişiklik gösterebilir. Sıkça kan veya idrar şekerine bakmayı ihmal etmeyiniz. Ateşli hastalık sırasında dikkatli olmalısınız.
-Hastalığınızın tedavisinin yalnızca insülin yapmakla mümkün olmadığını, beslenme tedavisine uymanızın ve hareket yapmanızın önemini unutmayınız.
-İnsülin gereksinimi normalden fazla ise nedeni araştırılmalıdır(İltihap, aşırı hareket, spor).
-Orta ve ağır psikolojik stress durumlarında insülin ihtiyacı artar. Bu durumda hastanın günlük insülin dozunun arttırılması gerekebilir. Bu artışa rağmen idrar şekeri pozitif veya kan şekerleri yüksek ise hekime başvurulmalıdır.
-Büyüklerde ağır iş gören, egzersiz, spor yapan erişkinlerde ve yaz aylarında okulların tatil olmasıyla birlikte çocuklarda günlük aktivite artacağından kullanılan insülin fazla gelebilir. Bu nedenle hareket arttığı durumlarda spor yapmada erişkinlerin, yaz başlangıcı ve sonbaharda çocukların hekim kontrolünden geçmesi gereklidir.
-Ergenlik çağına giren çocukların insülin ihtiyaçları giderek artar. Bu dönemde hastaların hekime daha sık gitmeleri ve tedavi planını hekim kontrolünde yeniden düzenlemeleri gereklidir.