Karın bölgesinin sağ alt bölümünde bulunan kalın bağırsağın ilk parçasının (buna tıpta çekum denir), iç kenarında 5-8 cm uzunluğunda, 0.5 cm çapında solucan gibi kıvrıntılı bir oluşum vardır, buna "apendiks" (apandix) denir.
Bu oluşum iltihaplandığında; ödem toplar yani şişer. Apendiksin bu durumuna "apandisit" (Lat. Appendix vermiformis) denir. Bu durum, hastada şiddetli karın ağrısına neden olur. Durum acildir ve olabildiğince kısa süre içinde ameliyat edilerek bu iltihaplı yapının vücuttan atılması gerekir. Yoksa, delinebilir ve iltihap karın zarı içindeki diğer organlara yayılır. Bu ise ölüm riski olan çok ciddi bir durumdur.[1][2]
Körbağırsağın iltihaplanması sonucu ortaya çıkan bir hastalıktır. Müzmin apandisitte; katiyetle ilaç verilmez. Ameliyat gerekir. Had apandisit; karnın ortasından başlayıp, sağ alt kısma yerleşen bir ağrı ile kendini gösterir. Hazımsızlık ve gazdan şikayet edilir. Kusma görülebilir bazen de mide bulantısı olur.[3]
Çok sık rastlanan ve özellikle yetersiz tedavi sonucu yol açacağı tehlikeli komplikasyonlardan ötürü korkulan bir hastalıktır. Günümüzdeki antibiyotik olanaklarına karşın bu ikincil hastalıkların en ağın peritonit yani karın zarı iltihabıdır.
Apandis içinden besinlerin geçmediği küçük bir bağırsak çıkıntısıdır. Hareketli ve esnek bir boru biçiminde olan bu çıkıntı kalınbağırsağın başlangıç bölümü olan körbağırsağa, incebağırsakla birleşme yerinin hemen gerisinde bağlanır. Genellikle eğik biçimde gövde eksenine doğru uzanır. Bu normal konumunun dışında leğen içine, karaciğer altına ya da sol böğüre doğru da yerleşebilir. Alışılmış yerinin dışında bulunan apandisin iltihaplanması, belirtileri değerlendirmede ve hastalığın tanısını koymada güçlükler yaratır.
Apandisin anatomik yapısında üç katman göze çarpar. Dış yüzeyi seröz (sıvı içeren) bir zar örter. Bunun altında kas katmanı ve en içte de lenf dokusunca zengin, girintili çıkıntılı bir mukoza yer alır. Lenf dokusunun bolluğundan ötürü apandise "bağırsak bademciği" de denir.[4]
Apandisin vücuttaki fonksiyonu henüz bilinmemektedir. Sadece lenf dokusu bakımdan zengin bir yapıdır. Yine de apandisin iltihaplanması sonucu yırtılıp karın bölgesinde yayılmasıyla, ciddi problemler ortaya çıkar. Tedavi edilmediğinde tehlikeli bir hastalık olan apandisit, karın zarının iltihaplanmasına yol açabilir.[5]
Had apandisit iltihabı (Akut apandisit) en sık rastlanan acil vakalardan biridir. Apandisit bebeklerde görülmez. Çocuk büyüdükçe görülmeye başlar. 10-17 yaş arası en sıktır. Daha sonra azalır. Ergenlik çağından evvel erkek ve kız çocuklarda aynı sıklıkta görüldüğü halde, bundan sonra 25 yaşına kadar erkeklerde kadınlara göre daha sık görülür. (erkek/kadın oranı 3/2). 25 yaşından sonra erkeklerdeki sık görülme azalır ve giderek sıklık oranı etşitlenmeye başlar.[6]
Nedenleri
Apandisin iç boşluğu çok dardır. Bağırsak florasında bulunan bütün mikroorganizmalar burada da yaşar. Apandis genellikle bu mikroplara karşı yeterince dirençlidir. Ama bazen çoğalan mikroplar hastalık yapıcı özellik kazanır. Böylece apandisin iltihaplanma süreci başlar.
