Her çocuk biraz ben şimdi;
öncesiz,
sonrasız,
zamansız...
Hafızasının tozlu sayfalarını çevirdi
şeker rengi şarkılarını aradı
hanımeli kokan düşlerinin arasında
ipten bir salıncakta uyuyakalınca çocukluğu
açılmıştı gözleri masallara
Hiçbir masalın son cümlesine yetişemedi çocuk
koştu - yoruldu...
Pas tutmuştu beklemekten
açamadı diline vurulan kilidi
eksik melodilerde asılı duran sol anahtarı
yoktu geri dönecek bir yeri
nereden geldiğini bilmeyen sessizliğin
Masalın orta yerinden kaçamadı çocuk
sus pus ...
Süpürüp halıların altına gizledi
hiçbir çöplüğe yakıştıramadığı korkularını
kaybetti repliklerini;
doğaçlama bir masalda askıda duyguları
ne bulduysa geçirdi yüreğine
büyük durdu kimi
ya da uymadı
Bir masalın son cümlesinden kaçtı çocuk
sayamadı;
gökten kaç elma düştü ...
her çocuk biraz ben şimdi;
dünsüz,
yarınsız,
masalsız.......
masal tadında başlıyor hayat
doğarken ağlasak da sonraları gülüyoruz
bebek olmak sevgi demek emek demek
ya büyüdükçe değişen ne
azalan ilgi değişen cümleler
ben çocukluğumu özledim
masum bakan gözleri çıkarsız sevgileri
büyüyen bedenimdi aslında yüreğim hala bir çocuk saflığında
acılar eklendi masalıma ayrılıklar umutsuzluklar
yarını düşünen beyin hileler kattı yaşamıma
ben çocukluğumu özledim
masallar hep mutlu sonla biterdi ya
şimdi hüzünler var başrolde
can yanmaları atarken kahkahalarını
korkuyorum masalımdaki sondan
ben çocukluğumu özledim
gökten düşen üç elmayla mutlu bitsin istiyorum masalımın...