mide reflüsü - reflü nedir - reflü belirtileri - reflüden korunmak - reflü şikayetleriMedical Park Göztepe Hastane Kompleksi Gastroenteroloji Uzmanı Dr. Hakan Güveli reflü hastalığıyla ilgili merak edilen soruları cevaplayarak, reflü ile ilgili bilinmesi gerekenleri detaylarıyla anlattı.
REFLÜ NEDİR?
Reflünün tanımını yapmadan önce özellikle sindirim sisteminin üst kısmının işleyişinden bahsetmek doğru olacaktır. Gıda alımını takiben ağız içinde bazı enzimler salgılanır, salya ile karışır ve çiğnenir. Ardından yutma gerçekleştirilerek soluk borusu kapanır, gıda yemek borusuna geçer ve kasılmalar ile aşağıya itilir. Yemek borusunun sonunda kas ve sinirden zengin bir sfinkleri ( AÖS ) vardır. Gevşeyerek gıdanın geçmesine izin verir ve sonrasında tekrar kapanarak gıdanın ve mide asidinin yukarıya doğru geri kaçmasını önler. Mide asidi ile gıda parçalanır ve midenin kasılma hareketleri ile parçacıklar halinde gıda barsaklara geçer. Açlık halinde de aralıklı olarak sfinkleri gevşer ve bir miktar asidi yukarı kaçabilir. Yer çekimi etkisi ve yemek borusundaki bazı salgılar ile savunma sağlanır.
Şimdi gelelim reflü tarifine; mide asidinin ve içeriğinin yukarıya doğru yemek borusuna ve boğazınıza kaçması ile oluşan şikayetlerin tümüne reflü diyebiliriz. Genelde yanma ya da acı su ile ifade edilse de önemle vurgulamak istediğim bir nokta da halk arasında bilinenin ve alışılagelmişin aksine reflüde asla birkaç belli bulgu yada şikayet olmaz. Birçok şikayet ya da sadece tek bir yakınma reflü kaynaklı olabilir. Mide asidinin yemek borusunda yaptığı zararlar ile göğüs kafesi arkası, boyun ve kollarda kalp hastalıklarına benzer; boğazda yaptığı tahrişler ile kulak burun boğaz ve solunum yolu hastalıklarına benzer bulgular ve yakınmalar olabilir. Yukarıda anlatılan tüm mekanizmalar reflü şüphesinde akılda tutulmalı ve dikkatlice sorgulanmalıdır.
Reflü yarası ise mide asidinin yemek borusunda yaptığı hasarın endoskop ile görülmesidir. Fakat yine çok karıştırılan ve çok bilinen bir nokta da endoskopide herhangi bir yaraya rastlanmaması reflü yok anlamına asla gelmez. Hatta aksine çoğu hastada endoskopide bir bulgu olmamasına rağmen reflü vardır.
Karın ağrısı; üst karın bölgesinde ya da göğüs kafesinin hemen altında ağrı yapabilir. Bu ağrı çok değişken olabilir; sancı, baskı, batma, sıkıştırma, gerginlik, oyulma gibi. Bazı hastalar bu ağrıyı hareket etmekle ya da geğirti ile rahatlatmaya çalışırlar. Tok karnına olabileceği gibi reflüyü arttıran içeceklerde ya da açlıkta bile görülebilir.
Göğüs ağrısı; göğüs kafesinin arkasında genelde orta ve alt kısmında gene değişken şekillerde hissedebilinir. Genelde akşam öğünleri ağır geçtiği ve sonrasında atıştırmalar yapıldığı için ve uykuda da yer çekimi koruyucu etkisi kalktığı için kalp krizini taklit edercesine geç saatlerde ya da sabah erken saatlerde hissedilir.
Göğüste yanma; aslında çoğu kez ağrının bir tarifidir. Göğüs arkasında rahatsız edici sızlama acılık olarak tarif edilir.
