Bir gün gökyüzünden iki melek dünyaya inmiş.Biri yaşlı biri genç olan iki
melek başlamışlar yürümeye .Akşam karanlığı inince gördükleri o koca şatafatlı
malikaneye tanrı misafiri olalım istemişler ve kapıyı çalmışlar.İçeriden gelen müzik
sesi ve seslerden belliymiş içerde büyük bir balo yada eğlence olduğu. Kapıyı açan
hizmetkar küçümser bir tavırla ne istediklerini sormuş ve evin sahibine
seslenmiş.Tanrı misafiri olmak istediklerini ve bu gece kalacak yer istediklerini
duyunca ev sahibi isteksiz bir tavırla hizmetkara onları depoya götürüp artıklardan
birşeyler vermesini ve sabahleyin göndermesini istemiş.Genç melek sinirlenmiş
ama bir şey dememiş.Depoya inip dinlenirlerken yaşlı melek evin sütunlarından
birinin derin bir yarığı olduğu fark edip eliyle sıvazlayıp, onarmış.Buna kızan genç
melek onlara hiçte iyi davranmayan bu kişilere neden iyilik yaptığını sorunca yaşlı
melek" HİÇBİR ŞEY GÖRÜNDÜĞÜ GİBİ DEĞİLDİR EVLAT "diyerek
cevaplamış genç meleği.Üzerinde fazla durmamış genç melek .Sabah olunca o
evden ayrılıp yine yürümeye başlamışlar.Tekrar gece olduğunda kalacak yer
bakmaya başlamışlar.Ancak etrafta küçük bir kulübeden başka bir ev
yokmuş.Evde sadece bir karıkoca yaşıyormuş.Dışarıda da tek geçim kaynağı olan
inekleri .Tanrı misafiriyiz diyen melekleri coşkuyla karşılayan aile onlara istedikleri
kadar kalabileceklerini söylemişler.mutlu bir şekilde dinlenmeye çekilen
melekler,sabah kadının çığlıkları ve ağlamasıyla uyanmışlar.Genç melek dışarı
çıktığında ailenin tek geçim kaynağı olan ineğin öldüğünü görmüş.sinirle içeri
girip yaşlı meleğe " Sen yaptın değil mi?" diye çıkışmış . Yaşlı meleğin yaptığını
öğrenince bu kez daha da sinirlenen genç melek nedenini sormuş. "HİÇBİR ŞEY
GÖRÜNDÜĞÜ GİBİ DEĞİLDİR EVLAT "deyince. Genç melek,nedir demiş
göründüğü gibi olmayan?Ve yaşlı melek başlamış anlatmaya "ilk evde o sütunun
arkasında ortaya çıkmak üzere olan bir hazine vardı ve ben o hazineyi hak
etmeyen ev sahibi bulamasın diye orayı sıvadım ." "Peki ya inek" demiş genç
melek . "Dün gece bu eve ölüm meleği geldi. Adamın karısını alacaktı. Ben ona
ineği verdim. "demiş yaşlı melek .
Bu hikayeyi ilk duyduğumda şöyle bir geçmişe döndüm ve bir çok
insanı ve öğrenemediğimiz veya doğru öğretilemeyen şeyleri
sormadan,görünenle yaptığımızı farkettim..demek ki çoğu zaman bizde böyle
yargılandık istemeden .Benim öğrettiğim matematik - geometri bundan en çok
nasibini alanlardan ne yazık ki.Ben ilk dersimde hiçbir şeyingöründüğü gibi
olmadığını ispatlıyorum ve Hiçbir şeyin göründüğü kadar zor olmadığınıda
tabi .Görünenin ardındaki gerçek beni her zaman heyecanlandırmıştır. Bu hikayede
benim insanlarla diyaloglarımı arttırmama ve hayatın bir çok noktada ne kadar
anlam yüklü olduğunu anlamama yol açtı.
Bu hikaye benim hayatımda daha az kayıp vermemi sağladı.İnşallah bu dergi
okurlarıda bu hikayeyle küçük bir farklılığa ulaşır .Belki birkaç küs arkadaş barışır.
Belki birkaç yanlış anlama düzelir. Belki sadece tatlı bir hikaye olarak kalır ki
aklınızda bir gün bir yanlış anlamayı anlamadan engeller
KÖRLER ÜLKESİNDE TEK GÖZÜ OLAN KRAL OLUR.
(Minority Report)