Kurumlar Politika ve Çocuk Bakımı

Son güncelleme:
  • çocuk bakımı ve haklarını koruyan kurumlar - shçek ve hizmetleri - çocuk hakları sözleşmesi


    Kurumlar, Politika ve Çocuk Bakımı

    SHÇEK ve hizmetleri: Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu Genel Müdürlüğü (SHÇEK), her ilde örgütlü, çocukların korunmasından sorumlu başlıca kamu kuruluşudur.[7] SHÇEK ayrıca çocuk haklarının izlenmesinden, Türkiye’nin BM Çocuk Hakları Sözleşmesi çerçevesindeki uluslararası yükümlülüklerini yerine getirmesinden sorumlu koordinatör kuruluştur.

    Genel algı, Genel Müdürlüğün ağırlıklı olarak, annesi babası olmayan ya da ailesinin terk ettiği, kötü muamaleye tabii tuttuğu, ihmal ettiği veya bakamayacak durumda olduğu çocukların kurum bakımı işleriyle meşgul olduğu şeklindedir. Oysa SHÇEK’in görevleri ve çalışmaları arasında şimdi istismara uğrayan kalan, sokaklarda yaşayan veya suça itilmiş çocuklara bakıcı aile bulma ve evde veya kurumlarda rehabilitasyon hizmetleri verme gibi müdahaleler de yer almaktadır. SHÇEK’in ayni ve nakdi sosyal yardımları giderek artmaktadır. Kurum aile danışmanlık hizmetleri vermekte; çalışan çocuklara, sokaklarda iş yapanlara ve risk altındaki diğer çocuklara eğitim, psikolojik destek sağlandığı; sosyal, kültürel ve sportif etkinliklere katılma olanakları sunulduğu merkezleri de yönetmektedir. Genel Müdürlüğün hizmetleri çocuklar ve ailelerle sınırlı da değildir: kadın sığınma evleri, yurtlar, engelliler ve yaşlılara rehabilitasyon ve danışmanlık hizmetleri de çalışmaları arasındadır. SHÇEK’in görevleri, çeşitli değişiklikler geçiren 1983 tarih ve 2828 sayılı yasada ayrıntılı olarak belirtilmiştir. Genel Müdürlüğe ayrıca Çocuk Koruma Yasası’nın çeşitli maddelerine atıfta bulunulmaktadır. Yasa SHÇEK’e, suça itilen çocuklar için “Koruma, Bakım ve Rehabilitasyon Merkezleri”, suç mağduru çocuklar için de “Bakım ve Sosyal Rehabilitasyon Merkezleri” açma görevi vermektedir. İlk Koruma, Bakım ve Rehabilitasyon Merkezleri İzmir ve Kocaeli’nde açılmıştır. Son dönemde SHÇEK’in kaynakları sürekli artmaktadır. 2007 yılında kurumun toplam bütçesi 791,7 milyon TL (yaklaşık 600 milyon dolar ve GSYH’nın yüzde 0,01’i) daimi personel sayısı da 10.000’e yakındır. Buna yakın sayıda kişi de taşeron olarak veya hizmet sözleşmeleriyle çalıştırılmaktadır. SHÇEK 1.100 kadar sosyal çalışmacı, psikolog ve başka meslek sahibi personeli çalıştırmasına karşın, bu kişilerin uzmanlık düzeyleri yeterli olmayabilmektedir. Ayrıca sayılarının bütçe veya başka nedenlerle yetersizliği yüzünden bu kişilerin iş yükleri de ağır olabilmekte, belirli bölgelerde veya uzmanlık alanlarında açıklar görülebilmektedir.

