Bülent Arınç - Cami değil okul yaptırın

Son güncelleme: 26.09.2013 22:06
  • noimage

    Bülent Arınç, 'Cami değil okul yaptırın'

    Başbakan Yardımcı Bülent Arınç hayırseverlere seslendi.

    Yalova ve Orhangazi'de Gebze-Orhangazi-İzmir Otoyolu inşaatı ve körfez geçişinde incelemelerini tamamlayanBaşbakan Yardımcısı ve Hükümet Sözcüsü Bülent Arınç, Uludağ Üniversitesi Rektörlüğü'nce İşadamı Hasan Öztimur'a Uludağ Üniversitesi “Onur Doktoru', Bursa eski Valisi Şahabettin Harput'a da “Fahri Profesörlük' unvanları verilmesi ve İşadamı Hasan Öztimur adına yaptırılan İnşaat Mühendisliği Bölümü binasının açılış törenlerine katılmak üzere Bursa'ya geldi. Uludağ Üniversitesi Görükle Kampusu'ndeki tören öncesi 15 kişilik öğrenci grubu törenin yapılacağı binaya girmek istedi. Ancak, inşaat mühendisliği fakültesinde okumadıkları gerekçesiyle özel güvenlik görevlileri tarafından engellendiler. Zaman zaman sert müdahalelerinde yaşanan olayda, grupta yer alan öğrenciler, son dönemde yaşanan olaylarda yaşamanı yitiren 6 kişiyi Başbakan Yardımcısı Arınç'a soracaklarını ve bunun yanıtını almak istediklerini söylediler. "Başkaları için gözyaşı dökeceğine bu 6 kişi için gözyaşı dökmesini istiyoruz. Fakülteye Ali İsmail Korkmaz veya Ethem Sarısülük'ün adının verilmesini istiyoruz" diyen öğrencilerle güvenlik görevlileri arasında gerginlik yaşandı. Görevliler, öğrencilere cop ve kalkanlarla müdahale ettiler. Öğrencilerde üç kez tekrarlanan müdahale sonrası oturma eylemi yaparken, Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, farklı bir güzergah kullanarak binaya girdi.


    “BUNLAR SİVRİSİNEK ISIRIĞI KADAR BİZİ İLGİLENDİRİR"
    Vali Harput ve işadamı Öztimur'a unvanlarının verildiği törende konuşan Arınç, siyasi partilerin birbirlerinin düşmanı değil, rakipleri olduğunu vurgulayarak, “Rakipler de ancak birbirlerini böyle eleştirebilir, hedefe böyle varabilirler. Şimdi dışarıda sayıları 20-25'i geçmeyen gençlerimizin bizi protesto etmek için toplandıklarını biliyorum. Çok şükür biz korkak insanlar değiliz. Ne olduğunu bilsek de gözümüzü kırpmadan gideriz. Bunlar da sadece sivrisinek ısırığı kadar bizi ilgilendirir. Bunların hiçbirisine değer vermiyorum. Ama üzüldüğüm tek şey böyle bir güzelliğin içerisinde yaşarken birilerinin üzerlerine kötü ideolojilerin deli gömleğini giymiş olarak birilerini protesto etmek için sabahtan beri toplanmış olmaları. Sayıları 50 olsa Uludağ Üniversitesi'nin binde biri demektir. Elli bin öğrencisi olan bir üniversitede 50 kişinin bağırıp çağırması sinek ısırığı kadar kimseyi etkilemez" dedi.


    'CAMİ DEĞİL OKUL YAPTIRIN'
    Burada, iş adamı Hasan Öztimur'a 'fahri doktora' unvanı veren Arınç, Öztimur'un mükemmel bir fakülte ve dekanlık binası yaptırarak üniversiteye bağışladığını söyledi. Eğitime katkının, geleceğe, gençlere katkı, ülkeye yapılacak en büyük, en hayırlı işler olduğunu vurgulayan Arınç, geçmişte 'hayırseverlik', 'Allah rızası' denildiğinde halkın daha çok cami, Kur'an kursu yapmayı anladığını belirtti. Bu konuda çok büyük işler yapanlar bulunduğunu ancak artık Türkiye'nin ihtiyacının eğitim kurumları olduğunu dile getiren Arınç, "Ne kadar hayırseverimiz varsa kendi imkanları yetmiyorsa başkalarıyla birleşerek eğitim kurumları yapmalı, fakülteler, liseler, meslek liseleri, ilköğretim kurumları yapmalı" değerlendirmesinde bulundu.


