-: Bize biraz kısırlığın nedenlerinden bahseder misiniz?
Mustafa Bahçeci: Bir çiftin bir yıl boyunca korunmamasına karşın çocuk sahibi olamaması durumuna kısırlık adı veriyoruz. Bu durumlarda problem çok değişik nedenlere bağlı olarak ortaya çıkabilir. Genellikle % 40’ı erkeklere bağlı nedenlerle, % 40’ı bayanlara bağlı nedenlerle, % 15-20’si sebebi açıklanamayan bir takım nedenlerle ortaya çıkmaktadır. Eskiden çiftlerin karşısına kısırlık problemi çıktığı zaman bu sanki kadının problemiymiş gibi görünürdü. Ama daha sonra gelişmeye paralel olarak kısırlığın sadece kadına has bir problem olmadığı, erkeklerin de problemi olabileceğini ülkemiz insanları da artık yavaş yavaş kabul etmeye başladılar. Kadına ait nedenlerin başında kadının kanallarının tıkalı olması gelir ki bu geçirilmiş bir enfeksiyon rahatsızlığından olabilir. Bunun ötesinde kadının yumurtalıklarının çalışmaması, az veya çok çalışması da problem olabilir. Endometriozis dediğimiz, rahmin içini döşeyen kılıfın rahmin dışında bir yerlere sıçraması ve buna bağlı olarak da kan içerisinde oluşan yapışıklıklar bir kısım neden olarak karşımıza çıkabilir. Bir takım bağışıksal sistemi ile ilgili problemler yani alerjik kısırlık diyebileceğimiz bir kısırlık türü olarakta karşımıza çıkabilir. Erkeklerde ise sperm üretiminin yeterli düzeyde olmamasından dolayı karşımıza çıkabilir. Bir de erkeklerde İnpotas dediğimiz cinsel problemlerin olması, yani erkeklerde sperm kanallarının tıkalı olması gibi bir takım faktörlere bağlı olarak kısırlık karşımıza çıkmaktadır.
-: Kısırlıklığı nasıl tedavi ediyorsunuz?
Mustafa Bahçeci: İlk olarak tedavi, nedene yönelik olmalıdır. Kısırlığın tedavisi'ni ayıracak olursak, bunlardan bir tanesi medical tedavidir. Örneğin; bir kadının yumurtlama problemi varsa, bir takım yumurtlama ilaçları verilerek bu yumurtlama probleminin çözülmesi gerekir. Bildiğimiz gibi kadınların düzenli olarak adet görmeleri gerekiyor. Ama bu kadınların düzenli adet görmediklerini görüyoruz ve bunları araştırdığımız zaman gerçek anlamda yumurtlama olduğunu fakat bu yumurtanın düzenli olarak atılamadığını görüyoruz. İşte bu düzeni sağlayabilmek için “Ovilasyon Diksiyonu” dediğimiz yumutlama tedavisi uyguluyoruz. Eğer yumurtalıklarda kistler varsa ki biz bunlara “çikolata kistleri” diyoruz. Bu kistlerin cerrahi olarak çıkartılması gerekir, bazı hastalarda ise bu kistler çıkartıldıktan sonra bir süre medical tedaviye devam edilmesi gerekir. Veya hastalık kanallarda bir problem yarattıysa bunların cerrahi olarak düzeltilmesi gerekir. Yani cerrahi yaklaşım söz konusu olabilir. Bir de bütün bu cerrahi ve medical tedaviler uygulandıktan sonra başarılı olunamayan hasta grubumuz var. Bu gruba da yine hastanın durumuna göre aşılamadan başlayarak tüp bebeğe giden bir yol çiziyoruz. Bu yol içerisinde örneğin; hastanın kanalları tamamen kapalı, artık cerrahi olarak yapabileceğimiz bir şey yoksa o hastaya tüp bebek öneriyoruz. Erkeğin sperm hücrelerinin az olduğu ve tedavi edilemeyeceği durumlarda ise mikro-enjeksiyon dediğimiz yöntemi öneriyoruz yani hastanın durumuna göre farklı farklı yöntemler uygulamamız gerekiyor.
-: Peki tedavi için kullanılan ilaçların yan etkileri var mı?