    Kurumsal bakım: Genel Müdürlük, en başta oda başına düşen çocuk sayısını azaltarak, sevgi evleri veya çocuk evleri adı verilen yeni, daha sıcak ve daha küçük mekânlar oluşturarak kurumsal bakımını üstlendiği çocukların kaldıkları yerlerin kalitesini yükseltmektedir. SHÇEK ana baba bakımından yoksun çocuklar için asgari standartlar geliştirmiştir ve bu standartlar yalnızca kendi kurumlarında değil, çocukların geceyi ailelerinden ayrı geçirdikleri tüm yerler ve durumlar için geçerlidir. SHÇEK halen bu asgari standartların kendi kurumlarında (engelli çocukların yerleştirildikleri kurumlar dahil) yaşama geçirilmesini sağlayacak araçlar geliştirmektedir. Asgari standartlar, personel profili, çocuk haklarına duyarlılık, idari işlemler, fiziksel koşullar ve hijyen gibi başlıkları kapsamaktadır. Fiziksel koşullarda halen sürmekte olan iyileştirmeler ve personel görevlendirmeleri ile birlikte asgari standartların yaşama geçirilmesi, bunların eksiksiz uygulanması ve izlenmesi durumunda, kurumlarda kalan çocukların bakımında, özsaygılarında, okul başarılarında, sosyalleşmelerinde ve yaşam becerilerinde olumlu sonuçlara yol açacağı gibi, gerek çocuklara karşı gerekse çocukların kendi aralarındaki şiddet ve istismar olaylarının azalmasına katkıda bulunacaktır. Bu iyileştirmelerin ve ilgili çocukların gelişimi üzerindeki etkilerinin belgelenmesi önemlidir. Bu arada gerek STK’lar gerekse evler ve yurtlarda kalan çocuklar eğitim desteğinin veya boş zaman etkinliklerinin yetersizliği, kız ve erkek kardeşlerin birbirlerinden ayrılmaları ve toplum içindeki yetişkin yaşama ani geçiş gibi alanlarda iyileştirmeler önermeyi sürdürmektedir. Yukarıda dile getirilen en son sorun için olası bir çözüm gençlik evlerinin kurulmasıdır. Kurumlardan ayrılanların birlikte paylaşacakları bu tür evler için girişimde bulunulmuş, ancak resmi değerlendirmesi yapılmamıştır. Ayrıca, velayetle ilgili yasal düzenlemelerde değişiklik yapılması yönünde çağrılar bulunmaktadır. Dile getirilen önerilere göre devlet gerektiğinde çocuğun velayetini alabilmeli, böylece çocuğun yasal vasisinin aynı zamanda çocuğun bakımından sorumlu olması durumunda ortaya çıkabilecek çıkar çatışmalarından kaçınılmalı ve sonuçta eğer gerekiyorsa çocuğun bakımından sorumlu kuruluşun önünde de temsil edebilecek bir yetkili olmalıdır. Genellikle engellilere tahsis edilen kurumlarda yetişkinlerle birlikte kalan engelli çocukların bakımı da ilgilenilmesi gereken bir sorundur. Çünkü engellilerin zamanla kurumlardan çıkartılması hedefleniyorsa, bunun için yeterli sayıda vasıflı ve uzman personelin, güçlü bir ev desteğinin olması gerekmektedir. Koruma ve bakım altındaki engelli çocuk sayısı 2001 yılında 473 iken 2006’da 856’ya çıkmıştır; az sayıda engelli çocuk bakıcı aile yanına yerleştirilirken, 1000’in üzerinde çocuk da Kurumun aile danışmanlık ve rehabilitasyon merkezlerinde günlük bakım almaktadır[8].

    Çocuklara yönelik SHÇEK hizmetleri (Mayıs 2009)