    "İHANETİ DE TAKTİRİ DE GÖRDÜM"
    Arınç 40 yıllık siyasi hayatında her şeyi gördüğünü belirterek, şöyle devam etti: 'İhaneti de gördüm, taktiri de gördüm. Zenginliği de gördüm, fakirliği de gördüm, yoksulluğu da gördüm. Bundan sonra görebileceğim bir şey kalmadı. Memlekete hizmet eden insanlara en azından saygı duymak gerekirken herkesin huzurunu bozacak bir takım şeyler yapma gayretinde olursa insanlar buna ancak üzünülür. Keşke o gençler beni protesto etmek yerine Hasan Öztimur'un elini öpmek için sıraya girselerdi. Benim yüzümden huzurun bozulduysa hepinizden özür diliyorum. Bunlar olacak şeyler. Biz her yerde varız. Üniversitesi de dahil,. Meydanı da dahil ama her şeyde bir kötülük görmek, insanlara nefretle bakabilmek çok kötü bir şey. Bu üniversite, bu fakülte sizler okuyasınız diye yapılıyor. Mutlu olasınız diye yapılıyor. Daha iyi eğitim alasınız diye yapılıyor. Yoksa bu insan başka bir şey de yapabilirdi. Nasıl mükemmel bir otel yaptı, ikincisini de dikebilirdi. Kazancın en helal tarafını gelmiş size beş yıldızlı değil altı yıldızlı mühendislik fakültesi binası yapmış. Böyle bir günde birilerini protesto etmek için gözlerinden nefret saçan sayıları az bile olsa sizleri üzebilirler."


    “KİM BAĞIRDIYSA KAMERA O TARAFA DÖNDÜRÜLÜYOR"
    “Üzüldüğüm ikinci bir taraf da medyanın bunlara daha çok ilgi göstermesi" diyen Arınç, sözlerini şöyle sürdürdü: 'Kim bağırdıysa kamera o tarafa döndürülüyor. Burada beş yüz kişi var. Dışarıda beş kişi bağırsa buradaki bütün kameralar onların arkasından koşacak. Türkiye'deki habercilik anlayışı da bu. Terörle mücadelede yıllardan beri kafa yoruyoruz. Herkesi dinliyoruz. Bütün ülkelerdeki örneklere bakıyoruz. Bir örnek söyleyeyim. Bir ülkede sadece iki yıl o örgütün ismini anmadan haberler yapılmış. İsmi anılmadığı için çatlamışlar ve örgüt dağılmış. İsmini andığınız zaman propagandasını yapıyorsunuz. Kamerayı çevirdiğiniz zaman propagandasını yapıyorsunuz. Üç kişi koşarken arkasından sen de koşarsan o amacına ulaşıyor.


    2 SENE PKK DEMESEK PKK KENDİLİĞİNDEN ÇÖKERDİ"
    O yüzden elindeki lav silahıyla hedef aldığı binalara ateş edenler ne kadar kötüyse bu güzellikleri görmemek veya göstermemek için bir takım provakatif eylemeleri yapan da aynı hataya düşüyor. İki sene PKK demesek bu ülkede, PKK kendiliğinden çökerdi. Ama bizim televizyonlarımızın bir kısmı kanlı kanlı, canlı canlı reality programı yapar gibi propagandayı kendiliğinden üstlendiği için bu örgütler yaşayabiliyor. Mesela bu örgütlerin liderlerinden her gün isimlerinden bahsedilmesi bana şimdi diyorlar ki filan kişi şöyle demiş, benim muhatabım değil diyorum. Ben Türkiye Cumhuriyet hükümetinin başbakan yardımcısıyım. O bahsettiğiniz adam kimse, o bahsettiğiniz adam neyse onun sıfatını siz biliyorsunuz, isminden bahsetmediğim için çarpıyor adamları. Siz de böyle yapıyorsunuz ey Bursa'nın güzel basını. Gazeteciler Cemiyeti Başkanı da burada beni dikkatle dinliyor. Tasvip etmeseniz bile bu sözlerim kulağınızda kalsın. Dışarıda beş kişi bağıracak diye tetikte olmayalım. Siz buraya bakın. Hasan Öztimur'a bakın, Şahabettin Harput'a bakın, rektöre bakın, dekanlara, profesörlere bakın. İlim okumak için bu üniversitelere yıllarını vermiş tertemiz şerefli insanların katkılarına bakın."


