Montaigne sözleri - Montaigne'nin insanlar ile ilgili sözleri - Montaigne'nin yaşam hakkında sözleri - Montaigne'den özlü sözler46-Bilinecek bilinince de daha fazla hatırı sayılacak diye iyi adam olan insanların kulağına gitmesi koşuluyla iyilik eden kişi kendisinden fazla yarar sağlanabilecek bir insan değildir.
47-Kitapları bir yana bırakır da dobra dobra konuşursak aşk dediğimiz şey arzulanan bir varlıkta bulacağımız tada susamaktan başka bir şey değildir gibi geliyor bana.
48-Sokrates'e göre aşk güzelliğin aracılığıyla çoğalma arzusudur. Ama nedir bu hazzın insana verdiği o acayip gıdıklama Zenon'u Kratippos'u düşürdüğü o delice budalacasaçma sapan haller bizi sürüklediği o uygunsuz azgınlık aşkın en tatlı anında o alev saçan kudurmuş zalim surat sonra nedir o birden kabarıp böbürlenme bu kadar çılgınca bir işin içinde o ciddileşip kendinden geçme? Hem ne diye hazlarımızla pisliklerimizi sarmaş dolaş edip hep bir yere koymuşlar? Ne diye insan hazzın son kertesinde acı çeker gibi ölecek gibi inlemekli oluyor? Bunlara bakınca Platon'un dediği gibi tanrıların insanı kendilerine oyuncak diye yarattıklarına inanasım geliyor.
49-Tavus kuşuna haddini bildiren ayaklarıdır.
50-Oyun arasında ciddi düşüncelere yer vermeyenler bir aziz heykelinin karşısında önü açık diye dua etmekten çekinenler gibidir.
51-İnsanın doğuşunu görmekten herkes kaçar ama ölümünü görmeye hep koşa koşa gideriz.
52-İnsanı öldürmek için gün ışığında gelmiş meydanlar ararız ama onu yaratmak için karanlık köşelere gizleniriz.
53-İnsanı yaparken gizlenip utanmak bir ödev onu öldürmesini bilmekse birçok erdemleri içine alan bir şereftir. Biri günah öteki sevaptır. Aristoteles ülkesinin bir deyimine göre birini iyileştirmenin öldürmek anlamına geldiğini söyler.
54-Şu insan ne korkunç bir hayvan ki kendi kendinden bu kadar iğreniyor kendi zevklerini başının belası sayıyor.
55-Biz insanlar kendimizi kötülemeye gösterdiğimiz zekayı hiçbir yerde gösteremeyiz. Kafamızın o her şeyi bozabilen tehlikeli aletin peşine düştüğü öldürmeye kastettiği av kendi kendimizdir.
56-Bre zavallı insan az mı derdin var ki kendine yeni dertler uyduruyorsun. Az mı kötü haldesin ki bir de kendi kendini kötülemeye özeniyorsun. Ne diye yeni çirkinlikler yaratmaya çalışıyorsun? İçinde ve dışında zaten o kadar çirkinlikler var ki! O kadar rahat mısın ki rahatının yarısı sana batıyor? Doğanın seni zorladığı bütün yararlı işleri gördün bitirdin işsiz güçsüz kaldın da mı başka işler çıkarıyorsun kendine? Sen tut doğanın şaşmaz hiçbir yerde değişmez yasalarını hor görür sonra o senin yaptığın bir taraflı acayip uygunsuz yasalara uymaya çabala. Üstelik bu yasalar ne kadar özel dar dayanıksız gerçeğe aykırı olursa çabaların da o ölçüde
arıtıyor senin. Mahalle papazının sana emrettiği gündelik işlere sıkı sıkıya bağlanırsın; tanrının doğanın emirleri umurunda değildir. Bak bir düşün bunlar üzerinde: Bütün yaşamın böyle geçiyor.
57-Dost ve dostluk dediğimiz çokluk ruhlarımızın beraber olmasını sağlayan bir raslantı ya da zorunlulukla edindiğimiz ilintiler yakınlıklardır.
