Yaratıcı Kişilerin Özellikleri

Son güncelleme:
  • yaratıcı düşünmek - yaratıcı düşünen insanlar - yaratıcı kişilik - yaratıcı düşünmeyi engelleyen etkenler1- Yaratıcı olmak belli bir seviyenin üstünde zekayı gerektirir. Zeka düzeyi yüksek olan insanlar daha yaratıcı düşünürler. Eserleriyle dünya klasikleri arasına giren Alman yazar Goethe' nin zeka bölümünün 180'in üzerinde olduğu kabul edilmektedir.

    2- Yaratıcı kişiler bilgi birikimine sahiptir. Hiç eğitim görmemiş bir insan, doğuştan getirmiş olduğu potansiyeli ortaya çıkarıp kullanamaz. Eğitim, yaratıcılığın ortaya çıkıp gelişmesini sağlar.

    3- Yaratıcı kişiler, güdülenmiş insanlardır. Bu nedenle yorulmak bilmeden çalışırlar. Uzun süreli hedefleri vardır. Bu hedefe ulaşmak için adım adım planlı bir şekilde yol alırlar. Uzun vadeli planlar yapıp kendi başına uygulayabilirler. İbn-i Sina tüm yaşamı boyunca durmadan araştırmalar yapmış, bir çok bilim alanında eserler vermiştir.

    4- Yaratıcı kişiler, farklı düşünceleri olan, yargılarında bağımsız, yeni düşüncelere açık, kuşkucu ve kavrayışı geniş insanlardır.

    Yaratıcı düşünmeyi engelleyen faktörler

    Yaratıcı düşünmeyi engelleyen faktörler aynı zamanda problem çözmede hata yapılmasına neden olan faktörlerdir. Bu faktörler şunlardır:

    Duygusal etkenler

    Yaratıcı düşünmeye engel olan en önemli etkenlerden birisi bireyin duygularıdır. Duyguların ön plana çıkması problemin çözülmesine engel olabilir. Bireyler duygularına uygun düşmeyen problemlerle karşılaştıklarında çözümden uzaklaşmak isteyebilirler. Örneğin, bir araştırma için kendi köyüne giden sosyoloğun, köyde yaşayanlarla duygusal bağları ve anıları vardır. Araştırma bazı olumsuzlukları açığa çıkardığı için sosyolog, duygusal bir baskı yaşar. Duyguları ile gerçekler arasında çatışma yaşayan sosyolog araştırmasına konu olan problemi çözmede zorlanır. Duyguları ile hareket ettiğinde nesnel olamayacağı için yanlış sonuçlar elde eder.

    Kültürel engeller

    Toplumun değerleri ve gelenekleri, insanın yaratıcı düşünmesini engelleyebilir ve problem çözümünde hata yapılmasına neden olur. Doktorluk ve mühendisliğin zenginlik ölçüsü olarak kabul edildiği bir kültürde, anne-babalar çocuklarını bu alanlara yönlendirirler. Ancak, çocuğun başarılı ve mutlu olabilmesi için kendi yetenek ve istekleri doğrultusunda yetişmesi gerekir. Resim yeteneği olan bir, çocuğun bu kültürel etki ile yanlış yönlendirilmesi sonucu problemin çözümü güçleşir.

    Geçmiş deneyimlerin etkisi

    Geçmiş deneyimlerin etkisi, kurulum (set) ve alışkanlıklar, problem çözümünü etkiler. Alışkanlık, öğrenme sonucu ve sürekli tekrarlanan davranışlardır. Kurulum ise karşılaştığımız her problemi alışkanlıklarımıza uygun şekilde çözmeye hazır olmaktır. Problem çözmede kullanılan alışılagelmiş yöntemler, farklı yolların görülmesini engeller. Satışları düşen bir fabrika yöneticisi, satışları artırmak için bazı tedbirler almak zorundadır. Bu tedbirler üretilen malların kalitesini artırmak, çeşitlendirmek ya da türünü değiştirmek olabilir. Yönetici bu tedbirler yerine babasından gördüğü geleneksel tedbirlerle yetinip aynı malları, aynı müşterilere satmaya ve fiyatları düşürerek satışları artırmaya çalışır. Alışık olduğu bu yöntem problemin çözümünü zorlaştırır. Bu yüzden, alıştığımız yöntemlerin etkisi altında kalmamamız gerekir. Bu düşünce, yeni çözümler üretmemizi de sağlar. Bu durumda işleve takılma meydana gelmez.

    İşleve takılma: Nesnelerin alışılagelmiş işlevleri vardır. Kalem, yazmak içim çekiç, çivi çakmak için; bıçak, kesmek için kullanılır. Nesnelerin bu işlevlerine takıldığımızda onları başka işlerde kullanamayız. Nesnelerin alışılagelmiş işlevleri dışında kullanılamaması durumuna, işleve takılma adı verilir. Evde konserve açmak istediğimiz anda konserve açacağını bulamadığımızı düşünelim. Eğer çekiç ve bıçağı konserve açma işlevinde kullanabileceğimizi göremezsek konserve kutusunu açamayız. Bu durum işleve takılmadır. Çekiç ve bıçağı, işlevlerinin dışında kullandığımızda problemi çözmüş oluruz.

    Algısal engeller

    Eğer, problemin unsurları tam olarak algılanmamış ise problemin çözümü güçleşir. Yaratıcı çözümler için problemin unsurlarının iyi algılanması gerekir. Bir genç, meslek seçiminde kendisine uygun farklı meslekleri algılayamadığı sürece problemi çözemez. Meslek seçiminde toplumun ihtiyaçlarının da algılanması önemlidir. Toplumun ihtiyaçlarını algılayabilen kişi, bu ihtiyaçlara yanıt verebilecek doğru mesleği seçer.

    alıntı
0 0 0