    ARINÇ'TAN TÜSİAD'A YANIT
    Ekonomik büyüme ile ilgili değerlendirmelerde de bulunan Arınç, 10 yıl içinde büyüme hızının iki defa düştüğünü söyledi. Son olarak büyüme hızının yüzde 4.4 olduğuna işaret eden Arınç, Avrupa'nın büyümede ekside yer aldığını kaydetti.Yüzde 5'lik büyümenin altında kalmayacaklarını düşündüğünü dile getiren Arınç, konuşmasında Türk Sanayicileri ve İşadamları Derneği (TÜSİAD) Yüksek İstişare Kurulu Başkanı Erkut Yücaoğlu'nun 'Geldiğimizi noktada Türkiye'nin siyaset, ekonomi ve dış politika alanlarında anlatacak hikayesi kalmadı' sözlerini eleştirip, "Kriz dönemlerinde bile yatırımlara devam ettik. İşçi de çıkarmayacağız ve öz kaynaklara yöneleceğiz. IMF ile irtibatı kesecek noktaya geldik. Çok akıllı olduğunu söyleyenler, bize hep 'Aman IMF ile anlaşın. Stand by yapın. Oradaki sıcak parayı ekonomiye pompalayın' dediler. Şöyle bir sayfayı çevirirseniz bunun tercümesi şu: 'IMF'den parayı alın, bize verin. O çok akıllılar bir sürü isimleri var. Geçenlerde bir tanesi 'Türkiye'nin hikayeleri bitti galiba' demiş. Onlar çok akıllıydı. Bize verin diyorlardı parayı. 'Biz IMF ile ilişkimizi keseceğiz. Geçmişten kalan bir para var. Bunun son kuruşuna kadar ödeyeceğiz' dedik. Ülkeyi IMF ile yönetmekten vazgeçtik. İftihar etmemiz lazım. Kitabın öbür tarafında da alacaklıyız. IMF'ye 5 milyar dolar borç verecek durumdayız. Bunlar ülke ekonomisinin iyi olduğunu gösterir. Ama dünya ölçeğinde kırılgan bir ekonomi var. Akıllıyız her alanı ve gelişmeyi yakından takip ediyoruz” dedi.

    Kaynak: DHA
#25.09.2013 14:26 0 0 0
  • Evet sayın BAŞBAKAN YRD .Çok dogru söylüyor.destekliyorum.
    Bizim ihtiyacımız olan okul sayısının artırılması tebrik ederim.
#25.09.2013 15:49 0 0 0
  • paylaşım için teşekkürler...
#26.09.2013 09:08 0 0 0
  • Cami-Kur'an Kursu değil okul yaptırın' haa...

    Yahu biz okulların açılmasına asla karşı değiliz.Ancak Osmanlı eğitim sistemi (ENDERUN MEKTEPLERİ) gibi okullar açılmayacaksa boşuna uğraşılmış olur.
#26.09.2013 12:10 0 0 0
  • sen hangi açıdan değerlendiriyorsun ki..konuy aç bakalım..
#26.09.2013 12:37 0 0 0
  • @Deniz.40 adlı üyeden alıntı:
    sen hangi açıdan değerlendiriyorsun ki..konuy aç bakalım..
    Orijinali Göster...


    Konuyu açalım bakalım herkes asıl hakikati bizlerden öğrensin istiyoruz.Mesele hayli uzundur ama sabırla yazdıklarımı okursanız bizi iyi anlarsınız...

    Cenabı Hak bir ayetinde:
    “Bilin ki, mallarınız ve çocuklarınız ancak bir fitnedir (imtihan konusudur.) Allah yanında ise büyük bir mükafat vardır.” (Enfal Suresi- 28) buyurmaktadır.
    Bu ayette Rabbimiz,bizim çocuklarımızla ve mallarımızla sınandığımızı, eğer Allah’ı bu sayılanlardan daha üstün tutarak mallarımızı ve çocuklarımızı Allah’ın razı olacağı yola yöneltirsek bizlere büyük mükafatın verileceğini, aksi halde en büyük kayıp ve en büyük pişmanlık sebebi olacaklarını haber vermektedir.
    Allah’u Teala’nın yardımı ve ikramıyla sizlere, günümüz tağuti sistemlerinde okullara çocuğu göndermenin İslamdaki durumu, bu fiilin doğru olup olmadığı konusunda bilgi vermeye çalışacağım. Söyleyeceğim doğrular Allah’tandır, onun için hamdeder, yanlışlarım da nefsimden ve şeytandandır. Onlar için de Allah’u Teala’dan bağışlanma dilerim.
    Konuya geçmeden önce “tağut” ve “laiklik” kelimelerinin ne anlama geldiklerini kısaca açıklayayım.

