Özdemir Asaf’ın dediği Gibi “çok şey söylenemiyor susmadan” belki de anlarsın susarsam!
Kahrım ı, kederimi anlatacak kelime bulamadığımdandır susmam. Yokluğunun gamını anlatacak bir âlim gelmemiş geçmiş yüzyıllardan.
”Kim o deme boşuna benim ben, öyle bir ben ki gelen kapına baştanbaşa sen “ diyecek kadar sevip sen olmuşken; nasıl bir bıçak, nasıl bir kurşundu “ben sana bi kaç beden büyük gelirim” demen.
“Mademki benli hayat sana kafes kadar dar,
Uzaklaş ellerimden uçabildiğin kadar” derken Cemal Safi, canını yakıyor olmalıydı sevilmeyişi, anlıyorum şimdi Cemal Safiyi, o da yaşamış sevilmeden sevmeyi, yaşarken ölmüş olmalı ki, artık göze alabilmiş, sevdiğine git demeyi.
Motorları maviliklere süreceğiz ama dün elimizi tutan bugün yabancı Nazım Usta.
Kiminle adım atacak olsak yarına “biz bir” olarak çıkamıyoruz sabaha, kahpeliği bırakıp gidiyorlar birde kokularının yanında.
Yokluklarına dayanmak sanki az iş gibi, kahpeliklerine rağmen hala seviyor olmak yükü var omuzlarda.
Ve senin dediğin Gibi usta “şimdi sende herkes gibisin” demek gerekiyor galiba.
Diyemiyorum ama “herkes kendinden sorumludur aşkta” dediğin satırların geliyor aklıma.