Mikropların hastalık yapıcı özellik kazanmalarını sağlayan en önemli olay, apandis iç boşluğunun tıkanarak körbağırsakla bağlantısının zayıflamasıdır. Mikropların burada durağan biçimde kalmasıyla apandis duyan iltihaplanır. Tıkanmanın birçok nedeni vardır. Bunlar arasında yoğun mukus tıkaçları, bağırsak solucanları, apandisin çok uzun olması, duvarlarında hareketi zorlaştıran köşelerin bulunması ya da kiraz gibi meyvelerin takılı kalan çekirdekleri sayılabilir.[4]
Görülme Sıklığı
Antibiyotik çağından önce karın bölgesindeki ameliyatların en yaygın olanlarından biri apandisitti. Bugün apandisit halleri çok da-(Terbiyeden-Yoksunum)-ha az görülmektedir. Apandisite genellikle 20, 30 ve 40 yaşlarında-(Terbiyeden-Yoksunum)-ki kişilerde rastlanılır. Çocuklarda ve gençlerde de apandisit görülebilir. Üç yaşından daha ufak çocuklarda ise bu hastalığa pek nadi-(Terbiyeden-Yoksunum)-ren rastlanılmaktadır.[7]
Antibiyotiklerin yaygın biçimde kullanıma girmesiyle apandisit olgularının sayısı azalmıştır. Gene de bütün cerrahi girişimlerin %2'si apandisit nedeniyle yapılmaktadır. Bebeklik çağında ender görülen apandisit, çocukluk ve özellikle ergenlik çağında çok sık ortaya çıkar. Daha sonra görülme sıklığı azalmakla birlikte her yaşta gelişebilir ve her iki cinste de eşit oranda görülür. Bazı hastalarda akut apandisit kendiliğinden geriler. Ama olguların yarısında bu krizler yineler ve kesin tedaviyi gerektirir.
Hastalığın akutla kronik arası ve kronik biçimlerinden de söz edilir. Akutla kronik arası olgular çok ender değildir. Buna karşılık kronik apandisite düşünüldüğünden çok daha az rastlanır; hatta kronik apandisit tamsının birçok olguda sağlam bir temeli yoktur.[4]
Belirtileri
Başlangıçta ağrı göbek etrafında, karnın üst tarafında veya bütün karında yaygın olabilir. Bu appendisin cidarlarının gerilmesinden doğan bir ağrıdır. Ağrı orta şiddette ve devamlıdır. Akut apandisit başladıktan 6-8 saat veya daha fazla bir zaman geçtikten sonra ağrı karnın sağ alt tarafına yerleşir. Bu ağrı apandisitin ilk belirtilerindendir. Apandisitin ikinci erken belirtisi iştahsızlıktır. Hastalara sorulunca belirtilerin başlamasından önceki öğünde hatta daha önceki öğünlerde de iştahlarının olmadığını, yemek yiyemediklerini anlatırlar. Eğer hasta, iştahının iyi olduğunu ve bol yemek yediğini söylerse, apandisit olma ihtimali azalır. Apandisitin üçüncü erken belirtisi bazı hastaların devamlı dışkılama ihtiyacı duyması, fakat bunu yapsa bile rahatlayamamasıdır. Bazı hastalar bunu kabızlık olarak niteler ve rahatsızlıklarının kabızlıktan ileri geldiğini zannederler. Böyle bir durum ortaya çıkınca, dışkı barsak taşı, barsak kurtları, meyve çekirdekleri, yutulmuş yabancı cisimler ve diş v.s. parçaları apandis kanalını tıkamaları, bu kanal içinde salgı, dışkı ve mukus birikmesine ve mikropların daha kolay yerleşip üremesine zemin teşkil ederler. Burada kolayca üreyen mikroplar ise apandis duvarına yerleşecek zamanı kollarlar.
Bu ilk belirtilerin ardından bulantı ve kusmalar başlar. Akut apandisitte belirtilerin meydana çıkış sırası da önemlidir. Önce iştahsızlık ve yalancı kabızlık, sonra ağrı ve nihayet bulantı-kusmalar olur. Kusmalar ağrıdan önce başlarsa, apandisit teşhisi şüpheye düşer. İshal olması da teşhisi şüpheye düşürür. Yüksek fakat düzensiz bir ateş vardır.