    Tağut: Her sınırı aşan, şeytan, putlar anlamında kullanılır. Küfürde haddini aşan manasına da gelmektedir. Allah’tan başka ibadet edilen her şey tağuttur. Tağut, putlardan olabildiği gibi cin ve insanlardan da olabilir. Şeytanlar, Allah’ın şeriatı dışında hüküm koyan devlet yetkilileri, Allah’ın indirdiği ile hükmetmeyen hakim, sihirbazlar, kahinler tağut sınıflarını teşkil ederler.
    Laiklik: Din ve devlet işlerinin birbirinden ayrılmasıdır. Başka bir tabirle Allah’u Teala’ nın sosyal, kültürel, eğitim, askeri ve ekonomik alanlarda hayattan uzaklaştırılıp karıştırılmamasıdır. Allah’a şirk koşulan Millet Meclisi’nde büyük harflerle yazılı olan “Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir” laikliğin en önemli kuralını teşkil eder. Bu da en büyük küfür ve Allah’a karşı yapılan en şuursuz ve gafletle yapılan bir davranıştır. Çünkü Allah’u Teala: ” Hakimiyyet sadece Allah’ındır” (Yusuf Suresi-40) buyuruyor. Başka bir ayette de şöyle buyurulmaktadır:

    Haberiniz olsun, yaratmak da, emir de (yalnızca) O'nundur .“ (A’raf 54) Kainata, güneşe, yıldızlara, dünyaya ve her zerreye hükmeden Allah, insana da hükmetmez mi? Hem Allah’ın mülkünde yaşayacağız, onun nimetlerinden istifade edeceğiz sonra onu hayatımıza karıştırmayacağız…Bundan daha büyük nankörlük ve daha büyük bir küstahlık olabilir mi? Allah’ım seni tenzih eder, senden bağışlanma dileriz.

    Sizler de çok iyi bilirsiniz ki bu dünyaya gönderiliş amacımız imtihandır. Cinler ve insanlar sınanmak üzere gönderilmiştir. Mallarla sınav, canlarla, çocuklarla, hanımlarla, aşiretlerle sınav, makam ve mevki ile sınav, şeytan ve yandaşları ile sınav, savaşçı ve barışçı kafirlerle sınav, tağutlarla ve ekibiyle sınav ve hayatın her bir devresi ve durumuyla sınanacağız. Allah’ı, peygamberini ve onun yolunda cihadı üstün tutanlar kurtuluşa erecek, dünyayı ve içindekileri tercih edenler hüsrana uğrayacaktır.

    “De ki: "Eğer babalarınız, çocuklarınız, kardeşleriniz, eşleriniz, aşiretiniz, kazandığınız mallar, az kâr getireceğinden korktuğunuz ticaret ve hoşunuza giden evler, sizlere Allah'tan, O'nun Resûlü'nden ve O'nun yolunda cihad etmekten daha sevimli ise, artık Allah'ın emri gelinceye kadar bekleyedurun. Allah, fasıklar topluluğuna hidayet vermez.” (Tevbe Suresi-24)

    DEVAM EDİYORUZ...

    (Tevbe Suresi- 24) Bu ayette açık bir şekilde dünyevi değerlerin, akraba baskılarının ve iş istikbalinin, dünyanın aldatıcı fani güzelliklerinin Allah’a kulluğun, peygamber efendimize (S.A.V.)’e tabi olmanın ve Allah yolunda cihad etmenin önüne geçiyorsa, Allah’ın azabını hak etmişiz, Allah katında fasıklardan olduğumuz anlamına gelir.
    Bunu ister misin ey mümin kardeşim? Allah’ın azabını beklemeyi ister misin? Ya da üç günlük geçici dünya hayatını ebedi cennetlerle değişmek ister misin?
    Bilindiği üzere hak ile batıl savaşı, iman ile küfür savaşı Hz. Adem’in oğulları olan Habil ve Kabil döneminde başlamış, bu mücadele günümüze kadar gelmiş ve kıyamet kopana kadar devam edecektir. Batıl ehli her zaman hak ehlini sindirmeye ve yok etmeye çalışmıştır. Batıl ehli, hak ehlinin varlığına tahammül edememiştir. Kafirler, Müslümanları kendi dinlerinden soyutlamadıkları müddetçe davalarından vazgeçmeyeceklerdir.

    Şu an biz Müslümanların mübtela olduğu belalardan biride Tağutun okullarında çocuklarımızın eğitim görmeleri, onların eğitim ve öğretimlerinde uzun bir müddet kalmalarıdır. Gündüz onların terbiyesinde saatlerini geçiren çocuklar geri kalan terbiyelerini akşam televizyon başında tamamlıyorlar. Çünkü yayın organları da onların eğitim planlarının en önemlisini teşkil eder. Neticede çocuğun terbiyesi ana babasına değil, laik tağutlara verilmiştir. Allah cümlemizin yardımcısı olsun.

