ayrılık şiirleri - yalan şiiri - yalan üzerine şiirlerKim bilir hangi fırtınanın habercisidir sessizliğim.
Kim bilir hangi uykusuzluğumun hangi kabusumun, hangi kabus olmasını istediğim yaşanmışlığımın artakalanıdır gözlerimdeki kızarıklık.
Hani şimdi yüzsüzlük etmesem, utancımdan kızaran yanaklarım çıkacak ortaya.
Ben sende bütün doğrularımı buldum ay ışığının gözlerimize yansıdığı ve rüzgarın deli gibi estiği bir gece.
Sigaramın dumanı savruluyordu karanlığa serserice, ben üşüyordum ama yüreğim yanıyordu.
Yalansızdı sözcükler,
Zaman zaman kem baksa da gözlerim insanoğluyum dürüsttüm en azından üşürken ve severken.
Bütün yanlışlarım, ömrümün öncesi ve sonrası bir anda kayboldu ve sadece o an vardı, avuçların avuçlarımda terlerken. Doğru dürüsttü her şey. İlk defaydı belki bu kadar dürüst oluşum.
Kimbilir hangi yalan masumiyetin tutup ellerimden beni böyle terli ve bitkin sabahlara çıkardı.
Nicedir kanıyor bedenim usul usul… Sancılar çekiyorum çok derinde bir yerlerde..
Yıkılıp parçalanırken gözlerimde bir aşk masalı sanki sensizlik azrail’den ölümü devralmaktı..
Ne zaman uyandı suretini tanımayan bu şehir ben ne zaman aşık oldum.
Ay unutuldu benim gibi kendi yalnızlığında. Ve seni sevmek sanki bin yıllık bir aşk destanıydı.
Merak eder oldum kem gözlerine güzel bakmayı nasıl öğrettin.
Yalancı bir surete o masumiyeti nasıl giydirdin.
Nasılda yıktın koca bir benliği, nasıl bir gülücüğe kurban ettin doğrularımı.
Şimdilerde hiç etmediğim kadar büyük yeminler ve hiç düşünmediğim kadar büyük dualar ediyorum sensizliğe dair.
Sözler veriyorum saçma sapan, ama tutamıyorum…
Bir boşluk var içimde günden güne büyüyor kapatamıyorum.
Canlar almak istiyorum, Kanımı akıtmak, kendimi ta yerin dibine cehennemin yedi kat altına sokmak istiyorum…. yapamıyorum.
Şiirler yazıyorum ancak kötü bakıyorum sensizliğe.
Öyle beddualar ediyorum ki dağları parçalayacak tutmasını istemediğim ama dilimi de tutamadığım.
İki cihanda yüzün gülmesin istiyorum benim gibi, sonra gülüşün aklıma geliyor ve ben yanlışların adamı, kendimi paralıyorum.
Bu buhranlar bu yeminler fayda etmiyor bir şeyler yanıyor gövdemde denizleri döksem üzerine sönmüyor ve inadına beni yakıyor.
Sana yeni isimler koymaya çalışıyorum ama onu da bulamıyorum.
Bir şeyler olmalı diyorum seni anlatacak bir şey.
Bir isim bir sözcük yaşıyorum ama anlatamıyorum.
Seni yaşamalımıyım gizli gizli yoksa yedi cihana duyurmalıyım haykırarak.
Her gördüğümde kahrolmalımıyım derinden yada gülüp geçmelimiyim.
Bilirsin işte ben böyleyim bu aralar.
Dostlar buluyorum kendime takma kafanı geçer gider her şey diyerek teselli vermeye çalışan.
Sigaralar yakıyorum üst üste, boşalan kadehlere bakıyorum sonra bir anda bir volkan patlıyor ki içimde tarifi yok, hani o an karşımda olsan….. boşver gitsin.
Beynimde geçmişin ayak izleri koluma takmışım yalnızlığı tövbekar olmaya çalışıyorum kendi kendime.
Ayaz gecelerde boş kaldırımlarda yürüyorum bir pencerene bakıyorum gizlice birde kendime ve sevdamdan utanıyorum.
Ulan diyorum ben.. dağ gibi adam göçebe kesilen yollarda hayata küsmüş ayrılık şarkıları mırıldanıp kuru boş sokaklarda böyle serserice dolaşırken Sen kimbilir hangi tatlı rüyada, hangi sahte sevdanın kucağında, hangi kadehin mayışmışlığında uyuyorsun kimbilir…
Kimbilir ne yalanlar ne dolanlar peşindesin yine,
Hangi delikanlı hangi yiğit düşmüş ardına da sen bununla, ne sahte gururlar duyuyorsun.
Yak şimdi bir sigara hayatın köhneliğine inat bir kahkaha savur gecenin karanlığına bir aynaya bak birde kalabalıkların ortasındaki yalnızlığına.
Düşün sonra hangi yalancı mutluluk parlatacak gözlerini
Ve bir gün bir yerde, hangi günahının vebali boynunda asılı kalıp hangi cümlen yarıp kalıp, hangi nefesin gırtlağına tıkanıp can vereceksin.
Sen geçirdiğim ömrümün en büyük yanlışı,
Sen sahte sevdaların toy yalancısı,
Sen adını şimdi koyduğum
Unutma ve keskin ustura ağızları kızgın demirler ile kazı beynine,
Sen gidişinle bende açtığın boşluğu artık dönüşünle bile kapatamazsın.
Ben yalan koydum adını.