Had apandisit iltihabı tehlikeli bir hastalıktır. Eğer delinme olursa iltihabi hadise karın zarına (periton) intikal eder ve karın zarı iltihabı (peritonite)na yol açarak ölüme bile sebep olabilir. Apandisitin tedavisi cerrahi müdahale iledir. Bazı gecikmiş ve içeride iltihabi doku meydana gelmiş vakalarda ise tıbbi tedavi uygulanır. Genellikle ilk ağrıların başlamasından 24-36 saat içinde hastaların ameliyat edilmesi gerektiği kabul edilmektedir.[6]
Nasıl Oluşur?
Prof. Taşçı ve Opr. Hamzaoğlu, apandisitin oluşması konusunda şunları söylüyorlar: "Apandisit, %90 oranda, apendiks lümeninin (yani apendiksin iç kısmının) dışkı ile tıkanmasından kaynaklanıyor. Sık görülen nedenlerden biri de tenf dokularının şişmesidir. Çeşitli nedenlerle apendiksin içi tıkandığı zaman, apen-(Terbiyeden-Yoksunum)-diks lümeninde sıvı birikir, mikroplar çoğalmaya başlar ve iç basınç artar. Basıncın artması ile apendiks şişmeye başlar ve giderek apendiks dokusunun kanlanması ve beslenmesi bozulur. Daha sonra nekroz (çürüme) ve patlama oluşur."
Türkiye Hastanesi uzmanları, iltihaplanmayı durdurmanın mümkün olmadığını belirterek "Apandisit önlenemez; önlemek için herhangi bir metod veya ilaç bulunmuyor" diyorlar.[8]
Apandisit, Ölüme Neden Olabilir
Günümüzde apandisit ameliyatları en basit ope-(Terbiyeden-Yoksunum)-rasyonlardan biri sayılıyor. Ancak tedavisi bu derece kolay olmasına rağmen, ihmal edilmesi halinde. apandisit, tehlikeli bir hastalık oluveriyor. Zamanında ameliyat edilmediği zaman İltihaplı apendiksin patlaması ölüme yol açabiliyor.
Genç erişkinlerde %15-25, çocuklarda %50-85, yaşlılarda %60-90 arasında patlama ihtimali bulunuyor.
Prof. Taşçı ile Opr. Hamzaoğlu, özellikle yaşlılar ve çocuklar açsından apandisitin büyük risk oluşturduğuna dikkat çekiyorlar ve "Yaşlı ve çocuklarda bulgular az olduğundan teşhis konulduğunda patlama olayı gerçekleşmiştir. Bu nedenle ölüm riski çok fazladır. Genç erişkinlerde apandisitte ölüm oranı %0.1 in altındayken yaşlılarda bu oran %50 civarındadır" diyorlar.[8]
Apandisit Tanısı
Apandisitin tanısını koymak zor olabilir. Çünkü hastalığın belirtileri bir çok hastalıkta da vardır. Özellikle apandisitin yerinin değişken olması tanıyı iyice güçleştirir. Doktor muayenesinde hastanın hareket etmekten çekinmesi, hareket sırasında ağrının artması apandisit şüphesini arttırır. Yapılan ultrasonografi ve bilgisayarlı tomografi ile apandisin yapısı hakkında bilgi elde edilir. Ayırıcı tanı için, diğer çevre organların da incelenmesi gereklidir. Ayrıca karnın sağ alt tarafına bastırılınca ağrının artması önemli bir bulgudur.[5]
Apandisit çocukluk çağında sık görülmekle beraber, hastaların yarısında tanı oldukça zor olabilir. Özellikle 3 yaşından küçük olanlarda, zihinsel özürlülerde, başka bir hastalık nedeniyle hastaneye yatırılanlarda, jinekolojik nedenli karın ağrıları olabilen genç kızlarda tanı güçleşir. Unutulmamalıdır ki, patlamış apandisitli olguların üçte bir ile yarısı gibi bir bölümü daha önce bir doktor tarafından görülmüş çocuklardır.
