Desem ki vakitlerden bir Haziran akşamıdır
Rüzgarların en ferahlatıcısı senden esiyor
Desem ki sen benim için hava kadar lazım
Ekmek kadar mübarek,
Su gibi aziz bir şeysin nimettensin..
Günlerden sonra bir gün şayet sesimi fark edemezsen
Rüzgarların,nehirlerin,kuşların sesinden,bil ki ölmüşüm...
Ve neden sonra
Tekrar duyduğun gün sesimi gökkubbede,
Hatırla ki mahşer günüdür ortalığa düşmüş seni arıyorum...
İnsanlar birbirlerine "seni sen olduğun için seviyorum" dediklerinde ya da "beni ben olduğum için sev" dediklerinde
" yahu başka kim olduğun için sevecekler " diye düşünürdüm.
geçen yıla kadar...
Sonra fark ettim ki haklı bir dilekmiş.
birini sırf o olduğu için sevmek;
Aynı özellikler bir başkasında olsa dahi
Bunun farkında bile olmamak
Yine de o kişiyi sevmek yine de onu tercih etmekmiş.
Sevgiyi, sevmeyi, sevilmeyi bir nimet olarak görmek ayrı bir şeymiş.
Sevmek o mutsuzken mutlu olamamakmış.
Ayrı kalınca eksik kalmakmış.
Varlığının dünyayı daha aydınlık daha güzel kılmasıymış..
Varlığının mutluluk sebebi olmasıymış...