    (DEVAM EDİYORUZ)

    Şüphe duyulmaz gerçeklerden biride şudur ki, tağutlar karşılıksız olarak Müslümanların çocuklarını okutup onları faydalandırmazlar. Eğitim ve öğretim için yaptıkları büyük harcamaların karşılığını beklerler.
    Bir ayette:

    “Gerçek şu ki, inkâr edenler, (insanları) Allah'ın yolundan engellemek için mallarını harcarlar; bundan böyle de harcayacaklar. Sonra bu, onlara yürek acısı olacaktır, sonra bozguna uğratılacaklardır. İnkâr edenler sonunda cehenneme sürülüp toplanacaklardır.” (Enfal sURESİ- 36)
    Tağutların eğitim ve öğretim müesseseleri bizlere dışar’dan şirin görünebilir, masumane okuma yazma öğreten, kültürlü ve aydın nesiller yetiştiren ve insanlara parlak gelecek sunan kurumlar olarak hayal ede biliriz belki. Dışı rahmet ama içi azap olan bu müesseselere, dünyaya tapan kişilerin gözlükleriyle değil de Cenabı Hakkın razı olduğu rabbani gözlüklerle bakarsak bu müesseselerin gerçek mahiyetlerini çok daha iyi anlarız.

    (DEVAM EDİYORUZ)

    Balın içine zehir katılarak öğrencilere bilgi sunan bu kurumlar, Müslümanları kendi kimliklerinden soyutlama kurumlarıdır. Bu kurumlarda ki hedef; yeryüzünde fesadı yaymak, insanları haktan uzaklaştırmak, onları İslam’dan soyutlamak, Yahudi ve Hıristiyanların yeryüzüne rahat bir şekilde hakim olmalarını sağlamaktır. Günümüz İslam coğrafyasında akıtılan Müslüman kanları, işgal edilen Müslüman toprakları ve kirletilen Müslüman ırzları bunun açık bir delilidir. Bu cinayetleri işleyen Amerika, İsrail, İngiltere ve yandaşları, kuklaları olan adları Ahmet, Ömer, Abdullah gibi isimleri İslami olan ancak kendilerinin İslam ile ne uzaktan nede yakından alakası olmayan tağutların okullarında yetişmiş Mürted yada müşrik kafirlerle yardımlaşarak ve onlardan destek alarak sağlamaktadırlar. Allah bize yeter, o ne güzel vekildir.
    Tarihten günümüze kadar bütün beşeri sistemler hakimiyetlerini sürdürebilmek için çocuklar üzerinde çokça durmuşlar, onları kendi ideolojileri için bekçi olarak yetiştirmeye çok uğraşmışlardır. Bilhassa İslam karşıtı otoriteler çocukların İslam’a göre yetişmelerine tahammül edememişler, onların imandan ve Kur’an’dan uzak yetişmelerini sağlamak için eğitimlerini hassaslaştırarak ciddi boyutlarda kanunlar çıkarmışlardır.

    (DEVAM EDİYORUZ)

    Bir çocuğun fıtrat üzere olduğu ve dünyayı yeni, yeni tanımaya çalıştığı en taze hafızanın var olduğu zamanda ve bilgiyle doldurma çağında kendi küfri müesseselerine alarak beynini istedikleri malumatlarla doldurmak istemeleri ve vatandaşları da buna mecburi kılmaları ve bunun için bütçeden büyük paraları ayırıp harcamaları onların planını su üstüne çıkarır. Ağaç yaşken eğilir yaklaşımı ile, çocukları bu tağuti müesseselerde eğip tağutu seven ve koruyan nesil yetiştirmek bunların en önemli hedeflerini teşkil eder. Buna karşı çıkan ve çocuklarını okula göndermeyenlere karşı hukuki işlemler yapmaları yahut Allah rızası için üç beş küçük çocuğu alıp evlerde dinlerini, kuranlarını öğretmeye çalışan Müslümanları cezalandırmaları böyle bir eylemi yasaklamaları, onların ne denli azgınlaştıklarını ve İslam’a ne kadar büyük bir düşmanlık beslediklerini gösteren en belirgin kanıtlardır.

    (DEVAM EDİYORUZ)

    Tağutlar halklarının kalplerini öldürmeye, gözlerini ve kulaklarını sağır etmeye çalışırlar.“Allah, iman edenlerin velisi (dostu ve destekçisi)dir. Onları karanlıklardan nura çıkarır; inkâr edenlerin velileri ise tağut'tur. Onları nurdan karanlıklara çıkarırlar. İşte onlar, ateşin halkıdırlar, onda süresiz kalacaklardır.” (Bakara 257)
    Allah’u teala aydınlığa ulaştırır, tağutlar ise karanlıklara boğarlar...
    İçinde yaşadığımız coğrafyada Kemalist düzen İslam’a karşı olan eğitim sistemini kendi amentüsüne göre tanzim edip insana dayatma niteliğinde uygular olmuştur. Maksadı bellidir; tek tip insan yetiştirip çocukların beynine putperestliği sokmaktır. Zaten eğitim sürecindeki süreç iyice tahkik edilirse hep küfre götüren sözler ve küfre götüren amellerle dolu olduğu görülür. T.C. ‘nin eğitimle ilgili yaklaşımının hangi düzeyde olduğunu göstermesi açısından bazı anayasa maddeleri, kanun, yönetmelik… v.s aşağıdadır;