Genç kızlarda menstruasyon ortası ağrısı, gebelik, yumurtanın kendi çevresinde dönmesi, yumurta kisti; çocukluk çağında bağırsak enfeksiyonları, pankreatit, kabızlık, böbrek taşları, idrar yolları enfeksiyonları, parazitler; daha küçük çocuklarda enfeksiyonlar, zatürre, bağırsak düğümlenmesi (düğümlenme: ince bağırsağın kalın bağırsağın içerisine geçmesi) gibi rahatsızlıklar apandisitle karışabilecek karın ağrıları oluşturabilirler.
Göbek çevresinde başlayıp, sağ alt karına yerleşen gerilemeyen ağrı, kusma (özellikle sarı yeşil renkli, safralı), ateş, gaz ve dışkı yapamama, karında şişlik olması durumlarında, doktorun muayenesini yanıltmamak amacıyla herhangi bir ağrı kesici verilmeden çocuk cerrahı ile görüşmek gerekmektedir.[9]
Gidişatı
Hastalık gidişine bırakılırsa, yani tanısı konmaz ya da hasta ameliyata izin vermezse nasıl bir gelişme gösterir? Bazı iyi huylu olgularda ağrı, kusma ve ateş birkaç gün içinde kendiliğinden azalır ve hasta o an için kendini "iyileşmiş" hisseder. Ama "o an", geçicidir, çünkü kolayca atlatılan bu ilk krizi kaçınılmaz olarak ikincisi izler. İkinci krizin ortaya çıkış zamanı değişkendir ve arada geçen süre hastalığın kronikleşmesine yol açacak ölçüde uzayabilir.
Bu iyi huylu olguların dışında bazen de 3. ve 4. günlerde periton tepkisi gelişir. Bunun sonucu olarak böğür çukurunda elle hissedilen, sınırları belirsiz, oval bir kütle belirir (plastron). Yatakta dinlenme, karna buz koyma ve antibiyotik tedavisiyle plastron birkaç haftada geriler.
Bir başka olasılık da apandisitin yaygın peritonit gibi ağır hastalık durumuna doğru gelişmesidir. Yaygın karın zarı iltihabında belirtiler çok şiddetlidir; ağrı bütün karında duyulur, kusma sıklaşır, hıçkırma belirir ve ateş 400 C'ye kadar çıkar. Hasta endişeli, sıkıntılı, solgun, yüz hatları gerilmiş görünür; dudaklar ve özellikle dil kurumuştur. Acil girişimde bulunulmazsa hasta ölür.[4]
Dikkat Edilmesi Gereken Durumlar
Karın ağrısı olduğu zaman kesinlikle kendi başınıza ağrı kesici almayın, mutlaka bir doktora başvurun.
Bazen apandisitte doktorlarda yanılabilir ve yanlışlıkla mide tedavisine başlanır. Eğer ağrınız geçmiyorsa tekrar doktora gitmelisiniz.
Normal bir apandisit ameliyatı eğer erken teşhis konulursa yaklaşık 15-30 dakika sürmekte ve hasta 1 gün hastanede yatıp çıkmaktadır.
Eğer apandisit patlamış ise, ameliyatla apandisit alınır, batın yıkanır ve karın içine 1 adet dren (hortum) konulur ve hasta yaklaşık 2-3 gün hastanede kalır.
Erken teşhis ve doğru tedavi hayat kurtarıcıdır.
Günümüzde %100 apandisit tanısını koyduracak tetkik, laboratuar ve görüntüleme yöntemi yoktur. Bu nedenle hastanın şikayetleri, muayene bulguları ve kan tetkikleri bir arada değerlendirilip teşhis konulur. Şüpheli vakalar ağrı kesici verilmeden takip edilir.[9]
Apandisit Tipleri
Belirtilerin şiddeti ve hastalığın ağırlığı yalnız apandis iltihabının niteliğine bağlıdır. Akut apandisitin başlıca üç tipi vardır: Mukuslu, irinli ve kangrenli. Cerrahi uygulamada en sık mukuslu apandisite rastlanır. Mukus salgısının arttığı bu tipte apandis iyice iltihaplanmış, gergin ve büyümüştür. Üzerindeki periton ise alışılmış parlaklığını yitirerek hafif matlaşmıştır. Mukuslu apandisit hastalığın en hafif tipi olmasına karşın, zamanında müdahale edilmezse irinli apandisite dönüşebilir. İrinli apandisitte, apandis iç boşluğunda ve duvarında biriken irin birçok apse odağı oluşturur. Bu apselerin ülserleşerek apandis dışına açılmasıyla kaçınılmaz olarak periton iltihabı gelişir. Akut apandisitin irinli tipinde körbağırsak ve incebağırsak bağlantı bölgesi gibi apandis yakınındaki bağırsak bölümleri de iltihaplanır. Son olarak, apandis damarlarının pıhtıyla (tromboz) tıkanması sonucunda kangrenli apandisit gelişir.