Mustafa Bahçeci: Evet, bu tedavide kullandığımız ilaçların yan etkisi olabileceği söylenen grup yumurtlama tedavisinde kullandığımız ilaçlar. Mesela; aynı zamanda tüp bebek hastalarının da yumurtalarını geliştirmek için kullanılan ilaçlar. Bu konu tartışılan bir konu. Öncelikle meme kanseri yönünden bir değerlendirme yapmak gerekiyor ve genellikle literatürdeki çalışmalar meme kanseri yönünden etkilerinin olmadığını ortaya koymuş. Diğer üzerinde durulan konu ise yumurtalık kanseri. Bu, yapılmış herhangi bir çalışmaya dayanmıyor sadece ve sadece bu ilacı kullananlar arasında bu hastalığa yakalanma riskinin daha yüksek olduğu gözlemine dayanıyor. Fakat bu ilaçlar 1960’ların başlarından beri kullanılıyor ve bu dönem içerisinde yumurtalık kanserinde belirgin bir artış söz konusu olmamış. Yine saptanmış olan bir doğru var, eğer bu hastalar bu tedaviden sonra gebe kalıp doğum yaparlarsa belirli bir oranda yumurtalık kanseri hastalığı riski azalıyor. Yani kanseri özel olarak arttırdığı söylenemez. Bir takım gözlemler var ancak bu gözlemler bilimsel olarak kanıtlanmış gözlemler değil.
-: Tüp bebek uygulaması nasıl gerçekleşiyor?
Mustafa Bahçeci: Tüp bebek uygulamasında öncelikle bir ön hazırlık dönemi var. Ailenin iyi bir şekilde değerlendirilmesi ve herhangi bir organik ve inorganik problemlerinin olmaması gerekiyor. Bu değerlendirmeden sonra kadına bir yumurtlama tedavisi veriliyor. Buradaki amaç çok sayıda yumurta elde etmeye çalışmak. Bu yumurtlama tedavisi sonucunda belli bir olgunluğa ulaşan yumurtalar ultrason eşliğinde toplanıyor. Yumurtalar toplandıktan sonra labrotuvarda eğer tüp bebek uygulanacaksa yumurtaların üzerine erkekten alınan spermler yerleştiriliyor, yok eğer mikroenjeksiyon uygulanacaksa her bir yumurtanın içerisine bir takım aletler yardımıyla spermler enjekte ediliyor. Daha sonra döllenmesine bakılıyor 16 ile 18 saat sonra döllenip döllenmediği tespit ediliyor. Döllenmiş yumurtalar alınıyor ve alındıktan 3 gün sonra anne adayının rahmine yerleştiriliyor. Yaşa göre değişmekle birlikte rahme yerleştirilen döllenmiş yumurta sayısı ortalama 3 tanedir. Bu işlemden yaklaşık olarak 12 gün sonra bir gebelik testi yapılıyor ve gebe kalıp kalmadığı hastaya bildiriliyor. Buradaki gebelik oranlarına yine yaşa bağlı olarak bakmak gerekiyor. Mesela; bizim kliniğimizde gebelik oranımız yaklaşık olarak % 50-51 dir. Ama bunu her hastaya söyleyemeyiz çünkü yaşı genç olan hastalarımızda bu oran daha yüksek iken yaşı ilerlemiş hastalarımızda bu oran daha düşüktür. Örneğin;yaşı 25-27 olan hastalarımızda bu oran % 60 ları geçerken 40 yaş grubunda olan hastalarımızda bu oran % 25 tir.
-: Eşlerin hastalıklı olması çoçuğun rahimde gelişmesinde rol oynar mı?
