çocuk işçiliğinin sonuçları - çocuk işçiliğinin biçimleri - çocuk işçiliğinin yaygınlığı - çalışan çocuklar
Çocuk İşçiliği
Çocuk işçiliğinin sonuçları:
Çocuk Haklarına dair Sözleşme’nin 32’nci maddesi, çocuğun “tehlikeli olabilecek ya da eğitimini engelleyebilecek ya da sağlığı veya bedensel, zihinsel, ruhsal, ahlaksal ya da toplumsal gelişimi için zararlı olabilecek herhangi bir işte çalıştırılmasına” karşı korunma hakkını savunmaktadır. Sözleşme ayrıca devletlere bu amaç doğrultusunda çalışma saat ve koşullarının düzenlenmesini ve yaptırım uygulamasını içeren yasal, idari, sosyal ve eğitimsel tedbirler alma çağrısında bulunur. Böylece Sözleşme, çocukların ekonomik faaliyetlere katılımını yasaklamamakta ancak bunu özellikle zorunlu eğitim çağındaki çocuklar için önemli ölçüde kısıtlamaktadır. Buna karşın, dünyada çok sayıda çocuk çalışması için okuldan alınmakta – veya çalıştığı için okuldan atılmakta veya derslerini kaçırmaktadır. Bu durum onların sosyalleşmelerini ve yetişkinlik çağında yeterli gelir elde etme şanslarını olumsuz yönde etkilemektedir. Çocuk işçiliğinin en kötü biçimleri, sağlıksız ortam, tehlikeli maddeler, yetersiz beslenme, fiziksel acı ve yorgunluk ve/veya kaza riski, bağımlılık veya şiddet ve işveren veya başkaları tarafından istismar gibi çeşitli olumsuz öğelerin bir arada bulunduğu koşullara maruz bırakmaktadır. Sokakta çalışan çocuklar, çetelere katılmak gibi ilave risklerle karşı karşıya kalmakta veya kendilerinden beklenen parayı kazanabilmelerinin bir yolu olarak suça yönelebilmektedir.
Çocuk işçiliğinin biçimleri:
Türkiye’de çocukların ekonomik alanda sömürüsü başka kalkınmakta olan ülkelerde olduğu kadar yaygın olmamakla birlikte, çocuk işçiliğinin en kötü biçimleri mevcuttur. Her yıl her yaştan on binlerce erkek ve kız çocuğu çalışmak için aileleriyle birlikte (ve bazen onlar olmadan) pamuk, fındık ve başka çeşitli mahsullerin yetiştirildiği ve barınma, tesis ve hizmetlerin genellikle asgari düzeyde olduğu bölgelere göç etmektedir. Aileleriyle birlikte gelen ve çalışmak için çok küçük olan çocuklar da bu koşullardan olumsuz şekilde etkilenmektedir. Göçebe işçilik genellikle Türkiye’nin güneydoğu bölgesinden gelen aileleri kapsamakta ve ilkbahar başından sonbahar sonlarına kadar sürerek okul takvimiyle çakışabilmektedir. Ülkedeki diğer pek çok çocuk, aile çiftliklerinde veya aile işletmelerinde uzun saatler boyunca çalışmaktadır. Erkek çocuklar ve küçük kız çocukları büyük şehirlerin caddelerinde işportacılık yapmakta, ayakkabı boyamakta veya uzun saatler boyunca cam silmekte, ayrıca mezar sulamakta, evsel atıkları karıştırmakta ve turistlere rehberlik etmektedir. Çocuklar ayrıca tamir atölyelerinde ve fabrikalarda vasıfsız ve sürekli tekrar isteyen işler yapmaktadır. Sokaktan geçenlerin dikkatini çekmek için dilenciler tarafından bebekler ve küçük yaşta çocuklar kullanılmaktadır.
Çalışan çocuklar (Yaş 6-14)
Çocuk işçiliğinin yaygınlığı:
2006 yılı çocuk işçiliği anketi,[27] 6-17 yaş aralığındaki bütün çocukların yüzde 5,9’unun bir tür ekonomik faaliyet içinde istihdam edildiğini göstermiştir. Bu da 900.000’in üzerinde çocuk demektir. Bu çocukların üçte biri 6-14 yaş grubundadır ve geri kalanları ise 15-17 yaş aralığındadır. Çocukların hemen hemen yarısı, aile işletmelerinde ücretsiz işçi olarak çalışmaktadır. Yaklaşık yüzde 40’ı tarımda çalışmaktadır. Kentsel bölgelerde çalışan çocukların yaklaşık dörtte birini, kırsal bölgelerde çalışan çocukların yüzde 40’ını kız çocukları oluşturmaktadır. 6-14 yaş aralığında çalışan çocukların yüzde 39’u ve 15-17 yaş grubunda çalışan çocukların yüzde 83’ü okula devam etmemektedir. Bir önceki anketin gerçekleştirildiği 1999 yılıyla karşılaştırıldığında, çalışan çocuk sayısı özellikle kırsal bölgelerde ve ücretsiz aile işçiliği bazında azalmıştır; bu durum, kentleşmenin ve eğitime daha fazla sayıda ve daha uzun süreyle katılımın bir yansımasıdır. Bununla birlikte, ekonomik faaliyetlerde çalışan kentsel çocuk nüfusunun oranında yalnızca sınırlı bir düşüş gerçekleşmiştir ve kentsel bölgelerde çalışan 6-14 yaş grubu çocukların mutlak sayısında artış olmuştur. Anket, yetişkin işgücü anketleri örnek alınarak hazırlanmıştır ve çocuk işçiliğinin kabul edilebilir biçimleri ile kabul edilemez biçimleri arasında özel bir ayrım gözetmemektedir. Çocuk işçiliğinin en kötü biçimlerinin aynı zamanda zamana en çok direnen biçimlerinin arasında olmaları muhtemel görünmektedir.