    Kurum bakımından uzaklaşma: Tüm çocuklara aile ortamları sağlanmasının yararlarına ilişkin uluslararası mutabakat son yıllarda daha da pekişmiştir. Aile ortamında büyüyen çocuklar, kurumlarda yaşayan çocuklara göre daha fazla uyarım ve özenden yararlanmakta, tam potansiyellerini gerçekleştirme şansları da artmaktadır. Bu bebekler ve henüz gelişimlerinin ilk aşamalarında olan çocuklar için özellikle geçerlidir. Çocukların kurumlardan çıkarılmalarına yönelik programlar tüm dünyada, özellikle de 2005 yılında tüm çocukların yüzde 1-2’sinin kurumsal bakım altında oldukları orta Avrupa, batıdaki BDT ülkeleri, Bulgaristan ve Romanya’da uygulanmaktadır[9]. Türkiye’de kurumsal anlamda çocuk bakımını ölçeği her zaman bunun çok altında kalmasına karşın, kurumlara yerleştirme geniş bir çevre tarafından anasız babasızlar, aileleri tarafından terk edilen veya kötü muamele gören, riske altındaki veya anne babanın bakamayacak kadar yoksul oldukları çocuklar için tatmin edici bir çözüm olarak görülmüştür. Çocukların hangi durumlarda kurumsal bakıma alınacağı ve bu tür kararların nasıl gözden geçirileceğine ilişkin hususlarda daha fazla netlik gerekmektedir. Geçmişte, anasız-babasız çocuklar kurumlarda bakılan çocukların küçük bir bölümünü oluşturmaktaydı ve kurumlardaki çocukların yüzde 70 kadarı buralara tümüyle veya kısmen yoksulluk nedeniyle yerleştirilmişti. Kendi ana babaları tarafından bakılamayan çocuklara, ellerinde kaynak olduğunda genellikle anne veya baba tarafından yakın akrabalarca bakılmaktadır. Dolayısıyla, SHÇEK de hem ailelere çocuklarına evde bakmaları için destek vererek, hem de bakıcı aile ve evlat edinme uygulamalarını yaygınlaştırarak kurumlardaki çocuk sayısını azaltmaktadır. 2005 yılından bu yana kurumlarda yaşayan hemen hemen 6 bin çocuk – baştaki toplamın yaklaşık yüzde 30’u – tekrar ailelerinin veya akrabalarının yanına yerleştirilmiştir. Ayrıca, kurumsal bakımdan kaçınmak amacıyla 18 bin çocuğun ailesine ekonomik destek sağlanmıştır.

    Türkiye’de yaklaşık 10 bin evlat edinilmiş çocuk bulunmaktadır ve 1000 çocuk da ücretli veya gönüllü bakıcı aile yanındadır. Ne var ki, işlemler yavaş yürümekte, evlatlıkta genellikle bebek yaştakiler tercih edilmekte ve kurumlardaki çocukların çoğunluğu erkek olmasına karşın gerek evlatlıkta gerekse bakıcı ailelerde kız çocuk istenmektedir. Ebeveynin çocuğun tüm sorumluluğunu resmen üstlendiği evlatlık uygulaması görüldüğü kadarıyla toplumda olumlu karşılanmaktadır. Ancak, bu uygulama, kendileri çocuk yapamayan eşler için hemen bir alternatif olarak görülmemektedir. 2002 yılındaki yeni Türk Medeni Kanunu ile güncelleştirilip yeniden belirlenen evlat edinme kuralları, evlatlık alacaklara getirilen yaş sınırını 35’ten 30’a indirmiştir (ayrıca evlat edinenle edinilen arasında en az 18 yaş fark olmalıdır). Yeni düzenlemelerle birlikte en azından beş yıldır evli olanlar birlikte evlatlık alabilmekte, kendi çocukları olanlara da evlatlık alma hakkı tanınmakta, evlatlık alınanla daha sonra evlenme yasaklanmakta, çocukların ve kadınların haklarına iyileştirmeler getirilirken bir yıllık bir deneme süresi öngörülmektedir. SHÇEK, bu yasa uyarınca bir kılavuz hazırlamıştır. Çocukların Korunması ve Uluslararası Evlat Edinme İşlemlerinde İşbirliği Lahey Sözleşmesi Türkiye’de 2004 yılından bu yana yürürlüktedir. Bakıcı ailelik (ücretli veya gönüllü) kurumu göründüğü kadarıyla Türkiye toplumunun tüm kesimleri tarafından tam benimsenmemiştir ve doğal aile ile bakıcı aile arasındaki ilişkiler sorun olabilmektedir.