Mustafa Bahçeci: Aileye bağlı olarak geçici olan rahatsızlıklar varsa bunlar çoçuklarda da geçicidir. Eğer annenin veya babanın kronik bir rahatsızlığı varsa özellikle annenin kronik bir hastalığı varsa bunların bilinmesi ve gebelik takiplerinin ona göre yapılması gerekir. Çünkü gebelik anne açısından bir yük teşkil etmektedir ve eğer bu bilgiler bilinmezse gebeliğin herhangi bir döneminde böyle bir rahatsızlıkla karşı karşıya gelinebilir. Anne açısından da pek istenmeyen durumlar söz konusu olabilir. Tabi bir de genetik rahatsızlığı olan hastalar var bunlara da yine tüp bebek yöntemi uygulanmakta. Artık anne ve baba da kalıtsal hastalıklar varsa bunların çocuklara geçmemesi için bütün dünyada bir takım çalışmalar yapılıyor, biz de bu çalışmaları uyguluyoruz. Bu çalışmalarda daha rahim içerisine embriyolar yerleştirilmeden embriyolardan birer hücre alarak bu hücreler içerisinden o hastalıkla ilgili problem olup olmadığını saptıyoruz. Sağlıklı olanını anne rahmine yerleştiriyoruz. Böylece anne ve babanın taşıdığı genetik olan ve çocuğa geçen bu hastalıkların çocuğa geçmesine engel oluyoruz. Bu tip yöntemlerle ilk defa Talesemia’da uyguladık. Böylece daha önce Talesemili bir bebeğe gebe kaldığı için gebeliği sonlandırılan bir anneye talesemi olmayan bebek doğurma şansı sağladık. Daha önce talesemili çocuğu olan bir anneye bu yöntemle, şu anda talesemisi olan ve kardeşinin dokularını taşıyan bebeğe gebe kalmasını sağladık. Bunun sebebi de şu, talesemili hastalarının çok yoğun bir şekilde tedavi görmeleri gerekiyor. Bu tedavi çok masraflı ve bir takım riskleri var. Biz bebek doğduktan sonra bir merkezde bu bebeğin kordon kanındaki kök hücrelerinin kardeşine verilerek hastalığının tedavisi için çalışacağız. Bu tip uygulamalarda, yani bilinen bir takım genetik hastalıkları tüp bebekten önce de ekarta etme şansına sahibiz…
-:Türkiye’de sperm bankasının olmamasını neye bağlıyorsunuz?
Mustafa Bahçeci: Bir takım şeylerin ortaya konabilmesi için öncelikle yasal bir takım düzenlemelerin olması gerekiyor. Henüz bu konuda düzenlenmiş yasal bir durum yok, ama bu konuda bize bir takım istekler, başvurular geliyor. Fakat yasal olmadığı için yardımcı olamıyoruz. Bu insanların çoğu yurt dışındaki bir takım merkezlere gidiyor. Türkiyede bir takım şeyleri bir anda değiştirmek çok zor. Sperm bankası kurduk, sperm ile gebelik elde ediliyor dediğimiz takdirde buna toplumdan gelecek tepkileri hesaba katmalıyız. Toplumun tepkisini ölçerek değerlendirme yapmak gerekir. Bir kere medeni hak kanununda bazı değişiklerin yapılması gerekiyor. Çünkü; burada miras problemlerinin çözülebilmesi için bir takım girişimlerde bulunması gerekir. Miras problemi karşımıza çıkabilir. İkincisi toplumda bir takım kültürel değişkenlikler var. Cinsel etkileşimler söz konusu, bu konuda kanımca sağlık bakanının öncülük yapması gerekiyor ki bu organizasyonlar Sağlık Bakanlığı altında toplanabilsin. Sağlık Bakanlığının öncülüğünde bir takım değişikler yapıldıktan sonra tartışarak belli bir seviyeye geldikten sonra yapılabileceği kanısındayım.
-:Bu olaya sizin bakış açınız nedir?
Mustafa Bahçeci: Ben genel olarak olumsuz bakmıyorum, ama “haydi sperm bankası kuralım” görüşünde de değilim. Sperm bankasına karşı değilim. İnsanların kendi tercihidir. Globalleşen dünyada insan faktörü hep ön plana çıkıyor ve hep o vurgulanıyor. Bireyin hakları için bireyin tercihinden yanayım. Yani birey eğer böyle bir şeyi kullanmaktan yanaysa ben onun kullanılmasından yanayım. Ama şunu söylemek istiyorum, bunların bir düzenleme içerisinde olması gerekir. Önce yasal düzenlemelerin yapılması ondan sonra serbest bırakılmasından yanayım.
-: Eşler çocuk sahibi olmak istedikten sonra ne tür uygulamalardan geçmeleri gerekiyor?