Başka bir deyişle, apandise gelen kanın ve dolayısıyla oksijenin azalması, doku ölümüne (nekroz) ve apandisin bağırsaktan kopmasına yol açar. Kopan apandisin ve körbağırsağın içindekiler kayın zarı boşluğuna yayılınca çok ağır bir peritonit oluşur.[10]
Apandisit Tedavisi
Apandisit, tedavisi kolay bir hastalıktır. İlaçla yapılan tedavi, antibiyotiklerin kullanılması, hastalığın iyileşmesini sağlamaz. Apandis, antibiyotiğin zor ulaşabileceği bir yerdedir. Kesin tedavi için ameliyat şarttır. Kolay bir ameliyattır. Bu ameliyat sırasında apandisit alınır. Yaklaşık 30-40 dakika sürer ve 1 gün hastanede yatma süresi vardır.
Apandisit, tehlikeli bir hastalık olduğundan ve ölüme yol açtığından, hasta hemen ameliyat edilmelidir. Hastalığın belirtilerinin ağırlaşmasını beklemeden yapılan bu uygulama, tanının yanlış konmasına neden olabilir. Ameliyat sırasında apandis sağlam dahi olsa, çıkarılmasında fayda vardır.
Hastalığın şiddetlendiği ve karın zarı iltihabına neden olduğu durumlarda ise öncelikle hastanın genel sağlık durumu kontrol altına alınmalıdır. Fakat çocuklarda böyle bir durum söz konusu ise ameliyat edilmesi gerekir.
Bazen apandis bir zarla çevrilir ve iltihap karın içine yayılmaz. Bu durumda hemen ameliyat yapılmaz. Hastanede gözetim altında tutulan hastaya antibiyotik tedavisi uygulanır. Durum düzeltilemezse hasta, ameliyata alınır. Apandisiti olan kişilerin kendi başlarına ağrı kesici kullanmamaları gerekir. Tedavi sonucunda ağrıları geçmeyen kişilerin doktora tekrar başvurmaları gerekir. Çünkü başka hastalıklar da varolabilir.[5]
Tedavi Sonrası
Kesin tedavi şekli enfekte olmuş appendiksi çıkarmak, oluşan abseyi temizlemektir. Tıptaki ismi appendektomi olan bu ameliyatın günümüzde açık ve laparoskopi olmak üzere iki yöntemi mevcuttur. Açık apandisitte, sağ alt karından yapılacak bir kesiyle hastalıklı doku çıkarılır ve bölge iyice temizlenir. Laparoskopik yöntemde, göbekten yerleştirilen kamera ile sağ ve soldan yerleştirilen iki alet yardımıyla apendektomi yapılır. Ameliyat sonrası dönem, ameliyatın hangi dönemde yapıldığıyla yakından ilgilidir. Erken evrelerde yapılan apendektomilerde sıklıkla bir iki gün içerisinde hasta taburcu edilebilmekteyken, geç patlamış evrelerde bu dönem bir haftayı bulabilmektedir. Yine de her çocuk farklı tepkiler verebilmektedir.
Ameliyattan sonra ölüm oranı son zamanlarda, antibiyotiklerin etkinliğinin artması ve tanı yöntemlerinin güçlenmesiyle % 0.5 seviyelerine inmiştir. Appendektomi sonrası cilt enfeksiyonları % 3 gibi bir oranda görülmekte ve kolaylıkla tedavi edilebilmektedir. Özellikle patlamış apandisit sonrası görülebilen karın içi abseler de kolaylıkla tomografi veya ultrason altında boşaltılarak tedavi edilebilmektedir. Apendektomi sonrası görülebilen ince bağırsak yapışıklıkları da % 1-3 arasında görülebilmektedir.[9]