Fırında Kızarmış Mısralar

Son güncelleme: 14.03.2007 12:51
  • Öncelikle ustaca bir ahçı!

    1.5 kg.kabukları soyulmuş,aynı oranlarda çentilmiş harfler
    1 kg.aşk
    6 kg hasret
    500 gr.hüzün,kaburga tarafından olmalı
    5 litre İstanbul boğazı rüzgarı

    YAPILIŞI
    ********

    1.5 kg,kabukları soyulmuş,aynı oranlarda çentilmiş harfler ılık suda kevgirde yıkanarak dinlenmeye bırakılır.
    Üzerine kapak örtülür.

    1 kg aşk,6 kg hasret,500 gr hüzün,dern bir tencerede 5 litre istanbul boğazı rüzgarının içinde harmanlanır.
    Kısık ateşte hafif pembeleşinceye kadar pişirilir.
    Tercihen kalp şekilli bir fırın tepsisine 1.5 kg.dinlenmeye bırakılan harfler dizilir.
    BU harflerin üzerine de sos olarak hazırlanan karışım azar azar dökülerek ,
    hafif yanan(45 derecelik)bir fırında,üzeri nar gibi oluncaya lkadar kızartılır.

    Fırından çıkarılır.Gümüş bir servis tepsisinde servis yapılır.
    AFİYET OLSUN DOSTLAR.
    ***********************


    Aşağıda denenmiş bir örnek
    BKZ;
    *************************
    *************************
    noimage
    Gülümseyişin düşer aklıma,
    KIZ KULESİ'nin tam karşımıza düştüğü, o muhteşem İSTANBUL manzarasında,
    saat 16.05,
    Eylülün bu alaca akşamında,
    bir elimde çatalıma sapladığım kalamar,
    diğerinde bir kadeh şampanya,
    gülümseyişin düşer aklıma...

    GÜLÜMSEYİŞİN DÜŞER AKLIMA,
    Yenikapı'da feribotun çığlık çığlığa sirenlerini
    dağıttığı o puslu zamanda,
    hani usulca bana doğru dönerek ,
    arayan bakışlarla,
    kalabalığın arasında,
    el sallamıştın ya,
    buruk bir tebessümle,
    bakışlarımız nasıl da kenetlenmişti derin ,umarsız bir acıyla,
    İşte be güzelim,hep o bakışın var aklımda...

    Eminönünde salaş bir balıkçı teknesinin kıyısında,
    yerken ekmek arası, yanında da bir duble,ve bol tuzlu ayran,
    martılar aç bağırışlar ile yaklaşırlardı ya yanıbaşımıza,
    denizci motörlerinin,
    yağlı ıslak mazot kokuları karışırdı ya sevdamıza,
    İstanbul'dan her ayrılışımda,
    geçirirdin ya beni HAREM vapuruna,
    gülümseyişin düşer aklıma,
    ve hep o günler var bakışlarımda,
    ve hep o sesler kulağımda,
    yüreğimde saplı bir hançer gibi ,
    kanatmada,
    zannetme ki unutuldun,
    zannetme ki bitti bu hülya,
    zannetme ki gömüldün zamana,
    sen,
    benimlesin hala...

    İŞTE BU DOSTLAR,İŞTE BU...

    Dip not:
    Şiir; insan beyni ruhu ve yüreği ile YAŞADIĞI ZAMAN arasında,
    kendiliğinden ortaya çıkıveren dev bir tuval gibidir.
    Harfler,renk olur palette.
    Mısralar,resim,
    sevdalar da fırça.

    Dev bir tablo oluverir şiir bittiğinde,
    Acaba o tabloda çizilmiş dere var mıdır,ya da çeşme dünyada.
    Büyük bir ihtimalle yoktur da.Çünkü
    HAYAL ÜRÜNÜDÜR.

    K E Ş K E O L S A L A R,diye düşündüğümüz objelerin yansımalarıdır herbiri.Bunu da ancak sanat dokuları olanlar anlar.
#13.03.2007 12:22 0 0 0
  • Öylede sanat dokulari olanlar anlarlarda

    kim yapabilir?basarabilirki canim

    cok güzel tarifler:D

    harika ve bugünkü konular hep cok farkli

    yüregine saglik
#13.03.2007 19:36 0 0 0
  • çok güzeldi gerçekten her zamna olduğu gibi

    teşekkürler red tina
#14.03.2007 12:51 0 0 0