Global finansal krizde beş yıl geride kaldı. Avrupa'da ve gelişmiş ülkelerde finansal krizden çıkma sinyalleri olsa da krizin etkisi azalarak hâlâ devam ediyor.Türkiye'nin dış kaynakla büyüdüğü eleştirileri yapılıyor.
Ancak, bugün paranın güvenilir liman aradığı ve yabancı yatırımcıların kriz sırasında yaşadıkları olumsuzluklar sebebiyle, yoğurdu üfleyerek yediği bir dönemde, doğrudan yatırım veya portföy yatırımlarında Türkiye'yi tercih etmesi tesadüf olamaz. 2011'den beri ekonominin yumuşak karnı olan cari açığın bu sene başından beri düşüş eğilimine girmesi ve Merkez Bankası'nın uyguladığı para politikasının sürdürülmesinin, hükümetin üç yıllık Orta Vadeli Program (OVP) hedeflerine ulaşılmasında katkı sağladığı görülüyor.
Ekonomideki bu iyileşmelere rağmen, Merkez Bankası temkini elden bırakmıyor. Banka, 2013'te de bu tutumunu devam ettirecek. Politika faizi olarak bilinen haftalık repo faizini yüzde 5,75'te tutuyor. Kasım ayı enflasyonunun beklentilerden düşük gerçekleşmesiyle şimdi gözler 18 Aralık'taki Merkez Bankası'nın Para Politikası Kurulu toplantısına çevrildi. Bu toplantıda 25 baz puanlık faiz indirimi beklentisi oluştu.
Bu yılın son çeyreğinde ekonomide oluşan iyimserlik, 2013'e daha iyi bir başlangıç yapılacağını gösteriyor. Hükümetin 2013 bütçesi bu ay Meclis'te görüşülerek yasallaşacak. Hükümetin OVP çerçevesinde bütçe açığını önleme ve kayıt dışılığı azaltma konusundaki düzenlemeleri 2013'te de artarak devam edecek. Sermeye Piyasası Kurulu (SPK) yasasındaki son değişiklikle İstanbul Menkul Kıymetler Borsası (İMKB), İstanbul Altın Borsası'nın da içine alınacağı Borsa İstanbul AŞ'ye dönüştürülecek. Böylece güvenilir, şeffaf, etkin, istikrarlı, adil ve rekabetçi bir ortamda yatırımcıların haklarının korunması sağlanarak Borsa'ya yatırım yeniden özendirilecek. 2013'te Borsa'da işlemler artarken, endeksler yıl içinde yeni zirvelere ulaşabilir. İş dünyası daha düşük faiz oranıyla kredi kullanırken, teşvik yasasının da etkisiyle yatırımlar artabilir. Bunun istihdama da olumlu yansımaları olabilir.
Euro Bölgesi'nde finansal krizin etkileri azalırken, Almanya, Fransa ve İngiltere ekonomilerinde muhtemel büyüme eğilimi, Türkiye'nin bu ülkelere ihracatı artabilir. Amerika'da yeni hükümetle birlikte ekonomide yapılan yeni yapısal değişiklikler finansal krizden çıkışı hızlandırırken, beklenen parasal genişlemede sınırlama olabilir. Bu gerekçelerle dolar paritesi güçlenirken, 2013'te Euro/dolar 1.2000'lerin aşağısına gerileyebilir. İçeride de Merkez Bankası'nın dövizde fiyat istikrarını koruyacak yeni enstrümanlar kullanarak, yeni yılda dolar 1.7800-1.8250 TL aralığında dalgalanabilir. Dolarda üst limitin 1.8500 TL, alt limitin 1.7700 TL olması muhtemel. Euro ise 2.2000-2.3000 TL aralığında, Merkez Bankası'nın sepet kuru 2.00-2.10 aralığında dalgalanabilir.
Senenin sonuna yaklaşırken, altın fiyatlarında doygunluk görülüyor, fonlardan da satışların geldiği gözleniyor. Bu yıl olduğu gibi 2013'ün ilk aylarında yeni pozisyonlar oluşurken, altın fiyatı bir miktar yükselerek, 1.800 dolar/ons seviyelerini yeniden test edebilir. Ancak 2013'ün ilerleyen aylarında parasal genişlemede sınırlama eğilimi ve dolar paritesinin güçlenmesi halinde altın aşağı yönlü seyirde kademeli olarak 1.400 dolar/ons seviyesine doğru gerileyebilir. İç piyasada dolar/ons ve dolar/TL ile şekillenen 24 ayar altın gram fiyatı yükselişlerde 105 lirayı, düşüşte de 82,00 lirayı görebilir. Bunlar tamamıyla tahmin, fiyatları fiziki arz-talepten çok hedge fonların spekülatif işlemleri belirleyici oluyor. Bunu da göz ardı etmemek gerekiyor. 2013'te, TL'de kalarak, fırsata dönüştürebilenler daha iyi getiri sağlayabilir.