Yutma güçlüğü ya da besinlerin takılması; gerçekten reflü hastalarında sık gördüğümüz ve önemli bir bulgudur. Reflüye bağlı yemek borusunda kasılma bozuklukları oluşabilir ve hatta bazen reflü sonucu yemek borusunda oluşan yaralara bağlı takılmalar görülebilir.
Ağrılı yutma; yutma güçlüğü yanı sıra sıvı ya da katı gıda alımı ile göğüs kafesi arkasında yutma sırasında ağrı hissedilebilir. Genelde sürekli değildir ve bazı besinlerde daha kolay oluşabilir.
Ses kısıklığı ve faranjit; bu çok önemli bir bulgudur ve bence her reflü hastasında sorgulanmalıdır. Reflüye bağlı olarak boğazda oluşan hasarlara bağlı gelişir. 10 yıl faranjit diye defalarca antibiyotik kullanan ya da yıllarca aralıklı ses kısıklığıyla değişik tedaviler alan aslında reflüsü olan onlarca hasta vardır. Bu yüzden reflüde değişik branşlardan oluşan muayeneler gereklidir.
Hastalar çok çeşitli ifadeler kullanır boğazda sertlik, batma, yanma, kaşıntı, baskı, sıkışma, basınç, takılma, temizleme isteği bunlardan sadece bazılarıdır.
İnatçı öksürük; özellikle geceleri ve sabahları yoğun olan balgamsı tekrarlayıcı kuru öksürük olur. Bazen üst üste öksürme nefes darlığı ve sosyal yaşamda kısıtlayıcı olabilir. Yine ciddi bir takım çalışması yapılmalı ve mutlaka bir göğüs hastalıkları uzmanı değerlendirmelidir.
Boğazda baskı; bu da değişken ifade edilir. Daha çok tok karnına ve bazı besinlerle daha çok görülebilir. Reflünün yaptığı uyarı sonucu oluşur. Hastalarda bazen ciddi sıkıntı oluşturup nefes darlığı yapabilir ve hatta psikiyatrik yardım almak gerekebilir.
Boğularak uyanma; çoğunlukla sırt üstü yatıldığında ya da gece uykuda asit içeriğinin yukarıya gelmesiyle oluşur, solunum yoluna asid kaçabilir ve hastalar gerçekten kısa bir süre sürekli öksürüp hatta nefeslerinin kesildiğini söylerler.
Tekrarlayan zatürree; yukarıdakine benzer mekanizmayla tekrarlayıcı alt solunum yolu enfeksiyonu görülebilir.
Kronik sinüzit; asidin üst solunum yollarına ulaşmasıyla sinzüt ataklarına benzer bulgular görülebilir.
Diş hastalıklarında kötüleşme; ağız içi hijyende bozulma olup şikâyetlerde artış görülebilir.
Ağız kokusu; çok uğraştığımız bir bulgudur. Aslında ağız kokusunun çoğunlukla nedeni diş hastalıkları ve solunum yolu hastalıklarıdır. Az bir kısmı reflüye bağlı gerçekleşebilir. Mutlaka reflü ile uğraşan bu konu ile alakalı diş hekimi, KBB hekimi ve gastroenteroloji hekimi birlikte değerlendirmelidir.
TOPLUMDAKİ SIKLIĞI NEDİR?
Bunun cevabı zor, çünkü hangi bulguları ya da şikayetleri reflü varsayıp değerlendirmenize göre değişebilir. Fakat bir çok çalışma göz önüne alınarak kabaca toplumun en az % 10-15'inde en azından haftada bir kaç bulgu görülür diyebiliriz. Bu oran gebelikte, şişmanlıkta ve bazı kronik hastalıklarda artabilir.
MİDE FITIĞI NEDİR VE REFLÜ İLE İLİŞKİSİ VAR MIDIR?
Mide fıtığı ( Hiatal herni ) midenin bir bölümünün diyaframdaki anatomik zayıflık dolayısı ile göğüs kafesine doğru kaymasıdır. Mide fıtığı AÖS de gevşekliğe ve dolayısı ile anlamlı reflüye neden olabilir. Mide fıtığı olan her kişide reflü olmaz. Dolayısı ile klinik şikâyetler ve bulgular dikkatli değerlendirilmelidir.
