son kibrit çöpüm gibi sakladım seni - tiryakiydim üstelik yakmadım seni - ben yağmur yüklü bir bulutum kime çarpsam ağlarım - artık sabah olmaz bu kentte bana - artık bu kentte sabah olmaz
-Yağmurr selam!
-Merhaba nasılsın?
-Seni gördüm şimdi daha iyiyim, sen nasılsın?
-İyiyim çok şükür. İş koşuşturmaca işte.arkadaşlarla takılıyoruz.
-Nerede takılıyorsunuz.
-İş çıkışı yakın bir cafe var, oraya gidiyorum şimdi, gelsene sende.
-Gelirim elbet..
-Yürüyelim o zaman, ne dersin?
-Okey..
Yürüyoruz..Aklım akşamki düğünde..Arkadaşım evleniyor. Düğüne gideceğim. Ne giyeceğime karar vermedim henüz. Elbise mi giyeyim, pantolon buluz mü? Pantolon klasik olabilir, eee elbise giymeye de alışık değilim. Elbise giysem topuklu ayakkabı derdi var. Siyah topuklu ayakkabım yok. Pantolon giysem diyorum üzerine de bir fantezi buluz, saçlarımı salarım, fön çektirmek lazım, evet kuaför, yaa öfffff..
-Son kibrit çöpüm gibi sakladım seni..
-Efendimm..
-Tiryakiydim üstelik yakmadım seni..
-???... Pardon bi şeymi dedin?
-Ben yağmur yüklü bir bulutum kime çarpsam ağlarım..
Hiçç.. Mırıldanıyorumm kendi kendime. Sen ne düşünüyorsun, kimi düşünüyorsun?
-Pardon… Kimseyi düşündüğüm yok; akşam arkadaşımın düğünü var da oraya gideceğim, ne giysem diye düşünmüştüm
-Beyaz giy…Sana beyaz çok yakışıyor.
………………………........................................
“Beyaz giy..Sana beyaz çok yakışıyor.” İşte bu cümleyle girdin hayatıma, düşüncelerime, vesveselerime. Hemen yakın geçmişi düşündüm, ne zaman beyaz giydim ben, nerede? Yakın zamanda giymedim.
Nasıl olur? O zaman nasıl bilebilir beyazın bana yakıştığını? Amann biz kızlar, ne kadar da dedektifiz…
Belki de ölesine söledi, aklına öle geldi…Yok yok “yakışıyor” dedi üstüne basarak..daha bir hafta oldu tanışalı
ve üç kez karşılaştık nerden bilebilir ki..
Evet nerden bilebilirdim ki, senelerdir benim en yakınımda olduğunu…
……………………………….................................
-Yakışmış mı?
-Evett..Sana her şey çok yakışıyor, ama en çok beyaz, bence hep beyaz giy..
Gülümsedim.
-Bana refakat ettiğin için teşekkür ederim, görüşürüz.
-Sana iyi eğlenceler, kendine dikkat et, çıkışta almaya gelirim istersen, ne dersin?
-Teşekkür ederim, sana zahmet vermeyeyim, arkadaşlar bırakır beni, sen de kendine iyi bak..
-Zahmet olmaz, ama gelme diyorsan tamam. Yanlız geç saate kalma olur mu, kız kısmı Allah muhafaza, Allaha emanet ol..
Son kibrit çöpüm gibi sakladım seni
Rüzgarlıydı hava
Tiryakiydim
Üstelik yakmadım seni
Ben yağmur yüklü bir bulutum
Kime çarpsam ağlarım
Islık çalarak mırıldanıyorum odamda. Babannem yanımda koltukta oturuyor. Genelde benimle olmayı çok seviyor… Kendi dairesine gitmeye üşendiği ya da istemediği için benim odamda uyumayı seviyor. Eskiden sarılıp uyurduk beraber. Alışkanlıklar kolay bırakılmıyor demek ki; ne o benim odamdan vazgeçebiliyor, ne de ben odana neden gitmiyorsun babanne diyebiliyorum. Birazdan uyuklamaya başlayacak. Uyusa da mesajlarıma baksam diyorum içimden…İşte Şanslı’da geldi kapıyı zorluyor . Açmazsam hırlamaya başlayacak, daha da açmazsam iki kez havlayacak. Kapıyı açıyorum. Geç açtın der gibi dik dik bakıyor suratıma, bu da benim odamın asıl sahibi sanki. Pc koltuğumu kapmasın diye ondan önce koşup oturuyorum, oda yere uzanıyor…
Mesajlarıma bakıyorum, mırıldanıyorum..