Çalışan çocuklar (Yaş 15-17)
Nedenler, durum ve eğilimler:
Çocuk işçiliğinin temelde yatan en önemli nedeni, kuşkusuz, çocuğun ailesinin (ve belki de özellikle annelerin[28]) çocuk işçiliğinin sağladığı gelire ihtiyaç veya istek duymasıdır. Bu nedenle, kuşaklar arası düşük eğitimsel kazanım, çocuk işçiliği ve yoksulluk döngüsünün kırılması için hedefleri iyi belirlenmiş, iyi yönetilen bir sosyal politikanın gerekli olduğu açıktır. Aynı zamanda, ailelerin çocuk işçiliğinden faydalanma eğilimleri, kendi geleneksel biçimlerdeki çocuk işçiliği deneyimleri, çocuk işçiliğinin belirli biçimlerinin tehlikelerinden ne derece haberdar oldukları veya eğitime atfettikleri değer gibi etkenleri yansıtabilir. Ailede hiçbir başarılı eğitim öyküsü yoksa veya çocuk okulda başarılı görünmüyorsa eğitime atfedilen değer azalabilir. Evde veya okulda mutsuz olan çocuklar için çalışmak cazip görünebilir. Göçmen topluluklardan gelen çocuklar büyük şehirlerde çocuk işçiliğine ve sokakta çalışmaya yönelmeleri daha muhtemel olabilir. Özetle, eğilimlerdeki değişikliklerin izlenmesi, ilgili politikalara yön verilmesi ve çocuk işçiliğinin önlenmesi yolunda kaydedilen ilerlemenin değerlendirilebilmesi için daha sık ve daha ayrıntılı araştırmalara ihtiyaç bulunmaktadır. Örneğin, mevcut ekonomik durgunluğun çocuk işçiliğini nasıl etkilediği veya çocuk işçiliğinin bazı biçimlerinde “fırsatların” azalmasının çocukları sokakta çalışmak gibi daha tehlikeli çalışma biçimlere sevk edip etmediği açık değildir.
Gündelik ev işleri:
Çok sayıda çocuk, ekonomik faaliyetlerin yanı sıra yemek yapmak, çamaşır yıkamak, temizlik yapmak, alışveriş yapmak ve küçük kardeşlerinin bakımını üstlenmek gibi ev içi görevlerde sorumluluk üstlenmektedir. 2006 yılına ait ankete göre 6-17 yaş aralığındaki bütün kız çocuklarının yüzde 53’ü ve bütün erkek çocuklarının yüzde 33’ü hane içinde günlük işlerde kullanılmaktadır. Bu rakamlar 1999 yılında kaydedilen rakamlardan yüksektir. Bazı çocuklar, özellikle de ergen kız çocukları, ailenin kalabalık olması veya ebeveynlerden birinin ölmesi, hastalanması, yaralanması veya uzakta olması nedeniyle çok miktarda ev işi yapmaktadır. Çocuk işçiliğinin diğer biçimlerinde olduğu gibi, çoğunlukla kadınlara ait ve görünmez olan ev içi çalışma da çocukların eğitim fırsatlarını etkilemekte, onları çeşitli risklere maruz bırakmaktadır. Ev içi çocuk işçiliği konusu daha fazla ilgi gösterilmeyi beklemektedir: bu alanda daha politika üretilmemiş veya proje yürütülmemiştir.
