Acıklı bir şarkının nakaratı kadar bile değilim artık
Hüznüm bana aşina, ben yüzüne aşina
Ama ne bileyim işte şairin dediği gibi
Bir türlü alışamadım yok oluşuna!…
Hani melekler sormuştu RABBİMİZE;
''Senin en sevdiğin kulun O iken, Neden O`nu bu kadar ızdırapla imtihan ediyorsun'' ?
- Hem yetim, hem öksüz, hem kimsesiz... Ne buyurmuştu RABBİMİZ !
-''Kimseye güvenmesin, Hep benden istesin, bana sığınsın diye..''
Eğer olsaydın şimdi, böylesi belirsiz adımlar yuvarlamazdım caddenin söğüt gölgeli yüzüne. Böyle cansız bırakmazdım adımlarımı. Düşer gibiyim kalabalıkların kucağına ve hangi aşkta açsam gözümü, daha ilk haftasında bırakılıyorum bir cami avlusuna. Sen şimdi olsaydın, şair olurdum ben, şiir olurdum. Dudağımda kafiyeli sarılmalarla uyandırırdım seni sabahları. Önümüzden dumanı yüzümüzde asılı kalan otomobiller geçmezdi. Rüzgarı sırtında uyutan atları izlerdik seninle.
Bak yine lafı uzattığım yerdesin. Bakma yani, sen olsan yeterdi de artardı bana....
Herkes ilk kendi yaşıyor sanmasa
sevdalar da tükenirdi masalları da…
"Sonsuza kadar sürdüğü bilinsin" diye midir nedir
Bittiği anlar ve ihanetler yazılmıyor kitaplara.
Zümrüt-ü Anka kuşu da yalan aslında
Kendini külünden yarattığı da…
Ferhat’ın Şirin Aslı’nın Kerem için öldüğünü
Kim gördü Allah aşkına?
"Sonsuza kadar sürsün" diyorsan "Bu sevda"
O zaman sevgili
O zaman vuslat yaşanmaya
Sana yazacak bir sen bırak bana
Öfkelerin orada kalsın
Kaçamaklar hanesinde değil ismin
Anlasana
Ömrümün tam ortasına
Kocaman harflerle yazmışım:
Seni Seviyorum
Seni Seviyorum
"Herkese söylediğini bana söyleme" diyorsun
Ama ne varsa sevdaya dair
Bizden önce söylenmiş biliyorsun…
Bize düşen aşkı yalansız yaşamak…
Hadi uzatma da uzat ellerini
Seni Seviyorum
Seni Seviyorum
Seni Seviyorum