Toplumda olan yanlış bir kanıda mide fıtığının göbek fıtığı ile karıştırılmasıdır. Göbek fıtığı, karında elle muayenede ya da ultrason ile saptanır. Mide fıtığı ise gastroentereloglar tarafında endoskopi ile belirlenir.
REFLÜYE KİMLER MARUZ KALIR?
Reflü hastalığı her sosyoekonomik ve etnik grupta ve her yaşta olabilir. Reflü hastalığına 40 yaşından sonra daha fazla rastlanır ve hastaların şu an için % 50 ye yakını 45-64 yaş arasındadır. Fakat önemle vurgulamak gerekir ki her yaşta hatta çocuklukta bile reflü olabilir. Fakat poliklinikte artık sıklıkla genç hastalara da rastlıyoruz bunun nedeni de yeme alışkanlıklarımızın değişmesi ve hatta düzensiz beslenme, stres ve doktora zamanında gitmemek olabilir. Obeziteninde toplumda her geçen gün artışı önemli bir sebeptir.
REFLÜ NASIL OLUŞUR, NE REFLÜYE SEBEP OLUR? HERKES NE SÖYLER, GÖĞÜSTE YANMAM VAR. GÖĞÜS YANMASI REFLÜ MÜDÜR?
Mide asidinin yemek borusuna kaçması ile reflü oluştuğunu demiştik. Çoğu kişide, kişi beslenmiyorken de AÖS de geçici gevşemeler olur ve asid kaçışı olur. Bunun belirli bir ortalaması vardır ve reflü olmaksızın bu olabilir. Eğer uzun süreli asid teması olursa yemek borusunda hasar olur.
Maalesef endoskopi işlemi uzman ellerde her zaman yapılmamakta ve yanlış tanılar oluşmaktadır. Hastalarımızdan alınan ifadelerde çok önemli bir nokta vardır. Bu kadar şikâyetim var fakat endoskopi de hiçbir şey çıkmadı. Endoskopik incelemede reflü hastalarının çoğunda bir şey görünmez yani endoskopi negatif kalır, bu asla reflü yok demek değildir. Hastanın ifadeleri çok önemli ve elimizde reflüyü saptayan birçok tanı yöntemlerimiz mevcuttur. Kişiden aldığımız bilgilere göre kimi zaman bu ileri adımları atarız kimi zamanda hemen ilaca başlayarak hastayı gözleriz.
Göğüste yanma, ekşime, kaynama ve acı su gelmesi reflü hastalığında en sık rastlanılan bulgudur. Herkeste göğüste yanma bir dönem olabilir ve reflü ön tanısı akla geldiği gibi, hastanın klinik öyküsü dikkatlice dinlenmeli ve kalp ve göğüs hastalıkları başta olmak üzere diğer hastalıkların ayırıcı tanısı yapılmalıdır. Özellikle göğüste yanma kalp damar hastalıklarında ciddi bir bulgudur, reflü ile araştırmalardan da önce kardiyolojik ileri tetkikler yapılmalıdır. Böylece hayatı tehdit eden önemli bir tablo rutin incelemelerle tanı ve tedavi edilebilir. Her ay birkaç tane böyle hasta görmekteyiz. Reflü kalp hastalıklarını çok iyi takip eder, tıpkı kalp krizindeki gibi göğüste yanma, baskı, sıkışma, ağırlık, batma, oğulma hissi olabilir. Hatta ağrı boyuna çeneye kulaklara göğse kollara ve parmaklara yayılabilir. Öncelikler çok önemlidir, kalp her saniye atmak zorundadır ve mutlaka önce ilgili branş muayeneleri yapılmalıdır.