Yasalar ve uygulamalar:
Türkiye, Çocuk Haklarına dair Sözleşme’nin yanı sıra çocuk işçiliğiyle doğrudan ilintili uluslararası sözleşmelere de taraftır. Söz konusu uluslararası sözleşmeler arasında Uluslararası Çalışma Örgütü’nün (ILO) 138 sayılı (Asgari Ücret Sözleşmesi) ve 182 sayılı (Çocuk İşçiliğinin En Kötü Biçimlerinin Önlenmesi) sözleşmeleri de yer almaktadır. Türkiye, Gençlerin Gece Çalışmasına dair 79 ve 90 sayılı ILO sözleşmelerine taraf olmamıştır. İş Kanunu, Umumi Hıfzıssıhha Kanunu, Polis Vazife ve Salahiyetleri Kanunu ve İlköğretim ve Eğitim Kanunu, çocukların istihdam edilebileceği işler, asgari ücretler, çalışan çocukların hakları/korunması ile ilgili hükümler içermektedir. Bununla birlikte, mevzuatta düzeltilmesi gereken çok sayıda açık ve boşluk mevcuttur.[29] Örneğin, İş Kanunu, belirli istisnalarla birlikte, 15 yaşından küçük çocukların istihdam edilmesini yasaklamakta ama çocukların çalıştıkları başlıca sektörleri kapsamamaktadır. Bu sektörlerden birisi, sosyal güvenliğin zorunlu kılınmadığı ve iş müfettişlerinin yetkilerinin 50’den fazla işçi çalıştıran işletmelerle sınırlı tutulduğu tarım sektörüdür. Üstelik, Kanunda öngörülen cezalar caydırıcı olmak için fazla hafiftir. 16-18 yaş grubundakilerin ağır işlerde istihdam edilmesi mümkün olmasına karşın tarım, ağır işçilik tanımının dışında bırakılmıştır ve 16 yaşından küçükler için halen farklı bir asgari ücret öngörülmektedir. İş mevzuatının çocuklar için uygulanması, sendikaların ve müfettişlerin güçsüz olması, kayıt dışı istihdamın yaygın olması ve küçük işletmelerin sayısının yüksek olması gibi istihdam piyasasının çeşitli özellikleri ile birlikte sosyoekonomik ortam dolayısıyla karmaşıklaşmaktadır. Bu bağlamda Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, müfettişlerine yönelik bir eğitim paketi geliştirmeyi planlamaktadır.
Politika çerçevesi:
Çocuk işçiliğini ve özellikle de sokakta çalışan çocuklar meselesini ele alma çabaları uzun yıllardır devam etmektedir ve bu çabalarda Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı ve Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu (SHÇEK) önderliğinde ulusal devlet kurumları da yer almaktadır. İl düzeyindeki merciler, belediyeler, sivil toplum ve ILO ve UNICEF gibi BM kurumları da bu sürece katılım sağlamaktadır. 2005 yılında (sokakta hem yaşayıp hem de çalışan çocuklar dahil olmak üzere) sokaktaki çocuklarla ilgili bir parlamento araştırması başlatılmış ve Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu’ndan sorumlu Devlet Bakanlığı bir politika yanıtı geliştirmiştir. Bir dizi ilde kent eylem planları tasarlanmıştır. Bugün SHÇEK, sokaktaki çocuklara hizmet veren 44 adet çocuk ve gençlik merkezine sahiptir. 2008 yılında, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nın Çalışan Çocuklar Bölümü tarafından yönlendirilen katılımcı bir süreç sonunda çocuk işçiliğinin en kötü biçimlerinin 2015 yılına dek ortadan kaldırılmasına yönelik bir ulusal çok sektörlü strateji hazırlanmıştır.[30] Bu belge, mevzuat çerçevesine ilişkin ve çocuk işçiliğinin önlenmesi ve/veya ilgili çocuklara hizmet sağlanması ve bu çocukların koşullarının iyileştirilmesi için 1992 yılından bu yana yürütülmüş olan projeler hakkında bilgi içermektedir. Hedeflenen çocuk işçiliği biçimleri şunlardır: sokakta çalışan çocuklar, küçük ve orta ölçekli işletmelerde ağır ve tehlikeli işlerde çalışan çocuklar ve tarımda ücretli, aile dışı, göçebe ve geçici işlerde çalışan çocuklar. Şu başlıklar altında çok sayıda faaliyetin gerçekleştirilmesi öngörülmektedir: mevcut kurumsal yapıların güçlendirilmesi, farkındalık yaratma, toplumsal seferberlik, eğitimle ilgili tedbirler, yoksulluğun ortadan kaldırılmasına yönelik tedbirler, sosyal koruma ve sosyal güvenlik ağının genişletilmesi, yasal düzenlemeler ve mevzuatın uygulanması ve izleme ve değerlendirme. Stratejinin başarıyla uygulanabilmesi, siyasi irade, doğru bilgi, yerel düzeyde yeterli kapasite ve işbirliğinin boyutu ve etkinliği gibi pek çok etmene bağlı olacaktır. Çocuk işçiliğinin en kötü biçimlerinin ortadan kaldırılmasının aile bütçesi, sosyal yapılar, işverenlerin, aracıların ve ilgili diğer kesimlerin durumları ve üretim, fiyatlar, istihdam ve ihracat gibi ekonomik çıktılar üzerindeki etkilerinin dikkate alınması da büyük önem arz edecektir.
[HR][/HR] [27] Türkiye İstatistik Kurumu (Türkstat): Child Labour Force Survey 2006 [28] Uluslararası Göç Entegrasyon Projesi (IGEP) Ocak 2009 bülteninde Dr. Ayşe Gündüz Hoşgör ile yapılan görüşme. [29] UNICEF Türkiye: BM Çocuk Haklarına dair Sözleşme ile Türkiye’deki yasaların analizi [30] Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı: Çocuk İşçiliğinin Önlenmesine Yönelik Zamana Bağlı Politika ve Program Çerçevesi