    Milli Eğitim Temel Kanunu, Kanun No;1739,
    Madde 2-a) Atatürk inkılap ve ilkelerine ve anayasada ifadesi bulunan Atatürk milliyetçiliğine bağlı, Türk milletinin milli, ahlaki, insani, manevi ve kültürel değerlerini benimseyen ve daima yüceltmeye çalışan, insan haklarına ve anayasanın başlangıcındaki temel ilkelere dayanan demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devleti olan Türkiye Cumhuriyetine karşı görev ve sorumluluklarını bilen ve bunları davranış haline getirmiş yurttaşlar yetiştirmek.
    Madde 12- Türk milli eğitiminde laiklik esastır.
    Madde 15- Okullarda kız ve erkek karma eğitim yapılması esastır.
    Madde 43- İlkokulun Eğitim ve Öğretim İlkeleri
    Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Öğretiminin Genel Amacı, İlköğretim ve Ortaöğretimde öğrenciye, Türk milli eğitim politikası doğrultusunda, Genel Amaçlarına, İlkelerine ve Atatürk’ün Laiklik ilkesine uygun Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Dersi ile, ilgili yeterli temel bilgi kazandırmak… Böylece Atatürkçülüğün, insan sevgisinin pekiştirilmesini sağlamak, faziletli insan yetiştirmektir.

    (DEVAM EDİYORUZ)

    DERS KİTAPLARI
    Eğitimde kullanılan ders kitaplarının tümü amaçlarını gerçekleştirmek için düzenlenmiş bir araç olarak görülür. Bu sebeple de İslam’ın küfür ve şirk olarak baktığı bilgilerle doludur. Çünkü genel olarak kitapları hazırlayanlar İslamla pek alakası olmayan çoğu laik kemalist düşünceye sahip olan insanlardır, yahut batıdan aldıkları bir takım İslam’a aykırı bilgilerle doludur.

    Tarih bilgilerinin çoğu yalanlarla doludur. İslam ile alakası olan devlet ve yönetimler kötü olarak gösterilmeye çalışılır. Yahudi ve Hıristiyan dünyası olan Avrupa ve batı ülkeleri her zaman övülerek, bu milletlerin laiklik ve demokrasi sebebiyle ilerledikleri, çağdaş ve medeni oldukları vurgulanıp yönetimde ve hayat anlayışında onlar taklit edilmeleri sevdirilmeye çalışılır. Dikkat edilirse Tağut okullarında okuyup üniversiteyi bitirenler eğer İslam ile tanışmamışlarsa bu öğrenciler Avrupa hayranı olmakta, peygamber efendimiz (s.a.v) dönemindeki, Asrı saadet İslam devleti, Emeviler, Abbasiler ve hatta ataları olan Osmanlı devletine bile soğuk bakarlar. Çünkü bu devletlerin İslam ile bağlantıları vardı. Ama kafasına kötü olarak işlenmiştir. Bu kişi Avrupa’ya gidecek olsa kendisinin Müslüman olduğunu söylemekten utanır. Çünkü okullarda ona İslam düşmanlığı enjekte edilmiştir. Genel olarak öğrenciler şeriat kelimesinden korkarlar. Çünkü şeriat onlara barbar milletlerin yaşayış türü gibi medeniyet ve ilimden yoksun olarak bir birlerini acımasızca ezen insanların hayat düzeni olarak öğretilmiştir. Şeriat denince akıllarına hocaların ve şeyhlerin devlet makamlarında hakim oldukları, istediklerinin kolunu kestikleri, istediklerini taşladıkları ve hep gerici bir hayat yaşamayı ideal gören devlet yapısı olarak tasavvur ederler. Aslen şeriat Allah’ın egemenliğine dayanan bir hayat nizamı olduğunu, bütün kulların tağutlaşmış insanlara değil sadece Allah’a kulluk yapmaları gereken ilahi bir hayat nizamı olduğunu bilmez, kafasına laiklik işlendiği için, din ayrı siyaset ayrı, İslam ayrı devlet ve hayat nizamı ayrı diye düşünür.
    Yine bu derste Atatürk o kadar çok anılır’ki, onun anıldığının onda biri kadar
    peygamber efendimiz (s.a.v) ve sahabesi anılmaz. İlk okulda öğretmen çocuğa şöyle bir soru sorsa: Oğlum, peygamberimiz kimdir?
    Çocuk: Peygamberimiz Atatürk’tür, cevabını verecektir.
    Zavallı çocuğun kafasına Atatürk sevgisi o kadar çok işlenmeye çalışılır ki, neredeyse (haşa) bizi yaratan odur diyecek hale gelir.
    “Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi” dersine gelince, aslen ne din nede ahlak ile alakası olmayan bir çok bilgilerle doldurulmuş, Laikliğin ve Kemalizmin dine aykırı olmadığı bilakis din ve inanç hürriyetini koruduğunu anlatır. Her bir yurttaşın bu küfür üzere kurulmuş vatanını çok sevmesi ve canını laik ve demokrat olan bu vatan ve bayrak uğruna seve seve feda etmesi gerektiği anlatılır.