Reflü birçok hastalık ile karışabilir burada mutlaka benim hastalarımdan da bir ricam olacak; lütfen doktorunuza giderken mutlaka hastalığınıza ve şikayetlerinize dair notlarınızı alın ve bizimle paylaşın. Bir reflü hastasını ilk değerlendirdiğimde reflünün bir takım oyunu olduğunu mutlaka hastalarımla da paylaşırım. Bu takımın diğer oyuncuları kulak burun boğaz, göğüs hastalıkları, diş hastalıkları ve psikiyatri doktorlarıdır. Kişinin yaşam kalitesini düşüren boğazını temizleme, boğazda batma, takılma, yutma güçlüğü, balgam hissi, öksürük ve ses kısıklıkları toplumda sıklıkla rastlanmaktadır. Dolayısı ile tek branş değil tüm bu branşların birlikte hastayı değerlendirmesi gerekir. Sadece bu uygulama ile bir çok astım, bronşit, sinüs problemleri ve boğaz hastalıkları doğru tanı ve tedaviyi alarak hastalarda belirgin rahatlama ve ötesinde yaşam kalitelerinde artış olmaktadır. Özellikle hastalar basit birkaç şikayet ile bize geldiğinde, bu kadar muayeneyi gereksiz bulmakta, ayrıca onlara fazladan maliyet getirmektedir. İşi başta yarım bıraktığımızda kısmi başarılar ile kısıtlı adımlar atmış oluruz. Fakat inanın başta katlanılacak bu zahmet ileride oluşabilecek şikayetlerinizi önlemiş olacak ve yaşam kalitenizi arttıracaktır.
NELER REFLÜYÜ KÖTÜLEŞTİRİR?
Majör faktör yemeklerdir. Yemekle birlikte hem AÖS de gevşemeler artar, hem de mide asit üretimi artar. Baharatlı yiyecekler reflüyü arttırır gibi bir kanı varsa da bilimsel ortamda tartışılmalıdır. Fakat AÖS 'ni daha fazla gevşeten, midede daha fazla kalan, asit uyarımı fazla olan gıdalar şüphesiz reflüde rol oynar. Şimdi bir kişiye şunu bunu yeme demenin çok başarılı olduğuna inanmıyorum; genelde klavuz görevi görecek mideyle barışık ya da dokunabilecek bol alternatifli gıdalar verilmeli ve kişi kendi diyetini ayarlamalıdır. Tabi ki bazı dokunduğu bilinen gıdalar halen hasta tarafından tüketilirse reflü devam edecektir. Rutin koşuşturmalarda, kısa süreli atıştırmalarda ve yemeklerde, ya da mükellef sofralarımızda çoğu zaman maalesef hepimiz diyetimize gerektiği özeni gösteremeyebiliriz. HATTA PRATİK YAKLAŞIMLAR ÖNERİYORUM. Örneğin tatile gideceksiniz ve belli ki diyet bir kenara itilecek. Bu durumda asla dur demiyoruz hatta koruyucu olarak hemen asid baskılayıcı aşina olduğunuz ilaçlardan bir ya da bir kaçına önerilen şekilde başlamanızı öneriyoruz. Amaç daima sizi reflü ile barışık tutmak ve aynı zamanda şikayetlerinizi en aza indirmektir.
Bazı egzersizler ( karın içi basıncını arttıran, tok karnına yapılan, eğilip, çömelme hareketleri olan ) ve bazı ilaçlar reflüyü kötüleştirebilir.
Sigarada reflüyü arttırabilir, anlamlı kötüleştirmediği söylense de reflü hastalığındaki tecrübelerimiz sigara içmenin kötü bir fikir olduğu ve bırakılınca şikayetlerde anlamlı gerileme olduğudur.
Obesiteninde gerek hormonal olarak gerek mekanik olarak reflüyü arttırdığı bilinen bir gerçektir; hastaların ideal vücut kitle indeksi hesaplanır ve diyetisyenden aynı zamanda dengeli kilo verdirici diyetler sağlanır.
Bedeni sıkan kıyafetler de reflüyü arttırır.
Şeker hastalarında da mide boşalma problemleri olabilir ve reflü artabilir.