58- Mademki zamansız bir ölüm seni ruhumun yarısı olan seni alıp götürdü yeryüzünde varlığımın yarısından en aziz parçasından yoksun yaşamakta ne anlam var? O gün ikimiz birden öldük.
59-Karı koca arasındaki sevginin arada bir ayrılmakla gevşeyeceğini sanırlar. Bence hiç de gevşemez. Tersine fazla sürekli bir beraberlik bu sevgiyi soğutur bozar.
60-Uzaktan her kadın insana hoş gelir.
61-Ayrılıklar benim yakınlarıma sevgimi tazeler ev hayatımın tadını artırır.
62- Gerçek dostluğun ne olduğunu bilirim; bildiğim için de dostumu kendime çekmekten çok kendimi ona veririm.
63-Bana en büyük iyiliği kendine iyilik ettiği zaman etmiş olur.
64-Mızmız dırdırcı insanları hiç sevmem; bu adamlar yaşamanın sevinçlerine yan çizer dertlere can atar dertlerle kaynaşırlar: Sinekler gibi cilalı pırıl pırıl yerlerde tutunamaz pürtüklü pürüzlü yerlere abanır oralarda rahat ederler; ya da sülükler gibi kara kan içer kanla beslenirler.
65-Eğitimin insanı bozmaması yetmez daha iyiden yana değiştirmesi gerekir.
66-Yalnız yaşamanın bir tek amacı vardır sanıyorum; o da daha başıboş daha rahat yaşamak.
67-Çok kez insan dünya işlerini bıraktığını sanır; oysaki bu işlerin yolunu değiştirmekten başka bir şey yapmamıştır.
68-ev işlerinin az önemli olmaları daha az yorucu olmalarını gerektirmez.
69-Dertlerimizi avutan akıl ve hikmettirO engin denizlerin ötesindeki yerler değil.
70-Ülke değiştirmekle kıskançlık cimrilik kararsızlık korku tutku bizi bırakmaz.
71-Sokrates'e birisi için seyahat onu hiç değiştirmedi demişler. O da: Çok doğal çünkü kendisini de beraber götürmüştür demiş.
72-İçi arınmamışsa neler bekler insanı
Kendi kendisiyle ne savaşlar eder boşuna!
Tutkuları içinde ne kemirici kaygılar.
Ne korkular içinde kıvranır insan!
Ne çöküntüler yapar bizde gurur şehvet
Öfke gevşeklik ve tembellik!
73-Issız yerlerde kendin için bir evren ol
74-Yapmaya alıştırıldığımız işlerden binde biri bile kendimizle doğrudan doğruya ilgili değil.
75-Bir devleti hiçbir şey yenilik kadar rahatsız etmez...
76-Dünyanın birden düzeleceği yoktur; ama insan kendini sıkan şey karşısında o kadar sabırsızdır ki her ne pahasına olursa olsun ondan kurtulmak ister. Binlerce örnek de gösteriyor ki dünya böyle çabuk iyileşme aramaktan hep zarar görür: Durumunda genel bir iyileşme olmadıkça bir an dertten kurtulması iyileşmesi demek değildir.
77-Kavuşabildiğimiz zevk ve nimetlerin hepsi mutlaka dertlerle üzüntülerle karışıktır.
78-Derin bir sevinçte eğlentiden çok ciddilik vardır.
79-Mutluluk bile haddini aşarsa azap olur.
80-Tanrıların bize verdiği bütün nimetlerin hiçbiri katıksız ve kusursuz değildir onları bir dert pahasına satın alırız.
81-Sokrates der ki: «Tanrılardan biri hazla elemi birleştirip karıştırmak istemiş bunu başaramayınca bari şunları kuyruklarından birbirine bağlayalım demiştir.»
82-Ağlamak da bir zevktir.
83-Yitirdiğimiz dostların anısı çok eski bir şarabın acılığı gibi mayhoş elmalar gibi hoşumuza gider.
84-Adaletin yasalarında bile mutlaka adaletsiz bir taraf vardır.
85-Örnek olsun diye verilen her cezada kamunun yararına ve bireyin zararına bir adaletsizlik vardır.