Şimdi biz neyiz biliyor musun?
Akıp giden zamana göz kırpan yorgun yıldızlar gibiyiz.
Birbirine uzanamayan
Boşlukta iki yalnız yıldız gibi
Acı çekiyor ve kendimize gömülüyoruz
Bir zaman sonra batık bir aşktan geriye kalan iki enkaz olacağız yalnızca
Kendi denizlerimizde sessiz sedasız boğulacağız
Ne kalacak bizden?
bir mektup, bir kart, birkaç satır ve benim su kırık dökük şiirim
Sessizce alacak yerini nesnelerin dünyasında
Ne kalacak geriye savrulmuş günlerimizden
Bizden diyorum, ikimizden
Ne kalacak?
Şimdi biz neyiz biliyor musun?
Yıkıntılar arasında yakınlarını arayan öksüz savaş çocukları gibiyiz.
Umut ve korkunun hiçbir anlam taşımadığı bir dünyada bir şey bulduğunda neyi, ne yapacağını bilemeyen çocuklar gibi.
Artık hiçbir duygusunu anlamayan çocuklar gibi
Ve elbet biz de bu aşkla büyüyecek
Her şeyi bir başka aşka erteleyeceğiz
kış başlıyor sevgilim
hoşnutsuzluğumun kışı başlıyor
bir yaz daha geçti hiçbir şey anlamadan
oysa yapacak ne çok şey vardı
ve ne kadar az zaman
kış başlıyor sevgilim
iyi bak kendine
gözlerindeki usul şefkati
teslim etme kimseye, hiçbir şeye
upuzun bir kış başlıyor sevgilim
ayrılığımızın kışı başlıyor
Giriyoruz kara ve soğuk bir mevsime.
yalan yok,
bazıları uzaktan da olsa fazlasıyla değdi yüreğimize..!!!
Belki’de hiç dokunamamak’tır ölümsüz sevda,hiç koklayamamak, hasretinden yanıp kavrulmak’tır,
belki’de hiç kavuşmamaktır, özlemiyle tutuşup şiirlerde yaşamaktır, kim bilebilir’ki.
Bir bakıştır belkide,bir söz,bir damla göz yaşı,bir iç çekiştir, tarifi varmı’ki rengi olmaz
elle tutulmaz,gönülde yeşerir,filizlenir ve sığmaz bedene,asla sığmaz.
Zamanı ve yeri olmaz,bazen bir gölge gibi esmer,bazen bir kar suyu kadar duru ve berrak olur
yüreğe akışı,bazen bir çift göze hasretle büyütürsün içinde,bazen dokunamadan yeşertirsin
gönül bahçende, belki bir sazın telinde, belkide buğulu bir sesin ötesinde,kim bilebilir’ki
sevdanın nereden geleceğini,ne alınır nede satılır,
önemli olan ruhunun diyer yarısını bulmak değilmidir,
ama çok’ça emek,zahmet vede sabır ister.
Seni seviyorum diyebilmek çok ağır bir sözdür,her önüne gelene söyleyemezsin,yakar dilini ,
yakar dudaklarını,kavrulursun ezilirsin altında,
bazen yıllar sürer bu güzel bir çift sözü söyleyebilmen
için, çılgın ırmaklar gibi çağlarken yüreğin,sevdanı avuçlarında demlemelisin boğulacaksan yorulacaksan
vede sözünden cayacaksan mahcup olmanın ne anlamı varki.
Kolaymı ölümsüz bir sevdayı kucağında taşımak,
göğüs germek tüm hükümlere ve hala inadına sevmek,
yürek işidir bu,öyle gömlek gibi her bedene giydiremezsin, sonra çıkarıp çıkarıp değiştiremezsin,
taşımak istediğin kadar taşıyıp sonra orta yere seremezsin,
yalan sevdalar o kadar çok’ki taşıyabileceği kadar konuşmalı insan,
keşke başka bir adı olsaydı böylesi aşkların,heves deseydik,macera deseydik,
merak deseydik’de ferhat ile şirine, haksızlık etmeseydik
...
İçmez misin,içinde hasret var bir tutam biraz da acı..
Hani kahve olsa derim ki " Bir acı kahvenin 40 yıl hatırı vardır.."
..Çay bu dostum ,çay ..Hem de
can bardaktan..
Üşümesin diye ellerimiz,sımsıcak çayımız..
Biraz da sevgi ekledim ki üşümesin gönüllerimiz..
Sıcak çay olmasa da ,sıcak insanlar olsa ne dersin Dost?
Tebessüm eden çocuklar,çay isteyen çocuklar..
"Suss,çocuklar çay içmez " ..Açık renkli çaylar sana ve bana..
Neden diye sorma dost,biz daha büyümedik..
Ama olmaaaazz,çaysız olur mu?
Sıcak canlar olsun,aşka mütemayil,can bardaktan sıcak çay da..
Yanında bir tutam dert,hani yıldızlara baka ,baka..
"Can bardaktan çayım var içer misin Dost?"
birgün sordum sevgilime
aşk nedir diye
benden zamn istedi
düşüneyim diye
ertsi gün gördüm onu
kollarında başka biriyle
kulağına fıssıldadım
AŞK IZDIRAPTIR diye...
çok şey bilsem de aşk deryasında uzmanım diyemem
zaten kimse uzman değildir ki ne yaşarsa yaşasın uzman olarak görürler ama kimse uzman değildir aslında...