    Talihsiz çocukların bakımının devletin görevi olduğu yolundaki inanç hayli yaygındır ve bu inancın politikaları belirleyenler ve kamu görevlileri arasında da rastlanmaktadır. Koşullarına uyarlanmış çocuk yetiştirme eğitimi alsalar bile, bakıcı aileler ve doğal ana babalarla birlikte çocukların yanlarına yerleştirildiği akrabaların daha fazla bilgilendirmeye ve desteğe ihtiyaç duydukları söylenebilir. Kurumlardan çıkarma programı ve ilgili ailelerce sağlanan bakım standartları daha yakından izleme ve belgelendirme gerektirmektedir. SHÇEK gerek bu alanda gerekse diğer konularda daha saydam olmalı, kamuoyuyla açık diyaloga girmelidir.

    Diğer kurumlar ve eşgüdüm: SHÇEK’in verdiği kimi hizmetler, gönüllü katkılar ve/veya gönüllülerle; kamu kurum ve kuruluşlarıyla, üniversitelerle ve hükümet dışı kuruluşlarla imzalanan işbirliği protokolleriyle sağlanmaktadır. Böylece, kurumlarda bulunan çocuklar fazladan bakım görebilir, aileleriyle zaman geçirebilir, özel kreşlere veya okullara devam edebilir ya da rehabilitasyon ihtiyacı olan çocuklar ihtiyaç duydukları özel bakımı alabilirler. Ne var ki, gönüllüler ve STK’lar sistemin entegre bir parçası değillerdir. Sayıları ve kapasiteleri sınırlı olduğu gibi daha fazla eğitime ve yardıma ihtiyaç duyabilirler. Daha genel olarak alındığında, çocuk koruma, muhtaç durumdaki çocukların belirlenmesi ve bu çocukların gerekli hizmetler için ilgili hizmet sunuculara etkili biçimde yönlendirilip sonuçların izlenmesini sağlama açısından yargı organlarından eğitim ve sağlık sektörlerine kadar birçok kurum arasında işbirliği ve anlayış gerektirmektedir. Halen AB finansmanlı bir proje çerçevesinde çocuk koruma sistemleri yerel ölçekte modellenmektedir. Burada bir Adalet Bakanlığı’nın öncülük ettiği bir eşgüdüm sistemi, bir de SHÇEK’in öncülük ettiği bir erken uyarı sistemi vardır. Bu arada birçok belediye çocuklara yönelik olanlar dahil çeşitli sosyal hizmetler sunmaktadır. Belediyelerin sosyal hizmetler ve yardımlar alanında genel, kadın ve çocuk merkezleri açmak alanında da özel sorumlulukları vardır.[12] Belediyeler, yerel ihtiyaçları tespit ve yerel kaynakları harekete geçirme bakımından avantajlı bir konumdadırlar; ancak kaynakları yetersiz kalabildiği gibi öncelikleri de siyasal duyarlılıklara göre belirlenebilmektedir. Belediye yönetimleri bağımsız olarak seçilmektedir ve etkinliklerini her durumda merkezi hükümet kuruluşlarıyla koordine etme gibi bir zorunlulukları yoktur. Pratikte ise belediyelerce sunulan hizmetler bir yerden diğerine değişkenlik göstermektedir.

    Stratejik plan: 2010-14 dönemini kapsayan Stratejik Planında SHÇEK sosyal hizmet politikalarının belirlenip uygulanmasında ve kurumlar arası eşgüdümün sağlanmasında kendini merkezi aktör olarak gören bir görüşe sahiptir. Aile birliğinin korunmasına öncelik tanıyan SHÇEK kendine bunlara ihtiyacı olan herkese sosyal hizmet ulaştırma görevini biçmiştir. SHÇEK, bakıma muhtaç kişilerin mümkün olduğu kadar kendi ortamlarında kendi kendilerine bakacak duruma getirilmelerine, koruyucu ve önleyici hizmetlerin arttırılmasına büyük önem vermektedir. SHÇEK bu ara kurumsal bakımda olan kişilerin uluslararası standartlar doğrultusunda başkaları gibi sosyalleşip gelişebilmeleri sağlanmayı da taahhüt etmektedir.SHÇEK aynı zamanda rehberlik ve izleme işlevlerini güçlendirmeyi, uluslararası işbirliğini artırmayı ve sürekli bilgi akışıyla süreçlere toplumu da katmayı planlamaktadır. Kurum, başlıca ilkeleri arasında saydamlığı, tarafsızlığı ve işbirliğine hazır oluşu saymaktadır. Genel Müdürlük tarafından yapılan tahminlere göre kurumdan hizmet alanların sayısı beş yıl içinde üç kat artarak 1,2 milyona ulaşacaktır. Buna karşılık kurumlarda kalan kişi sayısı (gerek çocuklar, gerekse yetişkinler ve yaşlılar) yüzde 20 azalarak 20 bin civarına inecektir. SHÇEK, 2009 ile 2014 yılları arasında bütçesinin iki kat artarak 3 milyar TL’ye (yaklaşık 2 milyar dolar) ulaşmasını öngörmektedir. Buna paralel olarak hizmetlerinden yararlananlar arasında engelliler ön plana çıkacak, dönemin başında engellilere ayrılan bütçe payı yüzde 21 iken bu pay dönem sonunda yüzde 72’ye yükselecektir.