    (DEVAM EDİYORUZ)

    OKULLARDA İŞLENEN BAZI KÜFÜR SÖZ VE BİLGİLER
    •Atatürk sevgisinin çocuklara aşırı derecede enjekte edilmesi,
    •İslam ve Müslüman düşmanlarının övülmesi,
    •İslam’ın temel rüknü olan Hilafet makamının küçük gösterilmesi, Allah’ın hükümleri olan şeriatın kötü ve korkunç gösterilmesi,
    •Atatürk’ün devrimlerine karşı çıkan İslam ulemasının ve Müslümanların bozguncu olarak tanıtılması,
    •İslam’i olan kılık kıyafeti, sakalı, çarşafı gerici ve çağ dışı olarak tanıttırmaları,
    •Kur’an’ın doğru dediği şeyleri yanlış, yanlış dediği şeyleri doğru göstermeleri,
    •Darvin, Aristo,…vb. felsefesinin ölçü olarak alınması,
    •İlk çağlara ait verilen bilgilerde kasıtlı yanlışlıklar yapılması, ilk insanların konuşma bilmemesi, yazının Sümerler zamanında bulunması, Arşimet suyun kaldırma kuvvetini bulduktan sonra gemi yapımının öğrenildiği,.. v.b. gibi.
    •İslam düşmanı olan tağutların ve ideolojilerinin sevilip saygı ve bağlılık içerisinde bulunulması gerektiği, İslam yerine demokrasi ve laiklik dininin benimsetilmesi,

    ●10 Kasım Mustafa kemalin ölüm yıl dönümünde, M. Kemali sevdiklerini ve onun izinden gittiklerini ısbatlamak amacıyla öğrencilere saygı duruşu yaptırmaları,

    Not:Konu gittikçe uzamaktadır.DEVAM EDELİM Mİ?
#26.09.2013 13:00 0 0 0
  • Ben kısa ve öz cevap bekliyordum sen çok geniş kapsamlı bir açıklama yaptın teşekkür ederim...
    ben bu günkü eğtim sistemi üzerinde bilği alış verişi yapacagımızı bekliyordum..sen başak açıdan açıklama yaptın...yinede sağol.bizi aydınlatın...teşekkürler..
#26.09.2013 13:43 0 0 0
  • [QUOTE=Terakkiperver;5059586]OKULLARDA İŞLENEN BAZI KÜFÜR SÖZ VE BİLGİLER
    •Atatürk sevgisinin çocuklara aşırı derecede enjekte edilmesi,
    •İslam ve Müslüman düşmanlarının övülmesi,
    •İslam'ın temel rüknü olan Hilafet makamının küçük gösterilmesi, Allah'ın hükümleri olan şeriatın kötü ve korkunç gösterilmesi,
    •Atatürk'ün devrimlerine karşı çıkan İslam ulemasının ve Müslümanların bozguncu olarak tanıtılması,
    •İslam'i olan kılık kıyafeti, sakalı, çarşafı gerici ve çağ dışı olarak tanıttırmaları,
    •Kur'an'ın doğru dediği şeyleri yanlış, yanlış dediği şeyleri doğru göstermeleri,
    •Darvin, Aristo,vb. felsefesinin ölçü olarak alınması,
    •İlk çağlara ait verilen bilgilerde kasıtlı yanlışlıklar yapılması, ilk insanların konuşma bilmemesi, yazının Sümerler zamanında bulunması, Arşimet suyun kaldırma kuvvetini bulduktan sonra gemi yapımının öğrenildiği,.. v.b. gibi.
    •İslam düşmanı olan tağutların ve ideolojilerinin sevilip saygı ve bağlılık içerisinde bulunulması gerektiği, İslam yerine demokrasi ve laiklik dininin benimsetilmesi,

    ●10 Kasım Mustafa kemalin ölüm yıl dönümünde, M. Kemali sevdiklerini ve onun izinden gittiklerini ısbatlamak amacıyla öğrencilere saygı duruşu yaptırmaları,