Mustafa Bahçeci: Önce bir ön görüşme yapmak gerekiyor. Problem nedir? Sorunun ne olduğunun saptanması gerekir. Bir problem saptanmışsa öncelikle bu konuyla ilgilenen uygun kişiler tarafından çözülebilineceğini bilmek gerekir. Kadın doğumun tüm sorununu bir kişinin çözmesi mümkün olmayacağına göre uzmanlaşmanın bu konuda esas olduğuna inanıyorum.Uzmanlaşma başarının da aynı zamanda artmasında önemli bir faktör olarak karşımıza çıkacak. Bu kişilerin eğer gerçek anlamda bebek sahibi olmalarına engel bir durum söz konusuysa veya saptandıysa kişilerin öncelikle bu işin uzmanına gitmelerini öneriyorum. Ondan sonra kendi durumlarına göre medical, cerrahi yaklaşımlar yoluna giden bir süreç başlayabilir.
-: Bir bayanın hamilelik dönemi içerisinde nelere dikkat etmesi gerekir?
Mustafa Bahçeci:Bir bayanın hamilelik sırasında çok fazla dikkat edeceği bir şey yok. Öncelikle, kendisini takip eden hekimine sormadan herhangi bir ilacı almaması gerekir. Sigara veya içki alıyorsa gebeliği sırasında kesinlikle bırakması gerekiyor. Bundan sonrası çok önemli değil çünkü bundan sonra gebelik doğal bir hadisedir. Doğal bir hadise olduğu için gebeliğin gelişimi sırasında vücudun ihtiyaçlarındaki artışları zaten organizma belirler ve gebe de buna göre hareket eder. Örneğin; bir bayanın gebeliği sırasında % 40 enerji yakması gerekir buna bağlı olarak da daha çok yeme ihtiyacı duyar. Onun ötesinde gebelik sırasında özel bir takım diyetler uygulayanlar var, bunların çok fazla bir anlamı yoktur. Bunlar özel olarak gebeye bir şey kazandırmazlar. Sağlıklı beslenmenin gebelik öncesinde ne kadar önemliyse gebelik sırasında da o kadar önemli olduğunu bilip gebelik sırasında da bunlara dikkat etmek gerekir. Asıl önemlisi sigara ve içki alıyorsa bırakması, hekimin izni olmadan herhangi bir şekilde ilaç kullanmamasıdır.
-: Doğum kontrol haplarını doktor kontrolünden geçmeden kullanmak sakıncalı olabilir mi?
Mustafa Bahçeci: Doğum kontrolü’nün çok çeşitli yöntemleri var. Bunların içlerinde en iyilerinden bir tanesi de doğum kontrol hapı. Doğum kontrol hapına başlarken doktor gözetiminde başlamak ve bir takım sistemik hastalıklar varsa doğum kontrol hapının kullanılıp kullanılmaması konusunda doktordan öğüt almakta fayda var. Artık kontrol haplarında da değişiklikler oldu, çok farklı doğum kontrol hapları var. İçerisindeki hormon miktarları çok değişti ve bu nedenden dolayı da kendisine en uygun doğum kontrol hapının kullanılması açısından bir hekime başvurulmasında yarar var.
-: Eğer kısırlık erkekten kaynaklanıyorsa tüp bebek uygulaması gerçekleşir mi?
Mustafa Bahçeci: Kısırlık sadece erkekte varsa, sperm sayısı az ise mikro-enjeksiyon denilen bir başka tüp bebek yöntemi kullanılır. Aslında buna tüp bebek yöntemi demek doğru değil. Biz buna üremeye yardımcı olan tedavi yöntemi diyoruz. Kısırlık sadece erkek problemiyse mikro-enjeksiyon yöntemiyle eşin gebe kalmasını sağlıyoruz.
-: Türkiye’de kısırlığın dağılımı konusunda yapılan bir çalışma var mı?
Mustafa Bahçeci: Bu konuda yapılan çok net bir çalışma yok. Bizler genellikle yurt dışında yapılmış olan grafikleri kullanıyoruz ama genel olarak dünyaya baktığınız zaman kısırlık problemi % 15 civarında. İlk başta yapılan tanımlama önemli. Örneğin; siz tanımlama sınırını 1 yıl olarak kabul ederseniz yani bekleme süresini 1 yıl koyarsanız çiftlerin %15’inde kısırlık problemi olur. Eğer bekleme süresini biraz daha uzatıp 2 yıl koyarsanız o takdirde daha az oluyor. Yani oran %8 veya %10’na düşüyor.
-: “Hiç bir şekilde tedavi uygulanamaz” dediğiniz çiftler oluyor mu? bu durumda neler yapıyorsunuz?