Artık sabah olmaz bu kentte bana
Tutmaz kimseler sigara bile
Düştüğün yere saplanmış bakışlarım
Bakmaz kimselere bakamaz
Artık bu kentte sabah olmaz
Nerden dilime takıldıysa bu şarkı... Sonra bana gönderdiğin videoları hatırladım. Gülümsedim…
Her akşam ki gibi, senden bir şiir:
gözlerin gördüğü değildi, yüreğin hissettiğiydin sen..
bir sabah uyandığında hayata, aslında hayat sendin
sana uyanmak senin yanında uyanmak
seninle aynı geceden sonra doğmalıydı güneş gökyüzüme
şimdi seninle aynı sabaha uyanmak vardı
sen gözlerimin gördüğü olmadın hiç bir zaman
yüreğimin hissettiği, yüreğimin çağırdığıydın sen
hadi gel..kumdan kaleler yapalım seninle
gecedeki ay'ı söndürelim, gözlerimizin içine bakalım yeniden
şimdi gel, senle biz
buğulanan camlara içimizden gelenleri yazalım
söyliyemediklerimiz..
duymak istediklerimizi
ne kadar çok seviyordum
ne de çok özlüyordum seni..
ellerin ellerimin içindeyken terlerdi
ben senin yanındayken sadece bu hayatı değil
masal aleminin kahramanı gibiydim
acıdan soyutlanmış ..tamamen
aşk üzerine yaratılmıştım...
içindeki tasarlamaları bitir
bundan sonra şarkılara,şiirlere gerek kalmıyacak
ne varsa tabiatta adı aşk olan, onu yaşayacağız
adı aşk olup ta yaşanmamış tek bir gün,
tek bir nefesin olmıyacak
…………….........................................................................
-Nasıl buldun şiiri?
-Güzell…
-Nasıl güzel?
-Güzel yani işte..
-Sende nasıl duygular uyandırdı? Ne hissettin? Her satırını yorumlasana bana.
-Güzel işte… Çok duygulu yazmışsın, gerçekten çok beğendim, duygularına, yüreğine sağlık.
-Bu kadar mı? Biraz ifade etsene sende uyandırdığı hisleri.
-Başka bilmiyorum ne söyliyeyim; ben duygulu, şiir dilinde yorumlar yapamam, yeteneksizim bu konuda.
-Zorla kendini, aklına geleni söyle.
-Çok duygulandım, bana yazılmış olması, çok özel, çok güzel bir duygu gerçekten teşekkür ederim.
-Daha… daha…
-Sanırım bu da bir yetenek olayı yani ben ne sölicemi bilemiyorum.
Çok güzel, anlamlı, değişik bir uslüpta satırlara dökülmüş bir yazı..
Emek verdiniz, bizlere sundunuz.. Sağolun, teşekkürler..
Kaleminizin hep daim olsun..
Ne garip hüzünler bıraktın bana bir bilsen
Ne yazım var artık nede kışım
Sensizlik olmuş adım
Ne sevenim var nede soranım..
Suçsuzdum
Suskundum
Susamışdım...
Ama olmadı yapamadık
Seninle ben bir bütün olmadık
Biz bir bizi bile ortaya koyamadık
Beraber ağlayamadık
Beraber gülemedik
Olmadı yapamadık
Sonunda mağlup olduk
Biz birbirimize el olduk
Ahh keske su an yanimda olsaydin da, seni sogut agacinin en ince dali ile mi sopalasaydim yoksa, odandaki babaannenin terlikleriyle mi vursaydim? Yok ben en iyisi o giymis oldugun beyazlarini kirleteyim. Saclarini yolmali senin saclarini emi. Boylesine guzel, boylesine akici boylesine harika anlatimlarin var iken, sen saklaniyorsun ve bizleri yoksun birakiyorsun duygularindan. Hem de hic kopukluk yok Onur Akin sarkisi ile anlatimin arasinda. Ben ne yapam simdi sana. A gulum sen nerelerdeydin simdiye kadar...
Kendi yukunu tasiyamayan, icindekileri dokemeyen, dolu dolu yuregini ortaya seremeyen ozlem ve hasret satirlari bunlar. Dokulmek istiyorlar yarin yurecigine. Bulut misali dolu dolu. Ne guzel... Okudukca dinledikce ve islandikca aglayasim geldi suan birinin omuzuna yaslanarak. Ama dedigin gibi Yagmur,”yuregine saglik” diyecek olan biri olmamali bu omuzun sahibi. Kuru dalin yapragina faydasi mi olur? O omuz sirtlamali seni, yureginin derinligine almali. Sevmeli. Silmemeli yanagina suzulenleri, sadece dokunmali hissetmeli, yesertmeli.
mesudecimm saçlarımı yolmaa yazacam bundan sonra elimden geldiğince
canım, inan ben yeteneklerimi yeni yeni keşfediyorum. şiir ve edebiyatı okumayı hep sevdim, ancak yazmayı hiç denememiştim. hep kişinin kendini aşması gayret etmesi gerektiğine inanırım. buda öyle bir adım atmak gibi bir şey. ama itiraf edeyim çok tat aldım. harika bir şey. yazarken zaman duruyor sanki, başka bir boyuta geçiyor insan.yada ben çok hissederek yazdım ondan bilemiyorum.
çok teşekkürler arkadaşım öyle güzel yorum yapmışsın ki, çok mutlu oldum hisseden okuyan ağlayan yüreğine sağlık olsun,
sende en güzel şeylere layıksın arkadaşım, gözlerine sağlık