Bülent Arınç bir konuşur ama pir konuşur. Hele bugünlerde bir konuşmasa da hep pir konuşuyor.
Paris'te öldürülen PKK'lı kadınlar için "böyle ölmeyi hak etmemişlerdi" demiş.
Al sana bir mesele! Peki, nasıl ölmeyi hak etmişlerdi?
Şimdi bu kadın teröristler yataklarında, dağda, düz ovada, bomba atılmış bir otobüste veya aklımıza gelmeyen herhangi bir şekilde ölmüş olabilirlerdi.
Peki bu ölümlerden hangisi, neden haklı ölüm olabilirdi?
Cevap bulabiliyor musunuz?
Ben bulamıyorum.
Bütün gazeteciler, bütün köşe yazarları, bütün televizyon spikercileri, yorumcuları işin kriminal tarafıyla ilgili yorumlar yapıyorlar. O kadar ki her şey ayan beyan ortaya çıktı. Evet kapı şifreliydi, evet içeride insanlar vardı, evet kurbanlar onları tanıyordu, evet kadınların biri veya birkaçı Brüksel'e gideceklerdi müzakere sürecine katılacaklardı. Evet o kadın da birikmiş çok kara para vardı...
Tamam da Bülent Arınç'ın üzüntülü sorusuna kim cevap verecek:
Böyle öldürülmeyi hak etmemişlerdi. Peki, nasıl ölmeleri hak edilmiş ölüm olurdu.
***
Bülent amcamız şu bir söyleyip pir söylemeleri kontrol altına alsın biraz. Altından olmadık çapanoğulları çıkıyor.
Geçende de dağdaki teröriste acımayan insan değil gibilerden bir şeyler söylemişlerdi oralardan bir emniyet amiriyle.
Bu ondan daha büyük bir gaf oldu hatta İdris Naim Bey'in gaflarını bile geçti. Peki şimdi Bülent Arınç ne demek istedi?
1- Kendi isteği ile içiersindeki vahşet ve kin duyguları ile dağa çıkıp insan öldürme zevkini yaşamak isteyen, sıktığı her kurşunda zevk alan yaratık...
2- ailesi tehdit altında olan , aklı herşeye yetmeyen cahil durumda, silah zoruyla kaçırılıp tehditle dağa götürülen gençler. Ki bunlar , söylenenleri yapmasa, ya kendi canından olacak, ya ailesinden biri öldürülecek ya da daha başka şeyler.
bu ikisi arasında dağlar kadar fark var. İkiside yanlış ama bazıları gerçekten acınacak üzülecek durumda. İkisinin yaptığı da kabul edilemez ama birde diğer yönden düşünmek lazım. Dağdan kaçmış, teröristken bir eyleme karışmadan kaçan , ve sürekli yer değiştiren hep takip edilmek duygusu ile yaşamanın ne demek olduğunu heralde biz bilmeyiz. Etrafımda var birkaçtane. 1 yıl öncesinde dağlarda teröristken elinde keleşle gezerken kaçarak şu an inşaatta elinde kazma kürekle gezenide görüyorum. Hiç sevmedikleri halde zorla götürülen insanları diğerlerinden ayırmak elbette zor. hatta imkansız. uzaktan bakmak yorum yapmak ne kadar kolay. birde dağdan kaçan ekmeğinin peşine düşen birini canlı canlı dinleseniz. yüreğiniz dayanırmıydı bilemem. Dağa götürmek için evi basılan, izin vermeyen ve karşı çıkan babası gözlerinin önünde öldürüldükten sonra ağlaya ağlaya tekme tokat daha götürülen birinin hikayesini dilnediniz mi bilmiyorum. Ben dinledim. Allah bu belayı çıkarıp, bunlara yardım eden , bu hale gelmelerinde kimn en küçük payı varsa , kim bilerek gönülden de olsa destek veryorsa ALLAH BİN TÜRLÜ BELASINI VERSİN İNŞAALLAH.