Yolunuz Dalaman'a düşerse, Tarım İşletmeleri Genel Müdürlüğü'ne bir uğrayın lütfen... Orada bir bina var. Gar binası. Pencereleri gişe... Ama tren miren yok. En yakın tren yolu, kilometrelerce uzakta.
Çünkü, Mısır Hıdivi Abbas Hilmi Paşa, ava çok meraklıymış... Dalaman, ozamanlar ideal av yeri...
Tapusu da, o zamanlar Paşa'nın. İki tane bina ısmarlamış 1903 yılında...
Demiş ki, "Dalaman'a Av Köşkü yapın, İskenderiye'ye de Gar Binası..."
Yapmış arkadaşlar. Ama planları karıştırarak... Gar'ı Dalaman'a. Av Köşkü'nü İskenderiye'ye dikmişler. Tren yoluna Köşk'ü oturtmuşlar... Geyiklerin arasına Gar'ı.
***
Gülüyorsunuz ama... Bu işi yapan arkadaşların torunları, yıllardır İstanbul'da faaliyette.
Olimpiyat yok, stadı var. Stad var, yolu yok. Üstelik, belki de işin en matrak tarafı... Stadın bulunduğu kuş uçmaz kervan geçmez, mezraya benzeyen yerin adı, Altınşehir.
Neyse... Say say bitmez bu işler. Mesela, İstanbul'dan çıkan şehirlerarası otobüslerin yüzde 99.9'u Anadolu'ya gider... Otogar nerede? Avrupa'da.
Başka?
Bütün fabrikalar Anadolu'da. Bu fabrikaların mallarını önce Anadolu'dan alıp, sonra tekrar Anadolu'ya dağıtan Toptancı Çarşıları nerede? Avrupa'da.
E sıkışır tabii trafik. Sağ kulağını, sol elinle tutmaya çalışırsan, olacağı bu.
Uzattım, biliyorum.. Ama bu kadar basit işleri, bu kadar karmaşık hale getirmeyi başaran zihniyeti anlatabilmek için, Dalaman'dan İskenderiye'ye, 1903'ten 2006'ya, Anadolu'dan Avrupa'ya gitmem gerekiyordu. Daha kısa anlatamadım.