    Önde gelen konular: Çocuk bakım sisteminde, izleme ve değerlendirme dahil olmak üzere kurumsal kapasiteyi ve etkinliği, özellikle insan kaynaklarına yapılan yatırımları artırma gerekliliği konusunda mutabakat vardır. Daha fazla uzmana gerek duyulmaktadır ve bu kişilerin uzmanlık alanlarının da değişen ihtiyaçlara cevap vermesini sağlamak gerekmektedir. Bu da üniversiteler ve eğitim alanındaki yetkililerle işbirliğini gerektirmektedir. Bu alandaki ilerlemenin ölçülmesinde uluslar arası karşılaştırmalara kıyaslama çalışmalarına başvurulabilir. Kapasite geliştirme aynı zamanda, bugünkü ekonomik koşullarda sağlanması garanti olmayan finansal kaynakların bulunması anlamına da gelir – özellikle, ulusal bütçe tahsislerinin güçlü ekonomik büyüme dönemlerinde bile zamanında yapılamadığı dikkate alınırsa. Kimi yetkililer bir yüksek kurul veya “çocuk bakanlığı” kurulmasını önermişlerdir. Böylece, güç durumdaki çocukların haklarının sahiplenildiği ve kollandığı gösterilmiş olacak, ayrıca kaynak kullanımı bakımından da kolaylıklar sağlanacaktı. Buna karşılık, SHÇEK’in engelliler dahil her yaştan insana çok geniş bir alana yayılan verilecek hizmetlerin – uzun süreli kurumsal bakımdan günlük eğitim ve rehabilitasyona, oradan sosyal yardımlara kadar – sorumluluğunu üstlenmiş olması tartışılabilir. Genel Müdürlüğün kimi hizmetleri, örneğin Milli Eğitim Bakanlığı, Sağlık Bakanlığı, Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü ve Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Fonu (SYDTF) gibi başka kurumların hizmetleriyle örtüşmektedir. Çocuk koruma hizmetlerinden kimin sorumlu olduğundan bağımsız olarak, zihinlerdeki değişim ve dönüşümün daha da yol alması gerekmektedir. Bu değişim ve dönüşümle birlikte, ilgili herkes kendini salt koruyucu veya uygulamacı olarak değil, dinlenilme ve yüksek yararları dikkate alınma dahil çocuk haklarının savunucusu ve güç vericisi olarak görecektir. Bir yandan sistemin muhtaç çocuklar adına müdahalede bulunma yanını güçlendirirken, diğer yandan böyle muhtaçlık durumlarının ortaya çıkmasının nasıl önlenebileceğine de en az onun kadar dikkat etmek gerekir. Başka sektörlerde olduğu gibi, engellilerin haklarını tanımak, onları toplumdan uzaklaştırmak yerine tüm engellilerin topluma katılımlarını kolaylaştırıcı önlemler almak, özel olarak önemsenmesi gereken bir zorunluluktur


    Çocuklara yönelik SHÇEK hizmetleri (Mayıs 2009)




    noimage

0 0 0