Mustafa Bahçeci: Tabiki oluyor. Mesela; burada kadının yumurtası gelişmiyor yani kadında yumurta yok. Ya erken dönemde menopoza girmiş oluyor veya yumurtadaki rezerve iyice azalmış oluyor. Bu durumda Türkiye şartlarında yapılabilecek bir şey yok. İkincisi erkeğin menisinde sperm yoksa biopsi alıyorsunuz. Biopsi işlemi sırasında da sperme rastlamazsanız eğer buna karşı da yapılacak bir şey yok. Onlara yumurta veya sperm bankası önerebilirsiniz ki onlarda Türkiye şartlarında bulunmamakta. Bu tür hastalara kendilerine yapılabilecek bir şey olmadığını söylüyoruz.
-: Peki bu uygulamalar sırasında kişilerde ruhsal açıdan ne gibi değişiklikler söz konusu olabiliyor?
Mustafa Bahçeci: Uzunca bir süre bu konular üzerinde çalışan ve değişik tedavi yöntemleri deneyen kimi zaman başarısız olan insanlar olduğu için, psikolojik olarak insanlar çok rahat değiller. Her uygulama sonucu başarı bekleyip başarısız sonuçlar almış olan insanlar olduğu için insanların kaygıları, korkuları var. Bu insanlar toplumda baskı altında kalıyorlar. Aile çevresinde, mahalle çevresinde, çalıştığı yerde bazen de kötü niyetli olan kişiler onlara çok farklı yaklaşıyorlar. Söylenen sözlerden dolayı bayağı gergin olabiliyorlar. Yaklaşık 1997 yılından beri biz bu kişilere psikolojik danışmanlık hizmetleri veriyoruz. Bu insanlar bize başvurduğu zaman bizim kadrolu psikoloğumuz tarafından ya da eğitim danışmamız tarafından eğitime tabii tutuluyorlar. Hasta bilgilendirme toplantıları yapıyoruz, bu konuyla ilgili konularda daha fazla eğitilmelerini ve eksiklerini gidermeye çalışıyoruz. Çünkü insan bilmediği şeyden daha çok korkar. Aynı zamanda tedavi oldukları süre içerisinde yani, tedavi süresince psikologlarımızın onlarla ilişkide bulunmalarını yardım etmelerini sağlıyoruz.
Biz insanlara ne kadar çok psiklojik destek ve eğitim verirsek, bunların insanları rahatlattığına ve buna bağlı olarak gebelik şanslarının arttığına da inanıyoruz.
-: Ne gibi kronik rahatsızlığı olan hastalara tüp bebek yöntemi uygulayamıyorsunuz?
Mustafa Bahçeci: Öncelikle diyabetli olan hastalardan yola çıkarak anlatırsak, diyabet hastası erkek ise, inpotas problemi olabilir, ikincisi meniyi dışarı atamaz, menisi mesana içine akabilir. Bunları çözmemiz gerekiyor. Eğer kadında diyabet varsa bu hastaların gebe kalma şansları daha düşüktür. Düşük şansları daha fazla olur. Bu nedenden dolayı bu hastaların tüm olarak değerlendirilip tüm bu kronik rahatsızlığın yan etkilerini ortadan kaldırmak için tedavi ediyoruz. İleri derecede kalp hastası olan kişiler için bu tedavileri uygulamıyoruz. Çünkü gebelik kalp hastalığı riskini daha da arttıracaktır.
-ize tüp bebek uygulaması için gelen bir çiftde aradığınız asıl özellikler nelerdir?
Mustafa Bahçeci: Her şeyden önce, yasal olarak evli olmaları gerekiyor. İkincisi, her ikisinde de gen hücrelerinin bulunması gerekiyor. Yani kadının yumurtasının olmasını, erkeğin ise sperminin olmasını istiyoruz. Menisinde sperm yoksa testiste, yani erkek yumurtalıklarında sperm olmasını tercih ediyoruz. Erkekte sperm bulunamazsa kadında da yumurtalık bulunmazsa tüp bebek yöntemini uygulayamayacağımızı söylüyoruz. Bizim şuanki Türkiye şartlarında olmazsa olmaz diyerek aradığımız şeyler bunlar. Özellikle de gerçekten tüp bebeğe ihtiyacı olan kişilere bu tedavi yöntemlerini uyguluyoruz.