    Not:Konu gittikçe uzamaktadır.DEVAM EDELİM Mİ?
    devam edecek bir şey yok bence anlıyana sivri sinek saz anlamayana davul zurna az değil mi? yüreğinize emeğinize sağlık olsun uzun ama güzel bir açıklama...
#26.09.2013 13:57 0 0 0
  • Esinti.çok açıklayıcı güzel bir cevap verdin bana söyleyecek söz bırakmadın .çok teşekkür ederim..
#26.09.2013 14:14 0 0 0
  • :)
#26.09.2013 14:16 0 0 0
  • Terakkiperver;
    Senin hakikatlerin seni bağlar, kimseye empoze edemezsin.
    Elhamdülillah hepimiz müslümanız.Ayetlerimizi biliyoruz,kabul ediyoruz.
    Dileyen çocuklarını imam hatip liselerinde,ilahiyat fakultelerinde okutabilir.
    Diğer liseleri aşağılamak ve hakaret içeren mesajlar yazmanız doğru değil.
    Mesajınızı karantinaya aldım ama siz yeniden yazdınız ve editledim...!

    Forum Kuralları nı okuyun lütfen , ve de flood mesajlar yapmayınız.
#26.09.2013 17:13 0 0 0
  • Tağuti sistemlerin gereği, okutulan bunca yıllara yazık ediliyor.Tek tip bir nesil yetiştirilmek isteniyor.Ahlak ve maneviyata hiç önem verilmiyor.Oysa Osmanlı'da enderun mekteplerinde her daldan ilimler okutuluyordu ve icazet veriliyordu.

    Kusuruma bakmayın ama demokrasi ve laik düzende dindar neslin yetiştirilemesi pek muhaldir.Boşa emek ve zaman harcamadır.Benim sözüm kimseye ağır gelmesin lakin,bugünkü eğitim sistemlerinde din derslerine pek önem verilmiyor ve yüzeysel olarak aynı klasik olarak ders okutuluyor.95 senedir öğretilenlere baktığımızda, üniversite diploması almış ama hala en basit bir soruyuyu bile bilmeyen okumuş karacahillere rastlıyoruz.Bir müslüman her daldan nasibini almalı ve herkese örnek olmalıdır.Gayesi ise vatana , devlete, millete ve İslam'a hizmet olmalıdır.İşte biz böyle neslin yetiştirilmesinden yanayız.TEKNOLOJİ VE BİLİMDE İLERLEMİŞ MUASIR İSLAM ÜLKESİ OLABİLME SEVİYESİNE ÇIKMAK İÇİN GAYRET SARFEDİLMEDİKÇE BÜTÜN BU EĞİTİM VE ÖĞRETİM SİSTEMİ BEYHUDE EMEKTİR.
#26.09.2013 19:26 0 0 0
  • Terakkiperver;
    siz dünyaya geç gelmişsiniz.Osmanlı döneminde yaşamalıymışsınız...
    Cumhuriyet dönemimde üniversite okudum , Çok şükür Ahlak ve maneviyatım yerinde...
#26.09.2013 19:40 0 0 0
  • @BiR-DOST adlı üyeden alıntı:
    Terakkiperver;
    siz dünyaya geç gelmişsiniz.Osmanlı döneminde yaşamalıymışsınız...
    Cumhuriyet dönemimde üniversite okudum , Çok şükür Ahlak ve maneviyatım yerinde...

    Orijinali Göster...


    BiZ ÇAĞLAR ÖTESİ İÇİN ÇABALIYORUZ.OSMANLI DEVRİNE GİDECEK HALİMİZDE YOK.SEN AHLAK VE MANEVİYATIN NE ANLAMA GELDİĞİNİ BİLE HALA İDRAK EDEMEMİŞSİN.AHLAK VE MANEVİYATIN GENEL ANLAMI; TASAVVUFİ AHLAK YANİ İSLAM AHLAKI SAHABELERİN AHLAKI VE MANEVİYATI DEMEKTİR.MÜSBET İLİM,RİYAZET, MÜCADELE, MÜCAHEDE, SABR, TEVEKKÜL,TEFEKKÜR, RECA, HAVF ŞÜKÜR,KANAAT,ŞECAAT, CÖMERTLİK, AŞKULLAH , MARİFETULLAH GİBİ...BUNLAR SEN DE VARSA BUYUR O ZAMAN SENİN PEŞİNDEN GİDELİM.SEN BİR KERE KENDİ KENDİNİ KANDIRYORSUN.TAĞUTİ EĞİTİM SİSTEMİNDE BU SAYDIKLARIM OLAN,AHLAK VE MANEVİYAT ÖĞRENİLMEZ.LAİK DÜZENDE BUNLARA YER YOKTUR.
#26.09.2013 21:31 0 0 0
  • Yukarda Forum Kuralları linkini verdim;öncelikle kuralları okuyun.Konuyu gereksiz yere uzattığınız ve farklı boyutlara çekktiğiniz için kitliyorum.
#26.09.2013 22:06 0 0 0