Biz Buyuz İşte

Son güncelleme: 15.08.2013 13:18
  • Sultan Alparslan'ın ellibeşbin kişilik ordusuy-la ikiyüz bin kişilik Bizans ordusunu Malazgirt Ovası'nda yenmesi elbette gururumuzu okşar. Fakat benim daha çok gurur duyduğum sa-vaşın sonunda esir düşen Bizans İmparatoru Di-yojen ile Alparslan arasında geçen konuşmadır. Alparslan diyor ki: "Sen beni esir almış olsaydın ne yapardın?" Diyojen: "Seni Bizans sokakların-da tasma takıp dolaştırırdım." Peki diyor Alpars-lan: "Benim sana ne yapmamı bekliyorsun?" di-yor. Diyojen: "Ya zindana atarsın, ya da öldürür-sün. Bir üçüncüsü de var ki hiç ihtimal vermiyo-rum; Serbest bırakırsın." Alpaslan, işte o nokta-da mensubu olduğu asil millete yaraşır bir tavırla tarihi kararını veriyor: "Serbestsin!"

    Bence o anda Alparslan, ikinci zaferini kazanı-yor. Bu karar büyüğe ve büyüklüğe ne kadar da yakışıyor. O gün orada ikinci bir zafer bu asil dav-ranıştır. Meydanlarda verilen dersten daha an-lamlıdır, bu ikincisi. Sonrası malûm. Diyojen memleketine gidiyor. Savaş kaybetmiş bu impa-rator, kendi adamları tarafından gözlerine mil çe-kilerek, milletinin gözü önünde cezalandırılıyor.

    Ey Dünya kulak ver, dinle. Şimdiye dek böyle bir hadiseye kaç kez şahit oldun? Varsa bile yine bizim şanlı tarihimizin şeref dolu sayfaları ara-sında bulabilirsin.

    Savaşmayı beşikten itibaren öğrenen bu mil-let, barışı da mezara kadar şanına yakışır biçim-de yaşamayı ve yaşatmayı bilmiştir. Onun nesil-leri yüzlerce yıl bu düstur ile destanlar yaşamış ve yazdırmışlardır. Savaş da, barış da ancak bü-yük milletler elinde asilleşebilirler. Bu ikisi bir za-manlar bizim elimizde asilleşmişlerdi. Zafer sa-dece ordular karşısında galibiyet elde etmekle gerçekleşmez. Korku ve baskı ile devam eden barışa gerçek anlamda barış denilemez. Her iki-sinin de içerisinde asil unsurlar olmalı. Savaş ve barış, her ikisi de varlıkları koruma adına olmalı. Bir karıncanın dahi haksız yere ezilip öldürüldü-ğü dünyada, barıştan nasıl söz edilebilir?

    Alparslan'ın rakibini affetmesi, kıyamete ka-dar dünyayı paylaşacak insanlığa verilmek iste-nen anlamlı bir ders değil midir? İşte biz böyle bir anlayışla yoğrulan milletin çocuklarıyız. Anlaşılıyor mu şimdi Şeyh Edebali'nin "İnsanı yaşat ki, devlet yaşasın" ölçü ve düsturu? Alpars-lan'ın bu asil davranışı olmasaydı, bu savaş yalnızca Türklere, Anadolu kapılarını açacaktı. Bu büyük davranışla birlikte o tarihten itibaren hem Anadolu'ya hem de Dünya'ya kapılar açıl-mıştır. Gerçek fetih ülkelerin alındığı yerde değil, gönüllerin kazanıldığı yerde gerçekleşir. Bütün bunları bir de günümüzle kıyaslamak ve üzeri-mize düşen dersi almak gerekmez mi?

    Dünya'nın bugün eksikliğini çektiği insanlar Diyojenler değil, Alparslanlardır. Onlar hem

    arayan hem de aranan insanlardı. Şimdi bir Al-parslan tavrı ve davranışına ne kadar da muhta-cız. Bu ihtiyacımızı sadece kitap sayfalarının arasında kalmış tablolardan değil, bir de

    yaşayanlardan görüp giderebilseydik. Böyle bir milletin çocukları olduğumuzu unutmamalıyız.

    Küçükler ne kadar mahvetmeyi istiyorlarsa da, büyükler de o kadar affetmeyi seviyorlar.

    Büyüklüğün bedeli bu.

    Anlattıklarımızla övünmeye hatta ders alıp ders vermeye hakkımız yok mu?



    (Ahmet Seven)
#14.08.2013 19:39 0 0 0
  • Bugün kü yaşamamızı o günkü kahramanlara borçluyuz...Tarihini bilmeyen milletler yok olmaya mahkumdur..şanlı tarihimiz daha nice şanlarla doludur...Bizim gözümüzde gönlümüzde ruhumuzda yaşayan kahramanlarımız-Alp Arslan, (Muhammed bin Davud Çağrı)

    Ellerine sağlık çok güzel bir sunum teşekkürler.K.ESİNTİ
#14.08.2013 20:21 0 0 0
  • @Deniz.40 adlı üyeden alıntı:
    Bugün kü yaşamamızı o günkü kahramanlara borçluyuz...Tarihini bilmeyen milletler yok olmaya mahkumdur..şanlı tarihimiz daha nice şanlarla doludur...Bizim gözümüzde gönlümüzde ruhumuzda yaşayan kahramanlarımız-Alp Arslan, (Muhammed bin Davud Çağrı)

    Ellerine sağlık çok güzel bir sunum teşekkürler.K.ESİNTİ

    Orijinali Göster...


    teşekkür edrim
#15.08.2013 13:18 0 0 0